Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

“Teksas usulü” linç ve linç teşebbüsü olayları yayılıyor

10.8.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Toplumda adeta güven bunalımı yaşanıyor. Her geçen gün artan şiddet olaylarında ağır yaralananlar kadar, hayatını kaybedenler de oluyor. Ekonomik krizin zararları, aile yapısının bozulması, insanların birbirine olan tahammülünün azalması ve kıskançlık krizleri; olumsuz olayların yaşanmasında en önemli sebeplerin başında geliyor. Toplum adeta cinnet geçiriyor!

ÖZLEM YILMAZ


İşte bir ay içinde art arda gelen olaylardan bir kaçı:
Aydın İncirliova'nın Acarlar Mahallesi'nde, Fransa plakalı minibüste bulunan 2 kişi, 12 yaşındaki bir çocuğa adres sordu. Çocuk paniğe kalıp, evine giderek durumu ailesine anlattı. Kısa sürede içinde, minibüsle mahalleye gelen 2 kişinin çocuk kaçırmaya çalıştığı söylentileri yayıldı. Söylentiler üzerine bir grup öfkeli kalabalık, şüphelilerin gözaltında olduğu ileri sürülen Acarlar Polis Merkezi önünde toplandı. Kalabalık, polis merkezinde bulunduğunu sandıkları şüphelilerin kendilerine verilmesini istedi. Polis gözaltında kimsenin bulunmadığını belirtti. Ancak kalabalık ikna olmadı. Bunun üzerine polis, kalabalıktan 2 kişiyi içeri alarak, kendilerinin bakmalarını istedi. İçeri giren 2 mahalle sakini, kimsenin bulunmadığını görmelerine rağmen yine de ikna olmadı. Sakinleşmeyen kalabalık, polis merkezi ile önündeki 3 ekip otosunun camını taşlayarak kırdı.

Gerginliğin daha da artması üzerine, takviye ekip istendi. Aydın'dan minibüsle sevk edilen çevik kuvvet ekibi polis merkezi önünde önlem aldı. Aydın İl Emniyet Müdürü Rahmi Baştuğ da öfkeli kalabalık ile konuşup, sakinleştirdi. Kalabalık, daha sonra dağıldı.

İstanbul Maltepe’de, “engelli bir çocuğu kaçırmaya teşebbüs ettiği” iddiası ile G.B. linç edildi. Ölüme sebep olanlardan bazıları yakalandı, birçoğu doğrudan serbest bırakıldı, 2 tanesi “adli kontrol” şartı ile serbest bırakıldılar. G.B ağır yaralı olarak kaldırıldığı hastanede öldüğünden “ölüme sebebiyet verecek şekilde kasten yaralama” suçundan yargılanacaklar.

Ardından İzmir'in Bayraklı ilçesi Gümüşpala semtinde evli, bir çocuk babası 33 yaşındaki Mehmet Demircan, gece yarısı “polisin telefonla uyarısı üzerine” arabasını başka bir yere park etmek için şort ve terlikle indiği sokakta taşlı sopalı 20 kişi tarafından “İşte hırsız bu” bağırtıları içinde feci şekilde dövüldü. Polis Demircan’ı zor kurtardı. Bir kolu ve bacağı kırılan Demircan'ın hırsız olmadığı kamera kayıtları incelenince ortaya çıktı. Şimdi polis gerçek hırsızın peşine düştü. “60 günlük iş göremez raporu alan” Demircan, “hırsızın başka biri olduğunu ortaya çıkaran” kamera kayıtlarından kendisini döven 13 kişiyi tespit etti ve şikayetçi oldu.

Mehmet Demircan'ı döven mahalleli, Demircan'ı darp ederken çekilmiş videoları sosyal medyadan paylaştı. Talihsiz adam, "Gedikli hırsız linç ediliyordu" ve "15. günde yakayı ele verdi" diye ulusal bir televizyon kanalının ana haber bültenine bile haber oldu.



“LİNÇ, ÖZÜNDE NEFRET KÜLTÜRÜNÜN BİR EYLEMİDİR”

Zeki Hozer (Dr.)- 1780’li yıllarda Amerikan Bağımsızlık Savaşında, Albay Charles Lynch’in kurduğu yasadışı mahkemelerde verdiği cezalara atfen kullanılagelen Linçterimi,sübjektif algının şekillendirdiği suç algısına göre, karşısındaki kişinin hukuki yargı sürecini beklemeksizin doğrudan zarar verilmesini kapsamaktadır.

Malcolm X; “Eğer dikkat etmezseniz, mazlumlardan nefret etmeniz ve zalimleri sevmeniz aynı sebeple inşa edilir.’’sözüne atfen, kişinin özel çevresi, lokal erişim kaynakları, kitle iletişim araçları ile kişileri ve kitlelerin hedef alınması, itibarsızlaştırma, suçlama, yargısız infaz aşamaları linç terminolojisi içinde Yerini almaktadır.

Linç, özünde nefret kültürünün bir eylemidir. Nefret eşyaya, kişiye, herhangi bir şeye karşı duyulan yoğun olumsuz duyguyu içerir. Genellikle öfke ile nefret birbirine karıştırılır, öfke, nispeten anlaşılabilir, ani ya da akut oluşan, geçici, kontrol edilebilir ve normal yaşam içinde doğamız gereği meydana gelen kısa süreli duygu durum değişikliklerini tanımlamakla birlikte, nefrette kronik, katı, sosyopsikolojik kökenli bir patoloji vardır.

Linç, kutuplaşan toplumların bir dramıdır. Planlanır, örgüt oluşturulur, klasik ve sosyal medya ile kitleler manuple edilir, illegal bir atmosfer oluşturulur.

Çözüm ise kısa vadede evrensel hukuk kurullarının hiç tavizsiz uygulanması, orta ve uzun vadede ise kişilerin fikirlerini özgürce ifade ettiği, kendine güvenen, bilgili, sağlıklı yurttaşların yetiştirildiği eğitim sistemimin oluşturulmasından geçmektedir.



“HUKUKÇULARA BÜYÜK GÖREV DÜŞÜYOR”

Elif Yıldız (Avukat) – Silahlı toplu kavgalar”, “hastane basmalar” ve derken linç girişimleri yeni mi başladı? Verilere baktığımızda, her yıl, önceki yıllara kıyasla linç girişimleri artmaktadır. Linç, bir kişi veya grubun daha kalabalık bir grup tarafından hukuki süreçlere başvurmadan çeşitli şekillerde cezalandırılmak istenmesidir. Medeniyet kaybının en açık göstergesi, linçlerdir. Linçin sıradanlaşması, toplumda utanç yaratmaması ve infial uyandırmaması o toplumun “toplum olma” vasfını kaybettiği anlamına gelmektedir.

Linç, ABD’de hukuki kurumların henüz yerleşmediği dönemlerde toplumun çok ciddi suçları cezalandırması amacıyla doğmuş, ancak hukukun güçlenmesi ile yasaklanmıştır. Türkiye’de ise, Cumhuriyet sonrasında sık ve yaygın olarak linç girişimleri yaşanmamıştır. Son 50 yıla baktığımız zaman, linç, Türkiye’de şiddetin kurumsallaşması, hukukun tıkanması, kitlesel şiddetin cezasız kalması, emniyet güçlerinin yanlı olması, yine emniyet güçlerinin muhalefeti karşısında görmesi tutumuyla ortaya çıkmış ve bu linç girişimleri uygulanan politikalarla beslenmiştir. Linç girişimlerinin meydana gelmesindeki en önemli sebeplerden bir tanesi, “yaygın tıkanmışlık düşüncesi”dir. Bu tıkanmışlığı özellikle tehlikeli hale getiren ise, hukuktaki tıkanmadır. Davaların uzun sürmesi, davaların adil olmayan şekillerde sonuçlanması ya da davaların hiç açılmaması, yeni kurumlar olan uzlaştırmacılık ve arabuluculuk kurumlarının doğasına uygun olmayan görüşmeler yapılması neticesinde “yapanın yanına kalıyor” kanısı güçlenmekte, yani toplumun adalet algısı zayıflamaktadır. Son zamanlarda yaşananlardan sonra ise, yargının itibarı ise yok olma noktasına gelmiştir. Linç girişimlerinin azaltılmasında özellikle hukukçulara görev düşmektedir. Hukukçuların her türlü linç girişimine, tutarlı ve sürekli olarak karşı çıkması gerekmektedir. Adli tatil ve sair ayrım yapılmaksızın çalışmalara devam edilerek tıkanan demokratik süreçlerin açılması gerekmektedir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

GÖZLEM, “bu süreci” masaya yatırdı ve uzmanlara sordu; işte görüşleri…

Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) Merkez Yürütme Kurulu’nun (MYK) değişmesine rağmen parti içi muhalefet sürüyor.

GÖZLEM konuyu masaya yatırdı, siyaset, ekonomi ve dış politika uzmanlara sordu, işte cevapları…

İki muhalefet partisindeki gelişmeleri, GÖZLEM uzmanlara sordu. İşte görüşleri…

Duayen gazeteci M. Ali Kışlalı, GÖZLEM’in, “ABD ile gerginlik, Türkiye ve İran’a ABD yaptırımları, CHP ve İYİ Parti’deki gelişmeler” ile ilgili sorunlarını cevapladı. ...

GÖZLEM, konuyu masaya yatırdı ve uzmanlara sordu. Cevaplar “CHP ve Muharrem İnce yönünden” iç açıcı değil!..

GÖZLEM, “konuyu masaya yatırdı” ve Uzmanlara “Ekonomi nereye gidiyor” sorusunu sordu, işte cevaplar…

Yazarlar
Website Security Test