Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Korumacılık artacak gibi görünüyor

2.3.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

İkinci Dünya Savaşından sonra iki kavram ön plana çıktı. Demokrasi ve serbest ticaret.  Bu amaçla çeşitli örgütlenmeler de oluşturuldu. Birleşmiş Milletler, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Dünya Ticaret Örgütü gibi. Ama bu gün her iki kavramın da beklenen sonuçları veremediğini görüyoruz. Demokrasi ve insan hakları, her ülkenin ekonomik, kültürel ve siyasi yapısına, inançlarına ve geleneklerine göre değişikliler gösterdiği için, etrafında birleşilebilecek bir ortak demokrasi tanımı yapılamadı. Aynı şeyi, serbest ticaret sistemi için de söyleyebiliriz. Buna göre, ülkeler gümrük vergileri, miktar kısıtlamaları, kambiyo engelleri ve aynı amaçlı idari düzenlemeleri kaldıracak ve malların serbestçe dolaşımına izin vereceklerdi. Dünya Ticaret Örgütü de serbest ticaret kurallarının işleyip, işlemediğini kontrol edecek ve ticari anlaşmazlıkların çözümünde hakem rolü oynayacaktı.

Ancak alınan bütün tedbirlere ve düzenlemelere rağmen serbest ticaret sisteminin istenilen düzeyde başarılı olamadığı açıktır. Çünkü sistem, yaygın bir inanışa göre, gelişmiş ülkeleri koruyucu, gelir dağılımındaki adaleti gelişmekte olan ülkeler aleyhine bozucu bir nitelik kazandı. Çünkü gelişmekte olan ülkelerin ekonomik imkanları ve rekabet güçleri sınırlıydı. Dünya Ticaret Örgütü’ne zengin ülkeler hakimdi ve zaten Örgüt’ün yaptırım gücü de yoktu.

G-20 dahil bütün uluslararası toplantılarda korumacılığın ortadan kaldırılması yönünde kararlar alındığı halde hemen hemen her ülke kendi sanayisini korumak ve korumacılığa dayanarak ekonomik büyümesini sağlamak için kısıtlayıcı önlemlere başvurmaya devam etti. Damping, sübvansiyon ve miktar kısıtlamaları gibi önlemlerin yerini, daha örtülü korumacılık önlemleri aldı. Dış ticaret kısıtlamaları yanında, yerli üretime zarar verecek, zarar verme ihtimali taşıyacak ya da söz konusu sektöre başkalarının girmesini önleyecek yabancı yatırımlara izin verilmedi.

Zamanımızda, teknolojik gelişmeler ve dijital ekonomiye geçiş, korumacılığı arttıracak gibi görünmektedir. Yüksek teknolojiye sahip ülkeler, gelişmekte olan ülkelere nazaran çok daha fazla rekabet gücü kazanacaklardır. Bu gelişmeden kaygı duyan ekonomiler, kendi içlerine kapanma yoluna gidecekler, koruma önlemlerini arttıracaklar ve ithal ikamesi politikasına ağırlık vereceklerdir. Bu tür tedbirler 70’li yılların sonlarına kadar ülkemizde de uygulanmış, başarılı hiçbir sonuç vermemiş ve piyasalar, pahalıya tüketilen, kalitesiz mallarla dolmuştur. Çare, ithal ikamesi değil, teknolojik gelişmelere uyum sağlamak ve rekabetçi ürün üretmektir. Bu durum özellikle ihracatımız açısından son derecede önemlidir.

Korumacılıkta ilginç bir gelişme daha yaşanmaktadır. Artık gelişmiş ülkeler de, rekabet gücü kaybından endişe etmeye başlamıştır. Bu ülkelerin başını ABD çekmektedir. Örneğin, Başkan Trump, ABD’yi Pasifik Anlaşmasından çekmiş, AB ile imza aşamasına gelen Transatlantik Yatırım ve Ticaret Anlaşmasını henüz onaylamamış, Çeşitli serbest ticaret anlaşmalarını gözden geçirme kararı almış, ikili dış ticarette açık verdiği ülkelere karşı gümrük vergisi uygulayacağını ilan etmiş ve ABD dışında faaliyet gösteren firmalarının ABD’ye dönmelerini teşvik etmiştir. AB zaten bölgesel nitelikte bir örgüt olarak kendisini 3. ülkelere karşı gümrük vergileri ile korumaktadır. Japonya ve Çin de, açık veya gizli korumacılık önlemlerini uygulayan ülkeler olarak bilinmektedir.

Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz. Korumacılık başlı başına bir çare değildir. Uygulandığı takdirde, karşı eylemlere hedef olacaktır. Rekabetçi olmayan ürünlerin dış pazarlara arzında sübvansiyonlar gerekecek ve iç kaynaklar israf edilmiş olacaktır. Doğrusu, dış piyasalardan kaynaklanan haksız rekabeti önlemek ve ileri teknoloji içeren, rekabet gücü yüksek olan ürünlerin üretimine ağırlık vermektir.

 

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test