Evetçilere “Evet”, Hayırcılara “Hayır”

21.2.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

1 Kasım seçimleri öncesinde eşitlik ilkesini ihlal eden yayın kuruluşlarına kesilen 580 cezanın büyük bölümü, iktidar yanlısı kanallara verilmişti. 16 Nisan referandumu öncesinde bu ceza, kanun hükmünde kararname ile kaldırıldı. GÖZLEM’in görüşüne başvurduğu uzmanlar, kararın demokratik ilkelere ters olduğunu ve taraflı yayıncılığı ödüllendirdiğini belirtiyor.

ENGİN TATLIBAL/GÖZLEM -Amerikan medyasında bir gelenek vardır. Her gazete ve televizyon kanalı, seçim öncesinde hangi adayı desteklediğini ilan eder. Ancak bu durum, diğer adaya karşı karalayıcı bir yayın yapmaları anlamına gelmez. Seçimden sonra da tarafsız biçimde yayınlarına devam ederler. Kazanan aday da kendisini desteklemeyen gazetelere vergi denetçilerini göndermez.

Öyle görünüyor ki Türkiye, henüz demokratik kriterler açısından bu olgunluğa ulaşabilmiş değil. Zira son olarak yapılan 1 Kasım 2016 genel seçimleri öncesinde eşitlik ilkesine aykırı yayın yapan televizyon kanallarına toplam 580 adet cezai işlem uygulandı. İşin ilginci, bu cezaların büyük bölümünün iktidar yanlısı yayın yapan kuruluşlara kesilmiş olması.

Şimdi Türkiye “siyasal rejimini oylayacağı” bir referandumun arefesinde bulunuyor ve tam da böyle bir süreçte çıkartılan 687 sayılı kanun hükmünde kararname (KHK) ile eşitlik ilkesine aykırı yayın yapan kanallara uygulanan cezalar kaldırıldı. Resmi Gazete’de yayınlanan 687 sayılı KHK ile 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunun 149/A maddesi yürürlükten kaldırıldı ve buna göre Yüksek Seçim Kurulu (YSK), özel TV ve radyolara, eşitlik ilkesini de içeren esaslara aykırı yayın yapması halinde verilmesi öngörülen yayın durdurma ve para cezalarını artık veremeyecek.

Söz konusu kanun hükmünde kararname ile ortaya çıkan durumu GÖZLEM, uzmanlara sordu.


KARAR, DEMOKRATİK İLKELERE TERS DÜŞÜYOR

Turgay Olcayto, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı:Son kanun hükmünde kararnamelerle Türkiye’de özellikle gazetecilerin soluk alma alanları gittikçe daralıyor. Dolayısıyla bizim “basın özgürlüğü” dediğimiz, halkın haber alma ve bilgi edinme hakları da tıkanıyor. Elbette bunun demokratik ilkelere ters düştüğünü söylememiz gerek. Denebilir ki bu olağanüstü bir durum; ama Türkiye’de gerçekten olağanüstü bir durumu gösterecek görüntü de mevcut değil. Sadece iktidara yakın olan medya kuruluşlarının yazma çizme özgürlüğü var. Ama muhalif gazetelerin, yayınların ve yazarların işi gerçekten zor. Bildiğiniz gibi halen 145 arkadaşımız cezaevinde. Adliye koridorları artık gazetecilerin ikinci adresi oldu. Her gün onlarca gazeteci, saatlerce ifade vermek için bekliyor. Ama inanıyoruz ki bu durum da geçecektir.


AMAÇ, İKTİDAR YANLISI KANALLARI KURTARMAK

Yılmaz Karaca, Türkiye Gazeteciler Federasyonu Başkanı:Bu durum, bizim mesleğimiz açısından son derece olumsuz bir gelişmeye işaret ediyor. Ortadaki görüntüye göre son kararname ile tek taraflı bir sisteme yönelmiş oluyoruz. Şu anda televizyonların büyük bir çoğunluğu zaten iktidarın elinde. Görünen o ki TRT de aynı yola girecektir. 1 Kasım seçimleri öncesinde iktidara yakın yayın yapan kanallara büyük cezalar kesildiğini biliyoruz. Bu kararname ile bu kanallar, ceza yükünden de kurtulmuş oluyor. Taraflı yayıncılık böylece ödüllendiriyor. Dolayısıyla bu karar, yandaş kanalları kurtarmak için alınmış bir karardır diyebiliriz.


FİİLİ EŞİTSİZLİK, “HUKUKİ” DURUMA DÖNÜŞTÜ

Altan Öymen, Gazeteci:Propaganda eşitliği Türkiye’nin demokrasiye geçişinin ilk yıllarından beri en önemli konularından biri olmuştur. Seçim öncesinde partilere radyoda (o zaman televizyon gibi başka vasıtalar yoktu) eşit dakikalar verilmesi kuralı, hükümet adamlarının bu eşitliğe aykırı davranmalarını önleyecek kurallar, hep o zaman konuşmuştur. 1950 yılının ilkbaharında çıkan kanunlarla o zamandan beri televizyon döneminde ve internet döneminde de kurallar aynı yönde olmuştur. Şimdi bu eşitlik, ortadan kaldırılmaktadır. Zaten fiili durum da böyleydi. Örneğin ben sizinle bu konuşmayı yaparken bir yandan Başbakanı dinliyorum. Kim bilir ne zaman bitirecek? Onun arkasından ya Cumhurbaşkanı, ya başka bir AKP mensubunun konuşmasını dinleyeceğiz. Muhalefete onların konuşmalarının onda biri kadar yayın imkanı kalmıyor. Bugünkü fiili durum budur ve demek ki bunun da hukuki durum haline getirilmesine başlanmıştır. Ama bu durum, adı öyle de olsa gerçek anlamda “hukuki” bir durum değildir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

GÖZLEM, “Hoşnutsuzluğu ve tepkiyi şiddete başvurmadan dile getirmenin yolunu ardına kadar açan” Adalet Yürüyüşü’nü masaya yardı. İşte uzmanların görüşleri…

GÖZLEM, Katar – Türkiye – Suriye üçgenindeki iki ayrı krizi bu hafta da “askeri” uzmanlara sordu; işte cevapları…

Duayen Gazeteci Mehmet Ali Kışlalı, Adalet Yürüyüşü, Maltepe Mitingi ve sonrası konusunda GÖZLEM’in sorularını cevapladı.

Dolar bazında dünyanın en gelişmiş 19 ekonomisinin ve Avrupa Birliği'nin oluşturduğu G-20'nin bu yılki liderler zirvesi Almanya'nın Hamburg kentinde yapıldı. Türkiye'...

Yaşadığı iç ve dış sorunlar, Türkiye’yi dünyanın en kırılgan ekonomilerinden biri haline getirdi. Mahfi Eğilmez’in “ekonomisi batan” Venezüella’ya ilişkin tespitleri v...

Açıklanan TÜİK verilerine göre yıllık enflasyon yüzde 10.90'a gerilemesine rağmen, “çift rakamlarda” kaldı. Haziran ayı yıllık enflasyon oranının, “2005 yılından beri ...

Katar krizi sıcaklığını korurken, “Katar’daki Türk askeri üssü” gündemin en hassas konusu. Türkiye’nin Katar politikası “doğru” rotada mı?

Yazarlar