Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Zor sınav

16.2.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Aklımda onlarca soru var; Suriye meselesi ne olacak? Afrin’deki savaş genişler mi? ABD ile karşı karşıya gelir miyiz? ABD deki son ekonomik gelişmeler bizim piyasalarımızı nasıl etkileyecek? Afrin’de mücadelemiz devam ederken Ege ve Akdeniz’de fırsatçılık yapan Rumlar gerilimi nereye kadar tırmandıracak? AB ilişkilerimiz, NATO ilişkilerimiz ne olacak? Savaş bütçe dengemizi bozar mı? 2018 de enflasyon düşer mi? 2017 de ralli döneminde yapılmayan halka arzların karışık bir döneme denk gelmesi yeni halka arzların önünü keser mi? Vs. vs, Bu satırlara sığdıramayacağım daha birçok soru havada dönüp duruyor.

Bilirsiniz psikolojide ‘’öğrenilmiş çaresizlik’’ denilen bir kavram vardır. Laboratuar ortamında bir pirenin içinde bulunduğu kabın üzerine zıplama kabiliyetinden daha düşük bir seviyeye, şeffaf bir cam kapatılarak, pirenin zıplaması cam seviyesiyle sınırlandırılır, günlerce bu seviyeye zıplayıp cama çarpan pire bir süre sonra üstündeki cam kaldırıldığında, yine cam seviyesine kadar zıplamaktadır.

Biz, son iki yüzyıldır, bilimde, teknolojide kaybederken, ekonomide kaybederken, siyasette kaybederken, topraklarımızı kaybederken, insanlarımızı kaybederken, öğrenilmiş çaresizlik çukuruna düştük.

Batı dünyası her zaman doğruyu bilir, doğruyu söylerdi bize göre, söyledikleri canımızı acıtsa bile her dedikleri ve yaptıklarında mutlaka bir keramet vardı. Eski nesil yıllarca böyle düşündü, maalesef ki yetiştirdiğimiz gençliğin bir kısmı da hala böyle düşünüyor. Anlayamadıkları şey batı dünyası tüm güzellikleri sadece kendisi için istiyor olması. Demokrasi kendileri için, zenginlik ve refah kendileri için, güvenlik kendileri için, çocukların yaşam hakkı bile sadece kendi çocukları için. Mülteci çocuklara bile yeterince destek vermeyen ABD güneyimizde yeni bir çıbanbaşı yaratmak için bütçesinden 550 milyon dolar ayırabiliyor, üstelik borç batağındaki ülkenin federal hükümeti ikide bir kapanıp açılırken.

Çok bilindik bir sözümüz vardır ,’’kimse bizim gücümüzü test etmeye kalkışmasın’ ’biz aslında çok güçlüyüz de, sizin haberiniz yok manasında, Aslına bakarsanız test iyidir çünkü bizim iki yüzyıldır yaşadığımız öğrenilmiş çaresizliğimizden kurtulmamızın tek yolu budur. Zıpladığımızda yine en yükseğe ulaşabilecek miyiz? Ya da camı koyan güçler bizim düşündüğümüz kadar güçlüler mi gerçekten? Bunu öncelikle bizim bilmemiz sonrada herkese göstermemiz gerekiyor. Batılı bir siyasetçinin söylediği  “masadaki sözümüzün ağırlığı, ateşlediğimiz topun menziline bağlıdır” sözü her şeyi çok net açıklıyor.

Bu yazının bir ekonomi ve piyasalar yazısı olmadığının farkındayım, Dünya tarihine baktığınızda ekonomi ve onun işlediği piyasaların, galiplerin dünyasının ürünleri olduğunu görüyoruz. Bugün ne Suriye’de, ne Afganistan’da ne Irak’ta, nede batının talan ettiği Afrika’nın geri bırakılmış ülkelerinde piyasadan ya da serbest ticaretten söz edemeyiz. Piyasalarımız sağlıklı çalışacaksa, ekonomimiz güçlü olacaksa galip olmak en azından mağlup olmamak zorundayız. Bu konunun tüm milletimizce çok iyi anlaşıldığını umuyorum.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test