Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Kasım ayında veri zenginliği

8.12.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Kasım ayı birçok ekonomik verinin açıklandığı bir ay oldu. Yılın bitimine çok az bir zaman kaldığı için de, bu veriler hem bu yılın nasıl tamamlanacağı, hem de gelecek yıla nasıl girileceğinin işaretlerini verdi. Bu verileri,  hafta içinde görsel ve yazılı basında geniş yer tutuğu için, detaya girmeden özetlemekle ve bazı yorumlar yapmakla yetineceğim.

Kasım ayında TÜFE, geçen yılın aynı dönemine göre % 12,98’lik bir artış gösterdi. Yurt içi üretici fiyat endeksi de bir önceki yılın aynı ayına göre % 17,30 artış gösterdi. Çekirdek enflasyon TÜFE ile yarışır hale geldi. Enflasyondaki artışın ana sebepleri arasında, geçen yıldan başlayarak Hazine garantili, KGF kaynaklı krediler yolu ile piyasaya kısa vadede 200 milyarı TL’nin üstünde para verilmesinin yol açtığı talep artışı, güvenlik harcamalarındaki artış, kur artışının yol açtığı maliyet yükselişi, petrol fiyatlarındaki artış sayılabilir. Birkaç ay öncesinde enflasyonun ana kaynağının talep artışı olduğunu ancak şimdilerde maliyet enflasyonuna dönüşmeye başladığını söyleyebiliriz. Gelecek yılda enflasyonun düzeyini, sıkı para politikasının ne ölçüde uygulanacağı, piyasaya çeşitli isimlerle para aktarılıp aktarılmayacağı petrol fiyatlarının seyri, bölgedeki gerginliğin sürüp sürmeyeceği, kurların seviyesi ve nihayet ülkeye ne ölçüde sermaye akışı olacağı belirleyecektir. Kurlardaki yükselişin önlenmesi de geniş ölçüde yine sermaye girişlerine bağlı olacaktır. Yabancı sermaye girişleri, büyümenin gerektirdiği ithal ihtiyacına, cari açık seviyesine, ödenecek dış borcun miktarına ve maliyetine bağlı olacaktır. FED’in, güçlenen ABD ekonomisine dayanarak önümüzdeki yıl birden fazla belki de üç defa faiz artışına gidebileceği konuşulmaktadır. Böyle bir durum ülkemiz dahil gelişmekte plan ülkeleri olumsuz yönde etkileyecektir.

Doğrudan yabancı yatırımlarda zaten gerileme vardır. Ocak-Eylül dönemleri dikkate alındığında, 2016 yılında 9,4 milyar dolar, 2017 yılında 7,3 milyar dolar giriş olmuştur. Bu rakamların sırasıyla 2,9 ve 3,6 milyar doları gayrimenkul alımları içindir. Bu kalemden 2015’te 17,5 milyar dolar, 2016’da ise 12,3 milyar dolar sermaye girişi olmuştur.

Enflasyon düzeyi faiz hadlerini etkileyen ana sebeptir. Merkez Bankası’nın geç likidite penceresinden yaptığı fonlama için uyguladığı % 12,25 oranındaki faiz bugünkü koşullarda yeterli bulunmamaktadır. Para Politikası Kurulu’nun 14 Aralıkta yapacağı toplantıda faizleri arttıracağı beklentisi vardır. Ancak önemli olan artış oranının gerçekçi olup olmayacağıdır.

İhracatın geçen yıla nazaran yükselme eğiliminde olduğu doğrudur. Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin açıklamalarına göre,  ihracat ilk 11 ayda geçen yılın aynı dönemine göre % 10,7 artışla 142,6 milyar dolar ve son 12 aylık olarak 155,4 milyar dolar olmuştur. Ekim ayı itibariyle AB ülkelerine yaptığımız ihracatın % 11,4 oranında artması sevindiricidir. Ancak ithalatımız da artmaktadır. Ocak-Ekim ayları itibariyle değerlendirdiğimizde ihracattaki artış oranı % 10,3 ithalattaki artış % 16,5’tir. Dış ticaret açığı ise 2016 da 46,3 milyar ve 2017 de 61,1 milyar dolardır. İhracatın ithalatı karşılama oranı ise sırasıyla % 71,6 ve % 67,8’dir. Türkiye ucuz mal üretmeye devam etmektedir.  Yüksek teknolojili ürünlerin imalat sanayi içindeki payı % 3,9’dur. Bu rakam imalat sanayi ithalatı içinde % 16,6’dır.

 

 

 

Dış ticaret açığının büyümesi doğal olarak cari açığı da yükseltmektedir.

Nitekim bu yılın Ocak-Eylül döneminde 31,1 milyar dolar olan açık 12 aylık olarak 39,3 milyar dolara çıkmıştır. Orta vadeli Program’da öngörülen 39,2 milyar dolarlık hedef Eylül ayı itibariyle aşılmıştır. Cari açık sıcak para ile finanse edilmektedir. Bu cins kaynak geçicidir ve pahalıdır.  Sıcak para ise yüksek faize gelmektedir. Merkez Bankası’nın dikkate alması gereken konu budur.

Turizm gelirlerinde ise geçen yıla nazaran bir artış görülmektedir. Ancak yine de 2014 yılının 41,4, 2015’in 31,5 milyar dolarlık gelir seviyesine ulaşılamamıştır. 2016 yılının 22,1 milyar dolarlık gelirine karşılık bu yıl 25 milyar dolar civarında bir gelir elde edilmesi beklenmektedir. Turizm sektöründeki net gelir ise henüz açıklanmamıştır.

Yukarıda verdiğimiz rakamlar gelecek yıl ve hatta yıllar için faydalı veriler olabilir. Ancak hepsinden önemli olan, ülkenin istikrar ve güvenirliği, güvenliği, öngörülebilirliği, gerçekçi dış politikası, ilişkilerinde yönünü belirlemesi ve eğitim ve yargı dahil yapısal reformlarını hızla tamamlamasıdır.

 

 

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test