Bunlar İslam’a da hakaret ediyorlar!..

22.12.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Ey Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kendisini Şeyhülislam’ın ya da müftünün yerine koyarak “fetva üstüne fetva veren” kurulu, “bu adamlar için” fetvanız yok mu; İslam’ı küçük düşüren, İslam’ı karalayan, kendilerini “İslam’ın sözcüsü gibi gösterip”, halt üstüne halt eden bu adamlara “Sus” demek göreviniz değil mi?

Otobüslerde başı açık kadınlarımızı, yollarda bisiklete binen kızlarımızı “kirli düşüncelerinin en bayağı cümleleriyle taciz ve tehdit eden” adamlara hiç mi sözünüz yok?..

İşte “tekzip edilmeyen” haber; “İslamcı …. TV'de sarf edilen sakal konusundaki ‘tuhaf’ sözler tepki çekti. ‘…..’ adlı programda, ‘Hanımı izin vermediği için tıraş olması caiz mi’ sorusuna, ‘Erkeğin sakal bırakması için hanımından müsaade almasına gerek yok. Erkek sakal bırakmakla memurdur. Erkek, kadından ayrılmak için sakal bırakmalıdır zaten. Kadından ayıran iki uzvundan biri sakaldır zaten. İleride bir adam gördünüz, uzun saçlı, zaten şimdi kadınımız da erkeğimiz de aynı giyiniyor. Şimdi, bir bakıyorsun uzun saçlı, sakalı da yok. Şimdi yakınına gelene kadar onu kadın zannedersin. Allah muhafaza bir sürü düşünceye de girersin. Ne gerek var insanları meşgul ediyorsun’ şeklinde cevap verildiği görülüyor.”

İnsanın, “Bu cevabıyla, İslam adına, İslam’a yapılacak en büyük kötülüklerden birini yapan” bu adamın suratına kusacağı geliyor. Bu nasıl bir düşünce sistemidir, bu nasıl bir iğrençliktir? Kuzum, bunlar neden döndürüp dolaştırıp, erkek – kadın ilişkilerini sonunda getirip getirip bacak aralarına bağlarlar?

Ve de neden “Fetvacı Kurul”, bu rezaletin önünü kapayacak açıklamalar yapmaz ve “devlet” bunlara izin vermeye devam eder?

Bir yetkili çıkıp da söylesin, nereye varacak, sadece “İslâm’a karşı” değil, “laik Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı” da işlenen bu hain suçların sonu?..

İşte Su Aktivisti!..

Geçen hafta, suyun kıymetini, su savaşlarını ve su sarfındaki hovardalığı yazmış ve bu hafta “Su israfına savaş açan ve su tasarrufu için kampanya başlatan” İzmirli Su Aktivisti’ni “bu hafta yazacağımı” duyurmuştum!..

Adı “Avni Ersoy” su aktivistimizin, İzmir iş aleminin, sosyal hayatının ve siyasetinin tanınmış kişilerinden. Rahmetli Süleyman Demirel’in “en güvendiği” İzmirlilerin başında gelenlerden.

Onun “bir” tarafını, “çocuklar için trafik pisti yaptırma mücadelesini, sürdürürken” tanıdım.

İşte o “bir tarafı”, bu defa, aylardır “Su Hayattır, hayat için en değerli şeydir, onu israf etmeyelim” diyerek başlattığı “Su tasarrufu kampanyası” ile gene yola çıktı. Şimdilik “İzmir sınırları içinde” ama “burası tamam olunca” Ankara’ya en yetkili kişilere, İstanbul’a Türkiye medyasına ulaşmaya çalışacağını da biliyorum.

Diyor ki bana; “Su, su olarak, yemek olarak, tarım olarak, enerji olarak, nakliye olarak, temizlik olarak, kısacası ‘her şey’ olarak Dünyayı yaşanır kılan ve canlıları yaşatan bir ilahi hediyedir bize. Ama biz onun değerini bilmiyoruz ve yapmamız gerekeni yapmıyor, onu israf ediyoruz.”

Önce “inanç örneğini” veriyor; “Su ile ilgili Kuranda ayetler var, Peygamberimizin hadisleri, sünneti var. Her Müslüman bilmelidir ki, Peygamber efendimiz “Dere kenarında bile abdest alırken suyu idareli kullanmalıdır. Bu tasarruf, fakirin zekatıdır” diye düşünmektedir. Öyleyse su tasarrufuna abdest alınırken başlanmalıdır.”

Nasıl başlayacak bu tasarruf; abdest alınırken, “Faaşşş” diye su akıtan “basılı sistem” musluklar yerine, ayarlanması kolay “çevirmeli sistem” musluklar kullanılarak!..

Nerelerde; camilerde, okullarda, evlerde, cihet – i askeriyede, tarlada, bahçede, sporda, handa, hamamda, kısacası her yerde.

Diyor ki; “Mesela Alsancak’ta şehir suyunun başıncı, 8 – 10 katlı apartmanın en üst katına çıkmak üzere ayarlanır, alt katlarda basılı sistem musluklara yukarı doğru dokunduğunuzda, işte ‘Faaaşşş’ diye başlar su israfı ve buna çabuk alışır insanlar. Yarım litre su ile yapacakları işi, 1 – 2  litre su sarf ederek sonlandırırlar; bu önlenmeli!..”

Devam; “ince hesaba gerek yok”; günde 1 litre su tasarruf etse bir insan, 50 milyon insanda 50 milyon litre su tasarrufu sağlanır; daha ne olsun?..

Avni Ersoy, Valilikten, Müftülüğe, Milli Eğitim’den, Devlet Su İşlerine, Yaşar / Ege / Ekonomi üniversitelerinden, Ege Orman Vakfı’na kadar, seçilmiş ve atanmış yetkililerle görüşmek için çalmadık, anlatmadık kapı bırakmıyor, İzmir’de!..

Ve bizlerden, basınımızdan da destek bekliyor; “Vatanını, milletini seven  herkes destek olmalı, su tasarrufu mücadelemize, yarın geç olmadan!..”

Ben, sütunumda başladım bile!..

 

Sözün Özü

Bu CHP’lilere hayran olmamak elde değil. “Erken seçim” söylentilerinin kulislere düştüğü şu günlerde “ülkenin hâli ortada iken”, CHP İzmir Milletvekili Tacettin Bayır, CHP’li İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’na karşı kampanyayı başlatıverdi. Kutlarım Bayır’ı. AKP’liler “Ön alarak bizi bile geride baktı” diyorlar ve alkışlıyorlardır, onu; Helal olsun!..

Haftanın Adamı

 

Rıdvan Dilmen!..

Allah, kimseyi “bilmediğini bilmemek” durumda bırakmasın. “Bırakırsa” bilesiniz ki, “onu cezalandırmak istiyor” ve toplumda “cahilliğe örnek gösterilecek” bir duruma düşürüyor!..

Bakınız, “basın / fikir / ifade hürriyetinin ön şart olduğu” bir mesleğin 62 yıllık mensubu bir insan olarak, elbette “her görüşe saygı duymam gerektiğine” inanırım.

Amma bunun bir istisnası vardır; “Bilmediğini bilmeyenlerin ısrarcı görüşleri!..”

Lafı uzattım, “bütün bunları yazmamım” sebebi, TV’lerimizin ve spor sayfalarımızın “en tanınmışlarından olan” bir arkadaşımın “saçmalayışı” ve üstüne “bilmediğini bilmediğinden” eleştirilere “Sözümün arkasındayım” diyerek ısrarla devam edişindendir!..

Hemen anlamışsınızdır, Rıdvan Dilmen’den söz ediyorum; Tuttu, birdenbire TV ekranında, “Recep Tayyip Erdoğan’ı, Deniz Gezmiş’e benzetti!..”

Neymiş haber; “İşçi Partili (Türkiye İşçi Partisi) bir babanın oğlu olduğunu belirten Dilmen ‘Ben Recep Tayyip Erdoğan beye baktığımda yeşil parkasız bir Deniz Gezmiş görüyorum. Demokrat sol görüşlü bir insan görüyorum. Bak Deniz Gezmiş’e Filistin’e gitmiş, kampa gitmiş. Deniz Gezmiş de ‘Kahrolsun emperyalizm’ diyordu, Erdoğan da emperyalistlerle mücadele ediyor’ diye konuştu.”

Bu sözlerle ilgili olarak Devlet Bahçeli, “yalakalık” gibi sözler etti ama, benim  pencerem başka. Bana göre, “Parka” sözcüğünü “Parke” gibi telaffuz etmesi bir yana, “bu sözler, kaba bir Aristo Mantığı’nın tuzağına düşecek kadar cahil olduğunu” ortaya koyuyor, üstelik ısrar da ederek.

Onun mantığına bakarsak, yarın da çıkıp, “Ben Fenerbahçeliyim, ünlüyüm. Aziz Yıldırım da Fenerbahçeli ve ünlü. Onun için Aziz Yıldırım, ‘koltuklu’ Rıdvan Dilmen’dir” ya da “Rıdvan Dilmen, ‘koltuksuz’ Aziz Yıldırım’dır” diyebilir!..

“Erdoğan / Gezmiş” benzetmesiyle AKP’lisinden, CHP’lisine, MHP’lisinden, HDP’lisine, dahası Deniz Gezmiş takımına kadar kimselere yaranamayan bir Rıdvan var, karşımızda; onu “Haftanın Adamı” seçmeyeyim de, kimi seçeyim?..

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...