Milli Eğitimde yeni müfredat ileriye mi, geriye mi dönük?

21.7.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

GÖZLEM, konuyu masaya yatırdı. Aldığımız uzman görüşleri, programı açıklayan Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz’ın görüşleri ile büyük ölçüde çelişiyor. İşte o görüşler…

Merakla beklenen eğitim müfredatı, Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz tarafından açıklandı. Talim Terbiye Kurulu Başkanlığınca hazırlanan tanıtım kitapçığına göre, yeni müfredat bu sene 1, 5 ve 9’uncu sınıflarda uygulamaya konulacak. 2018-2019 eğitim öğretim yılında tüm sınıflarda ve tüm derslerde yeni müfredat ile eğitim öğretim süreci başlayacak. İlkokul ve ortaokul düzeyinde 17, lise düzeyinde 24, imam hatip ortaokulu ve imam hatip lisesi düzeyinde 10 olmak üzere toplam 51 ayrı; sınıflar esas alındığında 176 müfredat yenilendi.

13 Ocak’ta askıya çıkan ve 27 gün askıda kalan taslak öğretim programlarının nihai şeklinin nisan ayında kamuoyuyla paylaşılması bekleniyordu. “Evrim Teorisi’nin ders kitabından çıkarılması, Atatürk ile ilgili kazanımların daraltılması” nedeniyle tartışma yaratan öğretim programlarına askıda kaldığı süre boyunca yaklaşık 175 bin 342 görüş ve öneri gelmişti. Görüşe sunulan ve 1, 5 ve 9’uncu sınıflar için güncellenen öğretim programlarının ötesinde, “diğer eğitim kademelerinde yeni müfredata kademeli geçiş” öngörülüyordu.

Basın toplantısında “Ocak ayında askıya çıkmayan din kültürü ve ahlak bilgisi öğretim programının da önümüzdeki hafta görüşe sunulacağını” anlatan Bakan Yılmaz, “din dersi müfredatının hazır olduğunu ve gelecek hafta askıya çıkacağını” belirterek, "Bir hafta askıda kalacak. Yeni döneme yetiştireceğiz” dedi.

Beden Eğitimi dersinin adı değiştirildi

Yenilenen müfredatın sade ve anlaşılır olmasının ön planda tutulduğunu kaydeden Yılmaz, şunları söyledi: “Öğrencilere kazandırılması hedeflenen yeterlilik ve beceriler belirlenirken derslerin tabiatı dikkate alınmıştır. Müfredatların giriş bölümüne ‘değerler eğitimi’ başlığı altında bir bölüm eklendi. Müfredatlar yenilenirken farklı kültür ve medeniyet havzalarının katkıları belirginleştirilmeye çalışıldı. Yenilenen müfredatlarda sadeleştirme ve içerik yoğunluğunun azaltılması ön planda tutuldu. Müfredat uygulanırken her türlü farklılığı kapsayıcı ve hassasiyeti koruyucu olmaya odaklanıldı. Yapılan saha çalışmalarına ve anketlere 100 bine yakın öğretmen ve veli katıldı. Beden Eğitimi dersinin adı ‘Beden Eğitimi ve Spor’ olarak değiştirildi.”

Yeni müfredatı yenilerken çoğulcu bir yaklaşımı esas aldıklarını söyleyen Yılmaz, “Bu müfredat, şu ana kadar yapılmış en demokratik, en katılımcı, en çoğulcu müfredattır” dedi.

Cihat kavramı öğretilecek

Zorunlu din dersi ile ilgili gelecek hafta açıklama yapacaklarını söyleyen Yılmaz, tartışma yaratan “Cihat” konusunda da şu açıklamayı yaptı; “Cihat, bizim dinimizde bir unsur bu nedenle fıkıh dersinde ve temel dini bilgilerde var. Bundan (cihadın öğretilmesinden) rahatsız olmaya gerek yok, aksine biz müfredata koymasak, talep gelmesi gerekirdi. Kırmak dökmek savaşmak cihadın içine girmez ama vatan koruması gerekiyorsa girer, cihadın ne olduğu ve ne olmadığının öğretilmesi görevi de bizim.”

“Müfredatın en genel tanımıyla öğretmen rehberliğinde öğrenciler tarafından edinilmesi gereken temel bilgi ve becerilerin çerçevesi olduğunu ve müfredatları yenileme çalışmalarının 2005 yılında başlayarak, bugünlerde tamamlandığını” belirten Yılmaz, “çalışmalar” konusunda da şu bilgiyi verdi:

“Ülkemizin bugününden yarınına kendilerine büyük umutlar bağlanan gelecek nesiller için müfredatların yenilenmesi gerekliliğini doğmuştu. Çağın ve toplumun değişen ihtiyaçları doğrultusunda yenilenen müfredatlar için nitel ve nicel araştırmalar yapıldı, güçlü ve zayıf yönler soruşturuldu, ‘müfredatlar nasıl daha işlevsel hale getirebilir, güncelliğini yitirmiş konular var mıdır, memnuniyet ne düzeydedir’ sorularının yanıtı için çalışma grupları oluşturuldu. Farklı ülkelerin son yıllarda yenilenen müfredatları incelendi. Yurt içi ve yurt dışında yapılan akademik çalışmalar tarandı. Sonunda bu değişiklikler yapıldı.”

‘BİLİM ÇAĞINA GÖRE NESİLLER YETİŞTİRMELİYİZ’

Ali Naili Erdem (Eski Milli Eğitim Bakanı): Batı dünyası eğitimini iki kaide ile götürür, biri akıl diğeri deneydir. Cumhuriyet de ‘fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür’ nesiller yetiştirmeyi öngörmüştür. Çağdaş uygarlık düzeyinin üzerine çıkacağımıza göre, eğitimimizin akla, bilime, teknolojiye ve deneye dayanmalıdır. Yeni müfredat programı hayata hangi tip insanı hazırlıyor. Yaşadığımız cağ bilim çağıdır. Bilim cağına göre yetişmeyen çocuk hayata atıldığı zaman tutunacak dal bulamaz ve ezilir. Biter yok olur. O itibarla Türkiye’nin ihtiyacı, aklı ve bilimi ön plana çıkaran müfredat olmalıdır. Bu yetmiyormuş gibi Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda inkar kabul etmeyecek ağırlıkta Atatürk’ün ortaya koyduğu ilke ve görüşler vardır. Bu görüşler diyor ki ‘Cumhuriyet sizden ilmen, fikren fennen sağlıklı ve yüksek karakterli muhafızlar ister’ der. Şimdi böylesine bir Cumhuriyet neslini yetiştirmek istediğin zaman, bunları yerine getirecek fert olmalıdır. Hurafelere inanan bir anlayışın içinde, hayatta geçerli olmayan, abur cuburlarla beyinleri yıkamaya kalkarsanız nesilleri yok edersiniz. Müfredat programı çağın bilim anlayışına uygun olmalıdır. Atatürk’ü sileriz diyorlar, bunu demekle Atatürk’ü silemezsiniz. Tarihe mal olmuş birini silemezsiniz.

Araştıran, sorgulayan insanları yetiştirmektir. Bu itibarla dünya devletleri arasında itibarlı, bilimsel yönü takdire şayan, özgür bir düşünceye sahip, kendi aklı ile düşünen bir nesilleri yetiştirmek bugün hazırlanan müfredat ile mümkün değildir. Yönetici beyinler yetiştirmek istiyorsak dünyanın her yerinde aranan insanlar yetiştirmek istiyorsak bu yapılan müfredatla mümkün değil. O zaman uydu tipi insanlar yönetirsiniz. Fikir üretmeyen zeka pırıltılarından yoksun nesiller yetiştirirsiniz. Akla bilime ve teknolojiye dönük bir eğitimle nesilleri yetiştirmeliyiz.

‘CUMHURİYET İLE HESAPLAŞMA NİTELİĞİNDEDİR’

Hikmet Sami Türk (Eski Adalet ve Milli Savunma Bakanı): Yeni müfredat programı Cumhuriyetle bir hesaplaşma niteliğindedir. Cumhuriyetin kuruluşundan beri programda olan konuların ağırlıklarını kaybettirerek programda daha az yer almasını sağlıyorlar. Anayasamızda yer almayan cihat gibi kavramlar yeni müfredata koydular. Bizim temel dış politika ilkemiz ‘Yurtta barış, cihanda barış’tır. Onun yerine cihadı koydular. Gençlere cihadı öretecekler. Cihat din temelli ve savaş çağrısı yapan bir kavram. 21 yüz yıl Türkiye’sinin ihtiyacı olan bir müfredat programı değil. Bu çağda biz gençlerimizi çağın çok gerisinde kalmış cihat çağrısıyla yetiştirmemeliyiz. Türkiye Cumhuriyeti’nin temel ilkelerinde yer olmayan kavramlarıgençlerimize öğretmeye çalışıyoruz. Bu Türkiye’yi ileriye taşımaz. Yeni müfredat programı özellikle Atatürk’ü mümkün olduğunca dışarda bırakan, onun ilkelerine yer vermeyen bir anlayışla hazırlanmıştır. Atatürk’e ihanet niteliğindedir. Umuyorum ki bundan vazgeçilir. Ama Sayın Bakan büyük bir gururla bunu açıklıyor. Bu bir çıkmaz yoldur. Türkiye bununla bir yere varamaz. Atatürk’ün koyduğu ilkelerden sapmak Türkiye’ye ihanettir.

‘KARANLIĞA ÇAĞRI YAPMAKTADIR’

Yekta Güngör Özden (Eski Anayasa Mahkemesi Başkanı): Milli Eğitim Bakanlığı’nın öğrencilerin yetişmesi konusunda özenle davranması beklenirken, İmam Hatip ağırlığıyla giderek dinsel bağlamda yol alma çabaları çağdaş eğitimin ötelenmesinden öte yıkımına ortam hazırlayan bir olumsuz kalkışmadır. Dinsel etkinliklere bağımlılık artırıcı ağırlık verilirken, laik Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu ile onun ocağı olan kurtuluş felsefesinin gözardı edilmesi, tümüyle özel amaçlı ve yıkıcı bir girişimdir.

İlimle inancın farkını anlam ve etkisini ayıramayanlar, kendi düzenleri için inanç sömürüsünü araç kılanlar, ulusumuzun geleceğini oluşturan öğrencilerimizi yetiştiren dinsel öğelere ağırlık vererek karanlığa çağrı yapmaktadırlar. Milli Eğitim Bakanlığı’nın bilimsel atılımlarla çağdaşlık yolunda uygar ülkelere yaraşan çabalar içinde olması beklenirken, siyasal amaçlı partizanlıklarını hoş görmek olanaksızdır. Bilimsel bir ortamda din ve vicdan özgürlüğü, siyasal düşüncelerin dışında kendi saygınlığı ve güvenliği içinde zaten gereken değeri görecektir. İktidarda kalmak ve bu amaçla oy toplamak için siyasal beklentilerle ilkeleri ve kurumları bozmanın hiçbir anlamı yoktur.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Hükümetten gelen “pembe” açıklamalarla giderek artan ve büyüyen sorunların çözülemeyeceğini belirten uzmanlar, “Gecikilmemeli” diyorlar. İşte görüşleri.

GÖZLEM, konuyu masaya yatırdı ve uzmanlara sordu. Yanıtlar, AKP ve MHP için “yapılmakta olan kamuoyu araştırmalardaki oy oranlarına uygun” oldu

Duayen gazeteci M. Ali Kışlalı, GÖZLEM’in, Türkiye’nin gündemindeki iç ve dış olaylarla ilgili sorularını cevapladı. Özellikle MHP ve Bahçeli hakkındaki analizleri alt...

Yerli otomobil üretecek fabrikanın İzmir’de kurulması için başlatılan girişim, kent genelinde büyük destek gördü. Siemens’in kuracağı rüzgar tribünleri fabrikasın da İ...

GÖZLEM, 80 milyonu “doğrudan” ilgilendiren bu konu ile ilgili olarak “Neden” ve “Ne yapılmalı” sorusunu uzmanlara sordu. İşte Prof. Dr. Muzaffer Demirci’nin, Prof. Dr....

GÖZLEM, “Anayasaya aykırılık ve suç duyurusu” iddialarını masaya yatırdı, işte uzman görüşleri…