ABD ve Rusya kartları yeniden mi karılıyor?

21.2.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

“Rusya Dışişleri Bakanlığı yetkilisi Aleksandr Botsan-Harçenko, PKK ve PYD'yi terörist örgütler olarak görmediklerini açıklaması, ABD Başkanı Trump'ın Türkiye ile ikili ilişkileri geliştirmek ve bölgesel konularda daha yakın iş birliği içerisinde olmak istediklerini söylemesi yeni dengeler mi kuruluyor” sorusunu akıllara getirdi. GÖZLEM konuyu uzmanlara sordu...

GÜLÇİN KARAEGEMEN/GÖZLEM -Türkiye-ABD ilişkilerinin Obama döneminde, özellikle son senede gerildiği bir süreç yaşanırken, bir Rus savaş uçağının düşürülmesiyle Türkiye – Rusya ilişkileri de kopma noktasına gelmişti. Ne var ki, özellikle 15 Temmuz Darbe teşebbüsü sonrasında Türk – Rus ilişkileri güçlü ve olumlu bir zeminde ilerlemeye başlamış, “İslamofobi ve İslami Terör” mesajları veren, “7 Müslüman ülkenin vatandaşlarının ABD’ye girmesini yasaklayan” yeni başkan Trump’ ile Ankara arasında “soğuk rüzgarların eseceği” tahminleri gündeme oturmuştu. Ne var ki, beklenen olmadı. Trump ile Cumhurbaşkanı Erdoğan karşılıklı iş birliği mesajları verir, Fetullah Gülen’in iadesi yolunda görüşmeler yeniden başlarken, Rusya Dışişleri Bakanlığı yetkilisi Aleksandr Botsan-Harçenko'nun “PKK ve PYD'yi terörist örgütler olarak görmediklerini” açıklaması gündeme bomba gibi düştü. CİA Başkanı Ankara’da en üst düzeyde temaslar yaparken, Rus uçaklarının Fırat Kalkanı Operasyonu’nu yöneten Türk Karargahını vurması, şehitlerin verilmesi, yaralıların olması da, “Türkiye'nin ABD ve Rusya ile ilişkilerinin nereye gideceği” sorusunu dış politika gündeminin başına yerleştirdi.

Yeni dönem…

Başkan Trump ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı telefon görüşmesi ve akabinde CIA Başkanı Pompeo’nun Türkiye ziyareti ikili ilişkilerde yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Erdoğan - Trump telefon görüşmesinde, El Bab ve Rakka’da birlikte hareket edilmesi konusunda mutabık kalındı. Cumhurbaşkanı Erdoğan görüşmede 15 Temmuz darbe girişimine değinerek, ABD’nin yeni dönemde FETÖ ile mücadelede Türkiye’nin yanında olmasını beklediğini söyledi. ABD Başkanı Trump, Türkiye ile ikili ilişkileri geliştirmek ve bölgesel konularda daha yakın iş birliği içerisinde olmak istediklerini belirtti.

Bu arada CIA Direktörü Mike Pompeo da ilk yurt dışı ziyaretini Türkiye'ye gerçekleştirdi. Pompeo’nun Ankara’daki görüşmelerinde, ağırlıklı olarak Suriye ve Orta Doğu'daki gelişmeler ele alındı. Özellikle DAEŞ'e karşı yürütülen mücadelede iki ülke arasında yeni işbirliği olanakları ve olası Rakka operasyonu masaya yatırıldı. ABD'nin Suriye'de PYD/YPG güçlerine verdiği destekten duyulan rahatsızlık bir kez daha iletildi. Terörle küresel mücadelede iki ülke istihbarat servisleri arasındaki işbirliğinin daha etkin hale getirilmesi için neler yapılabileceği konuşuldu. FETÖ ile mücadele kapsamında ABD’den beklentiler de dile getirildi.

Rusya'dan tepki gören açıklama
Öte yandan Türkiye ve Rusya arasında olan inişli çıkışlı ilişki son birkaç yıl içinde hızını daha da artırırdı. Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkilerde çok yönlü olarak gelişme sağlanacağı ifade ediliyordu, ancak geçtiğimiz Rusya Dışişleri Bakanlığı yetkilisi Aleksandr Botsan-Harçenko'dan çok konuşulacak bir açıklama geldi. Rus yetkili, “PKK ile YPG'yi terör örgütleri olarak görmediklerini” söyledi. Botsan-Harçenko, “Rusya’da bu örgütler resmi olarak teröristler listesinde değil. Bu bir gerçek, durum böyle” dedi. Yetkili, “Bunun yanında her somut olayı, faillerin suç düzeyine ilişkin araştırma sonuçlarına bağlı olarak terör eylemleri olarak değerlendiriyoruz” ifadesini kullandı.

GÖZLEM konuyu masaya yatırırken, değişen dengeleri, Türkiye'nin Rusya ve ABD ile ilişkilerinin ne yönde ilerleyeceğini uzmanlara sordu. İşte o yanıtlar...

 

'ZAMANINDA GEREKLİ ÖNEMLER ALINMALI'

 

Soner Aydın (Emekli Albay): Alexander Botsan-Harçenko’nun “Türkiye'de faaliyet gösteren PKK ile Suriye'nin kuzeyinde faaliyet gösteren YPG'yi terörist örgütler olarak görmüyoruz” şeklinde aktarılan sözlerinin ne anlama geldiğini ve Rusya’nın bu konudaki bakış açısını değerlendirebilmek için; daha ciddi, daha yüksek seviyede ve somut verilere dayanan bilgi ve açıklamalara gerek olduğu kanaatindeyim. Örneğin, Astana görüşmelerinde ele alınan konular, uzlaşılan ve uzlaşılamayan noktaların neler olduğu konusunda çok da fazla bilgi sahibi değiliz. Ancak, Rusya’nın böyle bir açıklamaya göz yummasının bir anlamı olduğu da bir gerçek. Bu açıklama; zaman içinde, Rusya’nın “bölgenin şekillenmesinde gerçekleşmesini arzu ettiği durum” hakkında daha yüksek düzeyde açıklamalarda bulunabileceğinin ve hareket edebileceğinin göstergesi olarak değerlendirilebilir. Bunu uluslararası ilişkiler uzmanları çok daha iyi değerlendirebilir.

Harçenko bu sözlerinden önce de Suriye krizinde tam kapsamlı çözümün "Ancak Suriyeli Kürtlerin çözüm sürecine dahil edilmesi halinde sağlanabileceğini" ifade etmiş ve "Suriyeli Kürtler, ülkenin kuzeyinde faaliyet gösteriyor ve o bölgede bir faktör konumundalar. Kürtlerin katılımı olmadan Suriye'de tam kapsamlı bir çözüm bulmak ve bunu uygulamak mümkün gözükmüyor" demiştir.

PKK ve Suriye’deki uzantısı olan PYD açısından bakıldığında bütün bu söylenenler önemlidir. Bu gün, Rusya Dış İşleri Bakanlığı yetkilisinin PKK ve YPG’yi terörist örgütler olarak görmedikleri söylemi ve daha önce ABD’nin; PYD ile birlikte hareket ettiğini ifade ettiği, PYD’ye zırhlı araçlar da dahil olmak üzere yaptığı silah ve mühimmat yardımları dikkate alındığında, PKK ve PYD; partnerlerinin dünyanın önemli ülkeleri olduğu, bu ülkeler nezdinde meşruiyet kazandığı, bu ülkelerin desteğini sürekli kılmak için onların bölge politikalarına katkı sağlamak ihtiyacı hissedebileceği bir düşünce içerisine girecektir. Bu da önümüzdeki dönemde PKK ile mücadelede Türkiye’yi daha zor günlerin beklediği anlamına gelmektedir. Bu nedenle Harçenko tarafından ifade edilen bu söylem; daha yüksek seviyelerde dillendirilme potansiyeli olan, zamanla uluslararası ilişkilerde bir anlam kazanabilecek ve bölgedeki aktörler içerisine PKK’nın da katılmak isteyebileceğinin işareti olan-ki PYD bu konuma çoktan gelmiştir- bir gelişme olarak değerlendirilebilir.

Son birkaç ayda yaşananlar dikkate alındığında, Türkiye’nin ABD ile Rusya arasında gidip geldiği, hem ABD’nin hem de Rusya’nın Türkiye’yi bölge politikaları konusunda ikna etmek için PKK/PYD kartını kullanmaktan çekinmediği görülmektedir. Geçmişte Irak’ta yaşananlarla bu gün Suriye’de yaşananlar büyük ölçüde birbirine benzemektedir. Sadece 1990’lı yıllarda Rusya’nın yaşadığı dönüşüm sürecindeki gücü ve etkisiyle, bu günkü gücü ve etkisi farklıdır. Yani bu günkü süreç, Türkiye açısından daha büyük zorluklara işaret etmektedir. Bu söylem aynı zamanda, Suriye’nin şekillenmesinde PYD’ye verilecek rol konusunda Rusya ile ABD’nin uzlaşabileceğinin bir göstergesi olarak da değerlendirilebilir. Yani tıpkı Irak’ın kuzeyinde KDP’nin kontrolündeki bölgesel yönetim gibi, Suriye’nin kuzeyinde de PYD’nin kontrolünde bir bölgesel yönetim oluşturulabileceği gözden uzak tutulmamalıdır. Ancak, Türkiye’yi bu duruma razı etmek için PKK ile PYD arasına mutlaka mesafe konulması gerekmektedir. Bölgedeki fiili durum bunu işaret etmektedir. Bu durum, sağlıklı değerlendirilmediği ve zamanında gerekli önlemler alınmadığı taktirde, zaman içinde Türkiye’nin toprak bütünlüğünü etkileyebilecek sonuçlar doğurabilir.

***

'BİR TARAFTAN BİR TARAFA SAVRULMAMALI'

Onur Öymen (Emekli Büyükelçi): Çok keskin dönüşlerden bahsetmek diplomaside pek adil değildir. Her ülke kendi çıkarının gereği ne ise onu yapar. Bütün sıkıntı şu; Amerika ile sıkıntımız var Rusya'ya yanaşalım, Rusya ile sıkıntımız var Amerika'ya yanaşalım politikaları doğru değil. Esas politikanız, menfaatleriniz, ilkeleriniz neyse bunun gerektirdiği politikaları uygulayacaksınız. Yani bir taraftan bir tarafa savrulmayacaksınız. Malesef Türkiye'de basında zaman zaman bunu görüyoruz. Amerika'ya kızıyoruz, Rusya'ya yanaşalım tarzında politikalar doğru değil. Her ülkeye karşı belli bir mesafeniz olacak. Düşmanlığı göre değilde menfaatlere göre dış politikanızı yönlendireceksiniz. Öte yandan, Rusya hiçbir zaman PKK'yı bir terör örgütü olarak görmüyor ama yaptığı eylemleri terör eylemi olarak nitelendiriyor. Kendilerine göre bir politikaları var. Oradaki kürtler üzerinde etkili olmak istiyorlar. Uluslararası ilişkilerde ne yazıkkı teröre karşı bir seçici davranış var. Bu da ülke olarak bizi çok rahatsız ediyor. Bundan herkes kaybeder.

 

Etiketler : abd, pkk, pyd,

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

GÖZLEM konuyu masaya yatırdı ve uzmanlara sordu. Görüşler, “Giderek otoriter bir yönetime mi gidilecek” sorusu üzerinde yoğunlaştı. İşte yanıtlar....

Uçak krizi ve Rusya'daki ekonomik sıkıntının ardından büyük yara alan turizm sektörü, bu sezon 3.5 milyon Rus turist ile yeniden ayağa kalkmayı hedeflerken, rekabet ve...

ABD Başkanı Trump, önce Suudi Arabistan’da kılıç dansı eşliğinde 110 milyar dolarlık silah anlaşması yaptı, ardından İsrail’de Ağlama Duvarı’nı ziyaret ederek Başbakan...

Gözlem’den Engin Tatlıbal ünlü Alman firmanın Satış Müdürü Ümit Dursun’la, Hübner’in bugünü, yarını ve İzmir yatırımlarını konuştu.

Suriyelilerin yoğun olduğu bölgelerde vatandaşlar ve esnaf 'güvenlik sorunu' ile tedirginlik içinde yaşarken, gasp edilme korkusu ile geceleri ATM'lerden para bile dah...

ABD’nin YPG’ye ağır silah desteği vermesinin gölgesinde gerçekleşen Erdoğan-Trump görüşmesinde, Türkiye’nin kaygılarını giderecek bir gelişme yaşanmadı. Öte yandan Alm...

Yazarlar