Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

ABD varsa, “Acaba” vardır!..

13.4.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Günlerdir, 73 yaşındaki Alman asıllı Amerikalı yazar, iktisatçı, siyaset bilimcisi F. William Engdahl’ın “Tanrıların Gazabı / Kaybolan Hegemonya” kitabını okuyorum.

“Küresel Tam Hakimiyet” kitabı başta, eserleri ABD’de en fazla sansür edilmiş yazar” unvanına sahip Engdahl.

“Genetiği değiştirilmiş gıdaların dünyaya yayılmasının, CIA / Gülen ilişkileri ve 15 Temmuz darbe girişiminin, El Kaide ve IŞİD’in yaratılışlarının, Arap Baharı’ndan, ABD’nin Irak ve Suriye başta Orta Doğu’da yerleşme planlarının arkasında nelerin olup bittiğini” anlatan bir yazarla karşı karşıyayız.

Eğer, Amerikalı yazarın kitaplarını ve mesela “benim gibi” son kitabı “Tanrıların Gazabı / Kaybolan Hegemonya” adını taşıyanını okumuşsanız, “Saddam’ı yıkan ve idam sehpasına götüren ve sonrasında ‘CİA tertibi olduğu anlaşılan’ asrın büyük yalanını da hatırlarsanız”, şimdi Suriye başta, Orta Doğu’da cereyan eden olayların arkası için bin tane “Acaba” sorusunu sormanız gerekmez mi?..

ABD Başkanı Trump, bir hafta önce “Suriye’den çekileceğiz” diyecek, sonra Pentagon sözcüleri “Bu da nereden çıktı” dercesine açıklamalar yapacaklar, Münbiç’teki birliklerini takviye edecekler ve bir hafta sonra, birdenbire “Doğu Guta / Duma’da ve kimyasal silah cehennemi yaşanacak” ve de Trump, Pentagon generalleri ile beraber “askeri harekât dahil her türlü alternatifi masaya koyacak”, hem de çembere “Rusya ve İran’ı da dahil ederek”; savaşsa savaş!..

Saddamlı Irak günlerinde Başkan George Bush’un ve o günlerde “onun arkasından” ABD’yi yöneten ve “İslam’a karşı yeni Haçlı seferleri tutkusu içinde yaşayan” Neoconların yanında İngiltere ve İngiltere Başbakanı Tony Blair vardı, şimdi Başkan Trump’un ve Pentagon’un yanında Fransa ve Fransa Cumhurbaşkanı Macron var!..

Bu tabloyu elbette “askeri uzmanlarımız ile dış politika uzmanlarımız” analiz edecekler ve yorumlayacaklar, ama benim beynimdeki soru giderek daha fazla “kalıcı” olacak; “Acaba?..”

Haftanın Adamı

Kaya Çilingiroğlu

Magazin sayfa ve ekranlarının playboyu, spor sayfalarının ve TRT ekranının futbol yorumcusu Kaya Çilingiroğlu kardeşimiz “Ben baskı olduğunu düşünmüyorum. Güney’de isteyen rahat rahat bikinisini de giyiyor, içkisini de içiyor. O baskı nerede hissediliyor anlamıyorum” demiş.

 

“Basın ve ifade hürriyetlerine olan bağlılığım” sebebiyle “bu görüşüne” elbette saygı duyuyor ve onu sütunumun “Haftanın Adamı” seçiyorum. Ama…

 

 

Ama… İl; İzmir, Yer; Ege Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezi. Yani, “Türkiye’de belki de demokratik rejim havasının en bol teneffüs edildiği” il. Ve de “yer”, bir “kültür merkezi” ve adı da “Atatürk!..”

 

Gece… Kültür Merkezi’nin “Yunus Emre” Salonu’nda, Anton Çehov’un “4 kısa oyunundan müzikli olarak uyarlanan Çehov Kabare” sahnelenmiş, oyuncular alkış yağmuruna tutulmuşlar.

 

Alkış bitiyor, oyunculardan Volkan Severcan “sanatçılarla seyircilerin beraber olacağı kokteyli hatırlatıyor” ve ekliyor; “Ege Üniversitesi Rektörlüğü kokteylimizde içki servisi yapılmasına izin vermemiştir.”

 

Yer, İzmir / 60 yıllık Ege Üniversitesi’nin Atatürk Kültür Merkezi, yıl 2018, Çehov’un bir oyunu sahneleniyor, gelenlerin yaş ortalaması 40’ın üzeri ve bir sanat kokteylinde “içki yasak!”

 

 

Belki vardır ve olmuştur ama, ben, Ankara / İstanbul / İzmir üçgeninde ilk defa bir sanat olayının ardından verilen kokteylde “içki yasağına rastladım”; bu yasak neden acaba?..

 

Merak ediyorum, oyunda, oyuncular “rol icabı” bol bol votka içtiler; neden “votka, ayran ya da süte çevrilmemiş?..”

 

*******

 

Sahnede 50 yılını dolduran ve oyunun sonunda “Artık tamam, sahne hayatımı tamamlıyorum” diyen ama salondan “Olmaz, bırakamazsın” tepkisini alınca, gözleri nemlenen Erhan Yazıcıoğlu usta başta, Volkan Severcan, Melda Gür, Bora Severcan, müziği yapan / piyano ile eşlik eden” Murat Kodallı ve emeği geçen herkese teşekkürler. Tabii, “sponsor olan” Folkart’a da!..

 

Hem güldüm, hem eğlendim ve de “en sevdiğim” 3 (Yoksa “5 mi” desem?) Rus edebiyatçısından biri olan Çehov’a doydum; daha ne olsun?..

 

Bir not ekleyeyim; sevgili Volkan Severcan, “kokteylle ilgili açıklamayı yaptığında” Erhan Usta’nın tepkisini görselerdi, “yasağı koyanlar ne düşünürlerdi”, merak ediyorum.

 

Bir not daha; ben hayatımda kokteyllerde “alkollü içecek” almadım, almam!..

 

Son not: Güney’i görerek “o sözleri söyleyen” Çilingiroğlu, “İzmir’deki o geceyi, yani Batı’yı görseydi”, ne derdi acaba?..

Açık Mektup!..

Yooo, bu kadarı da olmaz, sayın Urla Kaymakamım Önder Can ve de sevgili Urla Belediye Başkanım Sibel Uyar, bu kadarı olmaz ve de inşallah “duyduklarım” doğru değildir!..

Dünyaca ünlü, tanıdığım “en mütevazı”, ülkesini, halkını ve yaptığı işi seven ve de bihakkın yapan”  arkeolog Osman Erkurt hocamızın “ayağını kaydırmak isteyenler” varmış ve de sizlere şikayet etmişler; “Buradaki çalışmalarına son verin” demişler!

“Bu fiskosları duyan”, binlerce yıllık tarihi bugünlere taşıyan bunun için bir ömür tüketen Hocamız, şimdi “Tarihte ilk defa Ege’yi, Akdeniz’i aşanlarla bugün aynı rotada yolculuklar gerçekleştiren” ve bunun için “onların teknelerine benzer tekneler inşa ettiği” deniz kenarındaki yerine herhâlde  “Beni buradan, sizlerden ayıracaklar” üzüntüsü içinde gidiyordur!..

Erkurt Hocamız, “inşa ettiği tekneler ile 360 Derece Derneği Mısır / Marsilya ve benzer seyahatlerini yapan” ve de  “deneysel arkeoloji” konusunda sadece ülkemizde değil, uluslararası alanda da öncü olan bir insan.

Urla’da yaşayan bir Türk vatandaşı olarak sizlerden, bu değerli bilim adamımızı rakı sofralarına meze etmemenizi rica ederim. Saygılarımla. Öcal Uluç

 

Sözün Özü

Bir okuyucum göndermiş, internette bulmuş ve altına “Aydın Doğan da, gazetesini satacağına keşke böyle yapsaydı” diye not düşmüş.

Öneri onun, ben aracıyım!..

(Teşekkürler SG)

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test