Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Paslanmaz çelik üret, cari açığı aşağı çek

29.6.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

   

Namık Ekinci                            Adnan Aslan                 

Geçtiğimiz günlerde ihracatçı birlikleri çok çekişmeli seçimleri sahne oldu. Sadece Çelik İhracatçıları Birliği’nde sessiz ama çelik gibi bir başkan değişimi oldu. Sektörün duayenlerinden Namık Ekinci görevi Adnan Aslan’a devretti. İstanbul'da doğan yüksek eğitimini yurtdışında tamamlayan Aslan yönetimde radikal değişim yapmadan yola devam ediyor. Sektörün önemli firmalarından ve birbiri ardına başarı öyküsü yazan İÇDAŞ’ta önemli görevler yapan Adnan Aslan halen bu kurumun yönetim kurulu üyesi olarak sektörün gelişimine katkı veriyor. İyi bir Fenerbahçeli olan Adnan Aslan ile sohbetimizde gördük ki vefa onun için sadece bir semt adı değil.

Her açıklamasında bir önceki başkan olan Namık Ekinci’nin sektöre ve birliğe yaptığı katkılara gönderme yapması çok güzel bir vefa örneği idi.

Yönetimde devamlılık sektörde başarıyı getirmişti. Sohbette gördük ki sektör yılın ilk beş ayında geçen yıla göre yüzde 20’lik ihracat artışı yakalamıştı. İhracat yapılan ülke sayı da 200’e ulaşmıştı. Ve sektör geldiği noktayı paslanmaz çelik konusunda yatırımla bir üst lige taşıyabilirdi.

Sektördeki her firmanın elinde bu konudaki yatırım konusunda fizibilite mevcuttu. Paslanmaz gelik yatırımı için 800 milyon dolarlık bir bir kaynağa ihtiyaç vardı.

Ve bu yatırım yapılması halinde Türkiye’nin her yıl 1 milyar dolar ödediği paslanmaz çelik ithalatı önlenebilirdi.

Büyük bir yatırımdı ve Adnan Aslan bunun birkaç firmanın bir araya gelmesi ile yapalabileceğini düşünüyordu.

Ancak bu konuda adım atmakta biraz cesarete ihtiyaç vardı. Son dönemde büyük projelere özel destek veren ekonomi yönetimi bu cesaretin oluşmasına önderlik yapabilirdi. Şimdi yeni hükümetin, yeni bakanlar kurulunun ilk adımlarından biri paslanmaz çelikte büyük yatırımın önünü açmak olabilir.

Böylece ithalatın önü kesilir ve cari açık konusunda önemli bir adım atılabilir.  Çelik ihracatçının beklentisi bu yönde… Birlikte çelik bir değişime önderlik eden Adnan Aslan bu konuda da önderliğe hazır gibi geldi bize… Aslan bu önderlik dışında sektördeki başka bilgileri de paylaştı… İşte on bilgilerden satırbaşları:

. Ülkemizin miktar bazındaki çelik ihracatı yılın ilk beş ayında geçen yılın aynı dönemine göre değer bazında yüzde 20’lik bir artış yakaladı.

. Sektörümüz her sene yaklaşık yüzde 15- 25 arası büyüme kaydederek yoluna devam ediyor ve ülkemiz ihracatına çok ciddi bir katkıda bulunuyor.

. Dünya çelik fiyatlarında artma eğilimi içerisindedir. 2018 yılı sonunda değer bazındaki çelik ihracatımızın 2017 yılına oranla yüzde 30 artarak 15 milyar dolara yükseleceğini ön görüyoruz.

. Sektörün mevcut pazarlarda payını koruması adına raporlar hazırlıyor, firmalarımıza bilgiler veriyor ve rehberlik ediyoruz.

. Ur-Ge projeleri kapsamında ticaret heyetleri düzenliyoruz. Tüm bunların yanı sıra Türk çelik sektörünü tanıtıcı faaliyetler yürütüyor ve sosyal sorumluluk projelerini hayata geçiriyoruz.

. Türk çelik sektörü, kaliteli ve rekabetçi fiyatlı ürünlerini 200 ülkeye ihraç ediyor. Sektörümüzün ihracatının yüksek olduğu bölgeler ise; Avrupa Birliği, Orta Doğu ve Kuzey Amerika olarak sıralanıyor.

. Bölgeler bazı ihracatımızda önemli bir konumda bulunan Avrupa Birliği ve Kuzey Amerika’nın çelik taleplerinin artış eğilimi içerisinde olmasına rağmen bu pazarlarda korumacılık önlemleri hakim.

.  Dönemsel olarak ihracat gerçekleştirmediğimiz bazı ülkeler oluyor. Örneğin 2017 yılında ihracat gerçekleştiremediğimiz fakat 2018 yılının ilk 5 aylık verilerine göre ihracatımızın olduğu 30 ülke bulunmakta.

. Bunlardan ilk beşine değinecek olursak; sırasıyla Jamaika’ya 63 bin ton, Cibuti’ye 56 bin ton, Singapur’a 43 bin ton, Trindad ve Tobago’ya 39 bin ton, Azerbaycan’a 38 bin tonluk ihracat gerçekleştirmişiz. Ur-Ge faaliyetlerimiz ile birlikte pazar çeşitliliğimizde artacak.

 

Koruyucu önlemlere karşı lobi çalışması

Adnan Aslan dünyada son dönemlerde sıkça gündeme gelen koruyucu önlemlere karşı Çelik İhracatçıları Birliği olarak çalışmalara başladıklarını söylüyor ve ekliyor:

. Avrupa Birliği, Kanada ve Meksika'nın yüzde 25'lik ithalat vergisine dahil edilmesi her ne kadar sektörümüzü, ABD'ye ihracat karşında bir nebze daha avantajlı duruma soksa da Türkiye'nin bu uygulamanın dışında tutulması için çalışmalarımıza hız kesmeden devam edeceğiz.

. ABD'de kan kaybetmeye başlayan sektörümüz şimdi de Avrupa Birliği'nin koruma duvarlarıyla karşı karşıya. Avrupa Birliği'nin çelik ürünlerinde yürürlüğe aldığı “Korunma Önlemi” karşısında sektör savunmamızı gerçekleştirmek için gerekli lobi çalışmalarımızı yürütüyoruz.

. Türkiye, Gümrük Birliği ve AKÇT anlaşmaları dolayısıyla Avrupa Birliği'nin ayrılmaz bir parçasıdır. Avrupa Birliği, çelik ürünlerinde başlatmış olduğu “Korunma Önlemi” karşısında Türkiye'yi, kendi safında bir ülke olarak değerlendirmeli ve birlikte hareket etmemize olanak sağlamalıdır.

 

Birlik yönetiminde iki Malatyalı var

Çelik İhracatçılar Birliği yönetiminde önemli isimler yer alıyor. Mustafa Çıkrıkçıoğlu bu isimlerin en başında geliyor. Geçtiğimiz dönem TİM’de de başarı bir başkan yardımcılığı süreci yaşadı. Çelik gibi birlikte iki de Malatyalı yer alıyor. İbrahim Pektaş bu isimlerden biri… Diğeri de birliğin neşe kaynağı Mustafa Necati Tecdelioğlu… Yaptığı espriler son dönemin en önemli Malatyalıları arasına sokuyor kendisini… Malatya Eğitim Vakfı’nın da sevilen isimlerinden biri olan Tecdelioğlu’nun bu kurumun efsane isimlerinden Şaban Taçyıldız’a ilişkin söyledikleri de vefanın tüm birlikte yaygın bir anlayış olduğunu ortaya koydu.

Teknolojik tarımı hedefleyip yeni girişimciler yaratmalıyız

 

Girişimcilik Ekosistemi Derneği (GED) Başkanı Esra Özden yeni dönemde atılması gereken adımlara ilişkin önemli mesajlar verdi.

Bu defa seçimlerde söylemlere yenilikler damgasını vurdu. Dijitalleşme, endüstri 4.0 bu yeniliklerin başında yer aldı. Bu söylemlerin seçimden sonra eyleme dönüşmesi için Girişimcilik Ekosistemi Derneği (GED) Başkanı Esra Özden hemen harekete geçti.

Yaptığı açıklamada bu önemli gelişmeye gönderme yaptı ve şu noktalara dikkat çekti:

. Kendi savaş helikopterini, donanmasını, elektrikli otomobilini, iletişim sistemlerini, enerji üretimini, teknolojik tarımı hedefleyen Türkiye olarak yola devam etmeliyiz.

. Bütün bunlar da etkin, teşvik edilen, destek olunan girişimcilerle hayata geçirilebilir. Şimdi Türkiye’nin inovatif girişimciliğe odaklanma ve ileri teknoloji üretme zamanı.

. İlk 3 sırada ABD, İsviçre ve Kanada’nın yer aldığı Dünya Girişimcilik Endeksi verilerinde Türkiye’nin yerini yükselterek bunu yapmaya başlayabiliriz.

. Bu endekste 36’ncı sıradayız. Endeksteki sıralamamızı yükseltmeden ilk 10 büyük arasına girmemiz mucize olur. O yüzden kurtuluş girişimcilikte. Biz GED olarak bu çerçevede çalışıyoruz.

İşçi olarak başladı en büyük turizmci oldu

Edestaal Grup Yönetim Kurulu Başkanı Turgut Torunoğullar bitmeyen bir sevda olarak gördüğü Kars'tan çıkıp Hollanda'da bir dünya şirketini nasıl kurduğunu anlattı...

 Kars’tan, Edirne’den, Ordu’dan, Tunceli’den Avrupa’ya gidip başarı öyküsü yazan çok sayıda girişimci olduğunu biliyoruz. İşte bunlardan biri de Hollanda merkezli Edestaal Grup Yönetim Kurulu Başkanı Turgut Torunoğulları…

Hollanda ile ticari ve kültürel ilişkilerimizde önemli bir ara bulucu olan Turgut Torunoğulları’nın Kars’tan Hollanda’ya uzanan başarı hikayesi ilginç satırbaşları ile dolu:

. Kars standartlarına göre iyi gelirli bir ailede yetiştim. Biz Hollanda’ya gittiğimizde Türklerin yüzde doksan beşi fabrika işçisi olarak çalışıyordu. İlk gittiğimde bir fabrikaya iş başvurusunda bulundum. Fakat bana dil bilmenin şart olduğunu söylediler.

. Hollanda’da göçmenlerin ülkeye uyum sürecini kolaylaştırmak için oluşturduğu sistemde gönüllü kişiler evlere gelip size dil öğretiyor. Ben de beş, altı aylık bir dil kursunun ardından kısa sürede dili öğrenip daha önce başvuruda bulunduğum aynı fabrikaya dil öğrenmiş olarak tekrar iş başvurusunda bulundum. İş başvurum sırasında Türkçe tercüman çağırmak istediklerinde ben dil bildiğimi söyledim. Bu kadar kısa süre içinde dil öğrenmiş olmama çok şaşırdılar ve beni hemen işe ardılar.

. Ben hırslı biriyim. Başarı benim için gecikebilir ama engellenemez. Ticaret bizim damarlarımızda var. Bu nedenle çok fazla fabrika işçisi olarak yoluma devam etmek istemedim. O yıllarda Avrupa’daki gurbetçilerin video kiralama işine ilginin yoğun olduğunu fark ettim ve ilk aylığımla günlük video kiralama işine girdim.

. Gurbetçilerde memleket hasreti olduğu için en çok Türk filmleri satılıyordu. İlgi o kadar yoğundu ki 3-4 gün önceden isim yazdırıp sıraya girenler oluyordu. Yaklaşık bir buçuk sene kadar bu işi yaptım.

. Video kaset işi ben başlattıktan sonra her köşede açılır hale geldi. Ben de ‘artık bu iş bitti başka bir iş yapma zamanı’ dedim. Tencere işi benim için her şeyden önemlidir. Çünkü her şey orada başladı. 1982 yılında tencerelerin en az satıldığı dönemde Belçika, Hollanda, Almanya ortaklı bir tencere fabrikasına pazarlamacı olarak işe girdim.

. Fabrikanın yönetiminde bir dönem kriz oluştu. Benden ve 20 kişilik Türklerden oluşan pazarlama ekibinden, pazarlama işini en iyi yapan grup olarak sorun çözme konusunda destek istendi. Ben de ekibimi temsilen katıldığım yönetim toplantısında fabrikanın hisselerine ortak olmayı teklif ettim.

İşte süreç bu teklifle başlıyor. Tencere işine ortaklık. Sonrasında Türkiye’de birbiri ardına açılan oteller. Evet, şimdi o artık Türkiye’nin önemli turizmcilerinden biri…  Hollanda’nın en önemli işadamları arasında yer alıyor.

İşte size bir başarı öyküsü… Bugünlerde böyle moral veren hikayelere çok ihtiyacımız var.

 

 

 

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test