Botsvana’da elmastan fazlası var

6.3.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Bu hafta dünyanın en önemli elmas üreticilerinden Botsvana ile yazı dizimize devam ediyoruz. Botsvana, sadece iki milyon olan nüfusu kişi başına 16 bin ABD dolarını aşan milli geliri ile Sahraaltı Afrika’da Güney Afrika Cumhuriyeti ile birlikte yaşam standardı en yüksek ülkelerden biri.

ENGİN TATLIBAL/GÖZLEM - Siyasi ve ekonomik alanlarda önemli sorunları bulunmayan ülke için öncelikli konular, gelir dağılımındaki adaletsizliklerden kaynaklanan fakirlik ve nüfusun önemli bir bölümünü etkileyen HIV/AIDS salgını. Botsvana’da resmi tahminlere göre 15 yaşın üzerindeki her altı Botsvanalı’dan biri  AIDS hastası. Bununla birlikte Botsvana, Afrika kıtasında halka ücretsiz antiretroviral ilaç dağıtan ve devlet hastanelerinde ücretsiz HIV testi sağlayan ilk ülke.

Ülke çok partili demokratik bir rejime sahip. Uzun ve kesintisiz bir demokrasi deneyimi var. Bağımsızlığın kazanıldığı 1966 yılından beri seçimler muntazam olarak yapılmakta ve seçim sonuçlarına saygı gösterilmekte. Seçimler sonucu parlamento üyeleri yenilenmekte, iktidar ve Devlet Başkanı değişmekte. Devlet, temel hak ve özgürlükleri gözetmekte, yargı bağımsızlığına saygı göstermekte. 1965 yılı Mart ayında kabul edilen ve 30 Eylül 1966 tarihinde yürürlüğe konulan Anayasa ile yönetilen ülkede Roma hukuku esasına dayanan Hollanda hukuk sisteminin bir benzeri ile yerel kabile hukuku birlikte uygulanmakta.

Botsvana’nın ekonomisi elmas madeni üzerine kurulmuş durumda. GSYH’nın yüzde 42’sini madencilik sektörü oluşturuyor. Madenlere karşı küresel talebin çok hızlı artması, Botsvana’nın kömür rezervleri başta olmak üzere diğer madenlere olan ilgiyi artırıyor. Ülkede üretim sektörü çok küçük olup, GSYH’nın yüzde 4’ünü oluşturuyor. Üretim başlıca, tekstil ve giyim sektöründe yoğunlaşmış durumda. Tarım üretimi de çok sınırlı olup GSYH’nın yüzde 2’sini oluşturuyor. Sığır yetiştiriciliği ise başlıca hayvancılık faaliyeti.

Botsvana’da hükümetin, Ulusal Kalkınma Planlarında uygulamaya koymaya çalıştığı iki temel ekonomi politikası var. Bu iki temel politikanın biri ekonomide çeşitlilik yaratmak, diğeri ise iş yaratmak. Ancak, yeni sanayilerin gelişmesi için geliştirilmiş bir alt yapıya ihtiyaç olduğundan bunu gerçekleştirmek zor oluyor. Diğer taraftan, idari yapının yetersizliği ve inşaat sektörünün sınırlı kapasitesi kalkınma planlarının gerçekleştirilmesini engellemekte.

Hükümet, sürdürülebilir ekonomik kalkınma programlarını izlerken, önemli ölçüde tasarruf etmeyi sağlayan ihtiyatlı ekonomi politikaları üzerine odaklanmış durumda. Tasarruf politikaları, madenler ve Güney Afrika Gümrük Birliği’nden gelen gelirler bütçe fazlasını oluşturmakta. Diğer taraftan, ülkedeki kamu hizmet sektörünün büyüklüğü nedeniyle kamu çalışanlarına ödenen maaşlar ise ülke ekonomisinde önemli bir sorun teşkil ediyor.

 

ELMAS VE MADENCİLİK

Botsvana, dünyanın en büyük ikinci elmas üreticisi ve en büyük ihracatçısıdır. Ülkede büyük tedarikçilerinin bulunması, elmas sanayinin gelişmesi için güçlü bir potansiyel oluşturmakta. 2008 yılında ülkeye gelen De Beers şirketi, yakında ülkedeki tüm elmas işleme faaliyetlerinin (kesme ve parlatma) tek bir yerde olacağı büyük bir “elmas parkı” kurmayı planlıyor. Ülkede uzun yıllardan beri elmas, bakır, nikel, soda, tuz ve kömür çıkarılıyor. Altın madenciliği ise 2004 yılında yeniden başladı.

TARIM-HAYVANCILIK

Botsvana’da tarım sektörü küçük olup daha çok hayvancılığa odaklanılmış durumda. Çiftçiler, mezbahaların yetersiz fiyatlar teklif etmelerinden rahatsız. Yeni jenerasyon şehirli Botsvanalılar, tarımdan yavaş yavaş uzaklaşmış durumda. Ülkede ağırlıkla sığır, keçi ve koyun hayvancılığı yapılıyor. Tarım üretimi ise daha ziyade mısır, sorgum, darı ve fasulyeden ibaret. Kuraklığın olmadığı yıllarda bile ülke ihtiyacının üçte birinden daha az tarım ürünü üretilmekte.

SANAYİ

Ülkede ücretlerin nispeten yüksek olması, hizmet alanlarının yetersizliği, kiraların, hizmet ve ulaşım maliyetlerinin yüksek olması ve tüm hammaddelerin ithal edilme zorunluluğu, sanayi üretiminin gelişmesini engelliyor. Küçük tekstil ve hazır giyim sanayi, Afrika Büyüme ve Fırsat Kanunu (AGOA) çerçevesinde ABD’ye ihracat yoluyla gelişme göstermiş durumda. Ancak ucuz Asya ürünleri sektördeki gelişmenin önünde önemli bir engel.

ULAŞTIRMA

Botsvana’nın ulaşım altyapısı, bölgedeki birçok ülkeden iyi durumda bulunuyor. Ülke, Zimbabve’den G. Afrika’ya kadar uzanan 640 kilometrelik bir ana demiryolu hattına  ve bunun yanı sıra toplam 20 bin kilometre karayolu ağına sahip. Bu ağın yüzde 30’u katranlı olup büyük bir kısmı ülkenin doğusunda yer alıyor ve G. Afrika, Zambiya ve Zimbabve ile bağlantılı.Ülke, düşük talep nedeniyle sınırlı havacılık hizmeti veren birkaç havaalanına sahip. Günlük uçuşlar Gaborone ile Johannesburg şehirleri arasında yapılmakta.

 

BOTSVANA’DA YATIRIM AVANTAJLARI

  • Yeni yatırımlarda 5 ila 10 yıl arasında kurumlar vergisi muafiyeti var.
  • Tüm yatırımlarda gelir vergisi yüzde 15 ile sınırlı.
  • Hisse, sermaye ve kar transferinden vergi ya da komisyon alınmıyor.

    ÜLKENİN KÜNYESİ

Resmi Adı:Botsvana Cumhuriyeti

Yönetim Biçimi:Parlamenter cumhuriyet

Resmi Dili:Setswana, İngilizce

Devlet Başkanı:Ian Khama

Başkent:Gaborone

Nüfus:2,2 milyon

Para birimi:Pula (1 Pula=35 Kuruş)

İklim:Karasal

Saat dilimi:Türkiye’den bir saat geri

Komşuları:Zambiya, Zimbabve, Güney Afrika Cumhuriyeti, Namibya

Vize rejimi:Türk vatandaşları vizeden muaf.


EKONOMİK KÜNYE

GSYH:36,5 milyar dolar

Kişi başı milli gelir:17 bin dolar

Enflasyon:Yüzde 4

İhracatı / İthalatı: 7,3 milyar dolar / 5,1 milyar dolar

Kime satıyor:Belçika, Hindistan, BAE, Güney Afrika.

Ne satıyor:Elmas, bakır, nikel, kırmızı et.

Kimden alıyor:Güney Afrika, Çin, Belçika, ABD.

Ne alıyor:İşlenmiş petrol, elektrik ve makine ekipmanı, ambalajlı gıda.

Nasıl gidilir:Qatar Airlines’ın aktarmalı seferleri mevcut.


Mozambik’in her köşesinde bir Çinli var!
Afrika’nın sunduğu fırsatlar kulaktan kulağa yayılıp çok sayıda Çinlinin pılını pırtısını toplayıp kıtaya taşınmasına neden oldu. Bu akında dünyadaki tarıma elverişli arazilerin % 60’ının Afrika’da bulunduğuna dair tehlikeli yanılgının payı da büyük. Göz alabildiğine uzanan yemyeşil kırların, kendi ülkelerinde dip dibe yaşamaktan bıkmış, çabucak kalkınabilecekleri yeni yerler arayan Çinli maceraperestleri çekmesini anlamak zor değil. Kıtanın topraklarının işlenmemiş ve bomboş görünmesinin sebepleri arasında bereketinin artması için tarlaların uzun sürelerle nadasa bırakılmasını gerektiren geleneksel çiftçilik yöntemleri ve toprak mülkiyetinin kolektif olması sayılabilir. Yakın zamana dek tarım arazilerinin kontrolü, yerel kabile reislerinin veya kralların elindeydi. Ancak bolluk inancının yanılgı olmasının nedeni ne bu saydıklarımız ne de kıtanın geçmişi. Her şey Afrika’nın geleceğine bağlı, çünkü kıtanın hızla artan nüfusu sayesinde henüz işlenmemiş veya sahipsiz duran tarım arazilerinin yoğun talep göreceği kesin. Ezelden beri dünyanın en fakir 10 ülkesi arasına giren Mozambik kıyıları Afrika’nın en yoğun ormanlarına, el değmemiş kumsallarına sahip. Bu doğal güzelliklere ek olarak 2012’de kömür madenleri ve denizaltı doğalgaz kaynakları keşfedilmesiyle ülke sadece Çinliler için değil Bangladeşliler, Endonezyalılar ve elbette Portekizliler için çok cazip bir hale geldi.

Kıtaya ayak basan pek çok Çinli gibi daha iyi bir gelecek umuduyla ülkesini terk etmiş olan Hao Şengli, Mozambik’in başkenti Maputo’nun kuzeyinde kalan kırsal bir bölgede tarım yapmak amacıyla büyük araziler kiralamış ellili yaşlarda bir işadamı. Çin’de baş gösteren arazi sıkıntısı Hao’nun yolunu Kaliforniya eyaletinin yaklaşık iki katı büyüklüğünde, verimli tarım arazilerine sahip Mozambik’e düşürmüş. Artık Mozambik’in her kasabasında hatta köyünde Çinliye rastlamak mümkün. Üstelik çoğu Mozambik’e Hao’nun memleketi Fuji’den gelmiş. Hao çay, şeker, tütün ve stevya (şekerotu) gibi getirisi yüksek tarım ürünleri yetiştirmek hayaliyle buralara gelip toprak kiralamış. Çiftçilik hakkında hiç deneyimi olmaması ve hayalini tamamen yabancısı olduğu bir yerde gerçekleştirme düşüncesi onu hiç korkutmamış. Dediğine göre, Çinli bürokratlar yerli halkla iletişim kurmayı beceremediği için dünyanın en fakir 10 ülkesinden biri olan Mozambik’te anavatanının el attığı 60 milyon dolarlık stadyumlar gibi prestij projeleri başarısız oluyor. Yerli halkın pazar kapasitesinin yetersizliğinden, başlarında durmazsan asla çalışmadıklarından yakınıyor. “Çok gururlular, küçük düşmekten çok çekiniyorlar” şeklindeki yorumu genel olarak göçmen Çinlilerin yerli halka karşı duydukları en temel ve kayıtsız ırkçılığı özetliyor.

Çinli işadamı Şengli “İnsanın çocuklarına bırakabileceği en iyi şey para değil, tecrübe ve imkanlardır” diye konuşmasına devam ediyor. Çin’deki oğullarını okuldan alıp, Mozambik’e getirmeyi planlıyor. Mozambikli genç kadınlarla evlendirip melez torunları sayesinde artık yabancı muamelesi görmeyeceklerinden ve toprakların da aile içinde kalacağından bahsediyor. Çocuklarına okulu bıraktırmak, eğitime çok önem veren Çin kültürü kalıplarına ters düştüğü için hayatlarını kazanmak için ne yapacaklar diye sormadan edemiyorum. “Kimya, fizik, matematik bilmelerine gerek yok İngilizce öğrensinler yeter. Dış ticarete odaklanmalılar, gümrük memurlarıyla nasıl baş edeceklerini ve hesap makinesi kullanmayı bildikleri sürece iş yapıp para kazanırlar” diye yanıtlıyor.

Hao Şengli uykuya dalınca dikkatimi şoförüne yöneltiyorum. Maputo’nun yerlisi olan John ile ülkesinin tarihiyle ilgili konuşmaya başlıyoruz. “1930’larda sömürgeciler bizi zorla çalıştırdılar. Kendi ülkemizde onların kölesiydik. Halkımızın hiçbir hakkı yoktu. Her şey onların merhametine kalmıştı.” Eskiden Portekiz sömürgesi olan ülkenin uzun süren kurtuluş savaşında stratejik açıdan çok önemli bir hat olan Limpopo Nehri üzerinden geçerken, “Halkımızın modern silahları yoktu. Portekizlilerle mızraklarla savaştık,” diyor. Günümüzde Portekiz’deki ekonomik durgunluk ve borç krizinden kaçıp Afrika’ya gelen Portekizlilerle ilgili ne düşündüğünü sorduğumda şaşırtıcı bir yanıt veriyor: “Buraya ne kadar çok yabancı gelirse o kadar iyi. Gelip bizi eğitmelerine ihtiyacımız var. Ancak o zaman Mozambiklilerin nelere kadir olabileceğini tüm dünyaya gösterebiliriz.”

Mozambik bağımsızlığını kazandıktan hemen sonra başka bir uzun ve kanlı mücadele daha başladı. Bu defa ülkeyi yöneten sosyalist parti ile Rodezya ve Güney Afrika gibi apartheid rejimlerce desteklenen isyancı gruplar arasında 15 yıl süren çatışmalardan sonuncusu 1992’de son buldu. Mayınlarla, sivillere akıl almaz zulümlerle bu savaş Afrika’nın gördüğü en şiddetli ve tahrip edici savaşlardandı. İç savaşı kazanan isyancı grup Marksist iktidar partisine dönüşünce çok partili seçimlere geçildi ancak bu demokrasinin içinin boşaltılmasını engellemedi. Devlet ve iktidar partisi arasındaki ayrım kayboldu. Bağlantıları olan küçük bir grup, genellikle ülke topraklarını ve doğal kaynakları yabancılara satarak giderek zenginleşmeye devam ederken, halkın geri kalanı yoksullukla pençeleşiyordu. Bir tür gangster kapitalizmi denebilecek bu denklem, Afrika’nın doğal kaynak zengini pek çok ülkesinin ortak sorununa dönüşerek karamsarlığı da beraberinde getirdi. Trajik tarihi, Mozambik’in verimli topraklara, balığı bol denizlere, geniş tropik ormanlara ve zengin maden yataklarına sahip olduğu halde, neden bu kadar fakir kaldığını açıklamaya yetiyor.

Çinlilerin yaşadığı Xai-Xai adlı kasabaya varmak üzereyken girdiğimiz Güney Afrikalı bir şirkete ait benzin istasyonu, ülkenin kederli mazisinden bir kopuşu simgeliyor. Yabancı şirketler Mozambik’e girmeden çok daha önce ülke ekonomisinde tek ortak Portekiz’di. Karşılıklı alışveriş şartları iç karartıcıydı. Ülkede ithalatın tümü Portekiz tekelinde rekabetsiz ve fahiş fiyatlarla yapılıyordu. Kaju fıstığı ve diğer tarım mahsulleri, tropik kereste, balık gibi hammadde ve işlenmemiş ürünlerin ihracatı ise Lizbon’un belirlediği fiyatlarla yine sadece Portekiz’e satılıyordu. Herhangi bir yabancı yatırım olursa da bu yine Avrupa’nın en yoksul ülkelerinden biri olan Portekiz’den geliyordu. Günümüzde ise Güney Afrikalı şirketler Maputo çevresinde mantar gibi çoğalan benzin istasyonları, büyük süpermarketler ve mağaza zincirleriyle Mozambik ekonomisini canlandırmaya devam ederken, Güney Afrika ile kıyaslanamayacak kadar büyük bir yabancı güç olan Çin, Mozambik’teki yerini sağlamlaştırıyor. İkinci el kamyonet satış yerlerinden, geniş çiftliklere Çinliler kıtaya yerleşip iş kurmaya devam ediyor.

Bu tablo, Afrika’nın ciddi bir tarihsel değişim geçirdiğinin göstergesi. Kıtanın, küresel ekonominin uzun zamandır ihmal ettiği üvey evladı konumundan çıkıp en çok ilgi gören bölgeye dönüşmeye başladığı yönündeki iyimser görüşü destekliyor. Çinli yatırım ve taleplerle güdülen bu durum, Çin’in Afrika ile ticaretinin her yıl %20 artmasıyla son zamanlarda Avrupa ve ABD ile yaptığı ticareti geride bıraktı. Batılı liberal ekonomistler, Afrika’nın kaynaklarına göz diken zengin ülkelerden gelen yabancı yatırımcıları çektiği sürece kalkınacağını; bu sayede ticaret artarken sermaye ve teknolojinin de ülkeye akacağını öngörüyordu. Hatta Çin’in ilgisi üzerine Mozambik’in bu sürece girmiş olduğunu söyleyenler bile oldu. İddialara göre ülke nihayet küreselleşiyordu ve ilerleme yolundaydı. Ancak şu anda sayıları 100 bini bulan Çinli göçmenler arttıkça yasadışı balıkçılık, kereste kaçakçılığı, büyük çaplı yolsuzluklar ve rüşvet olayları gibi sorunlar da artmaya devam ediyor. Toprakların ve doğal kaynakların kullanımında herhangi bir denetim yok. Her şey tepeden inme yollarla yapılıyor. Cumhurbaşkanı ne derse o oluyor. Yeni bulduğu zenginlikle bir sürü inşaat projesine kalkışan ülkede en büyük problem cehalet fakat eğitim adına herhangi bir girişim, kapasite geliştirmeye yönelik atılmış bir adım yok. Zaten herhangi bir ülkede yerel halkı işin içine katmadıkça yabancı yatırımlara bağlı olarak kalkınma sağlamak çok güç. Sonucun Mozambikliler için iyi olabilmesi için insanların biran önce haklarını öğrenmesi şart. Acilen toplumun tabandan katılımını sağlamak gerek. Çünkü gözleri açıldığında iş işten geçmiş olacak. (HAFTAYA: ZAMBİYA)

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

GÖZLEM konuyu masaya yatırdı ve uzmanlara sordu. Görüşler, “Giderek otoriter bir yönetime mi gidilecek” sorusu üzerinde yoğunlaştı. İşte yanıtlar....

Uçak krizi ve Rusya'daki ekonomik sıkıntının ardından büyük yara alan turizm sektörü, bu sezon 3.5 milyon Rus turist ile yeniden ayağa kalkmayı hedeflerken, rekabet ve...

ABD Başkanı Trump, önce Suudi Arabistan’da kılıç dansı eşliğinde 110 milyar dolarlık silah anlaşması yaptı, ardından İsrail’de Ağlama Duvarı’nı ziyaret ederek Başbakan...

Gözlem’den Engin Tatlıbal ünlü Alman firmanın Satış Müdürü Ümit Dursun’la, Hübner’in bugünü, yarını ve İzmir yatırımlarını konuştu.

Suriyelilerin yoğun olduğu bölgelerde vatandaşlar ve esnaf 'güvenlik sorunu' ile tedirginlik içinde yaşarken, gasp edilme korkusu ile geceleri ATM'lerden para bile dah...

ABD’nin YPG’ye ağır silah desteği vermesinin gölgesinde gerçekleşen Erdoğan-Trump görüşmesinde, Türkiye’nin kaygılarını giderecek bir gelişme yaşanmadı. Öte yandan Alm...

Yazarlar