Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

CHP’nin açmazı (2) !..

23.3.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Geçen haftaki yazımda “Atatürk’ün partisiyiz” diye övünen CHP’nin, “düşünce / ilkeler / tüzük / program ve teorik çizgi yapılanmasındaki kırılmaları” anlatmıştım; “partinin açmazı” olarak.

Bu haftaki yazımda, “pratikte yaptığı” yani “günlük hayattaki” hata, yanlış ve eksiklerine değineceğim.

Başlayayım; CHP’de “çok ama çok yıllardır” bir türlü toparlanamayan, istikrara kavuşturulamayan bir “eksik” var, “ana” eksik, Merkezin sağındaki partilerle sandıkta başa çıkamamasına yol açan eksik; “muhalefet yapmayı bilememek!..”

Özetleyeyim; “Biz Atatürk’ün partisiyiz, biz sosyal demokratız, biz sağ partilere benzemeyiz, onlardan örnek alacağımız bir şey yok” afra tafraları içinde, “sandıktaki oyların büyük çoğunluğunu götüren” merkez sağ, muhafazakar ve hatta “dindar” sağın ülke genelinde, evde, sokakta, caddede, meydanda, iş yerinde, tarlada, fabrikada, kentte, kasabada, köyle, mezrada ve de medyada “genel ve yerel politikasını anlatmasındaki ve halkı yanına çekmesindeki ayakları yere basan propaganda sırrını bir türlü öğrenememek”, CHP’yi “dünden bugüne, bugünden yarına ana muhalefetten öteye gidememek” zincirine bağlamıştır!..

CHP Genel Merkezi de, yurdun dört bir yanındaki il ve ilçe teşkilatları da, çok az olan istisnaları hariç, önderleriyle, yöneticileriyle beraber, “rahmetli Ecevit’in kısa bir dönemi hariç”, “Türk toplumunda nasıl muhalefet edileceğini” bilmiyor, öğrenmek de istemiyor!..

İşte CHP’nin “sandıktaki en büyük açmazı” budur!..

CHP teşkilatı, “seçimden seçime çalışıyor”, CHP Genel Merkezi, “muhalefet etmeyi, liderin grup toplantısı konuşmasından, Meclis kürsüsünde konuşmaktan ve Meclis’te basın toplantıları yapılmaktan” ibaret zannediyor. Muhalefeti, sevgili Uğur Dündar ve arkadaşları kadar bile halka indiremiyor, renklendiremiyor, heyecan ve coşku yaratamıyor!..

Dahası, “iktidar partilerinin liderlerinin ortaya attığı tuzak söylem ve konulara laf yetiştirmeyi” de marifet sayıyor, çok seviyor!..

Tabii en kolayı bu; “ev, kahve, sokak, cadde, meydan, Anadolu yolları yerine “masa ve mikrofon başından, ekran masasından muhalefet yapmak”, laf yetiştirmek!..

“Ne kadar seyreden, dinleyen, ne kadar okuyan var; bu söylenenleri kaç TV veriyor, kaç gazete yazıyor, ne kadarını yazıyor” sorularının cevapları çok açık ortadayken, “bu fasit daireyi kırmanın yolları ve formülleri”, üstelik varken, kimse dönüp bakmıyor!..

CHP’nin Ankara’dan, Anadolu’nun 4 bir tarafına kadar olan politika ve propaganda zincirinden “yönetim tembelliği” akıyor”; rakipleri, liderlerinden, en ücra teşkilatlarına kadar “tam tersini yaparak” sandıklara oy yığınlarını davet eder ve getirirken, bir de şaşkın şakın soruyorlar; “Bu millet bu iktidara nasıl oy veriyor” diye!..

“Bu millet bize oy vermeye mecbur” görüşünün getirebildiği “oy” işte yıllardır ortada, yıllardan beri de birkaç puan üstte / altta değişmiyor, neden; “halkçı(!)” CHP halka inemiyor da ondan!..

“Dağ bana gelmezse, ben dağa giderim” diyemeyen bir CHP; işte onun için Demireller, Özallar, Erdoğanlar “sandığın ve iktidar olmanın keyfini sürdüler” bunca yıldır ve CHP hâlâ “nerelerde gezmeye” devam ediyor!..

Bakınız, “gerçekten başarılı olan belediye başkanları ve belediyeler olmasa”, CHP “ana muhalefet bile olamaz”, bu genel merkezlerle ve bu teşkilatlarla!..

“Atatürk’ün partisiyiz” deyip de “Atatürk’ün neleri, nasıl yaptığını anlayamayan” ve de “Atatürk’ten örnek almayan” parti yönetimleri var karşımızda; gene sandıktan “ana muhalefet olarak çıkma” adayı. Siz “bol keseden” söylenenlere bakmayın; “onlar için bu adaylığın gerçeğe dönüşmesi” yeterli; yıllardan beri olan da bu değil mi; alkışlar!..

 

 Ruh ve akıl sağlığımız!..

Gazetemizin 1. Sayfasında “sürmanşetimiz”, doğrudan Türk insanı, Türk ailesi, Türk toplumu ile ilgili. Dünya’da 156 ülke içinde “mutluluk sıramız” 74’üncülük!..

“Neden” ve de “Türk halkını ‘mutluluktan uzaklaştıran’ sorunlar ve sorumlular kimler” sorularının cevaplarına ışık tutacak görüşler de var haberimizde.

“Mutluluk için” ön ve vazgeçilmez şart; “huzurdur”, huzurun olmadığı bir toplumda “mutluluğun olması” mümkün müdür?

Mutsuzluk olgusuna “huzur penceresinden bakmak” ve yorumlamak, “acı gerçeği” çok daha kolay anlamamızı sağlayacak ve “huzuru olmayan” bir toplumun, “bir başka acı gerçekle ile karşı karşıya geleceğini” ortaya koyacaktır; “Sağlık!..”

“Mutluluk / Mutsuzluk” tablosundaki yerimize “itiraz edenlere” anlatacağım “sağlık gerçeği” en açık cevap olacaktır.

Daha düne kadar, “özellikle büyük şehirlerimizde”, doktorlarımız içinde “cerrahlar” hem el üstünde tutulmak, hem “en çok para kazanmak” bakımından “sıralamanın 1 numarası” idiler. Bugün “onlarla birincilik yarışına başlayan” bir başka “doktor grubu” var; “Ruh ve akıl sağlığı uzmanları; psikologlar, Psikiyatristler, Nörologlar,”

Söyleyin bana sevgili okurlarım, “gerçeği daha açık anlatacak” bir başka soru var mıdır, şu soru kadar; “Toplumumuzun ‘ruh ve akıl sağlığı’ neden bozuluyor acaba?..”

 

Sözün Özü

Rahmetli Cüneyt Koryürek ağabeyimiz, her yılbaşında tebrik kartı gönderirdi ve yeni yılımızı kutlayan bu kartlarda bir de “anlamlı” bir söz bulunurdu.

Bir kartı yıllarca sakladım, yeni evime taşınmam sırasında, nerede kaldı, bilmiyorum, aradım, bulamadım. O kartta, “Bir köyün mezarlığının kapısında ‘Burada 35 yaşında ölüp, 65 yaşında gömülenler yatıyor’ sözü” yazılıydı!..

Nedendir bilmiyorum, “MHP kurultayı” haberini bir gazetede okurken, “bu söz” aklıma geldi!..

Haftanın Adamı

Yavuz Selim KÖŞGER

Aydın'ın yeni Valisi Yavuz Selim Köşger kimdir?

“Haber”, gazetelerden alınmıştır, yalanlanmamıştır. Aydın Valiliği’nin resmi sitesinde de “yalanlama” yoktur. “Öyleyse” doğrudur:

“Aydın’ın Germencik İlçesi Ortaklar Mahallesi’nde 1944 yılında Köy Enstitüsü olarak kurulan ve daha sonraki yıllarda öğretmen okulu olarak binlerce öğrenciyi mezun eden okuldan mezun olanlar, her yıl olduğu gibi bu yıl da bir araya geldi.

Geleneksel olarak düzenlenen kuru fasulye pilav günü ise bu yıl yapılamadı. Geleneksel buluşmanın etkinliği Aydın Valiliği’nce, Aydın İl Mili Eğitim Müdürlüğü’nün görüşlerine uyularak alındı.

Okulun mezunlarından eğitimci Ahmet Nuri Doğan bu karara tepki göstererek, ‘70’ine 80’ine merdiven dayamış emekli eğitimcilerin kuru fasulye pilav yemesinden bile korkuyorlar’ dedi.”

Ey sayın Valim, Mekteb – i Mülkiye’de size, “Yöneticiliğin ‘yasak yerine, asıl o kuru – pilav günü Ortaklardaki eski Köy Enstitüsü binasına gidip’, o yaşlı eğitimcilerle beraber Anadolu’nun, Türk askerinin ‘milli yemeği’ olan kuru – fasulyeyi yemek olduğunu” öğretmediler mi?..

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test