Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

İyi ki Hüseyin Halıcı DAVOS’a gitmiş

18.5.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Endüstriyel Otomasyon Sanayicileri Derneği (ENOSAD) Başkanı Dr. Hüseyin Halıcı ile tanışıklığımız bir yılı buldu. Yaklaşık bir yıl önce buluşmuştuk. Endüstri 4.0’ın önemini anlatmış birlikte bu konuda toplumsal farkındalık yaratmayı önermişti.

Sonra Yıldız Teknik Üniversitesi’ni de dahil edip endüstri 4.0 yolculuğuna çıktık birlikte…

Tanıdıkça gördüm ki bugünlerde çok konuşulan endüstri 4.0’ın Türkiye’nin gündemine gelmesinden Hüseyin Halıcı’nın büyük payı bulunuyor.

Hatta belki Türkiye’nin bu kavramla tanışmasında, buluşmasında ENOSAD ve Hüseyin Halıcı katkısının hakkını vermek çok doğru olacak.

Yıl 2013… Türkiye’de 4.0’ın esamesi okunmuyor. Bu işin babası sayılan Almanya’da bile 2012 endüstri 4.0 gündeme gelmeye başladığını hatırlatalım.

O günlerde yani 2013’te zaman zaman gelecek tartışmalarının da yapıldığı DAVOS’ta 4.0 gündeme alınır.

O günlerde ENOSAD Başkanı olan Sedat Sami Ömeroğlu ile Dr. Hüseyin Halıcı DAVOS’u izlemeye karar verirler. Ve DAVOS’ta Assembly Technology Conference çerçevesinde sadece endüstriyel otomasyon sektörüne yönelik sadece 40 kişinin alındığı bir toplantıya katılırlar.

Ve 4.0 ile orada tanışırlar. Sunumlarda insansız çalışan akıllı fabrikalar konsepti anlatılır. Bu konu çok ilgi çekici gelir. Anlatılanları heyecan verici bulurlar.

Türkiye’ye döner dönmez özel sektör, üniversite, kamu ve diğer çevrelerin bu konudan habersiz olduğunu görürler.

Bir süre sonra ENOSAD Başkanlık görevini Hüseyin Halıcı üstlenir. Kapı kapı dolaşıp 4.0 meselesini anlatmaya başlar.

Türkiye’nin endüstri 4.0 trenini kaçırmasını önlemek için kolları sıvar.

Önce üniversiteler gider. Gittiği isimlerden biri Prof. Dr. Galip Cansever o günleri ve gelişmeyi şöyle anlatıyor:

-Bir gün ENOSAD Başkanı Hüseyin Halıcı diye biri ziyaretime geldi. Genç bir adam 4.0 diye birşeyler anlatıyor. Heyecanlı… Dikkatlice dinledim. Gittikten sonra şöyle bir araştırma yaptım. Ve konuyla ilgilenmek gerektiğini anladım. Önce İrlanda ardından Almanya’da konuya araştırmak için çalışmalar yaptım. Şimdi bildiklerimi herkese anlatmaya çalışıyorum.

Şu anda Yıldız Teknik Üniversite Rektör Yardımcısı olan Prof. Dr. Galip Cansever Türkiye’de endüstri 4.0’ı en iyi bilen bilim insanlarından biri… Hatta okulda öğrencileri “4.0 Galip” diye bir lakap da takmışlar…

İşte o Hüseyin Halıcı olayı Ankara’nın gündemine de taşır.

Sanayi Bakanlığı ve diğer kamu kuruluşları ENOSAD vasıtasıyla 4.0 ile ilişki kurarlar.

Türkiye’nin bu konudaki ilk etkinliği İleri Otomasyon Teknolojileri başlığı ile ilk endüstri 4.0 ana temalı kongresi ENOSAD tarafından düzenlenir. Özel sektörün geniş kapsamlı 4.0 tanışması bu etkinlik sayesinde olur.

İşte bize endüstri 4.0’ı Dr. Hüseyin Halıcı aslında bizim dışımızdaki bir çok kişi ve kuruma da bu konuya ilk aktaran…

İkna kabiliyeti muhteşem Dr. Hüseyin Halıcı’nın…  Yıldız Üniversitesi’nden Prof. Dr. Galip Cansever ile bizi buluşturdu ve 4.0 toplantılarına start verildi.

Toplantının ilki Yıldız Teknik Üniversitesi’nde yapıldı. İkinci toplantı konuyla ilgili TÜYAP’ta düzenlenen fuarın içinde gerçekleşti. Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü toplantının kapanışını yaptı.

Sonra olarak sahaya çıkıldı. Endüstri 4.0’ı uygulamaya başlamış olan FESTO’da yapıldı toplantı. Çok önemli mesajlar verildi. Ve en önemlisi toplantıların Anadolu’ya taşınması kararı alındı. Yani Hüseyin Halıcı’nın yaktığı ışık şimdi Anadolu’ya aydınlatacak.

Ve tekrar başa dönecek olursak iyi ki Hüseyin Halıcı DAVOS’ a gitmiş. Ve Türkiye’nin 4.0 trenine doğru zamanda binmesi için çaba harcamış. Son sözü ona bırakarak noktalayalım:
4.0 her zaman 3.0’dan iyidir…

4.0 bir amaç değil araçtır

Hüseyin Halıcı’nın düzenlediği son toplantıya ev sahipliği yapan FESTO Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Osman Türüdü çok önemli mesajlar verdi.

İşte o sözler:

. Almanya 4.0 ile 4 yıldır yakından ilgileniyor. Ama orada da tüm işletmeler bu sisteme geçmiş değil.

. Türkiye’de 4.0’ın biraz karıştırılıyor. 4.0 bir araç. Daha iyi üretim yapmak, daha iyi satış yapmak için bir araç.

. Türkiye’de endüstri 4.0 konusunda sıkıntılar var.

. Bu konuya ülke olarak hazır olmak için hukuki ve teknolojik altyapı hazırlanmalı. Ayrıca siber güvenlik ve eğitim de bu konuda adım atmak için önemli.

. Ensdüstri 4.0’a hazırlanmak için insanı değiştirmek yerine ortamı değiştirmekle işe başlanması gerekiyor.

. İnsan ve organizasyon gelişmeli ki teknolojik olarak başarı sağlanabilsin. Sürekli organizasyon ve yapı değişimi yapılmalı.

.  Tek yönlü iletişimle yapılması söz konusu değil. Bilgili ve yetkili kişiler artacak.

. Rekabet ve işbirliği bir arada olacak yapılar olmalı. İnsanda T yapısı bizim için önemli. Her şeyi biraz bilecek ama bir konuyu çok iyi bilecek.

. Bu bizim aradığımız insan tipi. Yeni dönemde böyle insanların önü açık olacak.

Yerli üretime destek ver et fiyatları istikrar kazansın

Ahmet Hacıince aynı zamanda Ulusal Kırmızı Et konseyi (UKON) Yönetim Kurulu Başkanlığı’na oybirliğiyle yeniden seçildi. Seçim geçtiğimiz günlerde yapıldı. Ahmet Hacıince bu şapkasıyla  Türkiye'de sık sık gündeme gelen "et ve canlı hayvan ithalatı"yla fiyat istikrarı sağlama konusuna da değindi ve şu tespitleri yaptı:

. Et fiyatında istikrar için ithalat yerine, yerli üretime destek zorunludur. Son günlerde dövizlerde yaşanan artış da ette ithalatın çözüm olmadığını gösterdi.

. Türkiye’nin her yıl 150 – 200 bin ton dolayında et açığı var. Böylesine önemli temel gıda maddesinde bu kadar büyük açık olması, doğal olarak fiyatları yukarıya çekiyor; bu durum da, ete ulaşımı çok dar bir kesim ile sınırlıyor.

. Elbette bu sürdürülebilir bir durum değildir; et gibi önemli bir temel gıda maddesine erişim olanağı toplumun tüm kesimlerine sağlanmalıdır.

. Bunun için de fiyatların istikrarlı gelişmesi zorunludur. Buradan hareketle 2017 yılı Temmuz ayında alınan, ‘sıfır gümrüklü canlı hayvan ve et ithalatı kararı’ çözüm gibi görünebilir.

. Ancak, unutmamalı ki, Türkiye, doğalgazı ve petrolü de ithal ediyor; bu nedenle de dövize gereksinim duyuyor.

. Ortaya çıkan döviz talebi nedeniyle de döviz kurları, yakın zamanda yaşadığımız gibi kontrolsüz bir şekilde yükseliyor ve bu enerji ithalatını da, et ithalatını da pahalılaştırıyor; fiyatları ister istemez yukarıya çekiyor.

. Bu nedenle, olabildiğince yerli üretim lehine bir karar vermek zorundayız. Petrolü ve doğalgazı yerli üretemezsiniz; o kadar kaynağımız yok; ancak, eti yerli üretebiliriz.

. Milyonlarca dönüm otlağımız, derelerimiz, göllerimiz var. Ette yeterince yerli üretim için tek eksiğimiz biraz destek.

. Milyonlarca dolarlık ithalat yapacağımıza, yerli et üretimi için biraz vergi desteği dahi yapsak, fiyatlar istikrar kazanır, zorla kazandığımız döviz dışarıya gitmez.

. Bunun için, kırmızı etteki KDV oranının toptanda olduğu gibi perakendede de yüzde 8’den yüzde 1’e düşürülmesi et fiyatlarına olumlu yansıyacaktır.

. Böyle bir adım ayrıca sektörde kayıtdışılığı da azaltacaktır. En gelişmiş ülkeden, gelişmekte olan ülkelere kadar, bütün dünya örneklerinden gördüğümüz gibi tarım ve hayvancılık sektörü devlet desteği olmadan ayakta kalamıyor, verimli üretim yapamıyor; çünkü, et sektörü, daha verimli üretim için, araştırma-geliştirme faaliyetlerini finanse edecek kaynakları dahi biriktiremiyor.

. Verilecek destekler ve alınacak önlemler ile et piyasası gelişecek. Yeni yatırımların da önünü açacak.

. Arzın sınırlı ve dar olduğu, buna karşılık talebin hızla arttığı ve önünde büyük bir marj olduğu sektöre yatırım yapmak her yatırımcının istediği bir ortamı oluşturmaktadır.

 . Örnek verecek olursak, kişi başına günlük hayvansal protein tüketimi sırasıyla ABD'de 70 gram, Avrupa Birliği’nde 61 gram düzeyindeyken; bu miktar Türkiye'de ise 36 gramdır. Bu veriler ile Türkiye hayvansal protein üretiminde dünyada 174 ülke arasında 90’ıncı sırada yer alıyor.

. Ülkemizde 1970 yılında 21.7 milyon hektar olan mera büyüklüğü, 2016 yılına geldiğimizde, yarı yarıya azalarak 10.8 milyon hektara geriledi.

. Nüfusumuzun 35 milyon kişi olduğu zaman 21.7 milyon hektar olan mera büyüklüğümüz; nüfusumuzun 80 milyon ile iki katını da aştığı, en az 5 milyon sığınmacının bulunduğu ve turist girişlerinin 30 milyonu aştığı bir dönemde, mera büyüklüğümüz yarı yarıya azalmış durumda.

Yok böyle business class

Dünyada sadece Katar Hava Yolları bünyesinde bulunan ve yaklaşık bir aydır hizmet veren, dünyanın en güçlü ve büyük ticari uçağı olduğu belirtilen A 350-1000 yolcu uçağı donanımıyla öne çıktı.

Türkiye'nin şova dayalı ilk havacılık fuarı olan ve Antalya Havalimanı Dış Hatlar Terminali'nde açılan Eurasia Airshow'da  THY'nin Boeing 777F tipi kargo uçağı büyüklüğü dikkat çekti.

Ama Katar Hava Yolları'nın A 350-1000 yolcu uçağı konforuyla ilgi odağı oldu.

Dünyada sadece Katar Hava Yolları bünyesinde bulunan ve yaklaşık bir aydır hizmet veren, dünyanın en güçlü ve büyük ticari uçağı olduğu belirtilen A 350-1000 yolcu uçağı donanımıyla öne çıktı.

Hani derler ya yok böylesi diye… İşte tam öyle… Uçakta bulunan 46 business class koltuk herkesin evinden bile rahat bir tasarımla yapılmış. Normalin ötesinde bir rahatlık, konfor düşünülmüş.

İstersen kimsenin seni görmeyeceği bir şekle dönüştürebiliyorsun oturduğu yeri… İstersen 4 kişi oturup yemek yiyebiliyorsun… Çalışma imkanları lüks bir ofisin bile üstündü… Yani yok böylesi… 281 koltuklu ekonomi sınıfı bile lüksün dibine vurmuş durumda.

 

Bütün koltuklarda masaj özelliği bulunuyor.

Doha-Londra arasında hizmet veren uçağın business class bölümünde seyahat etmek için tek yön gidiş biletinin 12 bin-15 bin Katar riyali arasında değiştiği bildirildi. Ama tam bu noktada kabin görevlileri imdadımıza yetişti ve çok sık promosyon yapıldığını hatırlattılar.

Şimdilik dünyada sadece 1 adet bulunan Airbus A350-1000, yolcularına tasarım, teknoloji ve konfor açısından unutamayacakları bir deneyim vaat ediyor. Rakiplerine kıyasla pek çok konuda öne çıkan yolcu uçağı, yüzde 53 kompozit malzemeden yapılmış olması nedeniyle yolcu başına daha düşük karbon emisyonu ve yakıt tüketimi sağlıyor. Ve bu çevreci özelliğe vurgu yapılıyor.

Airbus A350-1000, çift koridorlu uçaklar arasında en sessiz kabine sahip olması ve 350+ kapasiteli en hafif yolcu uçağı olmasıyla dikkat çekiyor. Uçakta, jet-lag adı verilen uçuş sersemliğinin etkilerini azaltmaya yardımcı olmak için doğal gün doğumu ve gün batımı efekti yaratan LED ortam ışıklandırması bulunuyor. Gelişmiş hava sistemi teknolojisi sayesinde içerideki hava iki-üç dakikada bir yenileniyor.

Kısacası bu dünyadaki tek uçak iç tasarımı ile fark yaratmış. Hatta iç tasarımı ile de tek olmuş.

Doğtaş Kelebek Mobilya yeniden yapılandı

Doğtaş Kelebek Mobilya Yönetim Kurulu Başkanı Davut Doğan genel kurulda yönetimin güçlendiğini ve geçen yıl şirketin büyüme rekoru kırdığını söyledi.

Doğtaş Kelebek Mobilya’da yeni dönem başladı. Şirketin kurumsal ortağı Turkven’in geçen yılın sonunda şirket ortaklığından çıkmıştı.

Bu durum şirketin ortaklık yapısını değiştirdi. Son durumda şirketin hisselerinin yüzde 50’si Doğan Ailesi bireyler ve Doğanlar Yatırım Holding bünyesine geçti. Geriye kalan yüzde 50’si ise halka açık hale geldi. Yani artık Doğtaş Kelebek’in binlerce müşterisi olduğu gibi binlerce de hissedarı var.

Yeni döneme ilişkin ilk genel kurulda Yönetim yapısını da yeni ortaklık yapısına uygun bir şekilde yeniden değerlendirildi.

Davut Doğan’ın Yönetim Kurulu Başkanlığı devam etti. Yeni yönetim kurulunda 30 yıldır aktif olarak mobilya sektörünün içinde bulunan Şadan Doğan yönetim kurulu başkan yardımcılığına getirildi.

Yine aynı şekilde uzun yıllar mobilyayla iç içe olan Doğan Türkmen ve uzun yıllar finans sektöründe yöneticilik yapan Yapı Kredi eski Genel Müdür Yardımcısı Mert Güvenen’ de yönetim kurulu üyeleri arasında yer aldı.

Ayrıca Eximbank eski Ceo’su Hayrettin Kaplan ve finansman yöneticisi Özkan Yavaşal da bağımsız yönetim kurulu üyesi olarak yeni yönetimde yer alan isimler oldu. Çok önemli isimlerle güçlendirilen yönetim yapısının da ele alındığı genel kurulda Davut Doğan da çok önemli bir konuşma yaptı… İşte Doğan’ın o konuşması:

. 46 yıllık geçmişe sahip Doğtaş ve 83 yıllık Kelebek Mobilya geçen yılı başarıyla geride bıraktı.

. 2017 yılını yüzde 52 büyüme ile kapattık. Operasyonel kârlılık ise 4 kattan daha fazla artış gösterdi.

. Hissedarlarımız arasında önemli oranda yabancı yatırımcı bulunuyor.

. Bu durum hem şirkete hem de Türkiye’ye olan güveni gösteriyor.

. Geçen yıl sektörümüzün iki katı üzerinde büyüme gerçekleşti. KDV indiriminin bu büyümede etkisi var.

. Bu yıl da sektörün yüzde 10 büyüme sağlayacağını tahmin ediyorum. Yine sektör büyümesinin 2 katı üzerinde büyümeyi bekliyoruz.

. Sektör olarak KDV indirimini konuttaki gibi bekliyor ve bunun için gerekli girişimlerimizi sürdürüyoruz.

. Tüketicilerimizin de hem KDV indirimi hem de seçim beklentisi nedeniyle bir kısım alımlarını ertelediğini gözlemliyoruz.

. Daha çevik bir şirket olmak için yeniden yapılandırma çalışması başlattık. Yatak tesisimizi daha verimli hale getirmek için Lova Sleep markamızı oluşturduk.

. Döviz cinsinden borçlanmamızı azalttık. Yatırımcılarımızın bize güvenlerini sürdürmelerini, küçük yatırımcılarımızın da sabırla beklemelerini diliyoruz.

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test