Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Kışlalı; “Türkiye ABD’den kopuyor!”

15.12.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Trump’ın Kudüs kararı, Dünya’da ve ABD’de de olduğu gibi Türkiye’de de gündemi değiştirdi. GÖZLEM’in, Türkiye gündeminin başındaki konularla ilgili sorularını cevaplayan duayen gazeteci M. Ali Kışlalı, “Kudüs olayının, içeride sıkıntılı günler yaşayan” Erdoğan’a avantaj sağladığını düşünüyor. İşte görüşleri…

 

 

 

GÖZLEM – Trump’ın “Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıması” kararını, “kendisi, ABD, İslam Alemi ve Orta Doğu bakımından” nasıl yorumluyorsunuz?

 

Trump'un başkanlığı ABD'de ciddi olarak sorgulanıyor. Başkanlıktan alınma ihtimali var. Kendisi açısından Musevi lobisini arkasına alması ve yeni bir düşman yaratarak gücünü arttırması gibi nedenlerle bu kararı almış olabilir. Başkanlık yarışı sırasında Musevi bir işadamından bu kararı alması karşılığında kampanyasına 20 milyon dolar bağış aldığı da basında yer aldı. Kendisini destekleyecekleri memnun edeceğini düşündü. Bu karardan kimler memnun? Herhalde kendisini Ortadoğu'da Müslümanlar istediği gibi desteklemiyor ki, bu kararı alarak İsrail'i, tüm dünyadaki Musevileri ve ABD'deki Musevi lobisini memnun etti. Ortadoğu'ya ilişkin de artık ABD'nin ne yapmak istediği ortaya çıktı. Şu çok mühim. Trump Kürtleri bir şekilde, ne kadar olursa olsun, Ortadoğu'da bir kart olarak kullanmak için tutmak istiyor. Türkiye'yi ne kadar kızdıracağını bilse de. Trump döneminde ABD – Türkiye arasında yaşananlar neyi gösterdi? ABD'nin Fethullah Hoca'yı desteklediğini, onun arkasında olduğunu gösterdi. Trump döneminde bu iyice açığa çıktı. Bunu, Türkiye'yi kendi saflarından, NATO'dan kopartmadan yapmaya çalışıyordu. Ama Türkiye gittikçe ABD'den uzaklaşıyor, kopuyor. ABD, FETÖ'ye desteğine rağmen, Türkiye'nin kopmasını istemiyor ama yaptığı işler Türkiye'yi değil, başka güçleri tercih ettiğini gösteriyor. Kürtleri desteklemesi enteresan. Türkiye'nin yavaş yavaş Rusya'ya yaklaşması ilginç. Trump Erdoğan'dan memnun değil. Bu kararın Türkiye'ye ilişkin mesajı da bu.

 

GÖZLEM – AB’den “bu karara karşı tepkiler”, pek güçlü değildi, sizce neden?

 

AB'de Müslüman ülke var mı? AB bu karardan ciddi zarar görmez. AB bu karardan çok rahatsız olmaz. Aşırı dinci tepkiler de şimdi daha çok AB yerine ABD'ye kayacaktır.

 

GÖZLEM – Kahire ve Şam’a uğradıktan sonra Ankara’ya gelen Putin, Erdoğan ile beraber yaptığı basın toplantısında “Trump’ın attığı Kudüs adımının ne anlama geldiği konusunda Türkiye ile aynı görüşte olduklarını” belirtmişti. Ne var ki, İslam İşbirliği Zirvesi sırasında, Moskova’dan “resmi” bir açıklama geldi. Putin’in Sözcüsü Dmitriy Peskov, “Türkiye Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın tutumunu biliyoruz ancak şimdiki durumda bu tutum Rusya’nın tutumuyla örtüşmüyor. Bizim hem Kudüs, hem İsrail-Filistin ihtilafının nasıl çözüme kavuşturulmasını istediğimizi herkes gayet iyi biliyor” dedi. Görüşünüz?

 

Putin'in ve Rusya'nın, her konuda Türkiye ve Tayyip Erdoğan ile aynı noktada olup olmamasının iyi ve kötü yanları konusunda tartışma yapılabilir. Ama bugün böyle bir tartışmanın ne Türk-Rus ilişkileri için, ne de dış ilişkilerimiz için yarar bir neticeye varacağını düşünemiyorum. Bu konuda Rusya ile aynı fikirde olsak ne olur, ne kadar önemli, bilemiyorum.

 

GÖZLEM – Arap Dünyası’ndan da “bir birlik ve beraberlik hâlinde sert bir tepki” görülmedi, başta Türkiye olmak üzere “Araplar dışındaki İslam Dünyası” çok daha sert bir tepki gösterdi, bu farkı nasıl yorumlarsınız?

 

Aslında Arapların büyük kısmının görüntüde lideri konumundaki Suudi Arabistan, İsrail'in baş düşmanı İran ile bölgede bir güç savaşı içinde. İran destekli gruplar Yemen üzerinden Suudi Arabistan'ı bombalıyor. Karşılıklı bir mücadele var. Ayrıca Suudi Arabistan, ABD'ye de çok yakın. Kralın halefi konumundaki Suudi Prensi'nin çok sayıda zengin Suudi prenslerini tutuklatmasının ardında ABD'nin de etkisi olduğu ifade ediliyordu. Bundan başka, Lübnan Başbakanı, İran'ın isteyeceği şekilde görevinden istifa ettiğini Suudi Arabistan'da duyurduğunda da, neredeyse bu ülkeden dışarı çıkmasına izin verilmeyecekti. İçten içe Suudi Arabistan, bölgede İran'ın baş düşmanı olan İsrail'in güçlenmesinden fayda görüyor olduğunu düşünüyor olsa gerek.

 

GÖZLEM – “Trump bu kararıyla sadece ABD içinde zor durumda olan kendisini değil, Türkiye’de ‘iç politikada sıkıntılı günler yaşayan’ Erdoğan’a da rahat nefes aldırdı. Kudüs olayı, Reza Zarrab ve Kılıçdaroğlu’nun açıkladığı belgeler olaylarını bastırdı ve Erdoğan ‘Kudüs insiyatifi’ fırsatını iyi kullanarak iç politikada gene gündemin başına oturdu” deniliyor; görüşünüz?

 

Doğru. Sadece gündemin başına oturmakla kalmadı, bir de İslam aleminde kendine yepyeni bir yer geçirdi. ABD, AB'den uzaklaşırken, Rusya'ya yanaşmıştı. Şimdi de Müslüman ülkeler nezdinde gücünü, itibarını arttırması Türkiye'nin ve hiç şüphesiz Erdoğan'ın da avantajına olur.

 

GÖZLEM – Reza Zarrab, mahkemede “anlaşmalı tanık” olarak soruları cevaplandırdı ve özellikle “Türkiye’de dağıttığı rüşvet paraları ile ilgili” birçok iddia ortaya attı. Ne var ki, “bu rüşvet iddialarında adı geçen”, siyasetçiler ve bürokratlardan ses seda çıkmadı; “yalan söylüyor” diyemediler; ne diyorsunuz?

 

Rüşvet iddiaları Türkiye'de ortaya atıldığı zaman da bu iddiaları inanılır şekilde yalanlayamamışlardı ki şimdi yalanlasınlar. Bu konuyu AKP o zaman geçiştirmişti.

 

GÖZLEM – Mehmet ve Ahmet Altan kardeşler ile Nazlı Ilıcak için savcı “müebbet hapis cezası” istedi. AB görüşmelerinin “fasıllar açılarak yeniden başlatılması” isteklerini “bağlayan” şartların başında “basın özgürlüğü ve hapisteki gazetecilerin durumu” da varken ve de bu yeni gelişmeyi Avrupa'nın nasıl karşılayacağı da ortadayken, AB ile fasıllar açılarak görüşmelerinden yeniden başlamasını mümkün görüyor musunuz?

 

Bu sorunun cevabı, Erdoğan'ın fasılların açılmasında yarar görüp görmediğine bağlı. Eğer yeni fasılların açılmasının kendisinin avantajına olduğunu görürse ki, "Ne olacak, fasıllar açılsın, Avrupa ile ilişkiler öyle veya böyle sürsün ki, Amerika'ya karşı mücadele daha etkili olur" diye düşünürse, yargının bu gazetecilerin alacağı cezanın daha yumuşaması konusundaki tavrı daha yumuşayabilir.

 

GÖZLEM – Jandarmanın yemek duasından “Tanrı” kelimesinin kaldırılarak, yerine “Allah” kelimesinin konulması konusunda görüşünüz?

 

Bunun da ötesinde, TSK'nın yeni asker alma ile ilgili reklamlarına "bayrak" ile beraber "ezan" vurgusu da eklendi. Bütün bunlar yurt içine de, yurt dışına da dinci kesimlere bir mesaj. Bu Erdoğan'ın İslam alemine ilişkin küçük, büyük algı mesajları. Türkiye Müslüman bir ülke mesajını güçlendirmeye çalışıyor. Kendi itibarının bu çevrelerde artmasına sebep olacak hareketler.

 

GÖZLEM – Pentagon’un “YPG ile işbirliğine devam edileceği” açıklamasından hemen sonra, Kuzey Suriye’de, bir kasabanın IŞİD’ten kurtarılmasının sonrasında “Rus komutan ile YPG temsilcisi gayet dostane bir hava içinde beraber açıklama yaptılar”. Dahası Fransız ve İngiliz subayları da YPG’li grubun askerleri ve yöneticileri ile beraber gazetecilere poz verdiler. Açıkça ortaya çıktı ki, Kuzey Suriye’de ABD de, Rusya da, Avrupa ülkeleri de “böyle”, Esad ile zaten “kanlı bıçaklıyız”; ortada “bizden yana küçük bazı muhalif gruplar hariç” kimse yok. Masada “yalnız kaldık”; yorumunuz?..

 

Evet masada bir sürü kesim oturuyor. Bunların bir tanesi hem lehine, hem aleyhine çalışabilecek bir kesim, Kürt olarak. Onu da, Rusya'nın kabul ettiği ölçülerde, biz de hoş görmek durumunda kalacağız. Ama ondan sonra bütün mesele bu YPG'nin PKK ile ilişkisini kesebilmek, YPG'nin Türkiye'ye karşı mücadele etmeyeceği bir hale getirebilmek olmalı. Türkiye için asıl hedefin PKK olduğunu kabul ettirip, onun dışındaki Kürtleri Türkiye'ye karşı mücadele etmez hale getirmek olmalı. Türkiye'nin esas başarısı burada olacaktır. Bunun için de en kısa sürede, ki bazı göstergeleri var, YPG'yi istemeyen, ülkesinden federatif bir yapı istemeyen Esad ile barışmak gerekir.

 

GÖZLEM – Putin, “Rus askerlerinin Suriye’den çekilmeleri” talimatını verdi. Bu aynı zamanda Afrin’den de çekilmeleri ve “muhtemel bir Afrin krizinde, Türkiye’nin doğrudan YPG ve ABD ile karşı karşıya gelmesi” anlamına geliyor. Ne diyorsunuz; “usta bir siyasi / askeri manevra gibi” görünmüyor mu?

 

Putin herhalde Türkiye'nin, Suriye ile ilgili bir alanda PKK'nın bir kolu ile ve ABD ile karşı karşıya kalmasını istemez. Bu işine gelmez. Rusya'nın lehine olmaz. Hatta bilakis kendisi orada çatışmayı engellemek ister. Rusya'nın Suriye'den asker çekmesinin de sınırlı olacağı basında yer aldı. Bu da makul. O kadar işin içine girmiş, yıllardır bir noktaya getirmiş ve ağırlığını ortaya koymuş. Tamamıyla niye çekilsin.

 

GÖZLEM –Bir ülkede nizamı, intizamı, ülkenin ve halkın güvenliğini sağlama görevini üstlenmiş kuruluşlarla doğrudan ilişkili bakanlıkların, İçişleri / Adalet / Milli Savunma gibi bakanlıkların bakanlık koltuğuna oturan siyasetçilerin, günlük “siyasi tartışmalara, parti mensupları, parti yöneticileri gibi katılmaları” ve de “ağır hakaret taşıyan sözlerine bir de tehdit karıştırmaları”, mesela “bir İçişleri Bakanı’nın, Ana muhalefet partisi liderine “Sen bittin” demesi konusundaki görüşünüz?..

 

Bu sözlerin ifade ettiği netice, en kısa sürede hasıl olmadığı takdirde, bu durum İçişleri Bakanı'nın biteceğini gösterir. Bakan'ın söylediği gibi, “Kılıçdaroğlu'nun bitmesini” sağlayacak bilgi, belge ve suçlamalar ortaya konup yasal bir şekilde Kılıçdaroğlu hakkında "iddia edilen" netice alınamazsa, bu iddialara yapan İçişleri Bakanı bitmiş demektir. Cumhurbaşkanı'nın onu tutmaması lazım. Eğer Kılıçdaroğlu'nun itibarını yok edecek şeyler ortaya konur, ispat edilirse, Cumhurbaşkanı memnuniyetle buna onay verir. Ama bu kolay mı? Doğrusu İçişleri Bakanı bu sözü söylediği zaman, bu iddiaların gerekçelerine ilişkin Erdoğan'ı ikna edip etmediği merak konusu.

 

GÖZLEM –TÜSİAD Başkanı Erol Bilecik “TÜSİAD olarak her zaman şunu söylüyoruz. Bugün yüzde 7-8’ler civarında büyüyeceğimize daha fazla hukukun devrede olduğu, daha fazla demokrasi sunduğumuz bir ülke olup, yüzde 5-6 civarında bile büyüsek bu hakikaten 7-8’lerden daha değerli olur” dedi. Yorumunuz?

 

Çok doğru sözler. Bu sözlere ne denir? Türkiye'de arzu edilen yasaların, demokrasinin hakim olduğu bir yönetim olması. Böyle bir ülke olacaksak ve bundan dolayı daha az gelişeceksek, bu tabii ki istenir bir durumdur. Bunun değerini de en iyi bilecek kesimlerden birisi iş dünyasıdır. Çünkü iş dünyası, demokrasinin, yasaların hakim olmadığı ortamlarda "doğru düzgün çalışamayacağını, hesaplarını düzgün yapamayacağını" bilir.

 

GÖZLEM – TÜİK’in açıkladığı rakamlara göre, Türkiye ekonomisi 2017’nin üçüncü çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 11.1 büyüdü ve Türkiye, 2017’nin üçüncü çeyreğinde yüzde 6.8 büyüyen Çin’i bile geride bıraktı. Bu rakamlar için “Milletle dalga geçiliyor; matematiğin bittiği an, TÜİK sihirbazlığı” gibi değerlendirmeler yapıldı, görüşünüz?

 

Bu konudaki en güzel açıklamalardan birini, Milliyet'in deneyimli köşe yazarı Güngör Uras yaptı: "Geçen yılın ilk iki çeyreğinde yüzde 5’e yakın büyüyen ekonomi, FETÖ belası ile üçüncü çeyrekte yüzde 0.8 küçülmüştü. Çeyreklik büyüme, önceki yılın aynı çeyreğindeki büyüme esas alınarak hesaplanıyor. 2017 yılının ilk iki çeyreğinde büyüme oranı yüzde 5 dolayında iken, üçüncü çeyreğinde birden yüzde 11’in üzerine çıkmasının nedeni, baz etkisi.

Geçen yılın üçüncü çeyreğinde büyüme, eksi yüzde 0.8 olduğu için bu yılın büyümesi yüksek çıkıyor. Baz etkisi düzeltilirse büyümenin yüzde 6 dolayında olduğu görülür."

 

 

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test