Ortadoğu’da kaos büyüyor; cehennemin kapısı açılıyor

23.6.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Türk birlikleri Katar’a ulaştı, Rusya ve ABD restleşiyor, İran’ın ne yapacağı kestirilemiyor, Esad yönetimi avantaj kazanmaya devam ediyor, Barzani Eylül’deki referandum kararından geri adım atmıyor... Uzmanlar, bütün bu aktörlerden sadece birinin yapacağı bir çılgınlığın Ortadoğu’yu kan gölüne çevirebileceği uyarısında bulunuyor.

ENGİN TATLIBAL/GÖZLEM -Suriye ve Irak’ta devam eden sıcak savaş, daha geniş kapsamlı bölgesel bir çatışmaya dönüşebilir mi? Bir haftadır içeride ve dışarıda herkesin sorduğu soru bu. Amerika Birleşik Devletleri’nin Şam yönetimine ait bir savaş uçağını düşürmesinin ardından Rusya’nın Suriye hava sahasında “uçuş yasağı” ilan etmesi, hemen ardından Baltık bölgesinde Rus ve Amerikan uçaklarının tehditkar biçimde yakınlaşması, ardından İngiliz kültürel ve siyasi dairesi içinde bulunan Avustralya’nın koalisyondan çekildiğini duyurması, bölgedeki gerginliğin hangi boyutlara ulaştığını gösteren önemli emareler olarak sıralanıyor.

Öte yandan Suudi Arabistan’ın net biçimde Katar’a ve İran’a karşı aldığı tavrın dozu; Katar ile iyi ilişkileri bulunan Veliaht Prens Nayef’in azledilerek yerine Trump’ın damadı ile yakın arkadaş olan 32 yaşındaki Salman’ın tayin edilmesiyle bir kat daha arttı. Katar ile ortak tatbikata hazırlanan ABD’nin genel politikasında bir öngörülmezlik hakim. Öte yandan bir diğer ortak tatbikat için hareket eder Türk askeri birlikleri de Katar’a ulaştı.

Bu arada Kuzey Irak’taki bölgesel Kürt yönetimi, Eylül ayında yapacağını açıkladığı referandum kararından geri adım atmıyor. Kuzey Irak’ta bağımsız bir Kürdistan devletine giden yolu açacak olan referanduma Türkiye’nin ne tepki vereceği bölgesel dinamikler açısından önem taşıyor.

Uzmanlar, ortada çok bilinmeyenli bir denklem olduğunu belirtiyor ve taraflardan birinin mantıktan uzak bir davranışta bulunması halinde Ortadoğu’nun cehenneme dönmesinin an meselesi olduğunu ifade ediyor.

 

 ‘ÖNCELİK, IRAK VE SURİYE’NİN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜ OLMALI’

Onur Öymen (Emekli Büyükelçi): Cereyan etmekte olan olay, bir aracılı savaş. Bir tarafta Amerika var, bir tarafta Rusya var, İran var, Katar var, diğer Arap ülkeleri var... Herkes bölgede kendi çıkarlarına en uygun durumu gerçekleştirmeye çalışıyor. Rusya yeni bir oyuncu olarak bölgeye girdi ve ayrılmak istemiyor. Amerika uzun yıllardan beri bölgenin tek hakimi durumunda ve bu konumunu kaybetmek istemiyor. Terörü bertaraf etmek en önemli hedef, ancak durum bundan ibaret değil. Suriye’ye kendi topraklarında egemenlik hakkı tanıyacak mısınız? Öte yandan Barzani 25 Eylül’de referandum yapacağız diyor, bağımsız devlet olmaya doğru gidiyor, ne Amerika’dan ne Türkiye’den ciddi bir tepki yok. Trump referandumun Mart’a ertelenmesini istiyor ama kabul edilmiyor. Bütün bunlar, bölgenin siyasi coğrafyasının değişmekte olduğunu gösteren işaretler. Ve çok ciddi bir durum. Siyasi coğrafya değişirse çok şey değişir. Onun için öncelikli mesele, Irak’ın ve Suriye’nin toprak bütünlüğü olmalıdır. Ancak bu konuda ne Türkiye ne de diğer bölge ülkeleri, bunu öncelikli mesele olarak görmüyorlar.

 

 ‘TARAFLAR AKLISELİM İLE HAREKET ETMELİ’

Aydemir Erman (Emekli Büyükelçi): Suriye’de ortam adeta bir barut fıçısını andırıyor. Taraflar aklıselim ile hareket etmezse bu barut fıçısının patlaması işten bile değil. Öncelikle öngörülebilirliği düşük olan Trump faktörü söz konusu. İkincisi; bölgede dengeler değişiyor, Şam yönetimi bölgeye hakim olmaya başladı. Irak’taki Kürt faktörünü de göz önünde bulundurmak gerekiyor. Rakka’da ABD ile büyük bir işbirliği söz konusu ve bölgede yakın zamanda bir referandum yapılacak. Tüm bu faktörlerden bir tanesi ortalığı karıştırırsa işler içinden çıkılmaz hale gelebilir ve sonuçları ağır olabilir. Suriye uçağının düşürülmesinin ardından daha dengeli bir lider profili çizen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de Amerikalılara rest çekti. Tam da bu arada Baltık’ta Amerikan ve Rus uçaklarının yakınlaşması yaşandı. Bütün bunların yanı sıra Suriye ve Irak’ın kuzeyindeki gruplarda kimin eli kimin cebinde belli değil. Özgür Suriye Ordusu bir tarafta, IŞİD ve diğer gruplar diğer yanda; hepsi çok önemli faktörler. Dolayısıyla manzara, tam bir keşmekeş görüntüsü veriyor. Taraflar aklıselim ile hareket etmezlerse ortalık cehenneme dönebilir. İhtiyatlı hareket etmekle birlikte taraflardan birinin bir delilik yapmaması için dua etmek de gerekiyor.

 

 ‘ORTADOĞU VE KÖRFEZ YENİDEN Mİ ŞEKİLLENİYOR?’

Ünal Çeviköz (Emekli Büyükelçi): Son birkaç hafta içinde Ortadoğu'da dikkatler Körfez'e çevrildi. Önce Katar ile ilgili gelişmeler, ardından Suudi Arabistan'da veliaht prensin değişmesi derken bölgede iç siyasi dinamikler aniden hareketlendi. Bu hareketlilik ABD Başkanı Donald Trump'ın bölgeyi ziyaret etmesinden sonra başladı. Trump'ın yurt dışı ziyaretleri kapsamında ilk islam ülkesi olarak Suudi Arabistan'ı seçmesi ister istemez bölgeye yönelik ABD politikasının yeniden tanımlanmakta olup olmadığı sorusunu akla getirdi. Madalyonun diğer yüzünden bakılacak olursa, bu değişikliklerin Suudi Arabistan'ın ABD ile ilişkilerini daha güçlü bir hale getirme arzusundan kaynaklanıp kaynaklanmadığı sorusu da aynı derecede geçerli. Katar'ın yalnızlaştırılmasına yönelik gelişmeler dikkati çekiyor. Önce Suudi Arabistan, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri ve Mısır bu ülke ile diplomatik ilişkilerini kestiler ve bir abluka uygulaması başlattılar. ABD'de ise Dışişleri Bakanlığı Katar'ın bu şekilde yalnızlaştırılmasının risklerine işaret ederken, Başkan Trump kararı hararetle destekledi. Aradan kısa bir zaman geçtikten sonra ABD Dışişleri Bakanlığı bu defa AB'nin politikasına benzer bir açıklama yaparak Başkan Trump ile arasında bir görüş farklılığı olduğu izlenimini ortadan kaldırdı. Dolayısıyla, Körfez'de Katar bağlantılı olarak gelişmeye başlayan krizin temel parametrelerinin Trump ve Suudi Arabistan ekseninde oluştuğu izlenimi ağırlık kazanmaya başladı.

Dün Suudi Arabistan Kralı Salman daha önce veliaht olarak ilan ettiği yeğeni Mohammed bin Nayef'i azlederek oğlu Mohammed bin Salman'ı yeni veliaht tayin etti. Nayef 57 yaşında, yeni veliaht ise 32. Arada önemli nesil farkı olduğu gibi, genç veliaht ile selefi arasında birçok konuda yaklaşım ve düşünce farklılıkları da var. Nayef aynı zamanda Katar Emiri ile iyi ilişkiler içinde olan bir Suudi Kraliyet mensubu olarak biliniyordu. Dolayısıyla, veliahtlıktan ayrılmasının Suudi Arabistan ile Katar arasındaki krizin çözümünü daha da zorlaştırdığı söylenebilir. Suudi Arabistan Kralı'nın önce Katar'la diplomatik ilişkileri kesip ardından da Nayef'i azletmesi ilginç bir bütünlük gösteriyor. Veliaht Salman'ın son zamanlarda gizli olarak bazı üst düzey İsrail'li yetkililerle görüşmeler yaptığı dahi söyleniyor. Bu söylentiler arasında Trump'ın damadı Kuchner ile genç Salman'ın Filistin İsrail uyuşmazlığının halli konusunda görüş alış verişinde bulundukları da belirtiliyor. Daha da önemlisi, aynı söylentiler içinde Suudi Arabistan'ın Katar'a karşı başlattığı hamlenin İsrail ile ilişkilerde bir olumlu arka plan yaratmak amacına yönelik olduğu iddiası da yer alıyor. Böylece Suudi Arabistan bir bakıma Katar'ı Hamas'la arasına mesafe koyması için de zorlamış oluyor. Bu da doğal olarak İsrail'i memnun edeceğe benziyor.

Türkiye ise her zaman olduğu gibi mağdur olan Katar'dan yana desteğini sürdürüyor. Bu destek Türkiye'yi de mağdur eder mi, ederse Türkiye'ye kim destek olur? Körfez'de dengeler yeniden şekillenirken bu soruların yanıtı merak konusu olmaya devam ediyor. (Yazarın 22.06.2017 tarihinde Hürriyet’te yayınlanan yazısından alıntıdır.)

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Gözlem, ekonomimize yön verecek olan bu konuyu masaya yatırdı ve uzmanlara sordu, işte cevaplar…

Gözlem, krizin Türkiye'ye yansımalarını, sonuçlarını ve “ne yapılması” gerektiğini uzmanlara sordu. İşte o görüşler...

AB Komisyonu Sözcüsü Anca Paduraru'nun, fipronil maddesi bulunan zehirli yumurtalara Türkiye'nin de aralarında bulunduğu 40 ülkede daha rastlandığı iddiasına yumurtacı...

İmalat sektörünü güçlendirmek ve rekabeti artırmak amacıyla KOSGEB’in KOBİ’lere sunduğu en önemli desteklerden KOBİGEL-KOBİ Gelişim Destek Programı başvuruları başladı...

Kuzey Kore’nin “hidrojen bombası” denemesi ve “geri adım atmayacağını” açıklaması ile Japonya ve Güney Kore’nin “korkulu” tepkilerine şemsiye olan ABD Başkanı Trump’un...

Ortaya dökülen iddialar, fotoğraflar, karşılıklı sert açıklamalar içinde “Adaletin ve yargının varlığı ve tarafsızlığı ile ilgili tartışmaların siyaset çizgisine çekil...

GÖZLEM, ülke gündeminin ilk sıralardan birine oturan bu süreçle ilgili “önemli” soruyu uzmanlara sordu. İşte yanıtları…