Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Şehir merkezleri kontrol altına alınıyor

9.3.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, son bir hafta içinde Racu ve Cinderes yerleşim merkezlerini kontrol altına aldı. Harekatın bu aşamasında dikkat çeken nokta; yerleşim merkezleri içinde önemli bir direnişle karşılaşılmamasıdır. Bugüne kadar yapılan değerlendirmeler; sivil halkın yoğun olduğu yerleşim merkezlerinde icra edilecek meskûn mahal muharebelerinin çok riskli olduğu, sivil kayıpların çok fazla olacağı, çok fazla şehit verilebileceği şeklindeydi. Görüldüğü gibi bu yerleşim merkezleri bir hafta gibi kısa bir sürede kontrol altına alınmıştır. PKK’nın Suriye uzantısı bırakalım savunmayı, sivil halkın bölgeyi terk etmesini bile engelleyememiştir. Afrin’in de, her ne kadar bölgenin en büyük bir yerleşim merkezi olsa da mutlaka kontrol altına alınacağı kanaatindeyim. Nitekim Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, 8 Mart’ta, Viyana’da, Afrin Harekâtının mayıs ayına kadar bitirileceği, sonrasında Bağdat yönetimiyle birlikte Irak’ta PKK’ya karşı müşterek operasyonlar icra edileceği açıklamasını yapmıştır.

 

Türkiye’nin; toprak bütünlüğünü koruması, huzur ve güvenliğini sağlaması için öncelikle PKK terör örgütünün bütünüyle ortadan kaldırılması gerekmektedir. Bu da Afrin, Münbiç, Fırat’ın doğusu, Irak’ın kuzeyi… Nerede varsa PKK’ya, uzantılarına ve hatta gelecekte aynı niyeti taşıyabilecek her türlü oluşuma tavizsiz müdahale etmekle mümkündür. Bu konuda işimiz gerçekten de zordur. Çünkü bölgedeki bütün aktörler, kendi amaç ve hedefleri doğrultusunda gayret göstermekte, bölge ülkeleri de dahil hiçbirisi Türkiye’nin kaygılarını dikkate almamaktadır. Pentagon sözcüsü 22 Şubat’ta “Afrin’deki Kürt güçler koalisyonun bir parçası değil, onları desteklemiyoruz” dedikten bir hafta sonra Fırat’ın doğusundaki SDG unsurlarından 6-7 bin kadar teröristin Afrin’i takviye etmek için gönderilmesi; ABD’nin hala Türkiye’yi aldatmakta olduğunu açıkça göstermektedir. Yine ABD’nin 11 Ocak’ta İngiltere, Fransa, Suudi Arabistan ve Ürdün’le yaptığı toplantıda; “hedef’in Rusya ve İran, amacın, SDG’yi Cenevre’ye dahil etmek” konularının görüşüldüğünün ortaya çıkması; bölge hakimiyetini elde tutmak ve PKK’nın Suriye uzantısına uluslararası meşruiyet kazandırmak çabası olduğu ortadadır. Alman Federal Meclisi Bilimsel Hizmetler Dairesinin, “Türkiye'nin Afrin'de yürüttüğü Harekatın devletler hukukuna uygunluğu konusunda şüpheler bulunduğu, Türk Hükümetinin, meşru müdafaaya neden olacak kendisine yönelik silahlı bir saldırıya dair henüz somut bir kanıt sunamadığı” değerlendirmesi yapması da Almanya’nın PKK’ya desteğini açıkça ortaya koymaktadır. Bence terörist başı Salih Müslim’in, Çekya’da serbest bırakıldıktan sonra serbestçe Almanya’ya gitmesi hafife alınacak, görmezden gelinecek bir ayrıntı değildir.

 

ABD, bölgeyi nasıl şekillendireceğinin planlarını çok önceden yapmıştır ve İngiltere, Fransa ve Almanya da bunu desteklemektedir. Bu nedenle ABD’yle yapılacak hiçbir çalışma, PKK’yı Türkiye için bölücü bir tehdit olmaktan uzak tutmayacaktır. Ben ABD’nin; Afrin’de Türkiye’nin başarısına göz yumacağı, Münbiç’in ABD, Türkiye müşterek gücüyle kontrol altında tutulması konusunda Türkiye’yi ikna etmeye çalışacağı, Fırat’ın doğusunda ise SDG olarak adlandırdığı PKK ve uzantılarıyla işbirliğini sürdüreceği ve Türkiye’nin Fırat’ın doğusuna müdahalesine engel olmaya çalışacağı, İran’ın önünü kesmek için de Türkiye’yi Irak’ta PKK’ya yönlendirmek isteyebileceği kanaatindeyim.

 

Bence PKK’nın bütünüyle bitirilmesi; yurt içinde çağdaş demokrasi ortamının, birlik ve beraberliğin tesisi, yurt dışında İran, Irak ve Suriye ile müşterek çalışmalar yapılması ve Kandil’in ortadan kaldırılmasıyla mümkündür.

Etiketler : tsk

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test