“Modernle gelenekseli kent kültürümüzde harmanlamalıyız”

4.11.2016
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Butik projeleriyle dikkat çeken Mimar Tarkan Oktay, kalabalıklaşan kentlerde tower olarak isimlendirilen gökdelenlerin kaçınılmaz bir gereklilik ve ihtiyaç olduğunu; ancak bu yapıların inşa edildiği alanların tartışılabileceğini belirtiyor.

Oktay, “Gökdelenleri, şehrin kalbine yapmak ne kadar doğrudur, orası soru işareti. Bu binaların, yoğunluğun bulunduğu kent merkezinde yer almalarının çekinceleri olabilir. Mesela trafik ve altyapı sorunları doğabilir. Tedbiri önden almak ve planlamayı baştan yapmak gerekir” diyor.

 

Uzun yıllardır İzmir ve İzmir dışında prestijli projeler gerçekleştiriyorsunuz. Mesleğinizde bugüne gelinceye kadar ne tür aşamalardan geçtiniz?

1968 yılında Gölcük'te doğdum. 1992 yılında 9 Eylül Mimarlık Bölümü'nden mezun oldum. 12 yıl boyunca İzmir'de belli başlı mimarlık ofislerinde çalıştım. Değerli mimar büyüklerimin yanında deneyim kazandım. Tabii ki, çalıştığım mimarlık ofislerinde projeler çeşitlilik gösteriyordu; ama yoğunluk konut üzerineydi. Asıl çalışma alanlarım da genellikle iç mekan projeleriydi. Ben de o dönem yaptığım çalışmalardan edindiklerimden yola çıkarak ilerleyen dönemde iç mekan ve dekorasyona yöneldim. Üstelik iç mekan ve dekorasyon çalışmaları daha eğlenceli ve keyif vericiydi. Elbette şimdi fabrika ve diğer projelere de imza atıyoruz.

 

Kendi ofisinizi açarak bir girişimci olmaya nasıl karar verdiniz?
Aslında çok fazla kendi ofisimi kurma fikrim yoktu. Bulunduğum tüm mimarlık bürolarında gönül bağı kurarak çalışmıştım. Ancak şartlar kendi ofisimi açma gerekliliği doğurdu. İlk ofisim 1995 yılında Kıbrıs Şehitleri Caddesi'nde Tansaş karşısındaydı. Ardından Kahramanlar Doktorlar Sitesi'ne taşındım. Daha sonra ise Tepekule'deki ofisime geçtim. Uzun yıllar orada hizmet vermemin ardından da şimdiki ofisime taşınma kararı aldım.

İzmir dışında uygulamalarınız olduğunu biliyoruz. Kıbrıs'ta ödüllü bir cafe restoran projeniz de var?
Yurtdışında daha çok ticari yapılarla ilgili çalışmalarımız oluyor. Konutla ilgili projelerimiz de var ancak yoğunluğumuz ticari yapılar üzerine. Kıbrıs Magosa'da tamamlanmış bir restoran projemiz var. Magosa'nın en önemli meydanında konuşlanan bir proje ve bu proje meydanın bir parçası olabilmeyi başardı. Projemiz Doğu Akdeniz Üniversitesi ve Kıbrıs Türk Mimarlar Derneği tarafından ödüle layık görüldü. Bu da bizim için gurur verici. Ancak yoğunluk olarak İzmir'de proje üretiyoruz. Bunun dışında Bodrum, Ödemiş ve Torbalı'da da projelerimiz mevcut. Ağırlık yine konutta. Güzellik merkezi, spor salonu ve ofis çalışmalarımız da var.

Projeler, hangi kanallardan size ulaşıyor?
Projelerimizi genellikle referans kanallarıyla alıyoruz. Yaptığımız her iş, bizim için gelecek yeni bir iş anlamına geliyor. İmza attığımız projelerimizin sahipleri ortaya koyduğumuz çalışmanın memnuniyetiyle bizi yeni müşterilerimize tavsiye ediyorlar. Tabii ki, bu da bizim açımızdan oldukça önemli bir algı. Yaptığınız işin beğenilmesi ve yapacağınız işe kefil olunması en güzel tanıtım oluyor.

Gelecekte hedeflediğiniz ve gerçekleştirmek istediğiniz bir proje var mı?
Biz anlaşılacağı üzere biraz daha butik işlerle ilgilenen bir ofisiz. Ortaya koyacağımız iş üstünde çalışırken önce kendimiz keyif almalıyız. Aynı zamanda çıtamız da biraz yüksek. Bu elbette fiyat olarak değil, ortaya konulan işin estetik değeri olarak. Bundan dolayı çok özel, kendine has bir ruhu olan, beğeni kazanan projelere imza atmak önceliğimiz. Bunun ortaya koyacağımız projelerin sayısıyla da bir ilgisi yok. Bize yılda bir proje yapmak bile çok büyük bir mutluluk verebilir.

 

- İzmir'e gelecek olursak; İzmir son dönemde büyük projelerin inşa edildiği ve çok sayıda yatırımcıyı kendine çekmeyi başarabilen bir kent. Özellikle Bayraklı Bölgesi gökdelenlerle dikkat çekiyor ve yeni gökdelenlerin de inşa edileceğini biliyorsunuz. Geride bıraktığımız son 10 yılı da hesaba katarak İzmir'in geleceğini kentsel estetik anlamında nasıl görüyorsunuz?

 

- Sizin de belirttiğiniz gibi İzmir ciddi bir gayrımenkul yatırımının olduğu ve her geçen gün yeni yatırımcıları kendine çekmeyi başarabilen bir kent. Geçtiğimiz son on yıl içinde de ciddi yatırımlar aldı ve almaya devam ediyor. Kent emlak sektöründe her gün değer kazanıyor. Bu bağlamda kalabalıklaşan kentlerde tower olarak isimlendirdiğimiz gökdelenler kaçınılmaz bir gereklilik ve ihtiyaç. Fakat bunların inşa edildiği alanı tartışabiliriz. Gökdelenleri, şehrin kalbine yapmak ne kadar doğrudur, orası soru işareti. Bu binaların, yoğunluğun bulunduğu şehrin merkezinde yer almalarının çekinceleri olabilir. Mesela trafik ve altyapı sorunları doğabilir. Şimdiden bu sorunların önüne geçmek için ciddi çalışmalara başlanması gerekiyor. Burada da Büyükşehir Belediyesi'ne önemli görevler düşüyor. Bir an önce gökdelenler bölgesi olan alanın bütünlüklü olarak değerlendirilip alt ve üst yapı çalışmalarının tamamlanması kentin faydasına olacaktır. Benim bu konudaki en büyük endişem İzmir'in de İstanbul gibi bir keşmekeşe dönüşme tehlikesi. Özellikle trafik konusunda. Elbette hepimiz yurtdışına gittiğimizde inceliyor ve dünyada yapılanları yerinde görme şansı yakalıyoruz. Biz de kent merkezinin dışında bir takım yeni merkezler oluşturabilir ve mevcut yoğunluğun belli kısmını o bölgelere yönlendirebiliriz. Böylece hem kent merkezini rahatlatmış, hem de kente yeni yaşam alanları kazandırmış oluruz.

 

İzmir'in elinde Kemeraltı gibi inanılmaz bir değer var. Hem kent kültürü ve ticaretine kattıkları, hem tarihsel dokusu hem de kendine has estetiksel özellikleriyle çok büyük bir artı. Ancak istediği değeri bir türlü göremediğini üzülerek görüyoruz? Kemeraltı'nı tarihsel dokusu ve kültürel özellikleriyle yeniden nasıl hak ettiği seviyeye çıkarabiliriz?

İzmir yüzyıllar boyunca kendine has bir havası, mimari özelliği olmuş bir kent. Kordon'daki yalıları, Türk ve Rum evleri, Levanten köşkleriyle kendine has havasını uzun süre korumuş ve özgün bir yapı ortaya çıkarmış. Ancak Kordon'daki yalıların zaman içinde yıkılması, eski evlerin ortadan kaybolmasıyla büyük bir değerini de kaybetmiş. Kemeraltı ve çevresi ise kent kimliğine ve kültürüne ait elimizdeki en önemli değer. Burada büyük bir alandan bahsediyoruz. Bu alanı yeniden dönüştürebilmek de hiç kolay değil. Bunun için ilk olarak çatı bir yapılanmanın elini taşın altına sokması gerekiyor. Bireyler bazında ve kişisel girişimlerle başarmak hiç de kolay görünmüyor. Bir defa alanda bütünlüğü bozan sonradan yapılmış çok sayıda bina var. Bunların rehabilite edilmesi şart. Yapıların bazıları aslına uygun restorasyon istiyor. Ancak İzmirliler olarak beraber hareket ettiğimiz takdirde başarmamız hiç de zor değil. Mesela bir mimari proje yarışması açarak rehabilite edilecek yapılar için yeni fikirler ortaya koyabiliriz. Bu İzmirli mimarlar için de heyecan verici olur.

 

İzmir'in yüzde 85'inin kentsel dönüşüme muhtaç olduğu belirtiliyor ve kent olarak ciddi bir deprem riski altındayız. Yapılanlara baktığımızda ise maalesef karşımızda çok da olumlu bir tablo yok. İzmir ve kentsel dönüşüm hakkında neler söylersiniz?

- İzmir'de kentsel dönüşümün ada bazından çok parsel bazında gerçekleştirildiğini görüyoruz. Sektörel destek açısından da parsel bazlı yapılan dönüşümlerde kat yoğunlukları artırılıyor. İlave kat izniyle müteahhitler teşvik edilmeye çalışılıyor. Bu da şehircilik anlamında olumsuzlukları beraberinde getiriyor. Oysa doğru kentsel dönüşümün tek çözümü ada bazında yapılması. Planlamalar önceden yapılarak mümkün olduğunca sosyal donatı ve yeşil alanlara yer açılmalı. İnsanların yaşayabileceği ve mutlu olabileceği bir kenti, ancak bu şekilde yeniden yaratabiliriz. Umarım olumlu bir projeyle karşılaşırız ve yapılanlar tüm İzmir'e örnek olur.

- Artık günümüzde marka kentler konuşuluyor. İnsanlar marka kentlerde vyaşamak ya da en azından yılda bir kez vakit geçirmek istiyor. Bu da kent turizmciliğini beraberinde getiriyor ve kentlerin değerlerini yükseltiyor. İzmir'in marka kent olabilmesi mümkün mü? Eğer mümkünse neler yapılması gerekiyor?

İzmir'in marka kent olabilmesi için çok ciddi bir çabaya ihtiyacı var ancak bu konuda hala bir şansımız bulunuyor. Bu şansın çok iyi değerlendirilmesi gerekiyor. İlk olarak sahip olduğumuz değerlere sahip çıkmalıyız. Yeni gelişen alanlarda nitelikli mimari değeri olan yapılarla kente katkı sunmalıyız. Tarihi yapıları kente geri kazandırmalı, modernle gelenekseli kent kültürümüzde harmanlayabilmeliyiz. Kente ait değerleri ancak bu şekilde ön plana çıkarabiliriz. Mesela hemen karşımızdaki Yunan adalarına baktığımızda her yıl çok sayıda insanı kendilerine çektiklerini görüyoruz. Bunu da, geleneksel mimari dokularını koruyarak ve geliştirerek başardılar. Bizim de bunu yapmamız lazım. Ayrıca deniz ve güneşimizle önemli bir potansiyele sahibiz. Elbette bu tüm kentin İspanya ve Kuşadası'nda olduğu gibi turistik yapılarla doldurulması anlamına gelmemeli. Doğal güzelliklerimizi korumalı ve buna yönelik çalışmalar üstüne yoğunlaşmalıyız. Bunları yaptığımız takdirde çok iyi bir marka olmamamız için hiçbir neden yok.

Son olarak ardınızdan gelen genç meslektaşlarınıza ve genç girişimcilere neler söylemek istersiniz?

İlk olarak belirtmek gerekir ki; mimarlık mesleği diğer mesleklerden biraz farklı. Çok fazla özveri gerektiriyor. Daha fakülteye adım attığınızdan itibaren uykusuz geceler sizi bekliyor. Gelişen teknolojiyle birlikte yapı malzemelerinde müthiş bir gelişme oldu. Yapılamayacak hiçbir malzeme ve yapı kalmadı. Tavsiyem, kendilerini mesleki açıdan geliştirmeleri. Teknolojiyi yakından takip etmeliler, fuarlara giderek yenilikleri görmeli ve kendilerini geliştirmeliler. Mevcut yapı stoğunu yerinde inceleyerek yakından tanımalılar. Zaten ardından başarı kendiliğinden gelecektir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Hükümetten gelen “pembe” açıklamalarla giderek artan ve büyüyen sorunların çözülemeyeceğini belirten uzmanlar, “Gecikilmemeli” diyorlar. İşte görüşleri.

GÖZLEM, konuyu masaya yatırdı ve uzmanlara sordu. Yanıtlar, AKP ve MHP için “yapılmakta olan kamuoyu araştırmalardaki oy oranlarına uygun” oldu

Duayen gazeteci M. Ali Kışlalı, GÖZLEM’in, Türkiye’nin gündemindeki iç ve dış olaylarla ilgili sorularını cevapladı. Özellikle MHP ve Bahçeli hakkındaki analizleri alt...

Yerli otomobil üretecek fabrikanın İzmir’de kurulması için başlatılan girişim, kent genelinde büyük destek gördü. Siemens’in kuracağı rüzgar tribünleri fabrikasın da İ...

GÖZLEM, 80 milyonu “doğrudan” ilgilendiren bu konu ile ilgili olarak “Neden” ve “Ne yapılmalı” sorusunu uzmanlara sordu. İşte Prof. Dr. Muzaffer Demirci’nin, Prof. Dr....

GÖZLEM, “Anayasaya aykırılık ve suç duyurusu” iddialarını masaya yatırdı, işte uzman görüşleri…