Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Erken seçim kurtuluş çabaları mı?

20.4.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Türkiye’ye yönelik iç ve dış tehditler son dönemde arttı. Özellikle komşularımız olan ülkelerdeki gerginlik ve iç savaşın beraberinde getirdiği göç, Türkiye’ye yönelik tehditleri daha da artırdı. Türkiye, bulunduğu coğrafya nedeniyle tarih boyunca hep dış tehditlerle karşı karşıya kalmıştır. Terör sorunu, Suriye’deki iç karışıklık Türkiye’nin sıkıntılarını daha da artırdı.

Peki, bunlar bitebilir mi? Hayır bitmez ve bitmeyecektir de. Dünyada şartlar değişiyor. Gidişat her daim ekonomik sonuçlar verecek ihtilaflarla dolu. "Petrol" hazinesinin paylaşımı, Ortadoğu dediğimiz kara parçasında Türkiye’ye rahat vermeyecektir.

Peki, her şeyin rayına oturması için ne yapılmalıdır. Öncelikle Ortadoğu ve Arap ülkeleri ile ilişkilerde, Cumhuriyetin kuruluş felsefesi izlenmeli. Araplarla olan geçmişimiz iyi tetkik edilerek günümüz için yeni bir yol haritası belirlenmelidir.

Arap ülkeleri, Türkiye’yi sevmezler. Her zaman arkadan vurmuşlar ve vurmaktan da geri kalmazlar.

Özellikle Suudi Arabistan, “Çakma Müslümanlık” tarz ve inanış yöntemlerini, orta doğuda  mezhebi "Vehabiliği " yaymaya çalışmaktadır. Türkiye ve Balkanlarda Vehabiliği yayma gayret ve sonuçları açıkça görülmektedir.

Ayrıca İran da "Rekabet ve Kıskançlık" histerisinden tarih boyunca kurtulamamıştır.

Şii etkinliklerin yayılması için elinden geleni yapmaktadır. Ayrıca Müslüman ülkelere bakınız. Hepsi perişan edilmiş adeta ecir durumundadırlar. Bırakın kendi kendisini yönetmeyi, sahip oldukları petrol paralarını dahi İngiliz ve İsviçre banka fonları yönetmektedir.

Türkiye’ye gelince…

Türkiye Arap ülkeleri ile en ortak özellik “Din”dir. Aynı inanç “Müslümanlık” dışında kültürümüz çok farklıdır. Arapların menfaati, Batı ülkelerinin himayesinde yatıp uyumaktır. Türkiye ile ilişkiler, Arap tabiri ile "Mafiş"tir. Bu gün sınırlarımızda ilişkili olduğumuz iki devlet ile adeta harp halindeyiz. Irak ve Suriye parça parça olmuştur. ABD, İngiltere ve İsrail bu coğrafyada ufak devletlerle federatif bir sistem kurmak için parçalama faaliyetini tamamlamak üzeredir.

Ayrıca Ermenistan fırsat kolluyor. Yunanistan ise, her dakika maraza çıkarmaya hazırdır.

Türkiye böyle bir ortamda erken seçime gidiyor. Partinin perdelerini indirmiş, “Siyasi mevta” Devlet Bahçeli’nin talebiyle. AKP ile MHP “Cumhur ittifakı”nda uzlaşmıştır. Ayrıntıları fazla bilinmemekle birlikte AKP’nin bu ittifakı Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanmak için yaptığı biliniyor. Ancak bir gerçek vardır ki? AKP yolunda giderken, MHP ve özellikle lideri, partiyi ve kendisinin siyasi hayatını kurtarmak için tek yol olarak bu ittifakı ortaya çıkarmıştır. Sayın Erdoğan, daha önce seçimlerin 2019’da yapılacağını açıklamışken, Devlet Bahçeli, kendisini ve partisini kurtarmak için son çare olarak erken seçimi öne sürdü. 24 saat sonra erken seçim tarihini Erdoğan 24 Haziran olarak açıkladı.

Peki Erken seçim olmalı mı? Evet olmalı. Çünkü Deniz bitmiş dip görünmüştür. Bir an önce milletimiz artık “aklını” başına alıp kararını vermelidir.

Partilerin durumu ve kararları…

MHP parçalanmış ve "İYİ Parti" kurulmuştur. Cemaatler geçmişte sıkı ilişkilerde olduğu AKP’yi şimdi sert dille eleştiriyor. Bunun anlamı geçmişte AKP’ye giden bazı cemaatlerin oylarının özellikle Saadet Partisi’ne (SP) kaydığı söyleniyor. SP Genel Başkan Temel Karamollaoğlu’nun son dönemde söylemleri ve icraatları yıldızının parlamasını sağladığı ve önemli taban bulduğu görülüyor. Bu partiye gelecek oylar geçmişte AKP’ye gidiyordu.

İYİ Parti ve SP muhafazakar bir yapıya yakın değişik iki siyasi kuruluştur. Bunların seçimde ittifak etmesi ise kaçınılmaz görünüyor. CHP ve HDP’nin tutumu ne olacaktır? HDP’nin hiç bir şekilde AKP’yi desteklemesi mümkün görünmüyor. CHP ise köklü bir parti olarak, üçlü eksende bir şekilde yer alması kaçınılmazdır. Zira tek başına ittifakları yönetmesi pek kolay değildir.

Cumhurbaşkanı seçiminde tek turda işin bitmesi soru işaretidir. İkinci turun sonucu ise kocaman bir ‘?’ işaretidir.

AKP erken seçim kararı ile "Risk" almıştır. MHP’nin oylarına güvenmekle acele etmiştir. Şu anda MHP’nin parti olarak alacağı oy miktarı, Bahçeli’nin etrafındaki menfaat bağları olanların oylarından başka bir şey olamaz. Zira bazı anketlerde MHP’nin yüzde 2-3 oranda bir oy potansiyeli çıkıyor. Bu oran AKP’ye yetecek mi şüpheliyim? Kaybettikleri cemaatlerin ve HDP oylarını geri almaya odaklanacaklardır. Bu da bilinmeyen iç ve dış pazarlıkların sonucuna bağlıdır.

Gelelim sonuç tahminimize;

Türkiye siyasi ve ekonomik anlamda dar bir çembere itilmektedir. Terör belası başımızdadır. Suriye sorunu ile uğraşmaktadır. Sınırlarımızda küçük devletlerin kurulması isteniyor. Özellikle Akdeniz’e açılan bir koridorun oluşturulması hedefi Amerika, İngiltere ve şimdi de Fransa’nın iştiraki ile zorlanmaktadır.

Uzun ince bir yoldayız. Tek kurtuluş "Ortak akıl" içinde hareket etmektir. Bunun da ferasetinin anahtarları parti liderlerinin ferasete ne kadar yaklaşacaklarında çözülecektir. Erken seçim ise, sonu gelmiş bir parti ile siyasi hayatı artık tehlikede olan bir liderin son çabaları ve tutunacağı daldır.

Erken seçim kararı bence iyi olmuştur. Zira Türkiye’nin bugünkü şartlarda nefesi tükenmek üzeredir. Millet artık geleceğinin kararını vermekte son şansını kullanırken, umarım ve ümit ederim ki "Aklını" başına alsın ve hisleri ile değil Yüce yaradanın insana tanıdığı tek istisna özellik" AKLI "ile karar versin

Bekleyeceğiz, erken seçim olacak mı tartışması bitti. Söz, partilerin, liderlerin ve yetkililerin son "Feraset ve Vatan sevgisinde" nasıl ve ne ölçüde bir araya geleceğidir.

Bildiğim bir şey daha var. Oda bu seçim sonunda birçok parti liderinin, siyasi hayatımızdan tasfiye olacağıdır. Acaba kimler? Herkes için bu ihtimal vardır.

Sonuç hayırlı olur İnşallah…

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Website Security Test