Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Temel ekonomik sorunlar ve çözüm yolları

30.3.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

“Türkiye’nin temel ekonomik sorunları ve çözüm yolları nelerdir?” diye bir soru sorulsa, farklı bakış açıları veya değişik ideolojiler itibariyle çok çeşitli cevaplar alınabilir. Ancak aşağıda sıralayacağımız sorunlar ve olası çözümler konusunda bir mutabakat sağlanacağı düşünülebilir.

Büyüme oranları makul ve gerçekçi olmalıdır. İhracat ve turizm gelirleri arttırılmalıdır. Doğrudan yabancı yatırımların daha çok gelmesi için uygun bir ortam yaratılmalıdır. Dış ticaret ve cari açık azaltılmalıdır. Geniş çapta ithal edilen ürünlerin yurt içinde üretilmesi sağlanmalıdır. Ülkede ekonomik ve siyasal istikrara önem verilmelidir. Yurt dışında ülkemiz imajı iyileştirilmelidir. 

 Şimdi bu sorunların çözümleri hangi aşamadadır? Onlara çok kısaca değinelim.

Hükümet, 2017 yılında elde edilen yüksek büyüme hızının bu yıl da sürdürüleceğini açıklamıştır. Büyüme hızının yüksekliği ekonominin canlanması ve istihdam hacminin genişlemesi açısından yararlıdır. Ancak reel sektör yerine, büyümenin iç talep artışına dayandırılması, ithalatın artmasına, enflasyonun yükselmesine, faiz hadlerinin tırmanmasına ve cari açığın daha da yükselmesine yol açabilecektir. Böyle bir ortamda faiz hadlerinin de yukarı doğru hareketlenmesi doğaldır. Yaklaşan seçimlerin, ekonomik büyüme hızının belirlenmesinde rol oynadığı açıktır.

2017 yılında ihracatta iyileşme olduğu doğrudur. Ancak yeterli değildir. İhracatın yapısında ileri teknoloji içeren ürünlerin oranı halen %3-4 oranındadır. Değer olarak artışın bir bölümü euro-dolar paritesindeki euro lehine gelişmenin sonucudur. Türkiye ucuz mal üretmektedir. Rekabet gücümüz yeterli değildir. Bu konuda bazı çalışmalar yapıldığı bilinmektedir. Proje bazında teşvik verilmesi en doğru politika seçeneğidir. İhracatın, en sağlıklı döviz kaynağı olduğu bilinmektedir.

Türkiye turizm alanında çok mesafe almış, sektörde ciddi yatırımlar yapılmış ve geçtiğimiz yıllarda 40 milyar doların üzerinde yıllık gelir elde edilmiştir. Bu rakam şimdilerde 30 milyar dolar civarına gerilemiştir. Sebebi, güvenlik ve jeopolitik kaygılardır. Yurt dışındaki ülkemizle ilgili olumsuz algı mutlaka giderilmelidir.

Türkiye, dış borçları ve cari açığı yüksek bir ülkedir. Dış kaynağa ihtiyacı süreklidir. Bu yıl yaklaşık 185 milyar dış borç ödeyecek ve yaklaşık 50-55 milyar dolarlık cari açığın (artabilir) finansmanına çalışacaktır. Büyüme hızının makul düzeyde tespiti bu açıdan önemlidir. Kaldı ki, dış kaynak bulmak eskiden olduğu gibi bol ve ucuz değildir. Finans piyasalarında parasal genişleme politikaları sona erecektir. Bulunacak kaynağın maliyeti de daha yüksek olacaktır.

Büyüme hızını destekleyen kaynak girişlerinde önemli olan, geçici ve spekülatif nitelikte olan sıcak para değil, doğrudan yabancı yatırımlardır. Bu konuda ilginç bir süreç yaşanmaktadır. Doğrudan yabancı yatırımlar giderek azalırken, sıcak para çıkışları yaşanmaktadır. Yabancıların, güvenlik, istikrar ve hukuk düzeninden şikayetleri vardır.

Ülke içinde ekonomik ve siyasi istikrarın sağlanması ve sürekli kılınması sadece yabancı yatırımcılar için değil yerli yatırımcılarımız için de son derece önemlidir.  Gerginlik politikaları kurlarda da oynaklığa sebep olmakta, fiyat ve maliyet belirlenmesinde güçlük yaratmaktadır.

Ülkemiz ithalatının yaklaşık üçte ikisi ham madde ve ara mallarından oluşmaktadır. Bu maddelerden mümkün olanlarının yurt içinde üretilmesi hem ithalatı, hem dış ticaret açığını ve hem de cari açığı azaltacaktır. Yetkililerin açıklamalarına göre, yerlileştirme hareketi adı verilen bu çalışmalarda 7 sektör ve 43 ürün belirlenmiştir. Bu ürünler in yurt içinde üretilmesi için özel teşvikler verilecektir. 102-106 milyar dolarlık bir ithalat tasarrufu sağlanacak, ilk aşamada 19,5 milyar dolarlık cari açık bu yolla kapatılacaktır. Bu çalışma önemlidir. Ancak 70’li yıllarda uygulanmaya çalışılan ithal ikamesi politikasına dönüşmemelidir. O dönemde yerli üretimin desteklenmesi için her türlü koruma önlemleri uygulanmış, ithalat içeride verilen teşvikler ve sübvansiyonlarla pahalı hale getirilmiş sonuçta piyasa, rekabet gücü olmayan, kalitesiz ürünlerle dolmuştur. Bu ürünlerin ihracatı için de ayrıca sübvansiyonlar verilmesine gerek duyulmuştur. Yerli üretilmesine karar verilen ürünlerin, arz istikrarına, rekabet edici bir fiyat ve kaliteye sahip olması esastır. Yüksek katma değer sağlayan ürünler olmalıdır. Bu çalışmalardan sonuç alınması için çok uzun yıllara ihtiyaç olduğu açıktır. Yine de ekonomi gündeminin ilk sıralarında düşünülmesi önemlidir. Ancak asıl önemli olan örgütlenmeler ve alınan kararlar değil, her zaman olduğu gibi uygulamalardır.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test