Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Umudu büyütmek

27.4.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

16 Nisan referandumunun ve o büyük ‘Adalet Yürüyüşü’nün ardından; Sosyal Demokrat Dergi’de (SDD-sayı79/80, Temmuz/Ağustos 2017) yayımlanan ‘Demokrasiyi Örgütlemek, Umudu Körüklemek’ başlıklı makalede şunları yazmıştık: “Şimdi muhalefete düşen görev; ‘Hayır’ı ve ‘Adalet Yürüyüşü’nü kalıcılaştırıp, daha da büyüterek, etkin bir demokrasi hareketine dönüştürmektir. Hayatı doğrudan, iyiden ve güzelden yana değiştirmenin yolu demokrasiyi örgütlemekten ve umudu körüklemekten geçiyor.”

O günlerden bu yana, zaman denilen hayatın o durdurulamaz dinamiği, çok hızlı biçimde akıp geçti. Toplumsal gündemi oldukça hızlı değişen ve siyasal debisi yüksek olan ülkemizde, doğrusu bu devinim daha da hızlı oldu. Ve geldik bugüne…

Kaptıkaçtı seçim

İktidar partisi ile onun küçük ortağının oluşturduğu ‘Cumhur İttifakı’, ülkeyi aniden erken seçime sürükledi. Bu arada, önümüzde iki aydan da az bir sürenin kaldığı 24 Haziran seçimleri ile ilgili olarak pek çok tanım ortaya atıldı. Biz de bu bağlamda, doğrusu bu seçime ‘kaptıkaçtı seçim’ tanımını uygun gördük.

Oysa aylardan beri kamuoyuna sürekli ‘erken seçim yok’ diyenler, hatta erken seçimi ‘ihanet’ olarak nitelendirip ilan edenler; iktidarda bulunanlar ve onlara destek veren çevrelerdi.

Peki, ne oldu da böylesi bir yola girildi? Bizce, ülkeyi yönetme sorumluluğu taşıyanların yaşadığı sıkışmışlık, süreci tetikledi. Ekonomi ve dış politika alanları başta olmak üzere ülkenin içinde bulunduğu darboğazı ve en önemlisi de 2019 Kasım’ına kadar geçecek sürenin işi daha da zora sokacağını görerek, erken seçim düğmesine bastılar. Hem de, seçimlerin normal zamanda yapılacağına dair bütün sözleri yutup, inandırıcılığı kaybetme pahasına!..

Bu arada, birçok yazımızda dikkat çektiğimiz ve altını çizdiğimiz; iktidarın, yerel seçimleri cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçiminden önce yapmayı göze alamayıp, erken bir genel seçime gideceği öngörümüz de, böylece doğrulanmış oldu.

16 Nisan’ın rövanşı

Önümüzdeki seçimin, 16 Nisan referandumunun rövanşı şeklinde olacağını düşünüyoruz. Daha erken seçim konusu ortada yokken, bu köşede yayımlanan ‘Muhalefetin yol haritası’ başlıklı makalemizde; 16 Nisan’da ‘Hayır Birlikteliği’ni hayata geçiren çevrelere, bu kez ‘Cumhuriyet ve Demokrasi Buluşması’nı önerip, şunları yazmıştık: “Cumhuriyet ve demokrasi değerleri etrafında gerçekleştirilecek böylesi bir buluşmanın yol haritası oluşturulurken, her seçim için ayrı bir strateji hazırlanabilir. Parlamenter demokrasiyi savunan partiler, cumhurbaşkanlığı seçiminin birinci turunda kendi adaylarını çıkarırken, ikinci turda bu seçeneği savunan adayın etrafında buluşmayı hedeflemelidir. Ortak aday yöntemini düşünmek ve zorlamak, birbirinden oldukça farklı seçmen tabanlarına sahip muhalefet partileri için çıkmaz bir yoldur. Genel milletvekili seçiminde de, ana muhalefet CHP ve baraj sorunu olmayacağını düşündüğümüz HDP (kendine yakın diğer küçük parti ve çevreleri de kapsayarak), seçimlere kendi listeleriyle katılabilirler. Seçmen tabanları birbirine yakın olan diğer muhalefet partileri İyi Parti, Saadet Partisi ve DP ittifak yapabilirler.” (Gözlem - 13.03.2018)

Gördüğümüz kadarıyla, gelişmeler de bu yönde oluyor. Siyasetin doğru akışı, kendi doğrultusunu ve mecrasını, yine hayatın içinde buluyor…

Umuda ve demokrasiye çağrı

Ana muhalefet Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) ve onun lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun, İyi Parti’nin seçime sorunsuz katılabilmesi için yaptığı son 15’ler hamlesini çok önemsiyoruz. Muhalefetin bu hamleyle büyük bir moral ve özgüven kazandığını düşünüyoruz.

Şimdi, cumhuriyet ve demokrasi değerlerini savunan ve bu yolda geniş bir mutabakat sağlayan çevrelere düşen öncelikli görev; ortaklaşa bir ‘umuda ve demokrasiye çağrı’ bildirgesi hazırlayıp, 24 Haziran sonrasının yol haritasını ilan etmektir.

Güçler ayrılığına dayalı parlamenter sistemi yeniden yapılandırmayı hedefleyecek ve halka taahhüt edecek bu bildirge, öncelikle ülkeyi normalleştirmeyi ve halka huzur getirmeyi hedeflemelidir. Ekonomide güvene dayalı bir rahatlamayı ve dış politikada da ‘yurtta barış, dünyada barış’ yaklaşımını temel alıp hayata geçirmeyi amaçlamalıdır.

Halkımızın huzura, güvene, sakinliğe, uzlaşıya, barışa ve her şeyden önemlisi bunlar için umudu büyütmeye o kadar ihtiyacı var ki…

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Website Security Test