Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Dönemeç

25.5.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Ortadoğu tarihçiliğinin en önemli isimlerinden Prof. Bernard Lewis, 102 yaşında yaşamını yitirdi.

Uzunca bir yurt dışı gezisinden döndüğüm günün ertesinde bu haberi duymak beni hem üzdü, hem de yılların ağırlığında ezilmeden varlığını korumuş, o eskimeyen anlara döndürdü.

2003 yılında kalan olayları tekrar ve bir kere daha yaşattı...

ABD'nin Irak'a müdahalesi, 2003 yılına ve ondan sonra günümüze kadar Türkiye'nin gündemini belirleyen olaylara damga vuran bir dönemeçti. ABD'nin Irak'a müdahalesi ile birlikte adını duymaya başladığımız "Ilımlı İslam", Büyük Ortadoğu Projesi (BOP), Genişletilmiş Ortadoğu Projesi (GOP), Bernard Lewis'in makalelerinden öğrendiğimiz, "İslam'ın Krizi - Kriz Hilali" ve "Uygarlıklar Çatışması" gibi kavramlar bize artik ABD'nin de Orta Asya'daki İngiliz "Büyük Oyunu"nun içine çekildiğini açıkça göstermekteydi.

Bernard Lewis, 4 Şubat 2003 tarihinde Marmara Grubu Vakfı'nın tertip ettiği bir toplantının onur konuğu olmuştu.

ABD'nin Bush döneminde Ortadoğu politikalarının fikir babası olarak bilinen tarihçi, özellikle İslam tarihi, İslam ile batı ilişkisi gibi konularda uzmanlaşmıştı. Ermeni iddiasını reddetmesi ve buna yönelik tezler ortaya koymasıyla da tanınıyordu.

Konuşmasının büyük bir bölümünü de Ortadoğu ve Türkiye üzerineydi. Sözlerini bitirdikten sonra da uzun sure kürsüde kaldı. Katılımcılardan sorular yağıyordu;

"Türkiye, Irak çıkarmasına katılacak mı? Amerika'nın yanında yer almazsa ne olur?"

"ABD ondan yana olanla olmayanı anlamış olur." "Yaşadığımız günler, İstanbul'un fethi, Amerika'nın keşfi gibi çok önemli bir dönemeç. Irak savaşı ile Ortadoğu yeniden şekillenecek."

"Türkiye, Avrupa Birliğine girebilecek mi?" Cevabı kesin ve net; "No!" oldu...

"Ortadoğu'da çağımızın gerisine düşmüş ülkelerin genelde İslam dinine mensup olduğunu görürüz. Bu geri kalmışlıkta İslam dininin etkisi var mıdır?"

"Siz İslam'ın Müslümanlara ne yaptığına bakmadan önce, Müslümanların İslam'a ne yaptığına, onu ne hale getirdiğine bakınız!" "Sizler dünyanın en medeni dinine sahipsiniz."

Katılımcıların yüzüne tokat gibi vurulan bu cevap, benim yıllar sonra bile sık, sık hatırladığım ve düşündüğüm bir soru olarak hafızama nakşetti.

Marmara Grubu Vakfı'ndaki bu toplantıdan sonra, olaylar hızla gelişti. TBMM, Türkiye'deki askeri üs ve tesisler ile limanlarda gerekli yenileşme, geliştirme, inşaat ve tevsi çalışmalarıyla ilgili olarak ABD'ye mensup teknik ve askeri personelin 3 ay süreyle Türkiye'de bulundurulmasına izin verdi. ABD'li uzmanlar çeşitli tesislerde incelemeler yaptılar. Ardından da malzeme sevkiyatı başladı. Türkiye'ye yoğun ziyaretler gerçekleşti, diplomasi hızlandı, sık sık toplantılar yapıldı.

Ardı ardına savaş karşıtı gösteriler düzenlendi. Türkiye'nin olası bir harekata katılması yoğun bir şekilde tartışıldı.

Bu tartışmalar sürerken TBMM'ye getirilen ve Türkiye'nin Irak harekatına katılımına olanak sağlayan, ''TSK'nın yabancı ülkelere gönderilmesine, yabancı silahlı kuvvetler unsurlarının 6 ay süreyle Türkiye'de bulunmasına izin verilmesine ilişkin Başbakanlık Tezkeresi'', TBMM'de reddedildi. Böylece Türkiye, Irak'a yönelik harekatın dışında kaldı.

İşgalin ardından Irak'ta istikrarın sağlanamaması, Türk askerinin Irak'ta görevlendirilmesini yeniden gündeme getirdi. Asker gönderme konusunda hükümete izin veren tezkere TBMM'de kabul edildi, ancak gelişmeler üzerine hükümet, tezkerenin kullanımını askıya aldı. Böylece, Türk askerinin Irak'a gitmesi ikinci kez gündemden çıktı...

2003 yılının bir başka önemli gelişmesi ise siyasette yaşandı. 3 Kasım seçimlerinde adaylığı kabul edilmeyen AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, yasal düzenlemeler ve tartışmalarla gelişen hukuki süreç sonucunda, Siirt'te gerçekleştirilen yenileme seçiminde milletvekili seçildi.

Erdoğan, Başbakan Abdullah Gül'ün 58. Hükümet'in istifasını sunmasının ardından da Başbakan olarak, 59. Hükümet'i kurdu.

***

Hiç şüphe yok ki Bernard Lewis, yazdıkları, yaptıkları ve politik ilişkileri ile daha uzun yıllar tartışılmaya devam edecektir.

Ölümünün ardından çok şey söylendi. Ama en ilginci, İsrail Başbakanı Netanyahu'nun, "Sana sonsuzluğa kadar minnettar olacağız" sözleriydi...

Netanyahu ne demek istedi dersiniz?

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test