Kışlalı: “Yürüyüş, Erdoğan dahil, herkesi etkiledi!..”

14.7.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Duayen Gazeteci Mehmet Ali Kışlalı, Adalet Yürüyüşü, Maltepe Mitingi ve sonrası konusunda GÖZLEM’in sorularını cevapladı.

GÖZLEM – Adalet yürüyüşü, büyük bir mitingle sona erdi. Yürüyüş ve miting konusunda görüşünüz?

K – Doğrusu “Türkiye için bütün boyutlarıyla çok dikkate değer bir olay oldu bu yürüyüş” diye düşünüyorum. Aslında CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun Anayasa referandumu için kampanya sırasında takındığı tavır ve sürdürdüğü yolun bu “Adalet Yürüyüşü” için de bir gösterge olduğunu düşünmüştüm. Bunda yanılmadığımı gördüm. Anayasa referandumu sırasında altını çizdiği en önemli hususlar olan demokrasi için, insan hakları için vazgeçilmez konuların başında gelen kuvvetler ayrılığı ve adaletin geldiği ve özel önemi olduğu vurgulanmıştı. Bu yürüyüş de bu hususun büyük çoğunluğun bilincine kalın harflerle yazılmasını sağladı. Yürüyüşün sonundaki miting ise doğrusu pek beklenmeyen büyük bir sürpriz yarattı. Her ne kadar valinin verdiği resmi rakam ile yakından uzaktan ilgisi olmasa bile miting alanı görüntüsünü televizyondan izleyen büyük kitlelerin kafasında “en az” milyonların toplandığı düşüncesi oluşmuştu.

 

GÖZLEM – Yürüyüşe katılanların ve destekleyenlerin Cumhurbaşkanlığı katından, yandaş medya haber ve yorumlarına kadar, hatta bazı Cumhuriyet savcılarının twitlerine kadar “terörist ve hain olarak” nitelendirilmesine ne diyorsunuz?

 

K – Özellikle yürüyüş sona erdiğinde eğer olayı çeşitli boyutları ile izlemişseniz, bu değerlendirmeleri yakından, uzaktan pek paylaşmanızın mümkün olamayacağını düşünüyorum. Bir kere daha belirtmek gerekir ki, Kılıçdaroğlu'nun uyguladığı basit ama çok sade ve barışçı yöntemler soruda bahsettiğiniz kesim dışındakiler için çok başka etkiler yarattı. Adalet fikrinin yaygın kitleler için kolay anlaşılıp benimsenmesi ötesinde siyasi umutlar da yarattı.

 

GÖZLEM – Devletin TV’si olan ve 80 milyonun ödediği paralarla yayın yapan TRT, yürüyüş için “sözde” ifadelerini kullandı, görmezlikten geldi, görüşünüz?

 

K – Sadece TRT’de değil, devletin şu veya bu şekilde kontrolündeki yayın organlarında uygulamaya konduğunu bildiğimiz, alışık olduğumuz bir yöntemin, bu konuda da aynı kaynaklarca farklı uygulanmayacağını bilmiyor değildik. Onun için hiç şaşırmadık. Maalesef ülkemizde çeşitli değişik siyasi iktidarlar döneminde de devlet kontrolünün olabildiğine benzer yayın organlarını baskı altına almak için kullanıldığını gördük. Uzun yıllar İngiliz ve Amerikan yayın organlarının Türkiye muhabirliğini de yapmış bir gazeteci olarak, taraf tutan yayın organlarının yanında, CNN gibi daha bağımsız yayın yapabilen kaynaklara Türkiye'de rahatça erişilebiliyor olunmasının, olayların daha tarafsız izlenmesine olanak sağladığını görüyoruz.

 

GÖZLEM – Yürüyüş sonlarında Dünya ve Türkiye basınında “Türkiye’de artık sadece Erdoğan ve iktidarı yok, etkin bir muhalefet cephesinin de var olduğu ortaya çıktı” yorumları yapılmaya başlandı, görüşünüz?

 

K – Aslında sözünü ettiğiniz muhalefet cephesinin ilk belirgin hâli anayasa referandum neticesinde ortaya çıktı. Bu yürüyüşün noktalandığı Maltepe meydandaki insanlar da bu görüşü tartışılmaz bir hâle soktu. Umarız bundan siyasi iktidar da gereken neticeyi çıkarır ve Türk siyaseti şimdiye kadar olduğundan daha farklı düzeyi yakalar. Eğer çok kötümser değilseniz bunun ufak tefek işaretlerini şimdiden görmeye başlamış olabilirsiniz. Cumhurbaşkanı ve başbakanın daha önceki konuşmalarından şimdikilerin daha umut verici olduğunu söyleyebilirsiniz.

 

GÖZLEM – Benzer yorumlar Kılıçdaroğlu için de yapılıyor ve “Bugüne kadar parti genel başkanıydı, artık lider oldu” deniliyor; yorumunuz?

 

K – Bu soruya daha rahat yanıt verebiliyorum. Gerçekten Kılıçdaroğlu son zamanlarda birlikte çalıştığı ekibiyle daha umut verici görülmüyor mu? Ama önemli olan şimdi yakaladığı olumlu tempoyu en az seçimlere kadar sürdürebilmesi.

 

GÖZLEM – Bu yürüyüşün verdiği mesajlardan, Cumhurbaşkanı Erdoğan, onun genel başkanı olduğu AKP ve AKP iktidarı, dahası, onları destekleyen basın ve de en önemlisi “Anayasa Mahkemesi başta, adalet mekanizmamız” etkilenmiş midir; etkilenmişse sonuçlarını ve ne kadarını gelecek günlerde görebiliriz?

K – Kanımca en önemli husus Erdoğan'ın ve yakın danışmanlarının etkilenmesi, zira bu etkilenme, ötekileri de etkileyecektir, ama, ancak “şimdiden bu son gelişmelerin dikkate alınmakta olduğu” hakkındaki değerlendirme doğru ise, gelecek seçimlere kadar kat edilecek uzun yoldan umutlu olunabilir. Türk toplumu Avrupa Birliği ülkelerince kabul edilmesi çok zor olan bir toplum değildir. Sorun bunu gösterecek adımların atılmasında, işaretlerin verilmesinde.

 

GÖZLEM – Daha açık bir soru soralım; “Türkiye’de hiçbir şey, artık yürüyüşten önceki gibi olmayacak, çok şey değişecek” görüşüne katılıyor musunuz, bu durum Erdoğan’ın iç politikadaki tutumunu sertleştirir mi, yumuşatır mı?

 

K – Sertleştirmesi için bir zaruret göreceğini düşünemiyorum. Ama aksini söylemek için de acele etmemek gerektiği kanısındayım. Erdoğan'ın daha umut verici bir tavır takınması için darbe yıldönümünün gergin havasından sonrasını beklemek yararlı olur diye düşünüyorum. Tabi bunda Kılıçdaroğlu'nun tutumu da herhalde etkili olacaktır.

 

GÖZLEM – Kılıçdaroğlu’nun “Yürüyüş bitmedi, asıl şimdi başlıyor” sözlerinden ne anlamamız gerekiyor?

 

K – Bundan "Tuttuğum yol doğrudur"dan fazlasını anlamak gerekir. Öncelikle CHP'nin kadrolarını bu umut verici ortamda yepyeni bir strateji ile harekete geçirmek gerekir. CHP’de bunun nasıl yapılacağını bilen deneyimli kadroların mevcut olduğunu ama bunları harekete geçirmenin pek de kolay olmayacağını düşünüyorum. Adalet konusundaki vurgunun büyük kitlelere daha iyi anlatılması konusunda CNN'in, düzenlediği gece oturumlarında bir araya getirdiği çeşitli görüşlere sahip uzman kadroların çok daha yararlı olacağı kanısındayım.

 

GÖZLEM – Bu yürüyüş, yıllardır “etkin olmamak” ile çokça eleştirilen CHP teşkilatını, “etkin bir teşkilat olma yolunda” etkileyebilmiş midir?

 

K – Etkilediğini zannediyor ve umut ediyorum. Ancak şimdiye kadar bambaşka, pek de yararını görmedikleri yöntemlerle siyaset yapmaya alışmış olanların şimdi ortaya çıkan durumun can alıcı noktalarını keşfedip yararlı olmaya gayret edici hamleyi yapmalarının pek kolay olacağını da düşünmüyorum. Göreceğiz bakalım, CHP'nin bu umut verici hareket noktası nasıl ortaya çıkacak?

 

GÖZLEM – Bu yürüyüş, büyük ülkeler ve AB gibi kuruluşlar başta, Dünya’yı yönetenlere, son yıllarda “pek önem vermedikleri” Ana Muhalefet Partisine ve onun genel başkanına karşı ortaya koydukları tutum ve davranışlarında değişiklik yapmaları yönünde, etki yapabilmiş midir?

 

K – Bu konuda bir kanaat edinmek için yeterli zamanın geçtiğini düşünmüyorum. Bakalım önce bizlerin, tarafsız değerlendirme yapabilen Türk uzmanların görüşlerini görmek lazım. Bu konuda çeşitli televizyon tartışmalarının gerçekten bilgili ve deneyimli oldukları görülen konuklarının, yaptığı tartışmaları izlemenin ve bunlar üzerinden parti taraftarlarına ders maiyetinde olabilecek çalışmalar yaptırmanın yararlı olacağını sanıyorum.

 

GÖZLEM – Sizce “bu yürüyüş” Türk siyasetinde “gerçekten” yeni bir sayfa açmış mıdır ve yapmışsa bu sayfanın kalıcı olabilmesi için bundan sonra ne yapılmalı, hangi adımlar atılmalıdır?

 

K – Bu yürüyüşün Türk siyasetinde yeni bir sayfa açtığını düşünüyorum. Yeter ki yürüyüşün değerlendirilmesi ile ortaya çıkan çeşitli görüşlerin parti merkezlerinde bir kere daha dikkatle ele alınması, yararlı neticeler çıkarılması çalışmaları yapılsın.

 

GÖZLEM –  Bu yürüyüş, “Referandumun Hayırcı cephesinin geleceği için etkili olmuş mudur?

 

K – Etkili olduğundan kuşkulu değilim ama bu etkinin ne kadar süreceğini ve de neticeler alınırken ne kadar geçerli olacağını bilemiyorum. Herhalde Kılıçdaroğlu'nun seçimlere kadar gidecek dönemde kademe kademe günün şartlarına uygun yeni adımlar atması gerekecektir. Bunları merakla bekliyoruz.

 

GÖZLEM –  Avrupa Parlamentosu kararı, Almanların İncirlikten çekilmesi, G – 20 Zirvesinden beklentilerin boşa çıkması, Erdoğan’a Almanya’da “vatandaşlarımızla bir sohbet toplantısına bile izin verilmemesi”, Hollanda ve Avusturya gibi ülkelerin bakanlarımızın “15 Temmuz’un yıldönümünde yapmak istedikleri” toplantıları reddetmeleri, Kuzey Suriye’de “masa üstü ve saha içi etkinliğimizin” giderek azalması, “Katar hariç” ARAP ülkeleri nezdinde “sıcak ilişkilerimizin kalmaması” gibi önemli “dış politik gelişmeler” konusunda görüşünüz nedir? Türkiye dış politikada giderek yalnızlaşıyor mu? Avrupa ve Orta Doğu’daki ağırlığını kaybediyor mu?

 

K – Dış konuları mesleğinin çok büyük kısmında yakından izlemeye çalışmış bir gazeteci olarak, tarif ettiğiniz manzarayı üzüntü ile seyrediyorum. Benim tanıdığım dış politika uzmanları, şimdi ortaya çıkan bu durumun çözümlenmesi için yetiştirilmişlerdir. Sanıyorum bunlardan bir seçkin grubun oluşturulması durumunda çözüm için çok daha kolay görüş birliğine varacaklardır. Çünkü şimdi karşımızdaki yaratılmış çıkmaz, “Erdoğan ve bu konudaki danışmanlarının yarattığı, çözülmesi hiç de zor olamayacak bir sorundur” diye düşünüyorum.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Hükümetten gelen “pembe” açıklamalarla giderek artan ve büyüyen sorunların çözülemeyeceğini belirten uzmanlar, “Gecikilmemeli” diyorlar. İşte görüşleri.

GÖZLEM, konuyu masaya yatırdı ve uzmanlara sordu. Yanıtlar, AKP ve MHP için “yapılmakta olan kamuoyu araştırmalardaki oy oranlarına uygun” oldu

Duayen gazeteci M. Ali Kışlalı, GÖZLEM’in, Türkiye’nin gündemindeki iç ve dış olaylarla ilgili sorularını cevapladı. Özellikle MHP ve Bahçeli hakkındaki analizleri alt...

Yerli otomobil üretecek fabrikanın İzmir’de kurulması için başlatılan girişim, kent genelinde büyük destek gördü. Siemens’in kuracağı rüzgar tribünleri fabrikasın da İ...

GÖZLEM, 80 milyonu “doğrudan” ilgilendiren bu konu ile ilgili olarak “Neden” ve “Ne yapılmalı” sorusunu uzmanlara sordu. İşte Prof. Dr. Muzaffer Demirci’nin, Prof. Dr....

GÖZLEM, “Anayasaya aykırılık ve suç duyurusu” iddialarını masaya yatırdı, işte uzman görüşleri…