Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Kurtuluşun ve kuruluşun partisi CHP, 95 yaşında

7.9.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

SUNUŞ
Son dönemde, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ile ilgili gelişmeler, kamuoyunun gündeminde önemli bir yer tutuyor. CHP, çoğunlukla, parti içi çekişmelerle ve kurultay tartışmalarıyla anılıyor. Bu durum, partiye oy veren, oy vermese bile onun varlığının önemini bilen milyonlarca yurttaşı üzüyor. Kurtuluşun ve kuruluşun partisinin, daha etkin ve güçlü olması, Cumhuriyet’e ve demokrasiye sahip çıkması, pek çok yurttaşımızın ortak dileği… Biz de bu dileklere yürekten katılıyoruz. Bu bağlamda, 95’inci kuruluş yıldönümü nedeniyle; CHP ile ilgili samimi değerlendirmelerimizi, görüş ve önerilerimizi, dört bölümlük bu yazı dizisi ile paylaşmak istiyoruz. CHP’nin umuda yolculuğunun, başarıya ulaşması dileğiyle…

Mehmet Şakir ÖRS

 

‘CHP’nin umuda yolculuğu’ başlıklı benzer bir makaleyi, yıllar önce, 2 Mayıs 2014 tarihli Cumhuriyet gazetesinde yazmıştık. Çok ses getiren o yazıdan bu yana, hayatın ve siyasetin durdurulamaz akışında, elbette çok şeyler değişti. Ancak, geçen zaman içinde, Cumhuriyet’in kurucu partisinde, istenen, arzulanan değişiklikler yaşandı mı? Doğrusu bu durum tartışılır.

Herhalde bu süreç yeterince yaşanmadı ki, yıllar sonra yeniden benzer konular tartışılıyor, yazılıyor. Aslında bu mesele, bir yandan siyasal yaşamda temel bir gecikme ve eksiklik gibi görülse de, diğer yandan Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) ülkemiz ve halkımız için taşıdığı önemi de gösteriyor. Üstelik bu ihtiyaç ve önem azalmıyor, gün geçtikçe artıyor. Seçmenin ana muhalefete duyduğu kızgınlığın, kırgınlığın, öfkenin temelinde, biraz da böylesi beklentiler yatıyor. Kısacası, CHP için başarı çıtası oldukça yüksek. Bu da aslında CHP’nin misyonu düşünüldüğünde, olması gereken doğal bir durum.

CHP’nin adının her geçişinde milyonlarca insanın kulak kesilmesi, bu partide yaşanan iç çalkantıların kamuoyunun gündeminde bunca yer tutması, elbette boşuna değil. Halkımız CHP’den çok daha fazla şeyler bekliyor. Onu, Cumhuriyet’in, ülkenin, halkın güvencesi ve çağdaş demokrasinin savunucusu olarak biliyor. Böylesi zor zamanlarda, kendisine uzanacak el, kol kanat gerecek gövde olarak görüyor. Doğal olarak, bunları CHP’den bekliyor.

İşte bütün bu beklentiler, CHP’nin tarihsel sorumluluğunu artırıyor. CHP’nin örgütsel yapısıyla, politikalarıyla, yol göstericiliğiyle, kendisinden beklenenleri yerine getirmesi, Cumhuriyet’e ve demokrasiye sahip çıkması, ülkeyi ve halkı kucaklaması gerekiyor. CHP’nin 95’inci kuruluş yıldönümü nedeniyle hazırladığımız çalışmamızda; bu konularla ilgili değerlendirmelerimizi, düşüncelerimizi ve önerilerimizi paylaşacağız.

 

CHP, tarihi ve kökleri derin parti

 

Yalnızca ülkemizin değil, dünyanın da halen yaşayan en eski partileri arasında yer alan CHP’nin tarihi, çok eskilere uzanıyor. Ulusal kurtuluş savaşının ateşleri içinde kurulan CHP, aynı zamanda yeni ve genç Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun da temel siyasi gücünü oluşturuyor. Cumhuriyet’in kurucu önderi Mustafa Kemal Atatürk’ün, aynı zamanda CHP’nin kurucu genel başkanı olması, bu birlikteliğin somut ifadesidir.

Kurtuluşun ve kuruluşun partisi CHP, Cumhuriyet’in kökleşmesi, çok partili hayata geçilmesi, parlamenter demokrasinin kurumsallaşması ve ülkemizin çağdaş değerlerle buluşması aşamalarında, üzerine düşen tarihsel görevleri yerine getirmiştir. Ülkemiz siyasal tarihinin hemen her önemli dönemecinde hep CHP vardır.

İlginçtir, CHP ile İzmir kenti arasında da tarihsel birliktelikler dikkati çeker. Ülkemizin ve İzmir’in kurtuluş günü olan 9 Eylül, aynı zamanda CHP’nin de kuruluş yıldönümüdür. Bu 9 Eylül’de İzmir’in 96’ncı kuruluş yıldönümünü kutlarken, CHP’nin de 95’inci kuruluş yıldönümünü kutluyoruz. Yine bugünlerde 87’nci kez gerçekleştirilen ve ülkemizin ekonomik - siyasal - toplumsal tarihinde çok önemli bir yeri olan İzmir Enternasyonal Fuarı (İEF) da, bu birlikteliklerin önemli bir simgesidir.

 

CHP’li anılar

 

Ülkemizin siyasal tarihinde çok önemli bir yeri olan CHP’nin, toplumsal yaşamımızda da derin izleri vardır. Yaşanan süreçte kuşaktan kuşağa aktarılan bu izler, pek çok siyasal ve sosyal gelişmenin de temelini oluşturmuştur.  

Çocukluk yıllarımla ilgili belleğimde yer etmiş bir fotoğrafı her daim anımsıyorum. İsmet İnönü’ye Uşak’ta taş atılmış. Trenle Alaşehir’den geçecek.  Alaşehir’deki bütün CHP’liler, tren istasyonuna O’nu karşılamaya iniyorlar. Hükümetin emrindeki kolluk kuvvetleri, halkın İnönü’yü karşılamasını engellemek için, ellerindeki coplarla ve sopalarla insanları kovalıyorlar. Ben de annemin kucağındayım. Annem de oradan oraya koşturuyor. Bağ aralarından dolaşarak istasyona iniyoruz. Babam ve arkadaşları, Eşme’ye giderek İnönü’yü karşılamışlar ve trende Salihli’ye kadar eşlik ediyorlar. İsmet Paşa’nın içinde olduğu tren perona giriyor ve İnönü trenin penceresinden, sargılı başıyla görünerek halkı selamlıyor. Alaşehir tren istasyonunda büyük bir kargaşa yaşanıyor. O gün gördüklerim belleğime bir fotoğraf gibi kazınmış. 1956 doğumlu olduğuma göre, ben 4 yaşlarında olmalıyım. Bu görüntüleri nasıl anımsıyorum, bugün bile hayret ederim.

Ailemizde kuşaktan kuşağa aktarılan, CHP ile olan siyasal ilişkimiz ve gönül bağımız, sonraki yıllarda da hep sürdü…

 

İzmir’de farklı bir 9 Eylül kutlaması

12 Mart muhtırasına karşı çıkan Bülent Ecevit, önce CHP Genel Sekreterliği’nden ayrılıyor ve sonra da CHP içinde İsmet İnönü’ye karşı verdiği mücadeleden başarıyla çıkıyordu. Bütün bu gelişmeler, İzmir’i ve Ege’yi de derinden etkiliyordu. Ecevit’i CHP Genel Başkanlığı’na taşıyan güçlerin içersinde işçiler, sendikacılar ve özellikle de İzmir ve Ege’deki muhalifler önemli bir yer tutuyordu.

Örneğin, 1973 genel seçimleri öncesinde Ecevit’in ilk kez genel başkan olarak İzmir’e gelişini anımsıyorum. Seçim öncesinde, 1973 9 Eylül’ünde, İzmir Alsancak stadında düzenlenen miting ve gece, siyasal değişimin bir bakıma ilk işaret fişeğiydi. Alsancak stadındaki o akşamın ilginç yönü de, bir siyasal toplantıda ilk kez rodeo gösterileri yapılmasıydı. Daha televizyonun bile yaygınlaşmadığı o dönemde, belki ancak filmlerde görebileceğimiz rodeo gösterilerini izlemiştik. Tabii bunları gerçekleştirenler yurt dışından getirilmişti. Bu anımızın, siyasal iletişim açısından da ilginç bir örnek olacağını düşünüyorum.

O günlerde henüz lise öğrencisiydim ve söz konusu geceye katılmak için, doğup büyüdüğüm ilçeden İzmir’e gelmiştim. Etkinliğe destek olmak amacıyla, CHP’nin Basmane’de bulunan Karaosmanoğlu iş merkezindeki il binasından 10 adet bilet alıp, Basmane meydanında güncel sloganları seslendirerek sattığımı hiç unutmuyorum. Biletlerden birini kendime ayırıp, o akşam Alsancak Stadı’nın yolunu tutmuştum…

 

Ege’deki hareketlenmeler ve Köylü Kurultayı

 

12 Mart öncesi dönemde Ege’nin kırsal kesiminde toplumsal hareketlilik güçlüydü. Atalan ve Göllüce köyleri örneğinde görülen toprak işgalleri, Akhisar tütün ve Salihli üzüm mitingleri, Sosyal Demokrasi Dernekleri Federasyonu’nun (SDDF) o dönem gerçekleştirdiği ‘Gençlik Köye’ kampanyasının bölgedeki yansımaları; Alaşehir’de yürütülen üretici eylemleri ve Sarıgöl’ün Dadağlı köyünde sağlık ocağı yapılması gibi çalışmaların ve benzeri etkinliklerin bölgede derin izleri vardı.

1970’li yılların başlarında, toplumsal muhalefet, işte bu izleri takip ederek İzmir’de ve Ege’de hızla güçleniyordu…

Bu bağlamda yapılan önemli bir çalışmada, bizim de örgütlenmesinde görev aldığımız, Manisa’da Beyaz Fil sinemasında toplanan ‘Köylü Kurultayı’ oldu. Bölgeden çok sayıda üreticinin ve köy önderinin katıldığı kurultayın çok heyecanlı ve coşkulu geçtiğini bugün bile anımsıyorum. Kurultayın başkanlığını Akhisarlı bir tütün üreticisi Mehmet Ali Orta, başkan yardımcılığını da Alaşehir’in Horzum Alayaka köyünün muhtarı (yanılmıyorsam daha sonra CHP’den Manisa İl Genel Meclisi üyeliği de yapan) üretici önderi Hakkı Asena yapmıştı.

Belleğimizde yer eden bir başka tarihi etkinlik ise, 14 Ekim 1973 genel seçimleri öncesinde Akhisar’da yapılan büyük seçim mitingiydi. Bülent Ecevit’in halkın ‘Karaoğlan’ı ve umudu olduğu dönemdi. O gün sanki tüm Ege sel olup, Akhisar’a akmıştı…

Yaşanan gelişmeler ülkemizde yeni bir dönemin habercisiydi… Toplumsal mücadele, hayatın içinde kendi yatağını buluyor ve onu daha da derinleştiriyordu… 12 Mart dönemi sonrasında, 1970’li yılların ilk yarısında İzmir’de ve Ege’de gerçekleştirilen bütün bu çalışmalar, CHP’yi toplumsal muhalefet içinde yeni konumlara taşıyordu… 

 

Tarihsel anılar

 

Aslında İzmir’in ve CHP’nin misyonu ile ilgili pek çok anı ve anekdot var, tarihin tozlu sayfaları arasında… Biz, CHP’nin 95’inci kuruluş, İzmir’in de 96’ıncı kurtuluş yıldönümünü kutladığımız bugünlerde; daha önce köşemizde yazdığımız, ancak bu yazı dizisiyle çok örtüştüğünü düşündüğümüz ve anlamlı bulduğumuz iki anıyı, daha geniş kesimlerce bilinmesi ve gelecek kuşaklara aktarılması amacıyla, yeniden paylaşıyoruz.

Birincisini, bir 9 Eylül kutlaması sabahında, İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Sırrı Aydoğan’dan dinlemiştik. 1977 yılı 9 Eylül kutlaması; Sırrı Bey Bornova Belediye Başkanı’dır. Dönemin İzmir Belediye Başkanı da rahmetli İhsan Alyanak’tır. Ege Ordu Komutanı ise, bir süre sonra genelkurmay başkanı olacak ve 12 Eylül darbesini gerçekleştirecek olan Kenan Evren’dir. O yıllarda geleneksel 9 Eylül kutlamalarında, resmi kurumların ardından partiler de yürümektedir. Geçit töreni uzun sürünce, ayakta durarak geçenleri selamlayan protokol de yerine oturur. Sıra CHP’ye gelince, rahmetli Alyanak ayağa fırlar ve hazırola geçip CHP’lileri selamlar. Yanında oturmakta olan Evren’e de ‘Paşa, paşa kalk ayağa!.. Bak Cumhuriyet’in kurucu partisi geçiyor’ diye haykırır. Alyanak’ın bu seslenişine kızan ve kızarıp bozaran Evren de, arkasına bile bakmadan sinirli biçimde orayı terk eder.

İkinci anıyı da, Tariş’te görev yaptığımız yıllarda, çok iyi bir sosyal demokrat ve kooperatifçi olan, Ödemiş eski belediye başkanı rahmetli Tahir Çaylı dostumuzdan dinlemiştik. Ödemiş’in Çaylı kasabasından yetişen ve eskilerin deyimiyle tam bir ‘çarıklı erkânı hârp’ olan bu eli nasırlı, koca yürekli halk önderi; gür sesiyle anlatırdı... 1977 seçiminde halkın güveni ve desteğiyle CHP’den belediye başkanı olan Tahir Çaylı’yı, 12 Eylül’de darbeciler görevden alırlar. Başkanlık mührünü teslim etmesini isterler. O da, ‘ben bu mührü halkımdan aldım, ancak halkıma teslim ederim. Darbecilere mühür bırakmam’ deyip, başkanlık mührünü Gölcük’ün derin sularına atar. 12 Eylül döneminde hakkında soruşturmalar açılır…   

Her anımsayışımızda yüreğimizi titreten bu anılar, bazı çevreler tarafından, zaman zaman haksız biçimde darbe ve militarizm taraftarlığıyla suçlanan CHP’nin, darbelerle ve militarizmle hesaplaşmasının izdüşümleridir. Tabii aynı zamanda, günümüz siyasetçileri ve yöneticileri için de pek çok derslerle doludur…

 

Gelecek Bölüm: CHP, örgütsel yapısını ve siyaset yapma anlayışını yenilemelidir

 

 

 

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

GÖZLEM, 81 milyonu ilgilendiren bu konuyu masaya yatırdı ve uzmanlara “Ne yapılmalı” diye sordu; işte görüşleri…

Uzmanlar, “Tedbirlerdeki eksiklerin ve gecikmelerin çözümü zorlaştırdığının” altını çiziyorlar. İşte görüşleri…

GÖZLEM, siyasetin duayenlerine sordu; işte onların görüşleri…

9 Eylül; İzmir’in düşman işgalinde kurtuluş günü… Zaten “Eylül”, Ege’nin pek çok il, ilçe, kasabasının kurtuluş günlerini yaşadığı” bir ay!.. Böyle bir ayın 7’sinde, C...

GÖZLEM, “Ekonomik kriz ve alınan tedbirler” konusunu, masaya yatırdı ve uzmanlara sordu; işte görüşleri…

GÖZLEM, uzmanlara sordu; “Muhalefet ne yapmalı”, işte onların görüşleri…

Yaşar Aksoy'dan 30 Ağustos özel yazısı.

Yazarlar
Website Security Test