Referanduma giderken tahrik edici adımlar

17.3.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

GÖZLEM, AKP’li bir belediye başkanının “1923’te darbe yapıldı, Cumhuriyet kuruldu” şeklindeki sözleri ve Mehmet Akif Ersoy’u anma töreninde imam hatipli öğrencilere İstiklal Marşı’nın Arapça okutulmasının ne anlama geldiğini sordu. İşte uzmanların yanıtları...

ENGİN TATLIBAL/GÖZLEM -Tarihsel bağlamda siyaset sosyolojisinin öğrettiği bir gerçek var; ülkeleri ve toplumları dönüştürenler, önceki dönemin mitlerini yıkarak kendi mitlerini yaratırlar ve bunları yerleştirirler. (Mit: Yunanca mythos: Yüce değerler.) 15 yıldır iktidarda bulunan AKP, Türkiye’de şüphesiz toplumsal ve siyasal bir dönüşümün gerçekleşmesine çabalıyor. Bunun için de yeni mitler yaratarak yerleştirmeye çalışıyor. Gençlik ve Spor Bayramı yerine İstanbul’un Fethi gibi, Milli Egemenlik Haftası yerine Kutlu Doğum Haftası gibi, 30 Ağustos yerine 15 Temmuz Bayramı gibi...

Son olarak Trabzon’un Tonya ilçesinde düzenlenen Mehmet Akif Ersoy’u anma gününde imam hatip okulu öğrencilerinin İstiklal Marşı’nı Arapça olarak okuması, bu “değişen mitler” sürecinin son ve çarpıcı bir örneği olarak kayıtlara geçti.

Yaratılan bütün bu yeni mitler, bir toplumsal dönüştürme çabasına işaret ediyor. Ancak her dönüşüm, toplumsal bir mutabakat metnine ihtiyaç duyar. Bunun adı da “Anayasa”dır. 15 yıldır yargıdan eğitime, spordan popüler kültüre, medyadan kültür ve sanata kadar dönüşümün her aşamasını ilmek ilmek ören AKP, 16 Nisan’da kendi Anayasasını millete kabul ettirerek bu dönüşümün mutabakat metnini oluşturmak istiyor. Tabi bunun gerçekleşebilmesi veya moda tabirle “fiili durumun resmiyet kazanması” için halkın referandumda yeni Anayasa’ya yüzde 50’nin üzerinde “Evet” oyu vermesi gerekiyor.

Uzun yıllardır tartışılmakta olan yeni Anayasa, 15 Temmuz 2016’da gerçekleşen başarısız darbe girişiminin ardından birdenbire Türkiye’nin gündemine getirildi. Bu noktada “darbelerin ardından bir kurucu irade tecelli eder” şeklinde bir tez ortaya atıldı. Evet cephesinin başını çeken AKP’liler, basında ve sosyal medyada işlenmekte olan bu tezi destekler nitelikte açıklamalar yapıyorlar. Bunlardan sonuncusu, İstanbul Esenyurt Belediye Başkanı Necmi Kadıoğlu’ndan geldi. Kadıoğlu, katıldığı bir panelde “1923’te koskoca 650 yıllık çınara darbe yaptılar, Cumhuriyet kuruldu” ifadelerini kullandı.

Bütün bunlara karşın herkesçe takip edilen bu süreçte ciddi bir “Hayır” dalgası söz konusu. En azından araştırma şirketlerinin yaptığı birçok anket bunu gösteriyor. PKK’nın ve FETÖ’nün “Hayır”dan yana olduğu yönünde yaratılan ve ciddiyeti de tartışmalı olan propaganda ne kadar etkili oldu bilinmez, ancak İstiklal Marşı’nın Arapça okutulmasından Eseryurt Belediye Başkanı’nın açıklamalarına kadar bir dizi örnek, “Yükselen Hayır dalgası ve Hayır Cephesi tahrik mi edilmek isteniyor” sorusunu akıllara getiriyor.


İMAM HATİP ÖĞRENCİLERİ İSTİKLAL MARŞI’NI ARAPÇA OKUDU

Trabzon’un Tonya İlçesi’nde İmam Hatip Ortaokulu tarafından hazırlanan ‘12 Mart İstiklal Marşı’nın Kabulü ve Mehmet Akif’i Anma Programı, Ali Koç Kültürevi’nde gerçekleştirildi. Etkinlikte Tonya Anadolu İmam Hatip Ortaokulu öğrencilerinden bir grup, İstiklal Marşı’nı valinin, belediye başkanının, garnizon komutanının ve savcıların önünde Arapça okudu. İstiklal Marşı’nın Türkçe ve Arapçaya çevrilmiş satırları da sinevizyonla perdeye hem Türkçe, hem de Arapça olarak yansıtıldı. 

 

AKP'Lİ ESENYURT BELEDİYE BAŞKANI: 1923'TE DARBE YAPIP CUMHURİYET'İ KURDULAR

Esenyurt Belediye Başkanı Necmi Kadıoğlu, referandum panelinde skandal sözler sarf etti. “Siz dik durun, içinizden 'hayır' çıkartmayın” diyen AKP'li Başkan Kadıoğlu şu ifadeleri kullandı: “Bizim milletimiz tarihte hiç satıcı olmadı, ta ki Abdülaziz'e kadar. Sonra içimize kanı bozuk, sütü bozuklar sızdı. Padişahlarımızı alaşağı ettiler, yıktılar. 10 yılda Osmanlı'yı tarumar ettiler, yıktılar. 1923'te de koskoca 650 yıllık çınara darbe yaptılar. Cumhuriyet kuruldu. İçinden ihanet edenler, ecdada hainlik edenler, olunca hayır gelmiyor. Bu milleti, millet yapan değerlere saldırmaya başladılar. Kuran'a, ezana... 1950'de tekrar millet kükredi.”

CUMHURİYET’İ SAVUNMAK HEPİMİZİN GÖREVİDİR

Prof. Dr. Hikmet Sami Türk:Anayasamızın birinci maddesinde “Türkiye devleti bir Cumhuriyettir” şeklinde ilan edilmekte, ikinci maddede nitelikleri belirtilmekte ve milli marşı İstiklal Marşı’dır denmektedir. İstiklal Marşı, devletin resmi dili olan Türkçe ile yazılmış bir marştır. Biz Türkiye Cumhuriyetiyiz ve Türk Milletiyiz. Marşımızın başka bir dilde okunması, Cumhuriyete karşı bir kalkışma niteliği taşır. Ben bunu başka türlü niteleyemiyorum.

Türkiye Cumhuriyeti, Osmanlı İmparatorluğu’nun enkazı üzerine kurulmuştur. O imparatorluk çökmüş ve toprakları işgal edilmiş bir devletti. O devleti İstiklal Harbi ile kurtaranlar, bunun yerine sınırları Lozan’da çizilen Türkiye Cumhuriyeti’ni kurdular. Bazılarının “90 yıllık reklam arası” şeklinde nitelemek istedikleri, aslında çökmüş bir devri yeniden canlandırma çabasından başka bir şey değildir. Artık Atatürk’ün her yaştan gençliğe emanet ettiği Türkiye Cumhuriyeti vardır. Onu yaşatacak olanların şimdi onu ortadan kaldırmaya çalışanlara karşı mücadele etmesi gerekiyor. Atatürk’ün ünlü söylevinde söylediği “Türkiye Cumhuriyeti’ni ilelebet muhafaza ve müdafaa etme” görevi, hepimizin görevidir. Öyle anlaşılıyor ki bugün Türkiye’de cesaret bulup başını çıkaran Cumhuriyet karşıtı bir hareket var. Ne yazık ki bunun başını da bugün iktidarda bulunanlar çekiyor. İnanıyorum ki bunlara müsaade edilmeyecektir.

 

Yekta Güngör Özden, Anayasa Mahkemesi Eski Başkanı:Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesine ve Atatürk’ün düşüncelerinin kaynağını oluşturduğu Cumhuriyet’in ilkelerine uygun olmayan istekler, zorla dayatılarak gerçekleştirilmeye çalışılmaktadır. Cumhuriyet’in temel ilkesi ve demokrasinin evrensel değerleri içinde en özgün yere sahip olan kuvvetler ayrılığı, getirilmek istenen Anayasa ile ortadan kaldırılmaktadır. Atatürk’ün bize emanet ettiği değerleri korumak, onları güçlendirerek daha iyi seviyelere getirmek gerekirken, içinden çıktığımız saltanatın kötü günlerini anımsatan ve hatta onu da aratan bazı istekler, ısrarla gündeme getirilmektedir. Evetçiler ile Hayırcılar arasında tümüyle bağımsız olması gereken ve Anayasa’ya sadakat yeminine bağlı kalması gereken Cumhurbaşkanının meydanlara çıkıp konuşmalar yapması, parti lideri gibi davranması, hukukun tamamen dışında kalan bir durum ve tutumdur. 3376 No’lu Anayasa Değişikliğinin Halkoyuna Sunulmasına İlişkin Kanun, Cumhurbaşkanına halkoylamasından önceki bir haftada iki kez konuşma hakkı tanımıştır. O süreye kadar Cumhurbaşkanı tarafsızlığını korumak zorundadır. Taşıdığı sıfatla meydanlara çıkıp halka bir şeyler söyleyebilir, ama tamamen kendisiyle ilgili olan Anayasa değişikliğini kendisinin dışında gibi göstererek partizan tutumlarla savunmaya ve halktan Evet oyu istemeye hakkı yoktur. Bütün bunların dışında ulusumuzun sağduyusuna hepimizin güvenmesi gerekir. Ama cami avlularında, okul duvarlarında, kışla önlerinde Evet propagandası rahatlıkla yapılırken, Hayır diyenlerin her türlü girişimine engel çıkarılmaktadır. Zabıtalar ve polis gücü tümüyle iktidarın emrindedir. Rektörlerin kimileri, kimi yöneticiler, kimi okul müdürleri bildiriler yayınlayıp Evet oyu istemektedirler. Bu arada kimi AKP’ler, akılla ve insafla bağdaşmayacak kimi öneriler getirmekte ve Cumhuriyetimizin kurucularına ve değerlerine saldırmakta pervasız davranmaktadırlar. En üzücü yanı, bugün devleti temsil eden ve Atatürk’ün Cumhuriyetinin görevlilerinin bu saçmalıkları görmezden gelerek göz yummaları ve kulaklarını kapatmalarıdır. Böyle bir durumda hukuki eşitsizlik uygulanarak referandumu kazansanız ne anlamı olur, ne değer taşır? Bunu iyi düşünmek gerekir.


600 YIL ÖNCESİYLE ÖVÜNMEKLE BİR YERE VARILMAZ

Ayşe Sucu, İlahiyatçı, Yazar:Büyük ve güçlü bir Türkiye'nin anahtarı eğitimdir, okumaktır, çalışmaktır, üretmektir, bir şeyler icat etmektir, yenilik yapmaktır. Bunları yapabilmek için de eğitime ve Ar‐Ge'ye önem vermek ve bu alanlara yatırım yapmak gerekir. Yatırım için olmazsa olmazınız ise; güvenli, huzurlu, hukukun üstünlüğünün hâkim olduğu bir ortamdır. Tüm bunlar için, politikacıyı değil, kurumları güçlendirmek gerekir. Politikacının kendi saltanatını devam ettirmesini sağlayacak, keyfi ve haksız uygulamalara kurumlar ve kurallar mani olur. Biz teknolojiyi, ilerlemeyi konuşmak yerine, yıllardır oluşturulan suni gündemlerle veya hükümetin çeşitli hataları sonucu başımıza gelen belalarla meşgulüz. Böyle giderse çok daha fazla meşgul olacağız. Çünkü o dış mihraklar; ürettiği akıllı telefonu, otomobili biz ve bizim gibilere satıp, o parayla 5000 km. nokta atış yapan füze icat ediyor. Türk insanının zekâsına, yeteneklerine her zaman güvenmişimdir. Ancak, motivasyonunu çabuk kaybeden bir milletiz. Kafamız hızlı karışıyor. Öyle 600 yıl önceye öykünmekle, övünmekle bir yere varılmaz. Atalarımızdan aldığımız bayrağı, daha ileri taşımak istiyorsak, çağı yakalamak zorundayız. Bu sadece teknolojik alanda değil, toplumsal ve siyasal her alan için geçerlidir. (6 Mart 2017’de Sözcü’de yayınlanan makaleden alıntıdır.)

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 21 Mayıs'ta düzenlenecek olağanüstü kongre ile AK Parti genel başkanlığına seçilecek. Konuyu GÖZLEM’e değerlendiren uzmanlar, “Cumhurbaşkanı sad...

Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) Genel Kurulu, 25 Nisan 2017 Salı günkü oturumunda 45'e karşı 113 oyla Türkiye'nin denetim sürecine yeniden alınmasına karar v...

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, Türkiye’nin 16 Nisan’da verdiği kararı öncesiyle, sonrasıyla, tarihsel geçmişiyle ve gelecek vizyonuyla GÖZLEM için de...

Afriak yazı dizimize ekonomik olarak küçük olduğu için yine üç ülkeyle devam ediyoruz; Cibuti, Gine ve Gine Bissau...

Ege Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Moiz Hemsi, Gözlem Gazetesi Yayın Kurulu’na konuk olarak sektörün 2016 ...

GÖZLEM bu önemli sorunun cevaplarını araştırdı. Uzmanlar, referandum öncesi sürecin açtığı toplumsal ayrışma kapısının mutlaka kapatılması gerektiği üzerinde duruyor. ...

Ekonomideki tıkanıklık, işsizlik ve enflasyonda rekora giden rakamlar ve referandum öncesindeki bol harcamalı ve vaatli bütçe dengesini bozan uygulamalar konusunda uzm...

Yazarlar