Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Doların ateşi kimi yakacak

18.5.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Eski dönemlerde insanlar, başlarına bir şey geldiğinde ya da bir doğal bir felaket yaşandığında Tanrıların kendilerine kızdığını başlarına bu felaketlerin bu yüzden geldiğine inanırlardı. Tanrıların kendilerini affetmesi için, onlara kurban vermek gerektiğini düşünürlerdi. Yiyecek, mücevher gibi şeyler sunarlardı. Bazı kabileler ise hayvanlar keser, hatta kendi evlatlarını tanrılara kurban vererek affedileceklerine inanırlardı.

Bugünü düşündüğümde, o günden bu güne kavramlar, şekiller, değerler değişmişte olsa temel anlayış biçimlerinde bir değişiklik olmadığını görüyoruz.

Dolar kurunda yaşanan yüksek sıçramanın para tanrısını kızdırdığını artık Türkiye’yi sevmediğini ona faiz kurban ederek kendimizi affettirebileceğimize inanan pek çok kişi var.

Zaten Türk Lirası değer kaybetti fakirleştik, üstüne birde borçlarımızı arttırarak boynumuza zincir takmaya çalışıyorlar.

Oysa paranın ahlakı inancı ve değerleri olmadığını yazılarımızı okuyanlar, biliyorlar.

Para kendine uygun çoğalabileceği, kendini güvende hissedebileceği mümbit ekonomiler arar. Geçtiğimiz on beş yıl boyunca ülkemizde yurt tutmuş paranın şimdi bizden kaçmak istemesinin gerekçelerini iyi anlamak gerekir.

Merkez bankasının para tanrısına kurban edeceği faiz miktarı 100 değil 300 baz puan dahi olsa durum değişmeyecek öfkesi dinmeyecek tercihini bizden yana yapmayacaktır.

Gelişmekte olan ülke para birimleri değer kayıplarını az ya da çok sürdürmektedir. Bizim cevaplamamız gereken soru Arjantin’den sonra para birimi en çok değer kaybına uğrayan paranın niçin bizimki olduğu konusudur.

Evet dış gelişmeler lehimize değil, evet son 10 yıldaki kadar dünyada parasal bolluk yaşamıyoruz, evet dış finansman ihtiyacımız var ve her geçen gün artmakta, evet seçim sürecindeyiz.

Lakin bunları biliyor ve bunlara doğru mantıklı karşıdakine güven veren cevaplar ve eylemler üretemiyoruz. Dış ticaretimiz artarken katma değerli mallar üretemediğimiz için cari açığımız tavan yapıyor. Para bolluğu azalıyorsa ülkemizden para çıkışını azaltacak ve sabit yatırımları artıracak bizi cazip kılacak tedbirlerin alınması için neler yapıyoruz? Cumhurbaşkanın iş adamlarıyla yaptığı çıkartmaların, her bakan, her müsteşar, her milletvekili bazında tekrarlanması ve sürekli kılınması gerekir.

Güçlü ülkeler güçlü dış politika uygularlar, Güçlü dış politikanın arkasına güçlü ekonomiler koymak gerekir, Güçlü ekonomiler güçlü uluslararası ilişkilerden geçer.

Seçimlerin bu döneme gelmesi ve kur hareketlerinin bu dönemde hız kazanması tesadüf değildir. Bunun için de Türkiye’ye karşı atakların olduğu kadar kim ne veriyorsa ben beş fazlasını veriyorum anlayışının, gelecek adına kaygıları arttırdığı gerçeği de bulunuyor.

Cumhurbaşkanlığı sisteminin uygulamalarını görmeye başlamadan bu kaygıların atlatılabileceğini düşünmüyorum.

Bizim meşhur bir sözümüz var “Hazır ol cenge istersen sulh-u salah” denir. Faiz arttırmayacaksak bile biz faiz arttırmayacağız diye davul çalmanın bir alemi yok ve hatta zamanında yapılacak 25 baz puan artış, iş işten geçtikten sonra yapılacak 300 baz puan artıştan daha etkili olabilirdi. Bunu bilmeyen varsa Erdem Başcı’ya sorsun.

Teknik olarak baktığımda Bist 100 endeksin 103,700- 108,500 seviyesine kadar bir tepki sürecine girebileceği görünüyor, ancak düşüş trendindeki hisse senetlerinin tamamının tepki hareketlerine katılması söz konusu olmayabilir. Bu sebepten tepki beklentisinde betası yüksek hisse senetleri tercih edilmeli ve karlar makul tutulmalıdır.

Dolar ise günlük bazda 4,41 altında kapanış yaptığı takdirde 4,32 ye kadar geri çekilme yaşayabilecektir, aksi halde yeni zirve arayışları için gözler merkez bankasının atacağı veya atamayacağı adımlara bağlı.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test