Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Çok sık revizyon yapıyoruz

4.5.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Hayatın her kesiminde de öyledir ama ekonomide kesin kurallardan biridir. Eğer iç ve dış gelişmelerin ışığında gerekli önlemler zamanında alınmazsa veya eksik alınırsa, sorunlar büyür ve çözümleri daha da zorlaşır, maliyetleri artar. Bu duruma son örnekler olarak Orta Vadeli Programlarda öngörülen hedefleri, faiz ve cari açık tahminlerini ve son olarak enflasyon beklentilerini gösterebiliriz. Orta Vadeli Programda öngörülen hedefler genellikle tutmaz, enflasyon tahminleri ve faiz hadleri tahminlerin üzerinde gerçekleşir ve sürekli olarak revize edilir.

Merkez Bankası’nın geçen hafta yaptığı enflasyon tahminleri ile ilgili revizyon da bunlardan biridir. Banka, 2018 yılı için daha önce öngördüğü % 7,9’ luk tahmini, % 8,4’e yükseltmiştir. Ancak hemen hemen ayını günlerde ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı, TL’nin değerlenmemesi halinde enflasyonun tek haneye inmesinin çok zor olduğunu ifade etmiş, TCMB Başkanı ise,  petrol fiyatlarındaki artış yanında, ithal fiyatlarının yükselmesinin de enflasyon artışına sebep olduğunu söylemiştir.  Yani kur artışlarının enflasyonu olumsuz şekilde etkilediği hususunda birleşmişlerdir. Başkan bununla da yetinmemiş ve enflasyon tahmini yaparken, ülke risk priminde küresel ve yurt içi gelişmeler kaynaklı ilave bir artış olmadığı varsayımı ile hareket edildiğini açıklamıştır.

İşin özet şudur. Enflasyon tahminlerinde yeni bir revizyona ihtiyaç duyulmaması ve arzulanan tek rakamlı enflasyon haddinin yakalanması için; petrol fiyatlarının daha fazla artmaması, kurların daha fazla yükselmemesi, TL’nin değer kazanması, yurt içi talebin gücünü yitirmesi, dış ticaret açığının büyümemesi, ülke riskinin artmaması gibi olumlu gelişmeler gereklidir.

Bu tür gelişmeler herkesin isteği ve beklentisidir ama oldukça iyimserdir

Petrol fiyatları şimdiden 68 dolar/varil tahminlerini geçmiş ve 75 dolara yaklaşmıştır. Petrol fiyatlarındaki her 10 dolarlık artış cari açığımızı 4-4,5 milyar dolar arttırmakta ve açığın finansmanını zora sokmaktadır. Cari açık yükselince, dövize talep de yükselmekte, kurlar artmakta ve enflasyon yukarı doğru gitmektedir.

2017 yılında Türkiye %7,4 lük bir büyüme hızına erişmiştir. Ancak büyümenin itici gücü; vergi muafiyetleri, Kredi Garanti Fonu destekli krediler, istihdam teşvikleri gibi talep arttırıcı önlemlerdir. Bu önlemler bir yandan ekonomiyi canlandırmakta ancak tüketim harcamalarını teşvik ettiği için ithalatı da, cari açığı da, kurları da yükseltmektedir. İthal edilen enerji fiyatları artışları yanında, Mart ayının ikinci yarısında başlayan ve Nisan ayında devam eden kur artışlarının enflasyonun diğer kaynakları olduğu bilinmektedir.

Hükümet, yaklaşan seçimleri de dikkate alarak, yeni bir teşvik paketi hazırlığı içindedir. Paket, vergi, prim borcu, trafik cezaları, imar barışı, emekli ikramiyeleri, yaşlılık aylıklarına zam gibi iç talebin büyümesine yol açacak destekleri kapsamaktadır. Sonuç, tüketim artışı, ithalat kaynaklı maliyet artışı nedeniyle yükselen enflasyon, artan cari açık, kur artışı ve yine enflasyon hadlerinin yükselişidir.

Merkez Bankası 25 Nisan tarihinde bu gelişmeleri dikkate almış ve iç talebin büyümeye devam etmesini, enflasyon ve enflasyon beklentilerinin bulunduğu yüksek seviyelerin fiyatlama davranışları üzerinde risk oluşturmaya devam etmesini gerekçe göstererek geç likidite penceresinden yaptığı borç verme faiz oranının 12,75 ten 13,5’e yükseltmiştir. Ancak ekonomistlerin birçoğu, bu faiz artışının iç talebin önünü kesemeyecek düzeyde olduğunu belirtmektedir. Bu arada S&P derecelendirme kuruluşu da, Türkiye’nin yabancı para cinsinden kredi notunu ‘’BB’’den ‘’BB-‘’ye, yerli para cinsinden ‘’BB+’’dan ‘’BB’’ ye düşürmüş ve gerekçe olarak, Türkiye’nin enflasyon görünümünün bozulmasını, TL’nin değer kaybını ve volatilite görülmesini göstermiştir. Ülkenin jeopolitik riskleri ve seçimlerin getirdiği belirsizliklerin varlığı zaten bilinmektedir.

Maliye politikaları ile desteklenen sıkı para politikalarına ihtiyaç duyulan bir dönemde yaşanılmaktadır. Büyüme oranları makul düzeylerde tutulmalı, cari açık kontrol edilebilir seviyede bulunmalı ve yapısal reformlar hızla tamamlanarak, ülke riski azaltılmalıdır. O zaman makro ekonomik göstergeleri sık sık revize etmeye de ihtiyaç kalmayacaktır.

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Website Security Test