Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

CHP ve “en mağlûp” parti!..

6.7.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

24 Haziran seçimi, “seçim öncesi beklenti ve tahminleri yerle bir eden” sonuçlarla bitti. Cumhurbaşkanlığı seçimi ile milletvekili seçimindeki sonuçlar da “ilk defa uygulanan ‘İttifak sistemi’ sebebiyle olsa gerek” hesapları ve kafaları karıştırdı; “Kazandım” diyen “hem kazandı”, hem kaybetti; “Kaybettim” diyen “hem kaybetti”, hem kazandı.
Ne var ki, “Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden çok memnun görünen” ve de “Mücadeleye devam edeceğim” diyerek “gelecek cumhurbaşkanlığı seçimleri için hedef koyan” ve halka “Benden ümidinizi kesmeyin” mesajları yağdıran Muharrem İnce, “nedense” birdenbire “Olağanüstü Kurultay istemeyeceğim” sözünü unutup, bir hafta sonra “Genel Başkana ‘Onursal başkanlık teklif ettim’ açıklamasını” yapınca, CHP’de kıyamet koptu ve parti baştan sonra ‘kan kırmızı karpuz gibi’ ikiye bölünüverdi; Kılıçdaroğlu’nun kalmasını isteyenler, Kılıçdaroğlu’nun gitmesini isteyenler; Kılıçdaroğlu’nun gitmesini isteyenler de ikiye bölündü; çoğunluğu ile yerine Muharrem İnce’nin gelmesini isteyenler, azınlığı ile “Kılıçdaroğlu gitmeli ama, Muharrem İnce ile olmaz” diyenler!..
Aslında tablo, “sadece CHP için mi, kötü idi”; yoksa ve mesela “Milletvekili seçiminin ‘en mağlubu’ olan parti” hangi partiydi?..
Sorunun cevabı, kesin seçim sonuçlarının rakamlarında saklıydı; AKP mi, MHP mi, İyi Parti mi, HDP mi, Saadet Partisi mi başarılı idi?..
Bakınız, “2015 seçimine göre, 2018 seçiminde seçmen sayısı artmış, milletvekili sayısı da 550’den, 600’e çıkarılmıştı”; acaba, “24 Haziran 2018 milletvekili seçiminde hangi partinin oyları 1 Kasım 2015 milletvekili seçimlerine göre azalmış ya da artmış, hangi partinin milletvekili sayısı artmış ya da azalmıştı”; sadece bir avuç rakam bile “gerçeği” ortaya koyacaktı:
AKP; 1 Kasım 2015 seçiminden bu yana “artan seçmen” sayısına göre, aldığı oy 23.682.926 (Yüzde 49.50)’dan 21.338.693 (Yüzde 42.56)’ e düşmüş. (Oylarda önemli bir azalma.)
Milletvekili sayısı da, 2015’e göre, Meclis’te milletvekili sayısı 550’den 600’e çıktığı halde, 317’den 295’e inmiş; 22 milletvekili kaybetmiş.
CHP; Kasım 2015 seçiminde 12.11.812 oy (Yüzde 25.32) almış, 24 Haziranda oyları 11.354.190 (Yüzde 22.65)’e düşmüş. (Oylarda azalma var.)
Çıkardığı milletvekili sayısı ise, 2005 seçiminde 134 iken, 2018 seçiminde 146’ya yükselmiş; 12 kazanç.
HDP; 2015’de 5.148.136 oy (Yüzde 11.90), 2018’de ise 5 milyon 867 bin 302 oy (Yüzde 11,70) almış. (Oylarda önemli artma var.)
2015’de çıkardığı milletvekili sayısı 59, 2018’de ise 67; kazanç hanesine “8 milletvekili yazılmış.
MHP; 2015’de 5.694.138 oy (Yüzde 11.90), 2018’de 5 milyon 565 bin 331 (Yüzde 11,10) oy almış. (Oylarda biraz azalma var.)
Milletvekili sayısı ise, 2015’de 40 iken, 2018’de 49’a yükselmiş; 9 kazanç.
İYİ Parti; 2015’de bu parti kurulmamıştı, 2018 seçiminde 4 milyon 993 bin 479 oy (Yüzde 9,96) aldı.
Ve, 43 milletvekili çıkardı.
Saadet Partisi, 2015’de 325.978 oy (Yüzde 0.68), 2018’de ise 672 bin 139 oy (Yüzde 1,34) aldı.
İki seçimde de “doğrudan” milletvekili çıkaramadı.
Bu tablo, “en mağlup partinin hangi parti olduğunu” ortaya koyuyor; seçmen sayısı ve Meclis’in milletvekili sayısı arterken, “hem oyu, hem milletvekili sayısı düşen” tek parti var, ortada; AKP!..
Tamam da “o partiden ses seda çıkmazken”, CHP’de neden kıyamet kopuyor?..
Bu sorunun cevabını, “basit bir rakam şakası” yaparak vereyim:
“1 kişilik” CHP, müthiştir!..
“2 kişilik” CHP’de tartışma ve hizip başlar!..
“3 kişilik” CHP, “yeni” bir partiye hamiledir!..

 

Haftanın Adamı

Muharrem İnce
Onca alkış, onca övgü almış ve “ümit” hâline gelmişken, art arda “öyle hatalar, öyle gaflar, öyle yanlışlar yaptı” ki, dün bir, bugün iki, “en koyu” taraftarları bile, “Bunları yapmamalıydı” diyerek, “Apolet söküşten, Onursal Başkanlık teklifine kadar” hataları, gafları ve yanlışları saymaya başladılar; “Basın toplantısını takibe gelen TRT muhabirlerine yaptıkları, gazeteci / yazar Yılmaz Özdil ve Fuat Uğur ile giriştiği son derece çirkin hitaplarla dolu polemikler dizisi, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ile yedikleri eşli özel yemekte konuşulanları, Kılıçdaroğlu’ndan izin almadan gazetecilerle konuşması, seçim gecesi Fox TV’de seçim programını yöneten gazeteciye gönderdiği “Adam kazandı” tiviti ve başlattığı polemik, “Kurultay çağrısı yapmayacağım” dedikten sonra “İstemem ama yan cebime koyun” diyerek örgüte gönderdiği mesaj ve daha bir çoğu dillerden düşmez oldu.
Daha seçimin hemen ertesinde “Kemal Kılıçdaroğlu istifa etmek için daha kaç seçim kaybetmeyi bekliyor” diye yazan ben bile, şimdi tereddüde düştüm; “Muharrem İnce gelecekse, başka bir aday çıkana kadar Kılıçdaroğlu kalmalı mı, acaba” diye düşünmeye başladım.
Tablo ortada; CHP, birkaç günde “kaynayan kazan” hâline geldi ve de İnce’nin “Tepede ‘zatürree başlarsa’, tabanın ne hâle geleceğini düşünmeden attığı” bu adımlar, insanın aklına “genel başkanlık için uğranılan yenilgilerin rövanşına hazırlık mı yapılıyor” sorusunu getiriyor.
Yazık, “ümitleri çoğaltacak” yurt gezileri başlatılacakken, şimdi “O geziler, CHP içi kavgayı körükleyecek ve tabanda en ücra köşelere kadar yayacak bir turne” hâline geliyor ve de “bir çuval incir” işte böyle berbat ediliyor!..
Temennim, sayın İnce’nin “her şeyi yeni baştan düşünmesi” ve attığı yanlış adımlardan hemen geri dönmesidir!..
İyi düşünmelidir; AKP destekçisi basın, “neden onun tarafını tutuyor?..”



Haluk Pekşen!..

CHP’de “Yeni bir genel başkan adayı çıkacak mı” sorusu sorulurken, Ankara kulislerine “Trabzon eski milletvekili Haluk Pekşen’in adı” düştü.
Muharrem İnce “CHP genel başkanlığına aday olduğunda” yazmıştım; “Bence Haluk Pekşen çıkmalıydı, Kılıçdaroğlu’nun karşısına ve kazanmalıydı!..”
“Hâlâ da aynı fikirdeyim” ama ne yazık ki, Pekşen başka frekansta konuşmuş; “CHP’de genel başkanlığa aday olunmaz. CHP’de bir kadro hareketi oluşmadığı sürece başarıyı çok mümkün görmüyorum. Eğer 21. yüzyılda söz söyleyecek bir kadro hareketi oluşursa ve bana ne görev verirlerse üzerime düşeni yapmaya hazırım. Ecevit efsanesini yaratan asıl gerçek kadro hareketiydi. Türkiye’nin He-Man’lere değil Voltran’lara ihtiyacı var. Bunun hangi parçası olmam isteniyorsa üzerime düşeni yaparım.”
“Voltranların olmasına ve olması gerektiğine itirazım yok, olamaz da”, ama “He – Man olmazsa, olmaz”; hele Türkiye’de hiç olmaz. Ecevit “He – Man olmasaydı”, CHP’de de, DSP’de de, “partisini başa oynatabilir miydi ve kendisini başbakan, partisini iktidar yapabilir miydi?..”
“Karaoğlan’lık” bir “He – Manlik sembolü” mü, yoksa “bir Voltran parçasının sembolü” mü idi?..
Bakınız CHP’ye, Atatürk / İnönü / Ecevit çizgisinde, “He – Man olmayan” bir genel başkanın “iktidar olma şansı” oldu mu?..
CHP’ye “genel başkan” değil, “lider” aranıyor; bence Haluk Pekşen “aynaya bakmalı” ve “Ben varım” diyebilmelidir!..


Hakkımdır, soruyorum!..

Partinize oy verdim, Meral Akşener Hanım; “benim gibi” partinize ve size oy veren milyonlarca Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının, ben inanıyorum ki, “kendinizin” de ümitlerini kırdınız ve hayal kırıklığı yarattınız!..
“Makul ve mantıklı sebepler” var elbette…Ama, “Meclis’e ancak 5’inci parti olarak girebilmek”; işte bu kabul edilebilir bir sonuç değil!..
Bunun sorumlusu bellidir, “onun büyük çoğunluğunu oluşturduğu teşkilatların durumu”, ümitleri kıran tablonun altındaki imzayı işaret etmektedir!..

İzmir gibi bir ilde, “parti genel sekreteri hariç”, listenin “seçilebilecek yerlerine oturtulanların, “siyasi akıl ve siyasi mantıkla izahı” mümkün değildir; İzmir’de oturanlar, İzmir’i ve İzmirliyi tanıyanlar, “konuşabilirseniz”, bu konunun başrolüne soyunanları ve “ne olduklarını ya da olamadıklarını” size anlatacaklardır. Anadolu’nun çok kentindeki gazeteci arkadaşlarımdan aldığım yorum ve haberler, “anlatmaya çalıştığım durumun yaygın olduğunu” göstermektedir.
Buraya “bu kaçıncı defa” ve gene not düşüyorum; “hemen harekete geçmez ve Anadolu halkına ümit verecek yeni bir yapılanmaya gitmezseniz”, yerel seçimler “hezimet olur”; genel seçimlerde de “parti, barajın altında kalır”; bizden uyarması!..

 

Sözün Özü

Ülkenin “son başbakanı” Binali Yıldırım dedi ki; “Seçim bitti, geçim zamanı başladı”; evet, “geçim zamanı başladı” ama “zam üstüne zam ile.”
Pardon, “zam” da ne demek; artık “Zam yok, fiyat güncellemesi var”; malum yeni bir perde açılıyor ve “Türkiye her şeyi ile ‘bu yeni sayfaya göre’ güncelleniyor!..”

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test