Siyasette deprem yaratan bir ilk; ‘Adalet Yürüyüşü’

16.6.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

CHP milletvekili Enis Berberoğlu'nun 25 yıl hapse çarptırılıp tutuklanmasının ardından kamuoyunda “Gandi Kemal” olarak anılan CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, tepki olarak Ankara'dan İstanbul'a ''Adalet Yürüyüşü'' başlatırken, tutuklama kararını Gözlem'e değerlendiren uzmanlar, 'basın özgürlüğünün çiğnenmesi, yasama dokunulmazlığının ihlali, demokratik rejime, insan haklarına ve hukuk devletine aykırı bir uygulama' olarak yorumladılar .

GÜLÇİN KARAEGEMEN/GÖZLEM -MİT TIR'ları görüntülerinin yayınlanması davasında yargılanan CHP İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu'na 25 yıl hapis cezası verildi. Mahkeme salonunda tutuklanan Berberoğlu, İstanbul Maltepe Cezaevi'ne konuldu. 2009 yılında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olduğunda da, hiç bozmadığı sakinliği nedeniyle kamuoyunda “Gandi Kemal” olarak anılan Kılıçdaroğlu, partisinin milletvekilinin tutuklanması üzerine Mahatma Gandi’nin Hindistan’da deneyip başarıya ulaştığı barışçıl eylemin bir benzerini hayata geçirme kararı aldı. CHP Lideri Kılıçdaroğlu, partisinin milletvekillerinden Enis Berberoğlu'nun tutuklanmasına tepki olarak Ankara'dan İstanbul'a ''Adalet Yürüyüşü'' başlattı. Güvenpark'ta açıklama yapan Kılıçdaroğlu, ''Bir dikta yönetimi ile karşı karşıyayız. Bıçak kemiğe dayandı artık 'yeter' diyoruz. Adaletin olmadığı ülkede yaşamak istemiyoruz'' dedi. Yürüyüşün ilk gününü yaklaşık 5 saatte tamamlayan CHP Lideri, ''Yorgun değiliz, kararlıyız'' ifadesini kullandı. Ankara'dan, Berberoğlu'nun yattığı İstanbul'daki cezaevine kadar olan yürüyüş mesafesi yaklaşık 450 kilometre. Günde 18 kilometre katedilecek yürüyüşün 28 gün sürmesi bekleniyor.

CHP İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu için verilen tutuklama kararının ardından CHP Lideri Kılıçdaroğlu'nun başlattığı 'Adalet Yürüyüşü'nü, siyasi ve hukukçular GÖZLEM'e değerlendirdi. 

 

'YÜRÜYÜŞ,İKTİDARI DÜŞÜNDÜRMELİ'

Altan Öymen (CHP eski Genel Başkanıve gazeteci): Kılıçdaroğlu'nun arkadaşlarıyla birlikte başlattığı yürüyüş demokratik ülkelerin hepsinde varolan bir hakkın kullanılmasıdır. Toplantı ve gösteri yürüyüşleri hakkını kullanmışlardır ve çok isabetli olmuştur. Çünkü Türkiye'deki adalet mekanizmasının işleyişi meydandadır.

Demokrasinin olmazsa olmaz kurallarından birçoğu, bu alandaki kararlar dolayısyla ortadan kalkmaktadır. Basın özgürlüğü bunlardan biridir. Bunun dışında daha birçok alanda eleştirilecek hususlar vardır. Kılıçdaroğlu bunları protesto ediyor. Bunun bir sonuç vermesi ve bu yürüyüşün iktidarı düşündürmesi ve buna göre hareket etmeye yöneltmesi beklenir.

 

'BASIN ÖZGÜRLÜĞÜÇİĞNENİYOR'

Hikmet Sami Türk (Adalet eski Bakanı): Mahkeme ilk olarak Berberoğlu’nun Dündar ve Gül’le birlikte yargılandığı “Silahlı terör örgütüne üye olmaksızın bilerek isteyerek yardım etme” suçundan yargılandığı dosyanın ayrılmasına karar verdi.

Türk ceza kanununun 330 maddesinin 1. fıkrasına göre önce müebbet hapis cezasına çarptırılıyor sonra indirim yapılarak 25 yıla indiriliyor. Türk ceza kanununun 330. maddesi şöyle; “Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri siyasal veya askerî casusluk maksadıyla açıklayan kimseye müebbet hapis cezası verilir.”

Siyasi veya askeri casusluk yapma yönünde bir suçlama var.  

Casusluk bir devletin gizli kalması gereken sırlarının temin edilerek düşman devlete verilmesidir. Burada böyle bir şey söz konusu olamaz. O zaman MİT TIR'ları konusu basında yer almıştı ve ilk olarak Cumhuriyet Gazetesi olmak üzere basın organlarında yer aldı. Cumhuriyet Gazetesi hedef alındı. Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan bu yayınla MİT TIR'larının deşifre edildiğini ve bunu yapanların yanında kar bırakmayacağını söylemişti. Basın özgürlüğü sadece bireylere tanınmış bir özgürlük değil. Toplumsal bir özgürlüktür. Basın özgürlüğü demokratik rejimin en temel özgürlüklerinden biridir.  Nisan sonu itibariyle tutuklu gazeteci sayısı 159'dur. Birde tutuklanmamak için yurt dışında kaçak olanlar var. Onların sayısı ise 123. Bu basın özgürlüğünün Türkiye'de nasıl çiğnendiğini gösteren bir durum. Hükümet yaptığı açıklamalarda hep onların başka suçları var gibi gerekçeler gösteriyor ama daha önceki dönemlerde bu kadar çok sayıda gazeteci tutuklu olmamıştı, yurt dışına kaçmamıştı.

Basın özgürlüğünün demokratik bir devletteki anlamına uygun şekilde uygulanmadığını belirtmek gerekir. Bizzat dönemin başbakanı tarafından TIR'larla taşınan malzeme ile ilgili açıklama yapıldığına göre, bunlarla ilgili bir gazetede yayın yapılmasının suç olmaması gerekir. Basın özgürlüğünün ihlali olarak verilen kararın, basın özgürlüğünün ihlali olarak alındığını söylemek gerekir. Olayın bir başka yönü şimdi mahkum edilen kişi milletvekili. Anayasa'da 83. maddede milletvekili dokunulmazlığı ile ilgili olarak; “Seçimden önce veya sonra bir suç işlediği iddia olunan milletvekili, Meclisin kararı olmadıkça tutulamaz, sorguya çekilemez, tutuklanamaz ve yargılanamaz.”

Bu hükme göre milletvekilinin tutulamaması, sorguya çekilememesi ve yargılanamaması gerekir. Ama 2016 yılında Anayasaya geçici 20. madde eklendi.

Bu madde bir çeşit toplu dokunulmazlık düzenlemesi getirdi. Aslında dokunulmazlığın kaldırılması öyle kolay bir şey değil ama bir düzenleme yapıldı.  Ama o dönemde AK Parti milletvekilleri tarafından getirilen kanun teklifini CHP destekli. Kılıçdaroğlu'nun o zaman 'Anayasaya aykırı ama hesap vermekten çekinmeyiz' gibi sözleri var. CHP milletvekillerinin de desteklemesiyle bu Anayasa değişikliği kabul edildi. Ama o zaman; burada milletvekili dokunulmazlığının kaldırılması usulünü değiştiren bu düzenlemede asıl hedefin muhalefet partileri özellikle HDP milletvekilleri olduğunu söylemiştim. Şuanda HDP'nin 10 milletvekili tutuklu durumda. Şimdi sıra ana muhalefet partisine geldi.  Karar verildi ve Berberoğlu neredeyse duruşma salonunda tutuklandı. Bu da Anayasa'ya aykırı bir uygulama. Bir suç işlemiş olduğuna dair emareler olması ve sanığın kaçması, delilleri yok etme ihtimalinin bulunması gerekiyor. Burada hakkında 25 yıl hapis cezası verilen insan bir milletvekili. Onun kaçması, dellileri yok etmesi söz konusu olabilir mi? 

Henüz kesinleşmemiş bir karar, belki temyize başvurulacak. Belki yargıtay bu kararı bozacak ama bu arada Berberoğlu tutuklu kalacak. Anayasa bu çeşit milletvekilleri hakkında verilen ceza hükmünün yerine getirilmesini, dönem sonuna bırakılmasına öngörüyor. Bu hüküm de çiğnenmiştir. Sonuç olarak Türkiye'de milletvekilerinin görevlerini tam olarak yapabilmeleri için tanınmış olan yasama dokunulmazlığını da ihlal eden bir uygulama var. Berberoğlu kararı bunun son örneği. Dilerim ki temyiz aşamasında bu yanlış karar düzeltilir ve böyle bir mağduriyete izin verilmez. Burada  söz konusu olan sadece Berberoğlu'nun mahkum edilmesi değil. Burada söz konusu olan basın özgürlüğünün çiğnenmesi, yasama dokunulmazlığının ihlali, demokratik rejime, insan haklarına ve hukuk devletine aykırı bir uygulama yapılmasıdır. Bütün bu değerler bu uygulama ile çiğnenmiştir. 

Kılıçdaroğlu bir haksızlığa dikkat çekmek için bu yürüyüşü başlattı. Bu kolay bir şey değil.  Bunu engellemek için birtakım uygulamalar oldu. Fakat bu doğru değil. İnsanların toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı var. Adalet mülkün temelidir. Bu nedenle Kılıçdaroğlu ve arkadaşları ellerinde 'adalet' yazısı ile yürüyorlar. Yapılan adaletsizliğe dikkat çekilmek isteniyor.

 

'BİR IŞIK DA SEN YAK'

Hüsamettin Cindoruk (TBMM eski Başkanı): Milli Merkez sağ- sol demeden, köken-mezhep ayırmadan, Türkiye Cumhuriyeti bayrağı altında tüm yurttaşlarımızı toplanmaya çağırıyor. Atatürk'te birleşelim diyor. Hukuk devletine, hukukun üstünlüğüne ve adalete olan inancımızı ve bağlılığımızı bir kez daha vurguluyor, adalete bir ışık da sen yak” diyoruz. Çünkü yürüyen sadece Kılıçdaroğlu değil, toplumun adalet isteyen vicdanıdır. Bugün tarafsız olmayan, hukuk devletinden hızla uzaklaşan, anti-demokratik kararlarla siyasallaştırılan yargı Demokrasimize yapılacak en büyük kötülüktür. Yargının siyasallaştırılması, OHAL’in amacından saptırılarak, tüm muhalif kişi ve kurumlara yönelik bir baskı ve infaz aracına dönüştürülmesi asla kabul edilemez. Çünkü adalet yoksa, yargıya güven kalmamışsa, o zaman milletin demokrasi ve hukuk kuralları içinde direnme hakkı meşru hale gelir.

Milli Merkez, ABD iltisaklı, cemaat görünümlü kanlı ve vahşi dinci terör örgütü mensupları ile bölücü-Kürtçü PKK ve onunla organik bağı olan militan bir kısım HDP’lilere karşı, hukuk devleti ilkeleri içinde kararlı ve etkin bir biçimde mücadele edilmesini desteklemektedir. Ancak OHAL gerekçe gösterilerek, siyasi iktidar tarafından muhalif görülen tüm kişi ve kurumların hedef alınması, bağımsız ve tarafsız yargı yerine siyasallaştırılmış bir yargının kurulmak istenilmesi, hukuk devletinden uzaklaşan-otoriter-keyfi ve anti-demokratik iş ve işlemlere tevessül edilmesi asla kabul edilemez.

Bugün, demokrasiye ve Lâik Cumhuriyetimize sadık tüm vatandaşlarımıza, millî ve insani bir yükümlülük düşüyor.

Lâik Cumhuriyetimizin ve hukuk devletimizin içine düştüğü, düşeceği durumu gören ve paylaşan, tüm demokrat yurttaşlar bir araya gelmeliyiz.

Yaşadıklarımız, bizde bir alışkanlık ve umursamazlık yaratmamalıdır. İnsan hak ve özgürlüklerinin güvence altında olduğu ülkeler, kurumlar Türkiye’yi giderek ekseninden çıkan bir ülke olarak niteliyor. Yalnızlaşıyoruz. Çağın hak, hukuk ve uygarlık çizgilerinin dışına düşüyoruz.”

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Hükümetten gelen “pembe” açıklamalarla giderek artan ve büyüyen sorunların çözülemeyeceğini belirten uzmanlar, “Gecikilmemeli” diyorlar. İşte görüşleri.

GÖZLEM, konuyu masaya yatırdı ve uzmanlara sordu. Yanıtlar, AKP ve MHP için “yapılmakta olan kamuoyu araştırmalardaki oy oranlarına uygun” oldu

Duayen gazeteci M. Ali Kışlalı, GÖZLEM’in, Türkiye’nin gündemindeki iç ve dış olaylarla ilgili sorularını cevapladı. Özellikle MHP ve Bahçeli hakkındaki analizleri alt...

Yerli otomobil üretecek fabrikanın İzmir’de kurulması için başlatılan girişim, kent genelinde büyük destek gördü. Siemens’in kuracağı rüzgar tribünleri fabrikasın da İ...

GÖZLEM, 80 milyonu “doğrudan” ilgilendiren bu konu ile ilgili olarak “Neden” ve “Ne yapılmalı” sorusunu uzmanlara sordu. İşte Prof. Dr. Muzaffer Demirci’nin, Prof. Dr....

GÖZLEM, “Anayasaya aykırılık ve suç duyurusu” iddialarını masaya yatırdı, işte uzman görüşleri…