Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Denizlerimizi geleceğe nasıl bırakacağız?

19.1.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

 

Bilinen evrenimizde canlılara ev sahipliği yapan tek yaşam adamız dünya, çok ciddi bir varoluş kriziyle karşı karşıya. Bilim insanlarının yaptığı çalışmalar, dünyamızın insan eliyle nasıl yok edildiğini ortaya koyuyor. Küresel ısınma sonucu eriyen buzulların tarımdan kentleşmeye, ülke sınırlarından ticaret yollarına kadar çok ciddi olumsuz gelişmeye yol açacağı ifade ediliyor. Diğer yandan dünyamızın üçte ikisini kaplayan okyanuslar ve denizlerin akibeti herkesi düşündürüyor.

Birleşmiş Milletler’in geçtiğimiz yıl düzenlediği konferansa göre okyanuslar hiç olmadığı kadar tehlike altında. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, konferansın açılışında yaptığı konuşmada kirlilik, atıklar, aşırı balık avcılığı ve iklim değişikliğinin etkileri nedeniyle okyanusların tehdit altında olduğunu belirtirken, son yapılan araştırmalar 2025 yılına kadar her 3 ton balığa karşı 1 ton plastik atığın okyanuslara karışacağını öngörüyor. Daha kötüsü kirlilik bu şekilde devam ederse 2050 yılına kadar okyanuslarda balıktan çok plastik olacak.

Geçtiğimiz günlerde Türk Deniz Araştırmaları Vakfı’nın açıkladığı rapor da ülkemizin okyanusları ve denizleri tehdit eden kirlilikten muaf olmadığını ortaya koydu. Raporda, deniz canlıları için kuluçka alanı olan Marmara Denizi’nin bu özelliğinin korunması için acil eylem planı öneriliyor. “Karadeniz’in Akdenizleştiği” savunulan raporda, iklim değişikliğine bağlı olarak daha fazla Akdeniz kökenli deniz canlı türünün Karadeniz’e girdiği tespitine yer veriliyor. TÜDAV raporunda Türk denizlerine giren yabancı deniz canlı türlerinden bilinçsiz avcılık nedeniyle tükenen balık stoklarına, denizlerin akciğeri deniz çayırlarındaki 2 metreyi bulan çekilmeden evsel atıklar ve kara kökenli kronik kirlenmeye, denizdeki yükselmeden deniz suyu sıcaklığındaki artışa kadar birçok olumsuz gelişmeye detaylı şekilde yer veriliyor.

Dünya Doğal Yaşamı Koruma Vakfı’nın raporuna göre ise Akdeniz’de denizle ilgili faaliyetlerin sağladığı yıllık ekonomik değer 450 milyar doları buluyor. Ancak erişilebilen balık rezervlerinin yaklaşık yüzde 80’i aşırı avlanma tehdidi altında. Sürdürülebilir eko sistem için mavi ekonomiye geçiş üzerinde duruluyor.

Ülkemiz denizlerinin balık varlığı bakımından adeta çöle döndüğüne her balık sezonunda şahit oluyoruz. Bilinçsiz ve aşırı avcılık nedeniyle avlanan balık miktarı giderek azalıyor. Balıkçılarımız ekmek kazanamaz hale gelirken, çocuklarımız sağlıklı beslenme hakkından mahrum kalıyor.

Biz denizciler ekmeğini denizden çıkaran insanlarız. Hem ekonomik faaliyetlerimizde hem de TURMEPA-DenizTemiz Derneği olarak varlık nedenimiz olan denizlerimizin kirlenmemesi, balık stoklarının tükenmemesi için çok önemli faaliyetlerde bulunuyoruz. Ancak bu çabalar toplumun tamamını kapsamadığında eksik kalıyor. İnsanlarımıza denizleri korumanın yolunun onu hiç kirletmemekten geçtiğini anlatmak zorundayız. Dünya yeşil ekonomiden sonra mavi ekonomiye geçişi gündemine almış durumda. Ülke olarak denizlerimizi geleceğe bırakacak yeni bir stratejiye ihtiyacımız var.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test