Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

24 Haziran’ın anlamı

1.6.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Seçim düzleminde artık son haftalara giriyoruz. Hem cumhurbaşkanının hem de yeni parlamentonun seçileceği 24 Haziran tarihi yaklaşıyor.

24 Haziran, ülkemiz ve halkımız için önemli bir dönüm noktası olmaya aday görünüyor. 16 yıldır iktidarda olan anlayış ülkeyi yönetmeyi sürdürecek mi, yoksa ülkemizin önünde cumhuriyet değerleri ile barışık, hukukun üstünlüğünü temel alan, çağdaş ve demokratik bir yeni dönem mi açılacak?

Oylarımızı ‘tek adamlık’ anlamına gelen başkanlık sistemini kalıcılaştırmak doğrultusunda mı, yoksa parlamenter demokrasiyi yeniden etkin kılmak için mi kullanacağız? İşte bütün bu soruların yanıtlarını, 24 Haziran’da seçim sandıklarında kullanılacak oylar belirleyecek. 24 Haziran seçimi, bir bakıma, ülkemiz ve halkımız için kader seçimi olacak.

Büyük buluşma ve uzlaşma

24 Haziran seçiminin en belirgin özelliği, birçok açıdan yeni ve farklı kurallar ile yapılıyor olmasıdır. Örneğin, iki turlu seçim ve ittifak sistemi, seçmen için yeni kavramlardır.

Aslında bu düzenlemeler, iktidarın kendi çıkarları doğrultusunda olacağını düşündüğü ve bu amaçla getirdiği uygulamalardır. Ancak, tam tersine, kendisini vuracağa benzemektedir.

İşlerin iktidarın planladığı doğrultuda gitmemesinin temel nedeni, muhalefet partilerinin bir araya gelip sağladıkları büyük buluşma ve uzlaşmadır. Öyle görünüyor ki, muhalefet, iktidarın hesaplarını ve oyunlarını bozduğu gibi, aynı zamanda kimyasını da bozmuştur.

Muhalefetin işbirliği, iktidarın pek beklemediği ve olası görmediği bir gelişmedir. Ülkedeki siyasal dengeleri ve görünümü değiştirmiştir. İşte bu nedenle de anlamlıdır, değerlidir. Seçim ittifakı ile muhalefeti hazırlıksız yakalayarak, OHAL koşullarında, üstelik olağanüstü hızlandırılmış bir seçimle işi ‘oldu bitti’ye getirmeye kalkanlar; muhalefetin özellikle de ana muhalefet Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) doğru hamleleriyle açığa düşmüş görünüyorlar.

 

Yeni dönem, yeni anayasa

Muhalefet çok doğru bir seçim stratejisi uygulayarak, cumhurbaşkanlığı için farklı adaylar çıkarıp, seçimi ikinci tura bırakmayı hedefliyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) seçiminde de CHP, İyi Parti, SP ve DP’nin katılımıyla ‘Millet İttifakı’nı oluşturarak, iktidarın seçim sisteminde kendisi için getirdiği düzenlemelerden yararlanmak istiyor. Muhalefetin tam anlamıyla amacına ulaşabilmesi için, ittifakın dışında kalan HDP’nin de mutlaka barajı aşması gerekiyor.

Muhalefet partilerinin, 24 Haziran seçiminde ‘Millet İttifakı’ olarak sağladığı buluşmayı ve uzlaşmayı, hayatın içinde, pratikte, muhalefetin en geniş kesimlerinin buluşmasına dönüştürmek gerekiyor. 16 Nisan referandumunda ‘hayır’ı savunanlar, 24 Haziran’da ve olası 8 Temmuz’da, safları daha da büyütüp güçlendirmelidirler.

Muhalefetin ortak zemini, güçler ayrılığına dayanan parlamenter demokratik sistemdir. Bu yolda öncelikle, ülkenin hukuk ve yönetim sistemindeki tahribatın giderilmesidir. İvedilikle hayata geçirilecek onarım ve iyileştirme dönemidir.

Ancak, elbette bunlar yetmez. Yalnızca onarımla yetinilemez, ya da sadece eskiye dönmek gibi güdük bir hedef düşünülemez. Asıl hedef, tüm kurum ve kurallarıyla, 21’inci yüzyıla yaraşır, parlamenter demokratik bir yönetimi hayata geçirmektir. Bunun yolu da toplumsal uzlaşıyla oluşturulacak yeni ve çağdaş bir anayasadan geçmektedir. Son olarak seçim bildirgesini açıklayan, muhalefet bileşenlerinden İyi Parti’nin, yeni anayasa ve parlamenter sistem vurgusu önemlidir.

Muhalefetin temel problemi

Bizce muhalefetin en temel meselesi, iktidarın yıllardır halkın zihninde oluşturduğu ‘bunlar ne yapar eder mutlaka zeytinyağı gibi suyun üstüne çıkarlar’ algısını yıkmaktır. Muhalif seçmeni ve muhalefetten yana oy kullanmayı düşünenleri, ‘umutsuzluk / kabullenmişlik’ psikolojisinden kurtarmaktır. CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’nin saha çalışmalarıyla, son günlerde bu konuda önemli bir mesafe alındığına tanık oluyoruz. Doğrusu, muhalefet büyük bir özgüvenle ve moralle silkiniyor, umudu körüklüyor. Bu görünüm alanlara da yansıyor.

Bir başka önemli konu, muhalefet adaylarının birbiri ile uğraşmaması ve birbirini vurmamasıdır. İktidar sözcüleri, muhalefeti ayrıştırmak için ellerinden geleni yapacaklardır. Burada önemli olan oyuna gelmemektir. Cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turunda, muhalif seçmen, kendisine en yakın bulduğu, gönlünden geçen aday için oyunu özgürce kullanmalıdır. İkinci turun koşulları, o durum oluştuğunda konuşulmalıdır. Bugünden belli olan tek belirleyici kural, muhalefetin ikinci tura kalan adayının hep birlikte desteklenmesidir. Örneğin, ‘Erdoğan, ikinci tura kimin kalmasını istemez?’ gibi soruları ve konuları, bugünden miting meydanlarına taşımak, bizce yanlıştır. Muhalif kesimlerde ayrışmalar ve kırılmalar yaratabilir. Muhalefetin adayları, öncelikle birbirini sakınmalı ve korumalıdır.

24 Haziran seçimlerinin, ülkemizde yeni ve umutlu bir dönemin başlangıcı olmasını umuyor ve diliyoruz.  

 

   

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test