2018 beklentilerinde farklı yaklaşım ve beklentiler

5.1.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Yeni yıla girerken her kesimin ekonomik gelişmelerden beklentileri ve bu konudaki tahminleri birbirlerinden oldukça farklıdır. En farklı yaklaşımlar ise ekonomi yönetimi ile bir grup ekonomistler arasında görülmektedir.

Ekonomi yönetimine göre;  geçtiğimiz aylarda 1,2 milyon civarında ilave istihdam yaratılmıştır, bu artış tüketimi arttıracak büyümeye katkıda bulunacaktır. Daha önce kullandırılan Hazine garantili KGF kaynaklı 210 milyar liralık krediye ilave olarak 2018 yılında yeniden 140 milyar dolarlık kredi kullanımı planlanmaktadır. Ayrıca, dünyada büyüme hızı  % 3,5’e,  AB’nde ise %2,5’e ulaşacağı için ihracat artmaya devam edecek, turizm sektöründe de önce turist sayısında sonra da gelir artışında iyileşmeler sağlanacaktır. Yüksek hızda büyümenin yan etkileri olmuş, enflasyon yükselmiş, cari açık artmış ve bir ölçüde bütçe açığı da meydana gelmiştir ama Suriye’de gerginliğin azalması, enerjide dışa bağımlılığı azaltıcı önlemler, FETÖ etkisinin ortadan kalkması ve makul bir büyüme hızının belirlenmesi bu alanlarda da sıkıntıları ortadan kaldıracaktır.

Ekonomistler ekonomi yönetimi kadar iyimser değildir. Bunlara göre;

Büyüme hızının düşmemesi için KGF kaynaklı krediler dahil kamu yönetimi tarafından verilecek sübvansiyonlar ve teşvikler reel sektörden çok tüketime dayalı bir büyümeyi teşvik edecek, enflasyonu arttıracak, sonuçta tüketim de önemli ölçüde ithalata dayalı olduğu için dış ticaret açığı ve cari açık yükselecek, açığın finansmanı da zorlaşacaktır. Ayrıca enerji fiyatlarının düşeceği yolundaki tahminler yanlış çıkabilir. Yaklaşan seçimler dolayısıyla popülist politikaların sayısı artabilir. 2016 yılında gerçekleştirilen 157,1 milyar dolarlık ihracat sevindiricidir ama ithalat 234,2 milyar dolara ulaşmış, dış ticaret açığı 2017 yılına göre  % 37,5’luk’ artışla 77,1 milyar dolara çıkmıştır. İhracatın yapısında önemli bir değişiklik yoktur. Yüksek teknoloji içeren ihracat kalemlerinin sayısı düşüktür. Türkiye ucuz mal üretmeye devam etmektedir. Teşvikler, bütün söylemlere rağmen proje bazına indirgenememiştir.

Sıcak para ile büyümenin finansmanı önümüzdeki dönemde kolay olmayacaktır. FED’in 2018 ve 2019 yıllarında üçer kez faiz arttıracağı açıklanmıştır. ABD’de onaylanan yeni vergi reformu da faizlerin artmasına sebep olacaktır. ABD ve AB’de parasal genişleme politikaları sona ermektedir. Kaldı ki, ülkemizi, benzer ülkelerden ayıran bölgedeki gerginlikler gibi, OHAL rejimi gibi, dışarıdaki davaların sonuçları gibi ek gelişmeler de vardır. Dış algıdaki olumsuzluk azalma eğilimi göstermekle birlikte, devam etmektedir. Ülkenin dış borçları çok yüksektir bu da risk yaratmaktadır.

Ekonomi yönetimi, ülkeye dış kaynak girişinde zorluklarla karşılaşılmayacağı görüşündedir. Bu görüşe göre;

Kısa vadede bazı sıkıntılarla karşılaşılsa bile, orta ve uzun vadede ülke ekonomisinin gücü bütün kesimlerce görülmektedir. Türkiye birçok krizi başarıyla atlatmıştır. Bankacılık yapısı sağlamdır. Ayrıca, borçlanılan bölgeler çeşitlendirilmektedir. Rusya, Çin ve Orta Doğu ülkelerinde ülkeye çekeceğimiz dış kaynaklarla ilgili çalışmalarımız sürmektedir. Ana borçlanma bölgemiz olan Avrupa Birliği ile ilişkilerimiz iyileşmektedir. ABD ile olan ilişkilerimizde de olumlu gelişmeler kaydedilmektedir. Zaten döviz borçlarımızın önemli bir bölümü ticari niteliktedir. Bunların çevrilmesinde (roll-over) bir sıkıntı beklenmemektedir.

Türkiye’nin toplam ülke borcu (hane halkı, finans sektörü, reel sektör ve kamu)  fazla değildir. Mevcut borcun milli gelirimize oranı % 144 tür. Ekonomileri bize benzeyen ülkelerde ise bu oran % 200’ ün üstündedir. Bütün bunlar bir araya geldiğinde ülkemizin ekonomik büyümesini finanse edecek dış kaynak bulmakta zorluklarla karşılaşmayacağımız anlaşılacaktır.

Ekonomistler ise, sıcak para kaynaklı büyümenin istikrarlı olmayacağı, sürdürülebilir nitelikte bir büyümenin sağlanamayacağı, esas olanın ihracatın yapısının değiştirilerek arttırılması, doğrudan yabancı yatırımların teşviki, turizm gelirlerinin arttırılması ve bütün bunlar için de uygun bir yatırım ortamının sağlanması olduğunu öne sürmektedir.

Hangi taraf haklıdır? Uygulamada görülecektir ama ekonomistlerin görüşleri dikkate alınmalıdır.

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...