Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Balık üretimini ve tüketimini artırmalıyız

16.2.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

 

Bugünlerde kamuoyunda ve medyada en gözde konulardan biri balıkçılık. Gün geçmiyor ki balıkçılıkla ilgili bir haber okumayalım veya izlemeyelim. Ancak ne yazık ki haberlerin neredeyse tamamı ülkemizde balık varlığının azalmasıyla ilgili. 8 bin kilometrelik kıyı şeridine rağmen denizcilikte hak ettiği noktaya ulaşamayan ülkemiz balıkçılığının geleceği, azalan stoklar nedeniyle ciddi tehdit altında bulunuyor.

Dünya Gıda Örgütü verilerine göre 2015’te 170 milyon ton olan dünya su ürünleri üretiminde 600 bin ton ile yüzde 1’in altında paya sahibiz. Araştırmalara göre kişi başına düşen balık tüketimi dünyada ortalama 15 kilogram iken, ülkemizde 5-6 kilogram. Üstelik 16 yıl önce 8 kilogram olan tüketim 2016 yılında5.4 kilograma kadar düştü. Oysa örneğin Japonya’da kişi başı balık tüketimi 80 kilograma kadar çıkıyor. Geleneksel olarak kırmızı et ve son yıllarda kanatlı etine dayalı yemek alışkanlığından dolayı su ürünlerine uzak duruyoruz. Hâlbuki balık hem en ucuz hem de çocuklarımızın sağlıklı şekilde büyümesi için müthiş bir protein kaynağı. Sağlıklı nesiller için mutlaka mutfağımıza balığı sokmamız gerekiyor.

 

Balık stokları azalıyor

 

Balıkçılığımızdaki sıkıntı sadece tüketimin az olması da değil. Üretim kaynaklı sıkıntı giderek tehlikeli hale geliyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 2016 yılında su ürünleri üretimi yüzde 12 azalarak 588 bin tona düştü. Üretimin yüzde 44.8’ini deniz balıkları, yüzde 43’ünü ise yetiştiricilik oluşturuyor. Geri kalanı diğer deniz ürünleri ve iç su ürünlerinden oluşuyor. 2016’da avcılıkla yapılan üretim 335 bin 320 ton olurken, yetiştiricilik ise 253 bin 395 ton olarak gerçekleşti. İçinde bulunduğumuz av sezonu ise balıkçılar için hayal kırıklığı yarattı. Türk bayraklı teknelerimiz hamsinin peşinde Gürcistan’a, Rusya’ya açılmak zorunda kaldı. Ülkemiz balıkçılığından daha önce umudunu kesen büyük balıkçı teknelerimizin bir bölümü ise Moritanya gibi Batı Afrika ülkelerinde okyanus balıkçılığına yöneldi.

Avcılığın gerilemesindeki en büyük sebep, iklimin yanı sıra bilinçsiz avcılığın denizlerimizi adeta çöle çevirerek balık stoklarını azaltmasıdır. Balıkçılığımızı geliştirmek için denizlerimizin geleceğini korumak zorundayız. Ülkemizin deniz ürünleri avcılığının yüzde 11.5’i Ege’de yapılıyor. Denizlerimizde azalan balık stokları, Ege Denizi ticari balıkçılığının da en önemli sorunu olmaya devam ediyor.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, balıkçı teknelerini avcılıktan çıkaracaklara destek vererek balıkçılık filomuzu planlamaya devam etmelidir. Öte yandan yapay resif çalışmaları ile deniz canlıları popülasyonunu artırmak ve kaçak avcılığın önüne geçmek durumundayız. Bu kapsamdaİMEAK Deniz Ticaret Odası İzmir Şubesi’nin katkılarıyla son yıllarda Karaburun, Kuşadası, Dikili, Çeşme gibi Ege kıyılarında yapay resif projelerini hayata geçirdik. Bu yönde çalışmalarımız devam edecek. Balık stoklarının korunmasıyla beraber yakalanan balıkların kalitesinin korunarak tüketiciye en kısa sürede ulaştırılmasına yönelik lojistik yatırımlar önem taşıyor. Balığımızın katmadeğerini artırmak için üniversiteler ve balıkçılık sektörünün daha fazla dirsek temasında olması şart.

 

Yetiştiricilikte Avrupa birincisiyiz

 

Türkiye’nin su ürünleri yetiştiriciliğinde kaydettiği mesafe ise bizim için büyük şans. 2000 yılında 79 bin ton olan su ürünleri yetiştiriciliği, 2016’da 253 bin tonla zirveye çıktı. Eğer yetiştiricilik olmasaydı, ülkemiz insanı balık tüketimini büyük ölçüde ithal balıklarla karşılayacaktı. Oysa ülkemiz su ürünlerinde net ihracatçı. Çoğu yetiştiricilik olmak üzere dünyaya 790 milyon dolar değerinde 145 bin ton balık satarken, ithalatımız 82 bin ton ile sınırlı kaldı. Üstelik yetiştiricilikte Avrupa birincisi olan Yunanistan’ı geride bırakmayı başardık. Yetiştiricilik ayrıca nesli tükenmek üzere olan sinarit, trança gibi balıkların da gelecek nesillere ulaşmasını sağlıyor. Yetiştiricilikle elde edilen su ürünleri üretimi arttığı takdirde, sadece balık ithalatı değil Türkiye’nin kırmızı et ve canlı hayvan ithalatı da hızla azalacaktır.

 

 

 

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test