Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Asıl fetva bekleyen konular!..

5.1.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

“FETÖ’cü, PKK’cı, IŞİD’ci, DHKP- C’ci, Hizbullahcı, TKP- ML’ci, İBDA – C’ci ve daha birçok bilmem neci” derken, şimdi hemen her gün, yurdun her yanından gelen “kimliği belirli ya da belirsiz, tekil ya da gruplu saldırganların ateşleriyle ölen ya da ateş arasında kalarak hayatını kaybeden vatandaşlarımız” ile ilgili haberler var, TV’lerde, gazetelerde!..

Bunlara Suriyeliler başta, “ne idiğü belirsiz” mültecilerin de karıştığı olayları eklersek, ülkemizin birçok yerinin “Amerikan kovboy filmlerinden tanıdığımız” Teksas’a benzediğini, hatta olaylar zincisine “grupların linç girişimlerinin de eklendiğini” üzülerek ve endişe içinde görüyor, duyuyoruz!..

Devletin “asayiş suçu / yaralı / ölü istatistikleri” giderek kabarırken, uyuşturucudan, fuhuşa, kadına şiddetten, tacize, öldürmekten, yaralamaya, yasal olmayan kumardan, yasal olan kumara, boşanmalardan, “medeni nikah olmadan” evlenmelere, ensestten, her türlü cinsel sapıklıklara kadar olan artışlar da o istatistiklerde rakamsallaşmış durumda!..

Düşünmek gerekmiyor mu; “İslam ve Kur’an” denilerek, “ayetleriyle, hadisleriyle, sünnetleri” ile ve de “Günah / Haram” ikazlarıyla “insanları özellikle bu konularda uyandıracak bir dini eğitimin ve uygulamalarının okuldan evlere kadar yaygınlaşmasına önem veren” ve de “İslami değerleri savunma konusunda bütün İslam Aleminin önderliğine soyunan” bir iktidar 15 yıldır ülkeyi yönetirken, bu istatistikler ne anlama geliyor?..

Acaba, “diğer semavi dinlerden ‘ruhban sınıfının olmaması’ ile ayrılan” İslam’ın  “Muaviye ve oğlu Yezid ile başlayan Emevi saltanatından beri bozulan” bu ilkesinin adeta yok edilmesi, “başlıca sebep” olabilir mi?..

Bugün ülkemizde “onca tarikat, onca cemaat” olduğu ortada iken, mesela sadece İstanbul’da “Şeyhimiz / Şıhımız” denilen 8000’den fazla kişi ile “bir ruhban ordusunun bulunması” gerçeği ne ifade ediyor, acaba?..

Ey, daha dün, “tertiplediğiniz” bir imamlar toplantısına, “ölülerin arkasından konuşulmayacağını” öğütleyen bir dine mensup olduğumuz hâlde, rahmetli Bülent Ecevit’ten “Altı bezlenen, altını ıslatan bir başbakan” diye söz edebilen bir Diyanet Sen Genel Başkan Yardımcısı’nı davet edecek kadar “dünyadan ve kişilerden habersiz olduklarını gösteren” Diyanet İşleri Başkan ve yöneticileri, sizlere sormak gerek;” bu gelişmeler ve istatistikler” ne ifade ediyor, sizce?..

Ve de asıl merak edilen konu; son aylarda “fetva modası” çıkaran Diyanet İşleri Başkanlığı “Din İşleri Yüksek Kurulu”, neden “bu acı gerçekler üzerinde durarak” sebeplerini araştırmıyor, analizler yapmıyor ve fetvalar çıkarmıyor?..

“Bitcoin’i dert eden” bu kurulun, “Müslümanlığı, İslam’ı, toplumu yaralayan” ve “asıl görevleri arasında olan” bu konulara karşı gösterdiği ilgisizliğin sebebi nedir?..

Soruyorum; “ülkemiz, halkımız, dahası geleceğimizle ilgili bu çok önemli konular” ve altını çiziyorum “sebepleri için” verilecek fetvalar yok mudur; “yenilenen” Yüksek Kurul’un saygıdeğer “yeni” üyeleri, bir düşünün bakalım!..

AKP / MHP İttifakı için “aykırı” görüş!..

Fazilet Partisi’den kalan, bir ara siyasete atılmış, sonra köşesine çekilmiş bir arkadaşım var, Ankara’da yaşayan. Geçen haftaların birinde ondan söz etmiştim; arada telefon eder, sohbet ederiz.

Bu defaki telefonunda “Yaz bir tarafa” diyerek “özetle” şunları söyledi:

“Devlet Bahçeli, acaba bu defa Erdoğan’ı ve AKP’yi gerçekten başarılı kılmak istiyor mu, istemiyor mu, ondan şüpheliyim. Bu ‘İlle de ve öncelikle ittifak’ ısrarı, kendisini ve partisini kurtarma konusunda, Erdoğan’a ve AKP’ye güvenmemesinden mi, yoksa başka ve aykırı bir senaryo mu yazdı, acaba, tereddütteyim. Çok açık ki, AKP / MHP ittifakı, AKP’den ve Erdoğan’dan getireceğinden çok daha fazlasını götürür. HDP’ye rağmen, sandıklarda AKP’ye akan ve sadece Doğu ve Güney Doğu’da değil büyük şehirler dahil yurdun her tarafındaki Kürt oylarının çoğunluğu, AKP şemsiyesinin altından çıkar. Giden oyların boşluğunu MHP’den gelecek oylar dolduramaz. Zaten, MHP’de kalan ülkücü kesiminden Erdoğan’a gidecek oyların oranı yüzde 50’yi zor bulur; yüzde 6 – 7’lik MHP’nin yüzde 50’si, gidecek Kürt oylarını telafi etmez. Erdoğan bu tarafı görmüyor mu? Bahçeli de bilmiyor mu? Acaba, ‘artık siyaset sahnesinde kalamayacağı anlamış’ Bahçeli, giderayak, ‘AKP’yi Kürt oylarından mahrum ederek, bugüne kadar en kritik zamanlarda onu kurtarmasının karşılığından mahrum edilmesinin bedelini ödetmeyi’ düşünüyor olabilir mi?”

Benden arkadaşımın “bu aykırı görüşüne” yorum yok; yorumu okuyucularıma, MHP’lilere ve AKP’lilere bırakıyorum!..

Haftanın Adamı

Abdullah Gül

Kayserilidir. Burcu Akrep’tir. İktisat okumuş ve konusunda doktora yaparak, doçent olmuştur. Doktora çalışmalarında gittiği İngiliz üniversiteleri de katkı koymuştur. Rahmetli Necmettin Erbakan’ın daha “Milli Nizam Partisi’ni kurmadan” ve Konya’da “bağımsız olarak” milletvekilliği adaylığına girişirken, başlattığı “Bağımsızlık Hareketi’nin en genç üyelerinde biri” olarak “siyasetin tadını tatmış” ve devam etmiştir. Milli Görüş’ün “yenilenme adımı olarak” siyaset sahnesine çıkan AKP’nin kurucularındandır ve “dikkat ediniz”, dahası altınız çiziniz “AKP’nin ilk başbakanı ve ilk cumhurbaşkanı” olarak tarihe adını yazdırmıştır.

Dış politika tarihimizin kırılma noktalarından olan ünlü “1 Mart teskeresinin Meclisten geçmemesi” olayı da onun başbakanlığı sırasında meydana gelmiş ve Meclis’teki içinde “bakanların da olduğu” AKP fireleri hâlâ unutulmamıştır.

İşte “böyle bir kariyere sahip” Abdullah Gül, “son” Kanun Hükmündeki Kararname olayında fikrini söylemiş ve Cumhurbaşkanı ve parti genel başkanı Erdoğan başta, AKP’lilerin “ağır bir tepkileri” ile karşı karşıya kalmış, Başbakan Binali Yıldırım bile “eski başbakanı ve cumhurbaşkanı için” sert bir şekilde “Boş konuşuyor” demiştir.

Gül, Kayserilidir, Gül, “bir adımı atmadan önce 10 düşünür” ve dahası, “10 düşünür, sonra bir sözü söyler!..”

Eğer “söylendiği gibi”, Abdullah Gül “cumhurbaşkanlığına aday olmak için ilk adımlarını atmaya başlamış” ise, bilinmelidir ki; “100 bin imza toplamayı garantilemiş” ve de “son turda Erdoğan’ın karşısında olacağına da yüzde yüz inanmıştır” ve “Boş konuşmamaktadır!..”

Kim bilir belki de Erdoğan’ın “çok öfkelenmesinin sebebi” de, “yol ve kader arkadaşı Abdullah Gül’ü çok iyi tanımasındandır”; anlamıştır ki, artık yolları ve kader çizgileri ayrılmıştır!..

Dikkat ediniz, Gül, “AKP’yi bölecek” bir adım atmıyor, “AKP’yi karşısına alacak” bir söz sarf etmiyor; o “cumhurbaşkanlığı hedefi için” sahnede ve “Erdoğan ve Erdoğancıların öfkeli açıklamaları”, Abdullah Gül’e yarıyor. Onu siyaset sahnesinde “başrol oyuncusu” yapıyor.

“İngiltere’deki doktora çalışmaları yılları”, ona “Cumhurbaşkanlığına kadar giden siyasi hayatı için hayati önem taşıyan ve fırsatları iyi değerlendirmesine yarayan politika öğretisinin şifrelerini” öğretmiş.

Herkes iyi bilmeli ki, “Gül’ün boş adımı ve sözü yoktur”; bilmeyenler de yakında anlayabilirler, geç olsa da!..

Sözün Özü

“Enflasyon / Zamlar / Memur – Emekli maaş zamları” için, bu hafta “Sözün Özü” Ziya Paşadan:

Bî-baht olanın bağına bir katresi düşmez / Bârân yerine dürr ü güher yağsa semâdan… (Gökyüzünden yağmur yerine inci ve mücevher yağsa, talihsiz olanın bahçesine bir damlası bile düşmez.)

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test