Eşitlik olmadan adalet olmaz

8.12.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Müftülüklere resmi nikah yetkisi veren yasa adıyla tanınan "Nüfuz Hizmetleri Kanunu Değişikliği" yasası, geçtiğimiz haftanın sonunda resmi gazetede yayınlandı ve yürürlüğe girdi.

Tüm kadın gruplarının ısrarla karşı çıkmasına, sokaklarda "Laik hukuk, Medeni Yasa yok sayılıyor" diye haykırmasına rağmen; yasa ne barolarda, ne üniversitelerde, ne muhalefette, ne de toplumda yeteri kadar karşılık bulabildi. En iyi niyetle, belki de gündemin yoğunluğundan pek de anlaşılamadı diyelim...

Kadın kuruluşları art arda yapılan bu yasa değişimlerine dikkat çekmek istemişlerdi. Bu gidişle yakın bir gelecekte resmi nikah önceliğinin kalkabileceğini, dini nikahın resmi nikahın alternatifi olabileceğini, aile bireyleri için hukuki ve ekonomik sorunlar yaratacağını görüyorlardı. Kararın laiklik ilkesine ve devrim yasalarına aykırı olacağını da defalarca dile getirmişlerdi.

Kısaca ifade etmemiz gerekirse, bugünün ayak seslerini, kadınlar çok önceden duymuşlardı. Birilerinin 17.02.1926'da kabul edilen 91 senelik Medeni Kanun'la bitmeyen bir meselesi, derdi olduğu açıktı. Medeni Kanun ile birlikte ailede kadın-erkek eşitliği sağlandı. Evlilikte resmi nikah mecburiyeti getirildi. Erkeklere tek eşle evlilik esası getirildi. Kadınlara istediklere mesleklere girebilme hakkı tanındı. Mahkemelerde tanıklık yapma miras ve boşanma konularında kadın-erkek eşit hale getirildi...

Her defasında Medeni Kanuna aykırı düzenlemeler getirilmeye çalışılıyorsa; mecburen aklımıza da "İslam hukukuna mı dönülmek isteniyor yoksa?" sorusu da takılıyor tabii... Çünkü kısa bir araştırma yapıldığında görülecektir ki, Medeni Kanun kabul edildiğinden beri en çok tenkide uğrayan kuralları, evlilik ve özellikle boşanmaya dair kuralları olmuştur..

Sosyal Bilimci Prof. Dr Niyazi Berkes, "Teokrasi ve Laiklik" isimli kitabının sayfalarında "Hukuki açıdan laiklik, kısaca ve genel olarak din işleri ile dünya işlerini ayıran bir rejimdir. Bu ifade ile anlatılmak istenen sadece devlet içinde din ve dünya işleriyle, ilgili otoritelerin birbirinden ayrılması değil, aynı zamanda sosyal hayatın eğitim, aile, ekonomi, hukuk, görgü kuralları, vb. gibi cephelerinin din kurallarından ayrılarak, zamana ve yaşama zorunluluklarına, gereklerine göre saptanmasıdır. Aksi düşünüldüğünde, din işleri ile dünya işlerini birleştiren bir rejim anlaşılır" ifadesini kullanmıştır.

Bütün bunları dikkate aldığımızda görürüz ki, müftülüklere nikah yetkisinin verilmesi aslında Anayasa'ya tezat teşkil eder. Medeni Hukuk'a, din ve devlet işlerinin ayrı tutulması ilkesine (laiklik) uygun değildir.

Nikah memurluğu İçişleri Bakanlığı'na bağlı resmi bir makamdır. Müftülük ise dini makamdır. Hukuki bir kavram olan,dünyevi olan "resmi evlilik" gibi bir görevin, dini olan "müftülük" makamlarına verilmesi neyin ifadesidir!.. Ve neden?.. Resmi nikahtan sonra isteyen zaten dini nikah da yaptırabiliyordu! Buna ihtiyaç yoktu ki!

Gerekçesi ne?.. Vatandaşların evlenme işlerini kolaylaştırmak...

Güldürmeyin beni Allah aşkına… Bunu duyan da zanneder ki, millet belediyelerin önünde evlilik kuyruğunda… Farz edelim ki böyle; bu sorun, nikah memuru sayısının, nikah salonu sayısının arttırılması ile çözülemez miydi?..

- Önce Türk Ceza Kanunu'nda (TCK) nikah cüzdanını görmeden, dini nikah yapan din görevlilerinin cezalandırılmasını öngören yasa iptal ediliyor (2015).

- Şimdi de Anayasa'nın Medeni Kanun'a verdiği "evlilik" işlemi yetkisi, din işlerinden sorumlu kişiye devrediliyor… Dünyevi ve dini yetkiler, "müftülük" makamında birleşiyor.

Sonra da boşanmalarda arabuluculuk uygulanabilir, arabuluculuk görevi yapacak kişinin devlet memuru olması yeterlidir diye kanaat bildirilip, "boşama yetkisi"ni de evlilik işlemini yapana verelim demek için zemin hazırlanıyor.

Daha sonra bu düzenlemeler sadece bir inanca yönelik olursa, Anayasa'nın eşitlik ilkesine ters düşer denilip farklı dinlere, farklı inanç ve mezheplere de aynı hak tanınırsa, çok hukukluluğa giden yol açılmış olmayacak mı?

Sayın hanımefendiler ve beyefendiler. Her şey gözümüzün önünde olup bitiyor. Biz seyrediyoruz.

Laiklik ilkesi ile kurucu irade, dinin siyasi ve hukuki bir güç olmasını engellemeyi hedeflemişti..Kadın Kuruluşlarının tüm itirazlarına rağmen; Diyanet İşleri Başkanlığı'nın, Milli Eğitim Bakanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Adalet Bakanlığı ile imzaladığı işbirliği protokollerinin mevcut olduğunu biliyor musunuz?..

Umarım şimdi "eşitlik olmadan adalet olmaz" diye sokaklara dökülen kadınların derdini anlamışsınızdır...

Etiketler : eşitlik, adalet

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...