Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Nasıl bir büyüme?

23.2.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Ekonomik büyüme her ülkenin istediği bir gelişmedir. Ekonomi canlanır, istihdam hacmi genişler, işsizlik oranları geriler, insanların refah düzeyleri artar. Ama her büyüme bu olumlu gelişmelere yol açmaz.

Ekonomik büyüme, iç talebe değil, üretim, ihracat ve turizm gibi reel sektörlere dayalı olmalıdır. Aksi halde dış ticaret dengesi bozulabilir, enflasyon artar, faizler yükselir ve döviz açığı, dolayısıyla dış borçlar artar.

Büyüme hızı sürdürülebilir olmalıdır. Aksi halde inişli çıkışlı bir büyüme hızı ekonomik dengeleri bozar, belirsizlik yaratır ve yatırım kararlarının alınmasını engeller. Öngörülebilirlik ortadan kalkar.

Büyüme hızı, ülke kaynaklarını dikkate alan makul bir düzeyde olmalıdır. Aksi halde, bütçe disiplini bozulacak, döviz ihtiyacı artacak, faizler yükselecek, dış ticaret açığı artacak bu da cari açığı ve bu açığın finansmanı sorunlarını gündeme getirecektir.

Türkiye, 2017 yılı cari açığının açıklanması ile birlikte bu sorunu tartışmaktadır. 2016 yılında 33,1 milyar dolar olan cari açık 2017 yılında 47,1 milyar dolara yükselmiştir. 2016 yılında açığın milli gelire oranı % 3,8 iken geçen yıl bu oran %5,5 e çıkmıştır. Bu oldukça ciddi bir artıştır. 2017 yılında ihracatta kaydedilen olumlu gelişmelere rağmen, ithalatın, büyüme oranlarındaki hızlı artışın da etkisiyle, ihracattan daha hızlı artışı yüzünden dış ticaret açığı 58,6 milyar dolara yükselmiştir.

Cari açığın yükselmesi tek başına ciddi sayılacak bir sorun değildir. Eğer, ihracat, turizm, doğrudan yabancı yatırımlar ve döviz kazandırıcı çeşitli finans faaliyetleri ile kolayca kapatılabiliyorsa ve dışarıdan borçlanmayı gerektirmiyorsa kontrol edilebilir bir olgudur. Ancak açık, spekülatif amaçlı portföy yatırımları (sıcak para) veya dış borçlanma ile kapatılıyorsa önemli bir sorunla karşı karşıyayız demektir. Dış kaynak bulmakta zorlanılan veya yüksek maliyetle bulunabilen kaynakların söz konusu olduğu dönemlerde bu durum daha da tehlikelidir. Ülkemizin dış borç stoku yaklaşık 438 milyar dolardır. Dış kaynağın bol ve ucuz olduğu dönemlerde bankalar ve işletmeler finansman ihtiyaçlarını dış kaynaklarla karşılamışlar ancak kurların ani yükselişi ile parite farkından zarar görmüşlerdir. Bu yüzden yaklaşık 25.000 döviz borçlusu işletmeler için bazı kısıtlayıcı önlemler alma ihtiyacı doğmuştur.

İhracatta bazı olumlu gelişmeler kaydedildiği görülmektedir, ama ihraç kalemlerinin yapısı bu konuda hızlı ve anlamlı bir gelişmeye imkan vermemektedir. Turizm gelirlerinde de durum aynıdır. Bir kaç yıl öncesine kadar 40 milyar dolara ulaşan turizm gelirleri 30 milyar dolarlar civarına gerilemiştir. Olumsuz dış algının bu sektörlerde gelişmeyi önlediğini söylemek mümkündür.

Doğrudan yabancı yatırımlardaki gerileme ise dikkat çekicidir. Geçen yıl ülkemize giren doğrudan yabancı yatırım miktarı, bir önceki yılın 13 milyar dolarlık seviyesine karşılık 10,8 milyar dolara ancak ulaşabilmiştir. Üstelik bu rakamın 4,6 milyar dolarlık bölümü gayrimenkul sektörüne yapılan yatırımlardır. Yani cari açığın kapanmasına doğrudan yapılan bir katkı niteliğinde değildir. Sebep bellidir. Yabancı yatırımcılar, daha öngörülebilir, istikrarlı, güvenli ve karlı bir yatırım ortamı istemektedir. Doğrudan yabancı yatırımlar ülkemiz için çok önemlidir. Ek sermaye, yeni teknoloji ve daha geniş pazarlara ulaşma imkanı sağlayan yatırımlardır.

Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz. Ülkemizin finansman kaynakları ve yakın gelecekteki gelişme şansları bellidir. Bu kaynakların hızla arttırılması elbette en doğru yoldur ama büyüme hızının tespitinde mevcut durumun dikkate alınması son derecede önemlidir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test