Dikkat, sepetindeki ayarlamaya rağmen enflasyon yüksek!

12.2.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

TÜİK “gıda kalemlerini ağırlığını düşürmese idi”, 2,46 olarak açıklanan Ocak ayı enflasyonu 2,68 olacaktı. 9,22 ile zirve yapan yıllık enflasyon da, Merkez Bankası’nın yüzde 8 olarak açıkladığı 2017 yılı beklentisini sarsacaktı. GÖZLEM, durumu uzmanlara sordu. İşte Prof. Dr. Esfender Korkmaz ile ekonomist Uğur Civelek’in yanıtları

ENGİN TATLIBAL/GÖZLEM -Her dönem hesaplanan ve kamuoyuna açıklanan temel ekonomik göstergeler içinde sokaktaki vatandaşın hayatına doğrudan etki eden en önemli faktör, enflasyon. Tezgahtaki ürünün sofraya geliş maliyeti, enflasyon ile belirleniyor. Vatandaşın gelirleri de aynı oranda artmazsa sonuç, geçim derdi oluyor. Devlet ve kurumsal bir anlayışla faaliyet gösteren özel şirketler, devletin açıkladığı enflasyon oranında maaş artışı uyguluyorlar; peki devletin açıkladığı enflasyon ile tezgahtaki enflasyon aynı mı?
Ocak ayında Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), enflasyon hesabında kullanılan katsayılarda gıda grubunun ağırlığını azalttı. Sadece bu gelişme bile açıklanan rakamlar ile gerçek enflasyonun farklı olduğunu gösteriyor. Nitekim Prof. Dr. Esfender Korkmaz, söz konusu katsayı değişikliğinin yapılmaması durumunda yüzde 2,46 olarak açıklanan Ocak ayı enflasyonunun yüzde 2,68 olacağını hesaplıyor.
TÜİK’in açıkladığı rakamlara göre 2017 yılı Ocak ayında TÜFE yüzde 2,46 arttı. Bu rakam, 1,78 olan beklentilerin çok üzerinde. Yıllık enflasyon ise yüzde 9,22 ile yine yılın zirvesine yükseldi. Yurtiçi ÜFE Ocak’ta yüzde 3,98, yıllık bazda ÜFE ise yüzde 13,69 olarak gerçekleşti.
TÜFE'de aylık en yüksek artış yüzde 6,37 ile gıda ve alkolsüz içecekler grubunda görüldü. Endekste yer alan gruplardan sağlıkta yüzde 4,66, çeşitli mal ve hizmetlerde yüzde 4,25, ulaştırmada yüzde 3,24 ve eğlence ve kültürde yüzde 2,39 artış gerçekleşti. Aylık bazda düşüş gösteren tek grup yüzde 6,99 ile giyim ve ayakkabı oldu. Tüketici fiyatları bazında en yüksek fiyat artışı yüzde 92,71 ile kabakta gerçekleşti. Patlıcanda yüzde 79,37, salatalıkta yüzde 74,34, sivri biberde yüzde 63,78 artış dikkat çekti. Bu rakamlar ışığında TÜİK’in enflasyon hesabında gıdanın ağırlığını azaltmasının taşıdığı çelişki daha net biçimde görülüyor. Maliye Bakanı Naci Ağbal ise enflasyonun yılın ilk yarısında yukarı yönlü bir patika izlese de yılın ikinci yarısındaki düşüşle yılsonunda yüzde 8'ler civarında gerçekleşeceğini belirtiyor. GÖZLEM’in görüşlerine başvurduğu uzmanlar ise Ağbal kadar iyimser değil.

GIDANIN AĞIRLIĞI AZALTILMASAYDI DAHA YÜKSEK ÇIKACAKTI
Prof. Dr. Esfender Korkmaz, İÜ İktisat Fakültesi Eski Dekanı: Ekonomi yönetimiyle ilgili olanlar, 2017 ikinci yarısından sonra enflasyonun düşeceğini söylüyorlar. Ancak ilk yarıda neden başarısız olduklarını açıklamıyorlar. Kaldı ki enflasyonun yeniden düşmesi için önce siyasi istikrar  gerekir. Gidişat onu göstermiyor. Yani 2017 enflasyonun çift haneli olması kaçınılmaz görünüyor. Ocak ayında TÜFE oranının 2,46 olmasına karşılık, gıda fiyatları yüzde 6,37 arttı. TÜİK'in TÜFE sepetinde gıdanın payını azaltmasaydı, Ocak ayı enflasyonu daha yüksek 2,68 çıkacaktı.
Merkez Bankası 2006 yılından beri, enflasyon hedeflemesi uyguluyor. Enflasyon hedeflemesinde, Merkez Bankası para ve faiz politikasını ve tüm imkanlarını enflasyon hedefini tutturacak şekilde yönetir. Enflasyon hedefi Merkez Bankası’nın bir taahhüdüdür. Eğer hedef tutmazsa Merkez Bankası’na olan güven azalır. Merkez Bankası 10 senedir bu hedefi tutturamadı. Yetmedi, enflasyon yüzde 8 olacak diye açıklama yaparak kendi başarısızlığını tescil etti. Bir Merkez Bankası hem enflasyon hedefi tespit eder ve ilan ederse, hem de ayrıca enflasyon tahmini yaparsa, o merkez bankasına kim inanır? Kim güvenir? Merkez Bankası kararları 80 milyonu etkiliyor. Beceremeyen insanların 80 milyonun kaderi ile oynamaya hakları yoktur.

ENFLASYON, BÜYÜK RESMİN SADECE BİR PARÇASI
Uğur Civelek, Ekonomist: Geride bıraktığımız haftanın son işgününde açıklanan ve beklenenden oldukça kötü çıkan ocak ayı enflasyon rakamları ile birlikte, ekonomi yönetiminin bir ölçüde farklılaşarak hareketlendiği ve gündemin kısmen değişmeye başladığı dikkat çekiyor.
Üç aylık bir süre için bazı ürünlerdeki özel tüketim vergisi sıfırlanıyor, uygun fiyatlı konutlar için katma değer vergisi indirimleri devreye sokuluyor, bir kamu bankası yeni ve daha seri bir kredi garanti mekanizması için görevlendiriliyor ve özellikle gençler için iş bulma umutları arttırılıyor. Türkiye Varlık Fonu’nun portföyü genişletiliyor ve acilen işlevsel hale getirilmeye çalışılıyor. Referandum öncesindeki tepkisel görünümlü bu hareketlilik, ciddi bir panik havasının devrede olduğunu düşündürüyor.
Dolaylı vergi indirimleri, Hazine ve Özelleştirme İdaresi’nden Fona transfer edilen varlıklar, Savunma Fonu’ndan aktarılan nakit kullanım olanağı ve beklenenden olumsuz çıkan enflasyon rakamları ilk bakışta birbirinden bağımsız konular imiş gibi görünüyor. Fakat detaylar, durumun böyle olmadığı ve siyasi amaçların daha belirleyici olduğu endişesini güçlendiriyor. Olağanüstü Hal uygulamasının, ekonomik konular ve olumsuzlaşan beklentileri de kapsama alanına aldığı gözleniyor; küresel koşulların referandum öncesinde düzelmeyebileceği ve buna bağlı olarak beklentilerdeki olumsuzlaşmanın referanduma ilişkin hesapları bozabileceği endişesinin dikkate alınmaya başladığı hissediliyor. (Yazarın Dünya gazetesinde 8 Şubat 2017 günü yayınlanan makalesinden alıntıdır.)

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Hükümetten gelen “pembe” açıklamalarla giderek artan ve büyüyen sorunların çözülemeyeceğini belirten uzmanlar, “Gecikilmemeli” diyorlar. İşte görüşleri.

GÖZLEM, konuyu masaya yatırdı ve uzmanlara sordu. Yanıtlar, AKP ve MHP için “yapılmakta olan kamuoyu araştırmalardaki oy oranlarına uygun” oldu

Duayen gazeteci M. Ali Kışlalı, GÖZLEM’in, Türkiye’nin gündemindeki iç ve dış olaylarla ilgili sorularını cevapladı. Özellikle MHP ve Bahçeli hakkındaki analizleri alt...

Yerli otomobil üretecek fabrikanın İzmir’de kurulması için başlatılan girişim, kent genelinde büyük destek gördü. Siemens’in kuracağı rüzgar tribünleri fabrikasın da İ...

GÖZLEM, 80 milyonu “doğrudan” ilgilendiren bu konu ile ilgili olarak “Neden” ve “Ne yapılmalı” sorusunu uzmanlara sordu. İşte Prof. Dr. Muzaffer Demirci’nin, Prof. Dr....

GÖZLEM, “Anayasaya aykırılık ve suç duyurusu” iddialarını masaya yatırdı, işte uzman görüşleri…