Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Akşener'in cazibesi, CHP'nin cazibesinden çok daha fazla

6.4.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Duayen gazeteci M. Ali Kışlalı, GÖZLEM’in “dış ilişkilerdeki değişimler” ve de “iç politikadaki gelişmeler” ile ilgili sorularını cevapladı. İşte görüşleri…

GÖZLEM – AKP / MHP arasında yapılan “Cumhur İttifakı” üzerine ilginç ve önemli gelişmeler oluyor. Başbakan Binali Yıldırım’ın Manisa’da AKP’lilerle yaptığı toplantıda “Yerel seçimde sizlerden Manisa’nın anahtarını istiyorum” demesi üzerine Manisa’nın MHP’lı Büyükşehir Belediye Başkanı Cengiz Ergün, “Bu nasıl ittifak, tavanda var, tabanda yok. Ankara, Manisa’da yerelde MHP’nin önünü kesecek kararlar alıyor” demişti. Benzer bir durum da Adana’da, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın AKP’lilere hitaben yaptığı konuşmada “2019’un Mart ayındaki belediye başkanlığı, Kasım ayındaki milletvekilliği ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin kapı kapı dolaşılarak kazanılmasını” isterken, ortaya “Manisa’ya benzer” bir tablo çıktı. Bu durum ülkenin dört bir tarafındaki belediyeleri MHP’nin yönettiği bütün il ve ilçelerde var. MHP tabanının Cumhurbaşkanlığı seçimine dönük “Yerel seçimlerde bizim başkanımıza oy vermeyenlerin başkanına da biz oy vermeyiz” sloganını ürettiği ve yaygınlaştığı söyleniyor; yorumunuz?

Erdoğan yerel seçimlerde seçim ittifakı yaptığı partiye karşı oy kullanılmasını, hareket edilmesini istiyor. Bunun için de MHP'li bu belediyelerin işlerini zorlaştırdığı anlaşılıyor, bu belediye başkanlarının ifadelerinden. Erdoğan bunu isteyebilir ama eğer ilgili seçim çevresi Türkeş'in MHP'sinden, Bahçeli'nin MHP'sine dönüşmüşse, belki o zaman bu istediği mümkün olabilir. Ama dönüşmemişse zor. Dolayısıyla bu sorunun cevabı MHP'nin tabanının ne derecede üst yönetimin kontrol altında olduğuna bağlı. MHP'nin bir tabanı var. Bu taban ne derecede oylarını Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Erdoğan'a verecek. Bahçeli tam Erdoğan'ın istediği gibi konuşuyor ama tabanına hâkim mi? Bu çok şüpheli.

GÖZLEM – Referandumda “Evet” kararı alan ve Türk tipi başkanlık sistemini destekleyen Hüda – Par’ın Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, “Kürtlerin önemli bir kısmının korkularından sesini çıkaramadığını ve suskun olduklarını, kendi görüşlerini söylemeye cesaret edemediklerini” söyleyerek “bir Kürt esnafın, AKP'li bir milletvekiline, 'Ben hakkımı da verdiğim oyu da helâl etmiyorum' dediğini” açıkladı. “İttifaktan değil, ittifaktan sonra AKP söylemlerinin milliyetçileşmesi ve MHP söylemine yaklaşması Kürtleri rahatsız ediyor. Hükümet MHP söylemine kayarsa yüzde 50 + 1 hayal olur, çünkü bu söylemin birleştirici bir tarafı olmaz. Ciddi bir Kürt oyu var, onları kaybeder ve yüzde 50 +1’i bulmaları mümkün olmaz” dedi. Görüşünüz?

Erdoğan'ın yüzde 50 + 1'i kazanabilmesi için Kürt kökenli yurttaşların oylarına ihtiyacı olduğu kesin. Bugünlere kadar AKP'ye Doğu ve Güneydoğu'dan ciddi bir Kürt oyu geliyor idi. Ancak şimdi Erdoğan'ın Kürt milletvekillerini bile hapse atacak kadar sergilediği Kürt karşıtı tavrı, daha önce AKP'ye giden Kürt oylarının ne kadarının yine AKP'ye ve daha da önemlisi Erdoğan'a gitmeye devam edeceği konusunda şüphe yaratıyor. Şimdi “En büyük Kürt karşıtı kim” dediğinizde size “Erdoğan” diyeceklerdir. Bundan AKP'ye ve Erdoğan'a gidecek Kürt oylarında ciddi bir düşüş olacağı sonucunu çıkarıyorum.

GÖZLEM – Anlaşılıyor ki, “AKP / MHP ittifakı” iki taraf için de “uyumlu bir birlik beraberlik” getirmedi, sadece “baraj konusunda sıkıntı yaşayacağı” iddia edilen MHP “Meclis’e girmeyi garantiledi”; ondan ötesi için net bir şey söylemek mümkün değil. Sizce, MHP ile ittifak Cumhurbaşkanlığı seçiminde AKP’lilerin ve Erdoğan’ın beklediği katkıyı verebilir mi?

Mühim olan Erdoğan değil, MHP'lilerin ittifak listesine soktukları adayların ağırlığı. Örneğin, sen çok iyi MHP'lisin, Erdoğan'ı tasvip etmesen bile yine MHP'ye oy verirsin. Dolayısıyla bu ittifakın dediğiniz gibi MHP'ye katkısı olacağı kesin. Ama bu MHP'liler Cumhurbaşkanlığı seçiminde oylarını gidip verirler mi? Zannetmiyorum. Hiç şüphesiz Erdoğan'a Cumhurbaşkanlığı seçiminde MHP'den gidecek oy, MHP'nin toplam oyundan daha az olacaktır.

GÖZLEM – Atatürk, cumhuriyet, laiklik aleyhtarı sözler, tavırlar, kararlar Millet Meclisi salonlarına kadar geldi. CHP’li kadınlar 81 ilde sokağa döküldü. AKP’ye yaranmak isteyen eğitimdekiler başta ülkenin dört bir yanından bürokratların “bu hassas konularda” gazetelere, videolara, TV’lere kadar düşen haberleri geliyor ve büyük tepki topluyor. Bunların önlenmesi zor mu; yoksa Ankara’dan verilen “gizli” bir destek mi var, sizce?

Çok göze batıcı olmadıkça Erdoğan'ın bunlara göz yumduğu söylenebilir. Erdoğan bunlara destek olmasa da göz yumuyor.

GÖZLEM – Yeniden İYİ Parti genel başkanlığa seçilen Meral Akşener’in “Şimdi onlara sormak lazım; niçin Çanakkale ruhunu incitiyorsunuz, niçin Atatürk’e sahip çıkmıyorsunuz? Hangi cüretle İstiklal Marşı’nı değiştirmeye kalkıyorsunuz? Siz bu yoldan giderek bu ülkeye başkan olacağınızı mı sanıyorsunuz?” sözleri 1. Olağanüstü Kurultay’ının yapıldığı salondan büyük alkış aldı, görüşünüz?

Akşener'in Atatürk'e, milli değerlere sarılması çok akıllıca bir şey. MHP ve Genel Başkanı Devlet Bahçeli artık bu değerlere sahip çıkamıyor, AKP'nin buna karşı hareketlerine, sözlerine ittifak nedeniyle cevap veremiyor. Sessiz kalıyor. Akşener bu söylemiyle hiç şüphesiz zaten hedeflediği MHP tabanından çok ciddi oy alma potansiyeli var.

GÖZLEM –  İyi Parti’nin 1. Olağanüstü Kurultayı, bütün bir kurultay boyu bitmeyen bir heyecan, coşku, ilgi dolu olarak ve salonun almadığı bir başörtülü, mini etekli, genç, ihtiyar kalabalık ile yapıldı ve de “İktidardan Ana Muhalefet Partisi’ne kadar uzanan siyaset yelpazesinde ben de varım, hem de çok iddialı olarak” işaretini verdi. Özellikle “kadınların ilgisi” çok fazlaydı, nasıl yorumluyorsunuz?

Bu bence Genel Başkanı Meral Akşener'e ve kişiliğine duyulan güveni ve onun sağladığı itibarı gösterir. MHP'nin aldığı oyun büyük kısmını alır mı? İnşallah alır. Akşener hakkında belli bir kafada olup da kötü konuşan yok. Herkes iyi şeyler söylüyor. Bence Akşener'in cazibesi, CHP'nin cazibesinden çok daha fazla. Eski görevinden beri yarattığı bir isim, prestij var. Şimdi de boğuşa boğuşa bu noktalara geldi. Böyle 10 tane kadın olsa, Meclis'i allak bullak ederler. Akşener'e karşı çok ciddi engeller çıkarmaya devam edeceklerdir ama bence bu engelleri çıkardıkça da halkta ilgisi, karşılığı artıyor.

GÖZLEM – “Böyle” bir kurultayı, sadece “Halk TV canlı olarak” yayınladı ve “yazılı basın”, “muhalif” birkaç gazete dışında adeta sakladı. Bu tablonun “seçimleri de etkileyeceği” ortada. Muhalefet ne yapmalı?

Bir defa şimdiden işaretlerinin ortaya çıkmaya başladığı gibi, CHP, İyi Parti ve Saadet Partisi bir ittifak yaratmalı. Özellikle mesela yerel seçimlerde, bu partilerden birinin çok daha güçlü olduğu illerde, diğer partiler de güçlü olan partinin adayını desteklemeli. Bu konuda partiler ufak da olsa bir fedakârlık, akıllılık gösterebilmeli. Ayrıca bu partilerin kendi yayın organlarını da kurup faaliyete geçirmeleri şart. Niçin İyi Parti'nin, CHP'nin kendi gazeteleri yok? Niçin TV’leri daha iyi yayın yapmıyor? Bunları anlamakta zorluk çekiyorum. Küçük partilerin ciddi oy alabilecekleri yerlerde adaylarını takdim edecek, onlara puan kazandıracak yayınları yapmaları lazım.

GÖZLEM – ABD Başkanı Trump, “durup dururken” Suriye ile ilgili kararlar almaya başladı. Önce “Suriye’den askerimizi çekeceğiz” dedi. Ardından Suriye’de YPG kontrolündeki alanların inşasına yönelik 200 milyon dolarlık yardımı dondurma talimatı verdi. Birkaç gün sonra ise uluslararası ajanslar, “ABD’nin Münbiç’e asker takviyesi yaptığı” haberini verdiler. Sizce ABD ne yapıyor, ne yapmak istiyor?

ABD'nin Türkiye ile Suriye arasında Kürtlere dayalı bir bölge-devlet oluşturmak istediğini bilmeyen kalmadı. Yıllardır bu yönde çaba harcadılar. Stratejilerini buna dönük oluşturdular. Türkiye de bunu açıkça söylemese bile, yıllardır “ABD'nin çeşitli isimler verdiği Kürt gruplarının buralardan çekilmesi, ABD tarafından desteklenmemesi” isteklerini yeniler. Ancak bundan herhangi bir sonuç alamamıştır. Bu noktadan sonra da ABD'nin bu yöndeki çaba ve eğilimlerini değiştireceğini düşünmek için elle tutulur inandırıcı bir sebep bulmak zor. Özellikle Trump'un son dönemde ABD güvenliği ile ilgili kurumlarına atadığı yöneticilerin "şahin" kanattan olması, bu düşüncelerimizi doğruluyor. Bu tayinleri yapması ABD'nin bundan sonra da politikalarını kolay kolay değiştirmeyeceğini gösteriyor. Büyük devletlerle ilişkileri yürütmek çok kolay değil. ABD'nin yıllarca Fetullah Gülen’i nasıl beslediği belli. Yollanan dosyalara karşın kılını kıpırdatmıyor. Hiç lafını etmiyor. Öte yandan sen de Rusya'dan füzeleri alıyorsun, işbirliği yapıyorsun. Trump, arada bir yaptığı aykırı açıklamaları, o arada yapmakta fayda görmüş olabilir ama ABD'nin Suriye'den çekileceği hakkında bir işaret var mı? Çeker mi? ABD'nin politikası belli. Suriye'nin kuzeyinde kendisine bağlı bir bölgesel güç istiyor. ABD'nin hareketlerini buna yönelik değerlendirmek lazım.

GÖZLEM – ABD’de Kuzey Suriye ile ilgili bu gelişmeler olurken, “Trump ile görüşmeler yapan” Fransa Cumhurbaşkanı Macron ile ilgili olarak Fransa’dan da, daha sonra “Türkiye yanlış anladı, oradaki asker sayımızı arttırmayacağız” açıklamaları yapılan haberler geldi. Fransa basını “Macron’un YPD / PYD heyetini kabul ettikten sonra onlara destek garantisi verdiğini ve Münbiç’e asker takviyesi yapacaklarını söylediğini” yazdı. Münbiç’te bir “nöbet değişimi” mi yapılıyor; “Türkiye’ye karşı “ABD yerine, Fransa bekçiliği” mi başlayacak?

Fransa'nın ABD gibi bekçilik yapacak gücü olduğunu sanmıyorum. Esas olarak Fransa Cumhurbaşkanı, Erdoğan'ı kızdırdı. Böyle bir ortamda Erdoğan, Fransa'nın var olmasına izin verir mi? Vermemek için ne yapar? Ama bundan da önemlisi ABD destekli Kürtler burada kaldıkça, bu durum ne yapacakları konusunda büyük bir soru işareti yaratıyor. Sonuç olarak Fransa'nın burada bir mevcudiyeti olsa bile, ki bunun Türkiye tarafından nasıl karşılanacağı soru işareti, ABD'nin bu bölgeden çekileceğini düşünmüyorum.

GÖZLEM – Bu arada, gerek ABD ve gerekse AB ile “yumuşama / yumuşatma sürecine girildiğine dair” işaretler var. Erdoğan’ın Trump ile üst üste yaptığı telefon görüşmelerinden sonra “Asker çekilmesi ve mali yardımın durdurulması” kararlarının açıklanması, AB ile Bulgaristan’da yapılan zirveden “somut kararlar alınmamasına rağmen”, yumuşama yönünde görüntülerin ortaya çıkması, bu konudaki yorumları arttırdı, ne diyorsunuz?

Erdoğan'ın AB ilişkilerini yumuşattığı, AB ile ilişkileri geliştirmek istediği muhakkak. Ama bunu bu düzeye getirmeye dönük çabalarında o ustalık var mı, belli değil. ABD ile ilişkiler de eski dönemlerdeki gibi üst düzeyde olmasa da, bir tarafta Rusya ile olduğu gibi, ABD ile de ilişkileri belli bir seviyede tutmak artık mümkün. Artık dünya öyle bir hale geldi ki, bir taraftan Rusya'yı alıyorsun, Rusya'yı aldığın gibi ABD'yi de öbür tarafa alabilirsin, ABD'yi biraz daha hizaya getirebilirsin. Artık bu ilişkiler eskisi gibi siyah-beyaz değil.

GÖZLEM – Hem Afrin’den, hem de Güney Doğu Anadolu’dan gün geçmiyor ki, “şehit haberleri” gelmesin. Ateş düştüğü yeri de, Türk insanının yüreğini de yakıyor; “Şehitlerin kanı yerde kalmaz” sözüyle avunmamız ne zaman ve nasıl bitecek?

Çok karmaşık bir durum ve kökeni de Kürtlerle olan çıkar çatışmasına bağlı. ABD'nin Kürtleri (PKK / PYD) kullanması devam edecek. Bu devam ettikçe bu Kürtler de Türkiye'ye karşı hareket edecek. Sen de bunları temizlemeye çalışacaksın. Ana konu Türkiye'deki Kürtler ile ilgili sorun. Bu süreçte son derece hayati hatalar yapıldı. En barizi, son yıllardaki açılım politikaları ile PKK'ya sınırsız faaliyet alanı yaratılmış olmasıydı. Erdoğan, valilere verdiği talimatla, PKK'ya yönelik operasyonların önünü kesmişti. Bu işi bitirmeyi Erdoğan denedi. PKK ile anlaşmaya çalıştı. Yapamadı. Sorunun Erdoğan döneminde biteceğini sanmıyorum. Kürt milletvekillerinin hapse atıldığı dönemin bitmesi, Kürtler için Parlamento'da meşru bir temsil ortamının yaratılması, hatta bu ortamın onlarla görüşerek yapılması gerekir. Bu sorun, ancak Erdoğan'dan sonra, bölgeye dönük uzun vadeli, sadece ekonomik değil, sosyo-kültürel bir değişim planlamasıyla ve sınırların, gelişen teknolojinin de etkisiyle, daha iyi korunmasıyla Türkiye için yaşamsal olmayacak kadar düşük bir seviyeye inebilir. Bu ortamın oluşturulması halinde bu değişimin çok kısa bir zamanda gerçekleşebileceğini düşünüyorum.

GÖZLEM – Uzun bir spor hayatınız, basketbol koçluğunuz ve spor yazarlığınız var. Fenerbahçe başkanlığı için 20 yılın başkanı Aziz Yıldırım ile bundan 3 – 4 yıl önce onun “Veliahtım” dediği, ama bugün “FETÖ’lere kadar uzatarak ‘Fenerbahçe’yi bölüyorlar’ diye ateş püskürdüğü” Ali Koç “başkanlık adayı”; bu konudaki görüşünüz; sizce “Fenerbahçeliler hangisini seçmeli?”

Aklın yolu Ali Koç'u seçmeleri gerektiğini gösteriyor. Aziz Yıldırım, 20 yılda Fenerbahçe'ye kazandırdığı tesisler gibi faydalarına karşın şampiyonluk sayısı açısından başarılı olmadı. Bir de kendi itibarını zedeleyecek çıkışlarda bulundu. Çok antipatik oldu. Ali Koç, tecrübesiz olmasına karşın, imkânları da olan ve söylemleriyle ümit vaat eden bir görünüm çiziyor.

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test