Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Allah’a karşı yalan uyduranlar!..

9.3.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

“Müslümanların yüzde 99 oranında olduğu bir ülkede”, eğer “İslam adına, Müslümanlık adına” her önüne gelen, evet altını çiziyorum “her önüne gelen” sabahtan akşama, gazete köşelerinde, TV ekranlarında, sosyal medyada “fetva uyduruyorsa,” bitmedi, “Peygamberimizin sözüdür” diyerek “uydurulmuş” bir yığın “sözde” hadise dayalı görüşler serdediyor ve tefsir etmeye kalkışıyorsa, dahası, “benzerlerini yapmak için” devletin ilgili ve yetkili kurulundaki bazı insanlar bile yarışıyorsa, varın o ülkede “inanç kargaşasının ulaştığı noktayı” düşünün!..

 

Evet, işte bu ülke; Türkiye!..

 

Bakınız, sevgili okurlarım, size “doğrudan” Kuran – Kerim’in iki ayetini, “iyi anlaşılsın” diye, “biri, devletin Diyanet İşleri kurumunun meali” ve de “öteki, en tanınmış ve güvenilir bir İslam alimimizin tefsiri” ile yazacağım:

Araf 3 / Diyanet tefsiri: “Rabbinizden size indirilene (Kur’an’a) uyun. O’nu bırakıp da başka dostların peşlerinden gitmeyin. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz.”

Araf 3 / Elmalılı Hamdi Yazır Tefsiri: “Rabbinizden size indirilene uyun. Onsuz başka velilere uymayın. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz.”

Ne diyor Ayet, o kadar açık ki; “Kur’an – ı Kerim’i bırakıp, başka dostlara, velilere uymayın.”

Ve de, uyarıyor; “Benim öğüdümü dinleyin, ne kadar az öğüt alıyorsunuz!..”

Şimdi geliyoruz, “başkaları, başka dostlar, başka veliler ve onları dinleyenler için” ne diyor, Kur’an – ı Kerim (Gene iki tefsir ile beraber):

Nahl 116 / Diyanet İşleri Tefsiri: “Dilerseniz yalana alışılageldiğinden dolayı, Allah’a karşı yalan uydurmak için, ‘Şu helâldir’, ‘Şu haramdır’ demeyin. Şüphesiz, Allah’a karşı yalan uyduranlar, kurtuluşa eremezler.”

Nahl 116 / Elmalılı Hamdi Yazır Tefsiri; “Sadece dillerinizin yalan yere nitelemesi ile ‘Şu helâldir, şu haramdır’ demeyin ki, ‘yalanı Allah’a iftira etmiş’ olursunuz. Şüphe yok ki, yalanı Allah’a iftira edenler kurtuluşa eremezler.”

Ne diyor; Kur’an – ı Kerim; “Bende yoksa, ‘Şu haram, şu helâl” diye uydurmayın. Bu yalanı, Allah’a iftira etmektir, kurtuluşunuz yoktur!..”

Peki, bir yığın “İslam / İnanç sapkını” TV ekranlarında, sosyal medyada, gazetelerde, camilerde, mescitlerde, zikirlerde, benim “saf ve temiz” Müslüman vatandaşlarımı, yalanlarla, iftiralarla, “ipe sapa gelmez sapkın görüşlerini ‘fetva’ diyerek, ‘Kuran – Kerim’de var’ diyerek, ‘Peygamber Efendimiz buyurmuşlar ki’ diyerek, kandırmaya çalışırken ve hatta kandırırken”, bu nasıl bir “Diyanet İşleri Başkanlığıdır” ki, bu tüyler ürpertici tabloyu seyreder, sesini sedasını çıkarmaz; bu İslam sapkınlarından, bu inanç sömürücülerinden hesap sormaz?

Ortalık “din bezirganları ile kaynıyor”; devlet adına “birileri çıkıp” da bu “karanlık / yobaz / yalancı / iftiracı” bezirganların yolunu yordamını kesmiyor, olacak şey mi?

Bakınız, “bu görev” kimin; Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun / Madde 1; “İslam Dininin inançları, ibadet ve ahlak esasları ile ilgili işleri yürütmek, din konusunda toplumu aydınlatmak ve ibadet yerlerini yönetmek üzere; Başbakanlığa bağlı Diyanet İşleri Başkanlığı kurulmuştur.”

Bir “garip” vatandaşın, bir “garip” sorusu üzerine, bir “garip” fetva yayınlayan “Diyanet İşleri Başkanlığı’nın “fetva” kurulunun, bunca “sapkın yobazın, din bezirganının her gün benim Müslüman vatandaşımı zehirleyen onca abuk sabuk, hatta pornografik görüş ve vaazlarına karşı”, sus pus kalması, “Bu kanunun l’inci maddesine uyuyor mu”; Allah rızası için, sizler söyleyin bana, sevgili okurlarım; “uyuyor mu”, yoksa Diyanet İşleri Başkanlığı mı, “horul horul” uyuyor?

Ve nokta koyayım; “Uyanması için” ille de Cumhurbaşkanı’ndan talimat gelmesi mi gerek?

 

Haftanın Adamı

 

48 CHP’li!..

 

Tüzük Kurultayı öncesinde “Demokratik Tüzük, Demokratik CHP, Demokratik Türkiye” başlığıyla ortak bir açıklama yapan 48 CHP’li Milletvekili, sütunumun “Haftanın Adamı” oldular!..

Bu açıklamalarını duyunca, hiç şaşırmadım; ülke ne hâlde, siyaset ne halde, ordumuz savaşıyor;  kısacası ortada “tam bir “Koyun can derdinde” tablosu var; bu arkadaşlar “mal derdinde!..”

İşte Haftamın Adamları; 1-Yakup AKKAYA, 2-Zeynep ALTIOK, 3-Mustafa Ali BALBAY, 4-Metin Lütfi BAYDAR, 5-Tacettin BAYIR, 6-Bülent Yener BEKTAŞOĞLU, 7-Tur YILDIZ BİÇER, 8-Erdin BİRCAN, 9-Mustafa Hüsnü BOZKURT, 10-Selin SAYEK BÖKE, 11-İlhan CİHANER, 12-Hüseyin ÇAMAK, 13-Dursun ÇİÇEK, 14-Mevlüt DUDU, 15-Eren ERDEM, 16-Gürsel EROL, 17-Vecdi GÜNDOĞDU, 18-Namık HAVUTÇA, 19-Muharrem İNCE, 20-Ceyhun İRGİL, 21-Niyazi Nefi KARA, 22-Nurhayat ALTACA KAYIŞOĞLU, 23-Devrim KÖK, 24-Emre KÖPRÜLÜ, 25-Serdal KUYUCUOĞLU, 26-Mazlum NURLU, 27-Bülent ÖZ, 28-Tanju ÖZCAN, 29-Ali ÖZCAN, 30-Haluk PEKŞEN, 31-Durmuş Fikri SAĞLAR, 32-Orhan SARIBAL, 33-Atila SERTEL, 34-Ali ŞEKER, 35-Mustafa TUNCER, 36-Şerafettin TURPÇU, 37-Mehmet TÜM, 38-Elif DOĞAN TÜRKMEN, 39-Yaşar TÜZÜN, 40-Gaye USLUER, 41-Aydın USLUPEHLİVAN, 42-Akın ÜSTÜNDAĞ, 43-Muhammet Rıza YALÇINKAYA, 44-Özkan YALIM, 45-Necati YILMAZ, 46-Ali YİĞİT, 47-Candan YÜCEER, 48-Kemal ZEYBEK.

Öğüt nasıl değişti?..

 

Şeyh Edebali’in 1700 yıl önce Osman Gazi’ye öğüdü şöyle idi: “Ey Oğul!.. Beysin, bundan sonra öfke bize; uysallık sana. Güceniklik bize; gönül alma sana. Suçlamak bize; katlanmak sana. Acizlik, yanılgı bize; hoş görmek sana. Geçimsizlikler, çatışmalar, uyumsuzluklar, anlaşmazlıklar bize; adalet sana. Kem göz, şom ağız, haksız yorum bize; bağışlama sana. Bundan sonra bölmek bize; bütünlemek sana. Üşengeçlik bize; uyarmak, gayretlendirmek, şekillendirmek sana.”

Ve bugün, “yeni evlenen bir çift” var, erkek, kadına öğüt veriyor: “Ey Hanım… Karımsın, bundan sonra öfke bize; uysallık sana. Güceniklik bize; gönül alma sana. Suçlamak bize; katlanmak sana. Acizlik, yanılgı bize; hoş görmek sana. Geçimsizlikler, çatışmalar, uyumsuzluklar, anlaşmazlıklar bize; adalet sana. Kem göz, şom ağız, haksız yorum bize; bağışlama sana. Bölmek bize; bütünlemek sana. Üşengeçlik bize; uyarmak, gayretlendirmek, şekillendirmek sana.”

 

 

Sözün Özü

 

Yüz yıllardır “Etrak- ı bî idrâk” diyen zihniyetin bugünkü temsilcileri, nihayet “Kavm – i Necib’in Anadolu’ya yerleşmesinin yolu açılınca” herhalde bayram yapıyordur. Zira Selçuklunun, Osmanlının yapmadığı yapılmaktadır.

Not: Etrak – ı  bî idrâk, “İdraksiz Türkler” ve de  Kavm – i Necip; “Soylu kavim; Araplar” demektir!..

 

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Website Security Test