Su aktivisti olmak!..

15.12.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

“Aktivist, resmi veya gayrı resmi, hukuki veya hukuki olmayan, onaylanabilir ya da onaylanamayan aynı düşünce ya da hayat görüşüne sahip kişi veya kişilerin bu düşünce ya da hayat görüşlerini legal (yasal) veya illegal (yasal olmayan) yollar ile eyleme dönüştürmesine katılan bireylere verilen ad; eylemci, etkinci.”

Hemen, “Allah Allah, şimdi bu tarif de nereden çıktı” demeyin, sevgili okurlarım, yavaş yavaş anlatayım.

Geçen gün düşündüm, “yaşım geçkin olmasaydı ve de bir seçim yapmam gerekseydi”, acaba “hangi konuda aktivist olurdum?..”

“Demokrasiden, hürriyetten, basın özgürlüğüne, adalete, çevreden, insan haklarına, hayvan haklarından, sera gazlarına kadar” bir yığın konu yazdım, önüme ve “birer ikişer silmeye başladım”. Sonunda “bir tanesi” kaldı ki, onu silemedim; “silemediğim” aktivistlik “hayatın sırrı” idi; Su!..

Evrende, dün yüz milyarlarca, sonra trilyonlarca galaksi olduğunu hesaplıyordu uzay bilimciler, bugünkü rakamları ise; “300/700 seksilyon (21 sıfırlı rakam) arasında!..”

Düşünün siz, sadece Güneşimizin ve Dünyamızın bulunduğu Samanyolu Galaksisi’nde “500 milyara yakın yıldız olduğu” söylendiğine göre, varın Evren’deki yıldız ve de onların etrafında dönen gezegen sayısını hesaplayın; kim bilir kaç sıfırlı bir rakam çıkacak ortaya!..

İşte gene gökbilimciler diyor ki; “Bu kadar galaksi, bu kadar yıldız ve bu kadar gezegen olduğuna göre, mutlaka bu gezegenlerin bazılarında da hayat vardır!..”

Ve de her gün daha iyisini yaptıkları teleskoplarla başta kendi Galaksimiz Samanyolu olmak üzere Evren’de  “Hayat var mı” aramalarında,  “Hayatı bulmak için” aradıkları şey; SU!..

“Su izi bulduklarında “Hayat vardı” diyorlar, “Su bulurlarsa; işte “Orada hayat var!..”

Ve de “bilim” ve “evrim” Dünyada hayatın “suda başladığını” söylüyor: bu gerçeğin formülü “Su = Hayat” değilse nedir?..

Ama bizler, hayatla ilgili bu denklem ortada iken, acaba “hayati” şu soruyu kendi kendimize soruyor muyuz; “Susuzluktan kırılan çöllerde yaşayanlar’ bir yana, suyun ‘gerçek’ kıymetini biliyor muyuz?..”

Bu sorunun cevabını “Su aktivisti olmak isteyen” Öcal Uluç olarak vereyim; “Ne gezeeer!..”

Suyun kıymetini bilsek, her yıl okyanuslara milyonlarca ton plastik poşet, şişe, bardak, pipet vs. atar mıyız?..

Suyun kıymetini bilsek havamızdaki oksijenin üçte ikisini emen okyanus ve denizlere rağmen, o havayı zehirlemek, kirletmek için pervasızca her şeyi yapar mıyız?..

Suyun kıymetini bilsek, arteziyenlerle doğayı delik deşik eder ve “bitkisine, hayvanına, insanına yaşamak için hayatın ilk şart sayılan” suyu hiçbir denetime tabi olmadan israf eder, ovalara lâzım olan yer altı sularını yüzlerce, hatta binlerce metre derinlere kadar indirir miyiz?..

Suyun kıymetini bilsek, 3 avuç suyla yıkanacak yüzümüz için, “faşşş” diye akan musluklarımızdan birkaç dakikalık duşa yetecek kadar su sarf eder miyiz?..

Bakınız daha “kirlettiğimiz göllerden derelerden, çaylardan, nehirlerden” ve “denizlere akıp giden” tatlı sularımızdan bahsetmedim.

Dahasının dahası, “sera gazı etkisiyle” eriyen kutuplardan, buz dağlarından ve 50 yıl sonra Dünya’nın ne hâle geleceğinden de söz etmiyorum.

“Suyun hayat olması” ve de “suyun, petrolden çok daha kıymetli olduğunun anlaşılması üzerine çoktan başlamış olan su savaşları” konularındaki cahilliğimizin de altını çizerek, başlıyorum yazmaya.

Gelecek hafta siz değerli okuyucularımı, İzmir’de yaşayan ve “gerçek bir su aktivisti olan” bir Türk ile tanıştıracağım; “Ne yapmak istiyor, neler yaptı ve daha neler yapacak” anlatacağım!..

Bence, “bu barışçıl etkinlikte, onun yanında yer almak”, insanımız için de, ülkemiz içinde büyük yarar sağlayacak bir adıma güç katacaktır, unutmayın!..

 

Haftanın Adamı

 

Vladimir Putin!..

Trump’ın “Kudüs densizliğinden” sonra, sahneye çıkıveren Putin, hatta Dünya’da “haftanın adamı” olmalı.

Kahire’yi, Suriye’yi ziyaret ettikten sonra Türkiye’ye gelen Rus Lider, önce Erdoğan’ın gönlünü aldı; “Trump’ın kararını anlamada Erdoğan ile aynı görüşteyiz” dedi ve gitti.

Ne var ki, iki gün sonra, “Resmi Sözcüsü” , hem de İslam Zirvesi Türkiye’de yapılırken, tam tersi bir açıklama yaptı; “Kudüs ve İsrail konusunda Erdoğan ile görüşlerimiz uyuşmuyor!..”

Rus komutanların Kuzey Suriye’de YPG temsilcileriyle “ortak açıklamalar yapmasının ardından gelen” bu tablo, dikkat çekiciydi.

Putin, bu arada “asıl büyük oyununu” da oynadı; Rus askerlerinin Kuzey Suriye’den çekilmesi emrini verdi.

Bu emir, Türkiye’yi Kuzey Suriye’de, özellikle Afrin’de “YPG / ABD askeri ortaklığı” ile  başbaşa bırakmak” demekti ki, bu da Türkiye’ye “YPG ve ABD ile varsa hesabın, sen tek başına gör” demek değil miydi?..

Siyaset yok!

Ülkenin içte ve dışta içinde bulunduğu çok zor şartlara rağmen, siyasetçilerimizin “neredeyse köprü altı seviyesine inen” söylemlerle birbirlerini yemeleri, “Türkiye Cumhuriyeti’nin bir vatandaşı olarak” benim yüzümü kızartıyor.

Onun için “bu hafta siyaset yazmaya ‘paydos’ diyorum; ama, “onların yüzlerinin kızarmayacağını” da iyi biliyorum.

Sözün Özü

Türk ekonomisi yüzde 11.1 büyümüş, üçüncü çeyrekte. “Birinci çeyrekte olsa” şaşırmazdım. Malûm o aylar “Cemre” ayları; “Anlaşılıyor ki Cemre’ye özenmiş, o da görünmüyor” der, geçerdim!..

 

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...