Türkiye – Suriye – Katar gerilim hattındaki tansiyon düşecek mi?

7.7.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Katar krizi sıcaklığını korurken, “Katar’daki Türk askeri üssü” gündemin en hassas konusu. Türkiye’nin Katar politikası “doğru” rotada mı?

GÖZLEM, Katar – Türkiye – Suriye üçgenindeki iki ayrı krizi ve gerilimi uzmanlara sordu; işte cevapları…

Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır ve Bahreyn ile bazı Körfez ülkeleri teröre destek verdiği gerekçesiyle Katar'a uyguladığı abluka sıcaklığını koruyor. Suudi Arabistan, BAE, Bahreyn ve Mısır’ın hazırladığı 13 maddelik talepler arasında ülkedeki Türk askeri üssünün kapatılması da bulunuyor. İlgili maddede, "Yakın zamanda kurulan Türkiye askeri üssünü kapatın ve Katar sınırları içinde Türkiye ile askeri işbirliğini durdurun" ifadesi yer alıyor. Katar, bazı Arap ülkelerinin ilişkilerin yeniden normalleşmesi için dayattığı talepleri kabul etmeyeceğini açıkladı.

Türkiye, krizin başından bu yana Katar'a yönelik ablukanın kaldırılması çağrısı yapıyor. Krizin ortaya çıkmasının hemen ardından, Katar'a Türk askerinin konuşlanmasının önünü açacak kanun tasarısı Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu'nda kabul edilmişti. Krizin bir parçası haline gelen Türkiye, bir taraftan Katar’a askeri üs kurarken, diğer taraftan Suriye sınırına askeri yığınak yapmaya başladı. Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, France 24 kanalına Katar krizi ile ilgili “Katar krizinde körfez ülkelerin talepleri hiçbir koşulda kabul edilebilir değil. Ancak Katar’ın talep etmesi halinde Türk askeri üssünü kapatabiliriz” dedi.

Katarda yaşanan gelişmelerin yanı sıra Türkiye’nin Suriye sınırına askeri yığınak yapması TSK’nın Suriye topraklarında yeni bir operasyon mu başlatıyor sorularını gündeme getirdi. 'Fırat Kılıcı' adıyla YPG'nin hakimiyetindeki bölgelere, 7 bin askerin sınırda yığınak yapılarak hazırlandığı harekatın Fırat Kalkanı'nın iki katı büyüklükte olacağı ifade ediliyor. Konuyla ilgili gelişmeleri uzmanlara sorduk.

‘ARKADAKİ OYUNCULARA BAKMAK LAZIM’

Onur Öymen (Emekli Büyükelçi): Ortadoğu’da ilişkiler kaygan zeminde gelişiyor. Bir gün düşman olanlar ertesi gün dost olabiliyor. Dost olanlar da düşman olabiliyor. Bu kaygan zemindeki gelişmelerde arkadaki oyunculara bakmak lazım. Gerek Suriye’de gerek Irak ve Körfez bölgesinde bir aracılı savaş devam ediyor. Örneğin, Suriye’de İsrail ile İran çatışması söz konusudur. Suriye’deki bugünkü yönetim İsrail menfaatlerine zarar veriyor. Bir taraftan ABD’nin bölgedeki menfaatleri var. Katar için biraz beklemekte fayda var. Türkiye’nin çok fazla angaje olmadan oyunun boyutlarını iyi görmek lazım. Çok fazla angaje olduğumuz zaman güç durumunda kalabiliriz. İhtiyatlı hareket etmek gerekiyor.

Suriye için olmadık gelişmelere hazırlıklı olmak lazım. Esas oyun Kuzey Irak’ta oynanıyor. Bağımsız bir Kürt devleti için çalışılıyor. Barzani’nin bu konudaki mesajı ve attığı adımlar her geçen gün daha da netleşiyor. Kürt bölgesi diye yayınladıkları haritada Türkiye’den de belli bölgelerin olduğunu görüyoruz. Bu bölgedeki gelişmeleri bu boyutta değerlendirmek gerekiyor. Burada, Suriye’deki Kürt kantonlarını birleştirip Akdeniz’e ulaşma hedefi var. İsrail’in de bu konuda çok ciddi desteği var. Bu kantonları birleştirerek bir Kürt bölgesi oluşturulursa petrolü hiç kimseye bağımlı olmadan ihraç edebilecekler. Bunu en çok da İsrail istiyor. O bölgeyi ikinci bir İsrail haline getirecekler. Barzani’nin ağzından İsrail’i eleştiren tek bir kelime çıkmıyor. Kürt devletinin denize ulaşım koridorunu açmaya çalışıyorlar.

Türkiye’nin Suriye sınırına yaptığı yığınak bu koridorun önünü kesmek için ise doğru bir karardır. Bu konuda hükümetin planının ne olduğunu çok bilmiyoruz. Bu bölgeden ülkemize bir saldırı var ise buna karşı bir koruma kalkanı oluşturmalıyız. Ancak, yayılmacı bir politika izlenmemeli. Suriye’nin de Irak’ın da toprak bütünlüğünün korunmasını ön planda tutmalıyız. Bu bölgeyi ‘ben kontrol etmeliyim’ derseniz o zaman başka biri de buna müdahale eder ve ‘burayı da ben kontrol ederim’ demeye başlar. Bölgedeki siyasi coğrafya bir kere değişmeye başlarsa bunun nerede biteceği belli olmaz. Suriye’nin toprak bütünlüğüne herkesin saygı göstermesi lazım. Suriye’nin, Irak’ın toprak bütünlüğü Türkiye için son derece önemlidir.

‘KATAR’DA SAVAŞ İHTİMALİ GÖRMÜYORUM’

Hikmet Sami Türk (DSP Genel Başkan Yardımcısı ve eski Milli Savunma Bakanı): Katar ile köklü tarihi bağlarımız var. 16. Yüzyıldan 20 yüzyıla kadar Osmanlı toprakları içindeydi. Şimdi körfez ülkeleri içinde zenginliği ve doğal kaynakları ile öne çıkan bir ülke. Katar’da yaşanan kriz İslam ülkeleri arasında yaşanan çıkar çatışmaları ve siyasi mücadelenin bir sonucudur. Bir tarafta Suudi Arabistan öbür tarafta İran’ın başı çektiğini görüyoruz. Katar’a 4 İslam ülkesi bir ültimatom vererek 13 başlıkta taleplerde bulundu. Bu 13 istek arasında en başta Katar’ın terör örgütlerine destekle suçlanması var. Bu desteğin kesilmesi ve İran ile ilişkilere son verilmesi ve Türkiye’nin kurduğu askeri üssün kapatılması gibi istekler var. Bunları empoze edebilmek için siyasi ilişkilerini keserek ekonomik ablukaya aldılar. Katar sahip olduğu zenginliklerle böyle bir ablukaya şu anda dayanabilecek güçte. Talepleri i redetti. Verilen süre de doldu. Bir savaş çıkar mı endişesi var.

Türkiye, Katar ile yapılan iki anlaşmayı yakın zamanda Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde onayladı. Anlaşmalardan biri Jandarma eğitim ve öğretimi alanında işbirliği, diğeri Türkiye ile Katar devleti arasında Katar topraklarında Türk askeri kuvvetlerinin konuşlandırılmasına ilişkin uygulama anlaşmalar. Bizim oradaki askeri varlığımız her hangi bir ülkeye saldırıya yönelik değil, ama Katar’ın korunmasına yönelik bir varlıktır. ABD’nin de orada askeri üssü var. 10 binden fazla ABD askeri var.

Arap ülkeleri arasındaki çıkar çatışmaların bir sonucu yaşanıyor. Katar üzerindeki baskıların daha bir süre daha devam edeceğini düşünüyorum. Savaş ihtimalini görmüyorum. Katar’a bu ablukayı uygulayan ülkelerin bir silahlı mücadeleye gideceklerini sanmıyorum. Türkiye’nin orada askeri varlık olarak durmasını doğru bir karar olarak görüyorum. Katarın kendisini diğer Arap ülkelerine karşı koruması gerekiyor. Biz de bu ülkelere karşı bir düşmanca tavırda bulunmamalıyız. Katar’ı da ezdirmemeliyiz.

Sureye de bizim uyguladığımız politika baştan beri yanlış. Biz Suriye’ye rejim dayatma gibi bir tavrımız olamaz, olmamalı. Bizim dış politikamızın temeli ‘Yurtta barış, dünyada barış’ ilkesi üzerine inşa edilmeli. Ortadoğu bataklığına mümkün olduğunca girmemeliyiz. Biz ancak Türkiye’ye her hangi bir saldırı sonucunda müdahale etmeliyiz. Türkiye’yi gelecekte her hangi bir sıkıntıya sokacak girişime de izin vermemeliyiz. Bizim başka bir ülkenin rejimine müdahale etmemiz söz konusu olamaz. Ama bize karşı bir saldırı durumunda da kendimizi korumamız gerekiyor.

(GELECEK HAFTA: KATAR VE KUZEY SURİYE GERİLİMİ KONUSUNDA ASKERLERİN GÖRÜŞLERİ…)

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre yıllık enflasyon yüzde 12,98 ile son 14 yılın rekorunu kırarak, zirve yaptı. Yetkililer artışın geçici olduğunu savunu...

GÖZLEM konuyu masaya yatırdı. Uzmanlar, “Trump’ın iç politikadaki sıkıntılarını ve İslam ülkeleri arasındaki bölünmeleri” işaret ederek, “Kararın Ortadoğu’da gerilimi ...

Suriye'nin Deyrizor kentinin IŞİD'den temizlenmesine ilişkin açıklamayı Rus komutan ve YPG sözcüsünün birlikte yapması, Türkiye’de tepki yaratırken, yetkililerden ses ...

Diyanet neden böyle bir açıklama yaptı? Bu konuda fikir beyan etmek Diyanet İşleri’nin görevi mi? Dahası böyle bir fetva verilmesi “laik devlet” kriterlerine uygun mu?...

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, elinde başka belgeler olduğunun işaretini verirken, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı “belgeler ve iddialar için” soruşturma açtı. Tırmana...