Milli Eğitimin rotası Dini Eğitime çevriliyor

2.6.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

GÖZLEM, Fen liselerini yıllar içinde kaybetmeye devam eden Türkiye’de İmam hatip okullarının sayısında yaşanan büyük artışın yanında ‘normal okullarda da Din eğitimine ağırlık kazandırılmasının etkilerini’ uzmanlara sordu...

ENGİN TATLIBAL/GÖZLEM -Türkiye’de son 15 yıldır açılan imam hatip okullarının sayısı müthiş bir artış gösterdi. Pek çok ilde o şehrin simgesi haline gelmiş okullar dahi imam hatip formatına çevriliyor. Pek çok aile, çocuklarını mecbur kaldıkları için bu okullara göndermek zorunda kalıyor.

Yıllara yayılan bu süreç, Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) 2017 bütçe planlamasına da yansımış durumda. 2017’de öğrencilerin sanat, bilim, kültür ve spor alanlarındaki faaliyetlere katılımının artırılması için sadece dini etkinlikleri yeterli gören MEB, hedefler doğrultusunda en büyük bütçeyi Din Öğretimi Genel Müdürlüğü’ne ayırdı. Bakanlığın Emir’e ilettiği yanıtlarda dini etkinlikler için 2016’da 680 bin TL olarak belirlenen belirtilen bütçe, 2017’de 5 kat artarak 3 milyon 700 bin TL’ye ulaştı.

CHP Ankara Milletvekili Murat Emir’in soru önergesine Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz’ın verdiği yanıtlar, bakanlık çalışmalarında bilim, kültür ve sanat faaliyetlerindeki fakirleşme tablosunu ortaya koydu. Dini etkinliklere milyonlar ayıran MEB, CHP’li Emir’e yanıtında okulların kültürel koşullarını gözler önüne serdi. Buna göre 2016’da Türkiye genelinde kütüphanesi olan okul oranı yüzde 47’de kaldı. Ayrıca, dini etkinlikler dışındaki kültür faaliyetlerinin tek tek listesini isteyen Emir’e bakanlık, sadece 2012’de başlatılan ve liseli gençlere için trafik güvenliği konusunda farkındalığı arttıracak “Trafikte Gençlik Hareketi Projesi” cevabını verdi, ancak bakanlık bu projeye de genel bütçeden herhangi bir pay ayrılmadığını da belirtti.

Aslında bütün bu tablonun ifade ettiği anlam, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Ensar Vakfı’nda yaptığı konuşmayla bir “vizyon çalışması” olarak ortaya çıkıyor. Erdoğan’ın “Biz 14 yıldır kesintisiz iktidarız. Ama hâlâ sosyal ve kültürel iktidarımız konusunda sıkıntılarımız var” şeklindeki ifadeleri, Milli Eğitim Bakanlığı ve Türkiye’de ulusal eğitim konusunda yaşanan gelişmelerin nasıl bir amaca hizmet ettiğini de ortaya koyuyor.

 

 ‘MEVCUT YAPI, TÜRKİYE’Yİ KARANLIĞA GÖTÜRÜR’

Ali Naili Erdem (Milli Eğitim Eski Bakanı): Çağdaş eğitim akla ve teknolojiye dayanıyor. Çağdaş eğitimin içinde düşünen, araştıran, analiz/sentez kabiliyetleri yüksek nesillerin yetişmesine yönelik hedefler vardır. Bu itibarla aklın ön plana çıktığı yerde dinin aklın önüne geçmesi keyfiyetini doğru olarak kabul etmek mümkün değildir. Bir adım ileriye atarak konuşacak olursak Kuran’da aklın ürettiği ilim, inancın önündedir. Bunun altını çizerek konuşmak gerekiyor. İnsan yaratılırken eşref-i mahlukat olarak, yani yaratılanların en şereflisi olarak tanımlanmıştır. Burada insanın öncülüğü aklından ileri gelir. Peki, aklı neyle doyuracaksınız? Bilimle! Bilimi neyle doyuracaksınız? Teknolojiyle! Teknolojiyi neyle doyuracaksınız? Araştırmayla, sorgulamayla! Öyleyse çağın eğitimi insan aklını ön planda tutan, araştırma gücünü iteleyen ve icat kabiliyetini ön plana çıkarak bir eğitimdir. Bunu eğer gündemden düşürürseniz ve sadece dini eğitime öncelik verirseniz, çağı yakalamanız mümkün olmaz. Yetiştireceğiniz nesiller de çağa ayak uyduramazlar, ezilirler! Bu açıdan Milli Eğitim Bakanlığı’ndan Din Eğitimi Genel Müdürlüğü’ne ayrılan bu muazzam bütçenin, çağın eğitim anlayışına uygun görmediğim gibi geleceğin dünyasında yerini bulmak isteyen Türkiye’nin bu yeri bulma yolunda müşkülata düşüreceğini söyleyebilirim. Bu durum, Türkiye’yi aydınlığa değil, karanlığa götürür.

 

 ‘TÜRKİYE’NİN İHTİYACI DİNİ DEĞİL, MESLEKİ EĞİTİMDİR’

Hikmet Uluğbay (Milli Eğitim Eski Bakanı):Türkiye’de birçok sorunumuz var. Bunlar içinde en acil olanı ekonomik sorunlardır. İthalat yapan ülke, yabancı bir ülkede istihdam yaratılmasına yardım etmiş olur; ihracatçı bir ülke ise kendisi için istihdam yaratır. Biz büyük miktarda dış ticaret açığı veren bir ülkeyiz. Dolayısıyla kendi işsizlerimizin sayısını artırıyoruz. Bu durumu tersine çevirmek için sanayimizin katma değerini artırmamız gerekiyor. Bunu sağlamak için ülkemizin ihtiyacı, kaliteli mesleki ve teknik eğitim almış insanlardır. Dolayısıyla milli eğitimde harcanacak kaynakların önceliği, mesleki ve teknik eğitim olmalıdır. Türkiye mesleki ve teknik eğitime yeterli oranda kaynak ayırmadığı takdirde borçlanmaya devam eder ve bir süre sonra iflas eder. Buradan şuraya varıyoruz; milli eğitimin kaynaklarını kullanırkenki öncelikler, ülkenin ihtiyaçlarına göre belirlenmelidir. Bu birincisi; ikinci söylemek istediğim ise şu... Bütün dünyada Hıristiyan ülkelere, Hıristiyanlığın Katolizm veya Ortodoksluk gibi mezheplerinin hakim olduğu ülkelere, Yahudilerin yaşadığı ülkelere baktığınızda görüyorsunuz ki buradaki din adamları, üniversite ve üstü eğitim görmüş insanlardır. Türkiye’de de insanlarımızın dini inançlarına yönelik olarak devletin verdiği hizmetin kalitesinin diğer ülkelerle aynı kalitede olması lazım. Dolayısıyla ilahiyat fakültelerinde eğitim görmüş insanları siz camilerde görevlendirirseniz, halka çok daha iyi hizmet sunarsınız.

 

‘TEVHİD-İ TEDRİSATI KORUMAMIZ GEREKİYOR’

Prof. Dr. Ali Bardakoğlu (Diyanet İşleri Eski Başkanı): Türkiye Cumhuriyeti’nin çok önemli bir özelliği vardır. O da Tevhid-i Tedrisat. Yani din eğitimi konusunda Tevhid-i Tedrisat ilkesiyle biz, din adına neyin nasıl öğretileceği konusunda belli bir ortak paydayı bulmuş bulunuyoruz. Bunu korumamız lazım. Bu baskı değildir. Bu dinin aydınlık belgesinin insanlara açık ulaştırılması, ticaretten uzak, siyasetten uzak, öfkeden, şiddetten uzak, ötekileştirmeden uzak, iç sorunlarına bulaştırılmasından uzak, dini din olarak doğru şekilde öğretme çabasıdır. Din anahtar teslimi bir güvenlik ve barış toplumu vaat etmez. Bir dine inanmakla, bütün sorunlarınızı çözmüş olmazsınız. Hastaysanız, iyileşmezsiniz. Fakirseniz, zengin olmazsınız. Kargaşa ortamıysa barış ve huzura ermezsiniz. Dinin böyle bir vaadi yok. Dinin, İslam’ın, Kuran’ın şöyle bir açıklaması var; Diyor ki, ‘başınıza ne gelirse, kendi ellerinizle yapıp ettiklerinizin sonucudur’. Din bir ilahi inayettir. Bir rahmettir. Yol göstermedir. Size doğruyu anlatır. Kötüyü anlatır. Ama doğruyu yapacak olan, gerçekleştiren olan, kötüyü önleyecek olan sizsiniz.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

CHP milletvekili Enis Berberoğlu'nun 25 yıl hapse çarptırılıp tutuklanmasının ardından kamuoyunda “Gandi Kemal” olarak anılan CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, tepki olar...

Ege Denizi'nde meydana gelen 6.2 şiddetindeki deprem, GÖZLEM'in geçtiğimiz hafta manşetine taşıdığı 'Kentsel Dönüşüm' ün önemini bir kez daha gündeme getirdi. Sağlıksı...

Türkiye, Cumhurbaşkanı’nın “AKP Genel Başkanı olarak”, AKP Meclis Grubu’nda konuşmalar yapmaya başladığı bir süreci yaşıyor, artık. Bu süreç başlamıştı ki, “CHP Millet...

Türkiye ekonomisi, yılın ilk çeyreğinde yüzde 5 büyüdü. Tüm tahminlerin üzerinde gelen büyüme rakamlarının niteliğini ve mevcut tablonun istikrarlı bir niteliğe dönüşm...

Türkiye’nin en başarılı otel yöneticilerinden olan Mövenpick Hotel İzmir Genel Müdürü Erhan Çetin, Gözlem Gazetesi Yayın Kurulu toplantısına konuk olarak turizm sektör...

İran-Katar-Suudi Arabistan-Türkiye dörtgeninde hava çok gerildi. “Türkiye ne yapmalı” sorusunu uzmanlar cevapladı

GÖZLEM, Hükümetin “reform” dediği, ama 125 milyon zeytin ağacının yok edilmesi riskini beraberinde getiren Üretim Reform Tasarısını, önümüzdeki hafta TBMM Genel Kurulu...

Yazarlar