Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Cari açık dışa bağımlılıktır

16.3.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Üzerinde durmamız gereken konu Fitch, Standard  and  Poors veya Moody’s gibi kuruluşların raporları değil, derecelendirmelerine esas olan gerekçeleridir. Bu kuruluşlar, ellerinde yatırım yapacak fonları bulunan yatırımcıların temsilcileridir. İnceledikleri ülkelerin mevcut ekonomik durumlarını ve beklentilerini değerlendirirken en küçük bir riski bile göze almazlar hatta abartırlar. Önemli olan kendi itibarlarıdır. Son olarak Moody’s adlı kuruluşun değerlendirmelerine baktığımızda da aynı durumu görebiliriz. 23 Eylül 2016 da ülkemizi yatırım yapılabilir seviyesinden spekülatif sınıfa düşürmüş, 17 Mart 2017 de görünümü durağandan negatife çekmiş, bir süre önce de notumuzu yatırım yapılabilir seviyenin bir altı olan Ba 1 den, Ba 2 ye düşürmüş ancak görünümü her halde geçmişteki performansının doğruluk derecesini de göz önünde bulundurarak negatiften durağana çevirmiştir. Yatırım yapılabilir notu verdiklerinde yabancı kaynakların girişlerinde artış kaydedilmediği veya yatırım yapılamaz notu verdiklerinde yabancı kaynakların daha çok giriş yaptıkları görülmüştür. Dünyada artık ekonomik veriler hızla değişmekte, ülkelerin güçleri yalnız ekonomik yapıları ile değil, yönetim biçimleri, siyasi ve askeri yapıları, dış politikaları ile de değerlendirilmektedir. Ancak bütün bunlara rağmen derecelendirme kuruluşlarının değerlendirmelerini yok saymak ta mümkün değildir. Yatırım yapacakları ülkenin mevcut ve gelecekteki potansiyelini, istikrarını, güvenliğini ve karlılığını yeterince bilmeyen fon sahipleri derecelendirme kuruluşlarının verdiği bilgilere göre karar vermektedirler.

Moody’s ‘in son raporunda iki ana gerekçeyle hareket edildiği görülmektedir. Bunlardan birincisi Türkiye’de yetkili sorumlu kurumların yeterince dirençli olmadığı yani bağımsız hareket edemedikleri, yapısal reformların geciktiği, para politikasının yeterince sıkı olmadığı, yükselen enflasyona karşı önlem alınmadığı, ikincisi ise cari açığın büyümeye devam etmesi, bankacılık sektörü ile özel sektörün dış borçları ve bu borçların çevrilmesinde ortaya çıkacak sıkıntıdır.

Şimdi Derecelendirme Kuruluşu’nun gerekçelerini analiz edelim.

Yeterince etkili tepki vermediği öne sürülen kuruluşların başında Merkez Bankası gelmektedir. Banka’nın yasal olarak bağımsız olduğu ancak fiiliyatta siyasi iradenin etkisi ile hareket ettiği bu itibarla gerekli önlemleri zamanında ve gereğince almadığı iddiası çok uzun zamandan beri tartışılan konudur. Böyle bir durumun belirsizliğe sebep olduğu ve istikrarı bozduğu öne sürülmektedir.

Ülkemiz 2018 Ocak ayında 7,1 milyar dolar cari açık vermiştir. 12 aylık açık 51,7 milyar dolara yükselmiştir. 2017 yılında %5,5 olarak gerçekleşeceği beklenen cari açığın gayrisafi milli hasılaya oranının bu yılın Ocak ayı itibariyle % 6’ya kadar yükseleceği anlaşılmaktadır. Geçen yılın cari açığı 47,1 milyar dolardır. 2016 yılı cari açığının milli gelire oranı ise % 3,8 dir. Ocak ayı cari açığının kapatılmasında zorlukla karşılaşılmamıştır. Çünkü sıcak para, hisse ve tahvil satışı gibi kalemlerden 12 milyar doların üzerinde giriş sağlanmıştır. 25.000 döviz borçlusu şirkete, dış borç almada kısıtlamalar getirilmiştir. Ancak bütün bunlara rağmen, enerji fiyatlarının yükselmesi FED’in faiz arttıracağı beklentisi, Başkan Trump’ın korumacılık anlayışına dönmesi, doğrudan yabancı yatırımların azalması, yıllık dış ticaret açığının 77 milyar dolara kadar yükselmesi, enflasyonun halen çift rakamlarda direnmesi ve buna bağlı olarak faizlerin artması, iç talebe bağlı bir büyüme modelinin seçilmesi ve bunun enflasyonu daha fazla yükseltme endişesi, ihracatın geçen yılın Ocak ayına göre bu yıl % 10,7 lik bir artış gösterirken bu oranın ithalatta % 38 e kadar çıkması kaygılara sebep olmaktadır. Güney Afrika ve Brezilya ile birlikte kırılgan ülkeler arasında sayılmamız ilave bir olumsuzluktur.

Ülkemizin cari açığının sıcak para yerine, ihracat, turizm ve doğrudan yabancı yatırımları ile karşılanması esas olmalıdır. Dış kaynak bulmak, parasal genişlemenin sona ermesi ile birlikte giderek zorlaşabilir veya maliyetleri artabilir. İthalatın zorlaşması halinde, ithalata bağımlı olması nedeniyle ihracat etkilenebilir, büyüme oranları gerileyebilir.

Derecelendirme Kuruluşlarının raporları dikkate alınabilir ama esas olan zaten bildiğimiz sorunlarımızı kendimizin çözmesidir.

 

 

 

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test