Türkiye’nin “Kuzey Irak kırmızı Çizgileri”ne meydan okuyorlar

7.4.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

“Özerlik için bu yıl içinde referandum” kararı alan Barzani – Talabani ortaklığı, Kerkük’ü de bir “Kürt kenti yapmak için” hem de “bayraklı / referandumlu” adımlar atıyorlar. Bağdat’ı da bu adımlara ses çıkarmaması için zorluyorlar. GÖZLEM, konuyu masaya yatırdı ve uzmanlara “bu durumu ve Türkiye’nin ne yapması gerektiğini” sordu. İşte yanıtları…

ENGİN TATLIBAL/GÖZLEM-“Kalenin dibinde üç ağaç incir, ellerim kelepçe boynumda zincir” diyor ünlü Kerkük türküsü. Son dönemde bölgede yaşanan gelişmeler, ister istemez bu türküyü düşürüyor dillere. Çünkü Kerkük, Türkiye’nin tarihi bağlarının olduğu önemli bir şehir.

Kerkük aynı zamanda Irak’ın kuzeyinde önemli bir petrol merkezi. Suriye’nin kuzeyindeki Rojava bölgesinde PYD’nin attığı adımlar ve Irak’ın kuzeyindeki bölgesel yönetimin icraatları, önümüzdeki süreçte bağımsız Kürdistan’ın kurulması ve iki bölgenin birleşerek petrolün Akdeniz’e ulaştırılacağı bir koridor oluşturulması “idealine” giderek yaklaşıldığını ortaya koyuyor.

Kerkük İl Meclisi, geçtiğimiz hafta (Türkmen ve Arap üyelerinin boykot ettiği bir oturumda) kentin Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi'ne (IKBY) bağlanması için referandum yapılmasına karar verdi. Irak Parlamentosu'nun kentteki kamu binalarına IKBY bayrağının asılmasını yasaklayan kararını da tanımayarak yeşil, kırmızı ve beyaz renkler ile güneş sembolünden oluşan bayrağı törenle çekti. Ancak merkezi Irak Parlamentosu'nun aldığı karar, kamu kurum ve kuruluşlarının binalarına yalnızca Irak bayrağının asılmasını öngörüyordu.

Kerkük İl Meclisi Başkanı Rebwar Talabani, “Kerkük'ün tartışmalı bölgeler statüsünden çıkıp, kaderinin tayin edilmesi için il meclisi olarak referandum yapılması kararı aldık. Referandum talebimizi Irak merkezi hükümetine iletiyoruz. Kerkük halkının artık bekleyecek gücü kalmadı” dedi. Türk Dışişleri Bakanlığı ise referandum kararını “toplumsal huzuru tehlikeye atan son derece sakıncalı bir adım” olarak nitelendirdi.

Kerkük, Kürdistan bayrağını astı; IKYB’ye bağlanmak için referandum gündemde; tüm bu hususlarda Barzani ve Talabani cenahlarının anlaştığı görülüyor..

Bir referandum da daha anlaştılar; Kuzey Irak’ta “Kürt özerk devleti” için. Ve bu referandumun 2017  yılı içinde yapılacağını da açıkladılar.

Bu konularda Bağdat Hükümeti ile “görüşmeler ve barış yolu ile ortak bir noktada buluşma kanalının açık tutulması” ortak görüşüne de vardılar.

Peki şimdi ne olacak? Türkmenlerin geleceği ne olacak? Bu noktaya nasıl gelindi ve Ankara bu noktadan sonra ne yapmalı?

 

ORTA DOĞUDA BÜYÜK KÜRDİSTANA DOĞRU HIZLA YAKLAŞILIYOR

Soner Aydın, Emekli Albay: Irak’ta 1959 yılında Molla Mustafa Barzani tarafından başlatılan etnik Kürt hareketinde günümüze kadar olan gelişmeler ve bu süreçte Kürt liderlerin ABD, Rusya, Avrupa, İran ve Türkiye’yle olan ilişkileri bir bütün olarak ele alındığında, yaşanan gelişmelerin nereye gidebileceği daha sağlıklı değerlendirilebilir. Bu gün gelinen aşamada ben; Kürt hareketinin hedefine adım adım yaklaştığı kanaatindeyim. Kerkük’te yaşanan olaylara gelmeden önce; bölgenin nüfus yapısını ve yakın geçmişte yaşanan olayları hatırlamakta yarar olduğunu düşünüyorum.

Irak’ta, İran sınırındaki Mendeli’den Suriye sınırındaki Telafer’e kadar olan koridor (Mendeli, Hanekin, Karatepe, Tuzhurmatu, Kifri, Kerkük, Erbil, Altınköprü, Musul ve Telafer’i kapsar) binlerce yıldır Türkmen bölgesidir. Irak genelinde 4,5 milyon civarında Türkmen nüfus bulunmaktadır. Yaklaşık 2 milyona yakın Türkmen ise Kerkük ve civarında yaşamaktadır (Irak’ın toplam nüfusunun 33 milyon kadar olduğu göz önüne alındığında Türkmen nüfusunun önemi daha iyi anlaşılır). Buna karşılık bu bölge tarihte hiçbir dönemde Kürt nüfusun yoğun olduğu bir bölge olmamıştır.

Yakın tarihte yaşanan olaylara gelirsek; ABD öncülüğündeki koalisyon güçlerinin 1991 yılında Birinci Körfez (Çöl Fırtınası) Harekatı ile Irak’ı işgaliyle başlayan süreçte 36’ncı paralel’in kuzeyini uçuşa yasak bölge “Kürt Koruma Bölgesi” olarak ilan etmesi sonucunda, bölgedeki Kürt grupların elde ettikleri kazanımlar Kürt hareketinin hedefine ulaşmasının yakın tarihteki önemli adımı olmuştur. Ancak Barzan (KDP Bölgesi) ve Soran (KYB Bölgesi) bölgelerinin Kürt hareketi için yeterli imkanları sağlayamaması; Kürtlerin, gözünü zengin doğal kaynaklara ve stratejik öneme sahip Türkmen bölgelerine dikmelerine neden olmuştur. Başlangıçta Mesut Barzani liderliğindeki KDP ve Celal Talabani liderliğindeki KYB güçleri kendi aralarında çatışarak bölgenin kontrolünü ele geçirme mücadelesine girmiş, bunun neticesinde KYB, 1994 yılında bir Türkmen kenti olan Erbil’i kontrolü altına almıştır. Ardından Ağustos 1996’da Saddam ordusunun desteğini alan KDP peşmergeleri Erbil’e saldırarak KYB’yi kentten atmış, Süleymaniye’ye sürmüş ve kentin kontrolünü ele geçirmiştir. Bu işgal gerçekleştirilirken kentin ileri gelenlerinden olan çok sayıda Türkmen katledilmiş, baskılara maruz bırakılmış, nüfus kayıtları, tapu kayıtları ve mezarları dahi ortadan kaldırılmıştır. Çok uzun tarihi süreç boyunca bir Türkmen kenti olan Erbil, bu gün bilindiği ve kanıksandığı şekliyle “Irak Kürdistanı Bölgesel Yönetimi” (IKBY) olarak adlandırılan yapının başkenti durumundadır.

2003 yılında yine ABD öncülüğündeki koalisyon güçlerinin Saddam’ı bütünüyle ortadan kaldırmayı hedefleyen İkinci Körfez Harekatı sürecinde bu defa Kerkük’e saldıran Kürt peşmergeler 1996’da Erbil’de yaptıkları gibi Türkmenleri katletmişler, sürmüşler, yine tapu ve nüfus kayıtlarını yok etmişlerdir. Bununla da yetinmeyerek kentteki Türkmen izini yok etmek için tarihi eserleri, sanat eserlerini, kütüphaneleri bile ortadan kaldırmışlardır.

Bütün bu gelişmeler neticesinde Kerkük’te IKBY bayrağının asılmasına şaşırmamak gerekir. Asıl önemlisi, başta Türkiye olmak üzere bölge ülkelerinin, İran’ın, Rusya’nın, ABD’nin ve Avrupa’nın tepkisidir.

Türkiye’de referandum tartışmaları içinde konuya neredeyse hiç değinilmemektedir. İran, “uygulamanın Irak anayasasına aykırı olduğu, bölgede kaosa neden olacak hareketlerden kaçınılması gerektiği” şeklinde bir tavsiyeyle yetinmektedir. Rusya, bütün dikkatini Suriye’ye yoğunlaştırmış, konuyu gündemine almamıştır. Avrupa’dan ciddi bir tepki alınmamıştır.

ABD’ye gelince; Haziran 2016’da Erbil Başkonsolosu Matthias Mitman “Kerkük’ün statüsüne orada yaşayan halk karar verecektir” şeklinde bir açıklama yapmıştır. Bu gün ise KDP, “Irak’ta yaşayan özerk Kürtlerin bağımsızlık için referanduma gideceğinden” bahsetmektedir. Kerkük bütünüyle Kürt kontrolüne alınmadan Irak’ta sözü edilen bağımsızlık referandumunun başarıya ulaşması çok zordur.

ABD’nin Bağdat Büyükelçisi Douglas Silliman’ın “ABD olarak egemen, birleşik ve müreffeh bir Irak’tan yanayız, dikkatler DEAŞ’la mücadeleye yoğunlaşmalı, Anayasa’ya uyulmalı” diyerek tavsiye niteliğinde, yaptırımdan uzak açıklama yapması da soruna çözüm değildir. Bunun yanında Kerkük’ü DEAŞ tehdidinden koruma gerekçesiyle Şii Haşdi Şabi milislerinin Kerkük’e girmesine, PKK’nın Kandil’i Sincar’a taşıma gayretlerine, Telafer ve Sincar’da katliamlar yapılmasına göz yumulması da dikkate değer olaylardır. Bu durum karmaşanın çok taraflı hale getirilmesine, bu şekilde sorumlunun gizlenmesine neden olmaktadır.

Aslında son zamanda Irak’ta; önce Musul ve hemen ardından Kerkük’te yaşanan gelişmeleri, Suriye’de yaşananlarla birlikte değerlendirmek gerektiği kanaatindeyim. Irak’ta bağımsız Kürdistan’a adım adım yaklaşılmaktadır. Suriye’nin kuzeyinde ise ABD ve Rusya’nın bir Kürt güvenli bölgesi oluşturma çabaları dünyanın gözü önüne cereyan etmektedir. Türkiye açısından bakıldığında; El Bab harekatından sonra Münbiç ve Rakka’nın kontol altına alınacağı söylenmesine rağmen, Fırat Kalkanı Harekatı sona erdirilmiştir. Ama El Bab’da ne elde ettiğimiz ve bundan sonra ne yapacağımız belli değildir. Buna karşılık ABD ve Rusya, Suriye’de PKK’nın uzantısı olan PYD ve YPG ile birlikte hareket etmeyi tercih etmiştir. Bütün bunlar olurken Türkiye denklemden çıkarılmış görünmektedir.

Sonuç olarak Ortadoğu’da büyük Kürdistan’a doğru hızla yaklaşıldığı, bu gelişmelerle birlikte PKK/PYD’nin elde ettiği kazanımlar da dikkate alındığında Türkiye’nin toprak bütünlüğünün de tehdit altında olduğu gözden uzak tutulmamalıdır. Ben; Türkiye’nin konuya bütünüyle duyarsız kaldığını düşünmek istemiyorum. Bu kadar ciddi gelişmelerin titiz bir şekilde değerlendirilmekte olduğu kanaatindeyim.

BATIYA VERDİĞİMİZ TEPKİNİN ONDA BİRİNİKERKÜKTE GÖSTERMEDİK

Onur Öymen, Emekli Büyükelçi: Irak Anayasası’nda Kerkük ile ilgili bir hüküm var; önce sayım, sonra referandum, sonra da seçim yapılacaktı ve bütün bunlar 2017’ye kadar bitecekti. Yerel anlaşmazlıklar nedeniyle bunlar yapılmadı ve Irak Anayasası’nın hükümleri yerine getirilmedi. Bu arada IŞİD bölgeye ilerlerken Barzani bunu fırsat bilerek Kerkük’ü işgal etti. Şu anda hukuken olmasa da fiilen Kerkük, Barzani’nin yönetimindedir. Şimdi bu fiili durum, hukuki hale getirilmeye çalışılıyor. Eşzamanlı olarak da bağımsız Kürt devleti için çalışılmaya devam ediliyor. IŞİD ile yaptıkları mücadeleye karşılık olarak bağımsız olmalarına dünyanın itiraz etmemesini bekliyorlar. Mevcut duruma ABD tepki vermiyor. Türkiye’nin tepkileri de sınırlı ve cılız kalıyor. Önceleri bağımsız Kürdistan fikrine şiddetle karşı çıkan Türkiye, şimdi o kadar kuvvetli tepkiler vermiyor. ABD’li Rand Corporation’ın yayınladığı raporda Türkiye’nin tavrının değişmekte olduğu ve Türkiye’nin artık bağımsız bir Kürdistan fikrine alışmaya başladığı belirtiliyor. Bunlar son derece kaygı verici gelişmelerdir. Unutmayalım ki oradaki Türkmenlerin Türkiye’den başka hiçbir dayanakları yoktur. Batı’ya gösterdiğimiz tepkinin onda birini Kerkük konusunda gösteremedik, Ege adaları konusunda gösteremedik, Kıbrıs konusunda gösteremiyoruz. İşin esası budur.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Uzmanlar, 25 gün sürecek 432 kilometrelik tarihi yürüyüşün CHP teşkilatını canlandırdığını ve partinin oylarını artıracağı görüşünde birleşirken, AKP’nin böyle bir or...

Meral Akşener ve arkadaşları düğmeye basıyor. GÖZLEM, “Yeni partinin neleri yapması ve neleri yapmaması gerektiği ile Türkiye’de neleri değiştirebileceğini” uzmanlara ...

Türk birlikleri Katar’a ulaştı, Rusya ve ABD restleşiyor, İran’ın ne yapacağı kestirilemiyor, Esad yönetimi avantaj kazanmaya devam ediyor, Barzani Eylül’deki referand...

Ülke ekonomisinin ilk üç ayda yüzde 5 büyüdüğü ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın istihdam seferberliğinin tam gaz sürdüğü dönemde Mart ayı işsizlik verileri TÜİ...

CHP milletvekili Enis Berberoğlu'nun 25 yıl hapse çarptırılıp tutuklanmasının ardından kamuoyunda “Gandi Kemal” olarak anılan CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, tepki olar...

Ege Denizi'nde meydana gelen 6.2 şiddetindeki deprem, GÖZLEM'in geçtiğimiz hafta manşetine taşıdığı 'Kentsel Dönüşüm' ün önemini bir kez daha gündeme getirdi. Sağlıksı...

Türkiye, Cumhurbaşkanı’nın “AKP Genel Başkanı olarak”, AKP Meclis Grubu’nda konuşmalar yapmaya başladığı bir süreci yaşıyor, artık. Bu süreç başlamıştı ki, “CHP Millet...

Yazarlar