İsrail ve Suudi Arabistan, İran’a karşı aynı cephede buluştu

26.5.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

ABD Başkanı Trump, önce Suudi Arabistan’da kılıç dansı eşliğinde 110 milyar dolarlık silah anlaşması yaptı, ardından İsrail’de Ağlama Duvarı’nı ziyaret ederek Başbakan Netenyahu ile samimi pozlar verdi. Her iki ziyarette de hedef İran’dı. ABD’nin yeni Ortadoğu açılımını GÖZLEM, uzmanlara sordu...

ENGİN TATLIBAL/GÖZLEM -ABD Başkanı Donald Trump’ın Suudi Arabistan ziyaretinde ortaya koyduğu manzara, seçim öncesindeki söylemlerinden ve sadece birkaç ay önce gündemde olan Müslümanlara seyahat yasağı tartışmalarından çok uzak bir tablo çiziyordu. Görece reformist sayılabilecek Kral Salman’ın büyük muhabbetle karşıladığı Trump, merasim bölüğünün kılıç törenine katılarak dans etti, eğlendi. Bu eğlencenin asıl sebebi ise Suudilerle imzalanan 110 milyar (Evet, “milyar”) dolarlık silah tedarik anlaşmasıydı.

Aslında Trump, kılıç dansını İran’a nazire olarak yapıyordu ve silah anlaşması, kısa ve uzun vadede İran’a gözdağı vermek amacını taşıyordu. Nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan çok sayıda ülkenin katıldığı Riyad zirvesinde de ABD Başkanı, bu ülkelere “İran’a karşı işbirliği” çağrısında bulundu.

Suudi Arabistan’da olanları uzaktan uzağa izleyen İsrail’in gelişmelerden duyduğu memnuniyet, Trump ile Netenyahu’nun buluşmasında da kendini gösterdi. Bibi, Başkan Trump’ın mezhepsel bir boyutu da bulunan İran çağrılarından ve bu konuda Suudi Arabistan ile anlaşmış olmasından son derece memnun görünüyordu.

Türkiye açısından ise durum pek iç açıcı görünmüyor. Riyad’da dışişleri düzeyinde temsil edilen Türkiye’nin İran konusundaki mutabakatın paydaşlarından biri olarak adı, Trump tarafından hiç anılmadı. Ankara’nın Arap dünyası, İsrail ve İran arasına girmemesi belki kendi açısından çok daha hayırlı olacak; ancak Rusya ve ABD’nin Suriye’de Türkiye’yi yalnız bırakmasıyla başlayan ve YPG’nin ağır silahlarla desteklenmesiyle süren süreçte Ankara, Ortadoğu’da “Yalnızlık Senfonisini” dinlemeye devam edecek gibi görünüyor.

 ‘İSRAİL, SUUDİLERİN SİLAHLANDIRILMASINDAN MEMNUN’

Onur Öymen (Emekli Büyükelçi): Mevcut tabloya bakınca anlıyoruz ki ABD’nin Suudi Arabistan’ı silahlandırma projesi İsrail’in de işine yarıyor. Mısır gibi, Suudi Arabistan gibi Arap ülkelerine ABD silah yardımı yapınca İsrail rahatsız olurdu. Şimdi memnun oluyor, çünkü ortak hedef İran. Trump bir taraftan Müslüman ülkeleri topluyor ve onları İran’a karşı örgütlemeye çalışıyor; diğer yandan da Suudi Arabistan’a yatırımlar çekiyor. Bütün bunlar şunu ortaya koyuyor ki Ortadoğu’da ortaya konan politika, İsrail öncelikli bir güvenlik politikası olacaktır. Ayrıca Amerika’nın ekonomik çıkarlarına hizmet eden bir politika olacaktır. İran’a karşı yapılan açılımda ve Suudi Arabistan’daki toplantıda Türkiye’nin devlet başkanı düzeyinde bulunmamasını doğru okumak ve değerlendirmek gerekiyor.

‘ABD BAŞKANI, RİYAD’DA TÜRKİYE YOKMUŞ GİBİ DAVRANDI’

Orhan Güçkan (Yüksek Maden Mühendisi): Amerikan Başkanı Donald Trump’ın Riyad Arap İslam Amerikan zirvesinde yaptığı konuşmadan dikkatime takılan bazı kısa notları aktarmak istiyorum. Bildiğim kadarı ile Dışişleri Bakanımız da bu zirveye katılanlar arsındaydı. Trump’ın konuşmayı yaptığı kürsünün arkasındaki bayraklar arasında şanlı bayrağımız da var. Konuşmasına Kral Salman’a abartılı iltifatlarla dolu çok  uzun bir başlangıç yaptı. Trump’ın bu ilk yurt dışı ziyaretinin sonuçları şu şekilde sıralanabilir: Suudi krallığı ile 400 milyon dolarlık anlaşma hikayesi. Suudi fonundan 110 milyar dolarlık çok büyük bir övgü ile söz edilen Amerikan Savunma Sanayi firmalarından silah alım anlaşması... Trump şöyle konuştu: “Ortaklıklar tesis etmek üzere buradayız. Umarım bu zirve bölgeye huzur getirecektir. Bölgede her zamankinden daha büyük bir potansiyel var. Nüfusun yüzde 65’i 30 yaşın altında. Teröristler Allaha değil, ÖLÜME İBADET EİYORLAR. Bölgenin bütün insanları, teröristleri topraklarınızdan atın. Amerika’yı beklemeyin. Nasıl bir gelecek istediğinize karar verin. Terörizm bütün dünyayı sardı. Barışa giden yol tam buradan başlıyor. Bu yaşlı ve kutsal topraklarda her devlet ve herkes elinden geleni yapmalıdır. Amerika sisin arkanızda durmaya hazır. Geçmiş tecrübeler bize yol göstermeli. Bütün müttefikler bir hedefte birleşmelidir. Müslüman dünyası bu yükü kaldırmaya arzulu olmalıdır. Hala yapılacak çok iş var. Yeni bir Rönesans başlatabiliriz. Bana katılmanızı istiyorum. Birlikte çalışmalı, birlikte savaşmalıyız. Birleşirsek kaybetmeyiz.”

Bu özet konuşma notları hakkında yorumum ise şudur: Bölgedeki tarihi eserler ve kültür mirasları konusunda ülke isimleri de vererek övgülerde bulundu. Ancak Osmanlı ve Türkiye yoktu. Katkı sağlayan ülkeler içinde de yoktuk. Sığınmacılar konusunda genel bir teşekkür etti ama yine biz yoktuk. Bu konuşmayı iki defa dinledim. Notlar aldım. Birileri Amerika ile aramızdaki çözüm bekleyen sorunların yanında, bölgedeki tarihsel ve stratejik önemimiz konusunda Trump’ı ve politikasını oluşturan kadroları güçlü bir bilgilendirme aşamasından geçirmemiz gerekecek diye düşünüyorum.

‘TRUMP İRAN’A SATAŞARAK MEZHEP KIŞKIRTMASI YAPIYOR’

Aslı Aydıntaşbaş (Gazeteci Yazar): Alenen İslamofobik bir dalgayla iktidara gelen Trump, iş Suudi rejimine gelince, yelkenleri indirdi. Sanırım savunma ihalelerinin insan bünyesinde böyle rahatlatıcı bir etkisi var. Daha birkaç ay önce utanç verici bir “Müslüman yasağını” yürürlüğe koyan Trump, bir yanda Mısır’ın darbeci lideri, diğer yanda Suudi Kralı Selman’la sempatik fotoğraf kareleri çektirdi, milyarlarca dolarlık silah anlaşmaları imzaladı, hatta üşenmedi kılıç dansı bile yaptı. Trump’ın gezisindeki daha da vahim boyut, İran’a sataşmasıydı. Yeni ABD Başkanı, İslam temalı konuşmasında, bırakın bölgedeki mezhep savaşından rahatsız olmayı, seve seve Suudların yanından ve İran’a karşı taraf olacağının sinyalini verdi. Bu mezhep kışkırtması son derece tehlikeli. Kuşkusuz ki İran rejiminin yüzlerce günahı var ve Suriye’deki iç savaşa müdahil oluşu da bunlardan biri. Ancak Suudiler daha mı az mezhepçi? Onlar da Suriye’deki savaşın başka cephesini desteklemiyor mu? Umarım Trump sevdasıyla yanıp tutuşan Ankara, bu geziyi not etmiş, yeni ABD Başkanı’nın (bilerek ya da bilmeyerek) bu bölgede ne kadar tehlikeli bir politika izlediğini görmüştür. Her ne pahasına olursa olsun, Türkiye’nin Trump ve Suudi gazına gelmemesi, bu mezhep savaşına katılmaması lazım. Türkiye için doğru olan, bu işlere bulaşmamaktır. (Cumhuriyet gazetesinde 25 Mayıs 2017 günü yayınlanan makaleden alıntıdır.)

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Hükümetten gelen “pembe” açıklamalarla giderek artan ve büyüyen sorunların çözülemeyeceğini belirten uzmanlar, “Gecikilmemeli” diyorlar. İşte görüşleri.

GÖZLEM, konuyu masaya yatırdı ve uzmanlara sordu. Yanıtlar, AKP ve MHP için “yapılmakta olan kamuoyu araştırmalardaki oy oranlarına uygun” oldu

Duayen gazeteci M. Ali Kışlalı, GÖZLEM’in, Türkiye’nin gündemindeki iç ve dış olaylarla ilgili sorularını cevapladı. Özellikle MHP ve Bahçeli hakkındaki analizleri alt...

Yerli otomobil üretecek fabrikanın İzmir’de kurulması için başlatılan girişim, kent genelinde büyük destek gördü. Siemens’in kuracağı rüzgar tribünleri fabrikasın da İ...

GÖZLEM, 80 milyonu “doğrudan” ilgilendiren bu konu ile ilgili olarak “Neden” ve “Ne yapılmalı” sorusunu uzmanlara sordu. İşte Prof. Dr. Muzaffer Demirci’nin, Prof. Dr....

GÖZLEM, “Anayasaya aykırılık ve suç duyurusu” iddialarını masaya yatırdı, işte uzman görüşleri…