Türk Turizmi 2018’i de “kriz içinde” geçirecek

28.7.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Rusya pazarı krizi aşılmak üzere iken, bu defa “siyasi gerilim” yüzünden en büyük Pazar olan Almanya başta Orta – Kuzey Avrupa krizi patladı. “Büyük fiyat indirimlerine rağmen” Avrupalı turist gelmiyor ve sektör, yakın tarihinin en derin krizini yaşıyor. GÖZLEM “ne yapılması gerektiğini” uzmanlara sordu. İşte yanıtları...

ENGİN TATLIBAL

80’li yıllarda başlayan turizm atağı ile Türkiye, 2000’lerde dünyanın en çok turist ağırlayan altıncı ülkesi durumuna gelmişti. O dönemlerin sloganı “Turist döviz getirir” idi; ancak dünya gerçeklerini pek umursamayan bir kesim, “Turist döviz getirir ama ahlak götürür” dedi ve bu zihniyet giderek toplumsal yaşamda ve siyasette daha fazla egemen oldu. Bugün gelinen noktada iç ve dış politikada strateji ve söylemler belirlenirken turizm sektörü belli ki pek önemsenmiyor. Suriye’deki savaş ve savaştan da öte, Türkiye’nin savaşa ilişkin politikaları nedeniyle turizm sektörü, yakın tarihin en önemli krizini yaşıyor.

2017 yılının ilk altı ayında özellikle Rusya’dan gelen turist sayısındaki artışa rağmen gelirlerde ciddi oranda düşüş var. Türkiye’ye en çok turist gönderen ülkelerden olan Almanya ile son dönemde yaşanan gerginlik sektörü tedirgin ediyor. Ülkenin en yüksek tirajlı gazetesi Bild’in “Türkiye’ye gitmeyin” şeklinde yaptığı yayın, bu berbat sofranın baharatı oldu.

Buna eklenen “güvenlik sorunu” da Avrupalı turistleri “olumsuz” etkilemek bakımından Avrupa basını ve Türkiye ile “politik gerilim / kriz yaşayan” ülkelerin hükümetlerinin ve siyasetçilerinin kullandığı bir başka argüman oldu.

Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerine göre Ocak ile Mayıs arasındaki dönemde Türkiye’ye gelen turist sayısında yüzde 5,5 oranında bir artış var. Bu artış, Rusya krizinin geride kalması ve Arap ülkelerinden gelen turistlerin etkisiyle gerçekleşti. Ancak sektör temsilcileri, asıl sıkıntının başını Almanların çektiği turistlerin kurtardığı Eylül ve Ekim aylarında su yüzüne çıkacağını belirtiyor.

‘DOLAYLI BİR TANITIM STRATEJİSİ İZLENMESİ GEREKİYOR’

Bahattin Yücel (Turizm Eski Bakanı): Özellikle dış ilişkiler yüzünden Türkiye ile ilgili uluslararası anlamda bir olumsuz algı söz konusu. Bu algıyı değiştirmek için epey çaba harcanması gerekiyor ama şunu söyleyebiliriz ki bu sezon kayıp durumdadır. Fiyatlarda büyük düşüşler söz konusu oldu ama fiyat indirmek bir çözüm değildir. Hem mevsimsel, hem de fiyat anlamında Temmuz ve Ağustos aylarında Türkiye’ye dönük bir trafik var, ancak Eylül’e girerken bu trafik çok yavaşlayacak. Mevcut durumu düzeltmek için atılması gereken ilk adım, kesinlikle dış ilişkilerde kullanılan söyleme bir çeki düzen verilmesidir. Ülkelerle sorunlarımız olabilir, bu sorunlarda biz çok haklı da olabiliriz. Ancak bu sorunları, o ülkenin ve halkının genelini kapsayacak söylemlerle dile getirmememiz gerekiyor. Yani Almanya hükümeti ile bir sorunumuz varsa, bütün Almanlara Nazi veya faşist demememiz gerekiyor. Bu birincisi... İkincisi, o ülkelerde doğrudan turizm ile ilgili değil ama dolaylı olarak tanıtım faaliyetlerinde bulunmamız gerekiyor. Yani kültür, sanat veya spor faaliyetleri ile Türkiye’nin olumlu anlamda gündeme geleceği bir aşamalı tanıtma stratejisi izlemek gibi. Sivil toplum örgütleriyle diyaloglar kurulması ve bu örgütlerin bizdeki karşılıklarıyla omları bir araya getirmemiz gerekiyor. Her şeyden önemlisi, siyaset ile turizmin ayrı şeyler olduğunu insanlara anlatmamız gerekiyor.

‘YENİ BAKANIN SEKTÖRÜ BİR ARAYA GETİRMESİ GEREKİYOR’

Güman Kızıltan (Turizm Bakanlığı Eski Müsteşar Yardımcısı):Şu anda Türkiye’de derin bir turizm krizi ile karşı karşıyayız. Sebebi hem siyasi ve hem de ekonomiktir. Avrupa Birliği ülkeleri ve ABD’nin Türkiye’ye karşı tutumu, her sahada olduğu gibi turizmde de hissedilmekte ve bu ülkeler, Türkiye’ye gitmenin güvenli olmadığı yönünde beyanlarda bulunmaktadır. Şu anda mevcut durumun dikkatle tespiti ve buna uygun tedbirlerin alınması gerekiyor. Bunlar elbette bugünden yarına sonuç verecek tedbirler değildir. Bir vadeye yayılacaktır. Görevine yeni başlayan bir turizm bakanımız mevcuttur ve kendisinin turizm sektörü hakkındaki bilgisinin yeterli seviyede olduğu kanısında değilim. Dolayısıyla öncelikle sektörün ana öğelerini kontrol eden seyahat acentesi ve konaklama tesisi sahipleriyle ve bunların STK’larıyla bir araya gelmesi ve sorunları tespit etmesi lazım gelmektedir. Bunun yanı STK’lar, siyasi bir beyan vermekten veya tenkitte bulunmaktan çekinmektedirler. Onun için Turizm Bakanlığı teşkilatında önceden görev almış üst düzey mensuplarının da ayrıca bir toplantıya çağrılarak durumun onlar tarafından da Sayın Bakana anlatılmasında sayılmayacak kadar fayda vardır. Çünkü alınacak tedbirlerin bir kısmı acı, bir kısmı orta acı ve diğer bir kısmı ise uzun vadeli ve yumuşak inişli tedbirlerdir. Her iki toplantıda da sektör mensuplarının, akademisyenlerin, yazarların ve sektörün her kademesinde görev almış insanların ayrı ayrı bir araya getirilmesi gerekir. Aksi takdirde bugünkü sorunların düzelmesi, şartların dört dörtlük olması halinde bile en aşağı üç ila beş seneyi alır.

‘GELİRDE ALIŞILAN RAKAMLARIN YARISINI ZOR YAKALAYACAĞIZ’

Mehmet Bastıyalı (Bastıyalı Turizm): Yurtdışından anlaşmaları geçtiğimiz sene yapılmış operasyonlarda uygulanan fiyat, yaptıkları anlaşmaların yarı fiyatı seviyesinde. Yani yüzde 50 civarında bir tenzilat söz konusu. Ancak genelde Orta ve Kuzey Avrupa’dan gelen turistlerdeki aşırı azalış sebebiyle Rus pazarına ve hatta önüne gelen her pazara açıldık. Fiyatlar, yüzde 50 tenzilatlı dediğimiz fiyatların da altında, tur operatörlerine verilen fiyatların da altında... Bu şartlar altında genel bir sezon değerlendirmesi yapacak olursak, otellerin sezon ortalama doluluğu, yüzde 50’ler ila 60’lar seviyesini pek geçemeyecek. Dolayısıyla bizim burada turist sayısı olarak kaybımızın yanı sıra gelir olarak da alışılagelen rakamların yarısını zor bulacağız. Böyle bir kötü durum ile karşı karşıyayız. Şu anda Temmuz itibari ile dönemsel bir doluluk söz konusu. Ağustos’ta bir düşüş bekleniyor. Eylül başında Kurban Bayramı ile biraz doluluk olmasını beklesek de Eylül ve Ekim’de büyük bir düşüş bekliyoruz. Çünkü Eylül ve Ekim’de sektörü ayakta tutan Alman piyasasıydı. Şimdi bu piyasa tamamen kaybedilmiş durumda.

‘KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI PROFESYONELLERCE YÖNETİLMELİ’

Cem Polatoğlu (Andiamo Tur): Turizmde yaşanan sıkıntılara makro açıdan bakmak gerekiyor. Her şeyin başında, oteller çok zor durumda. Otelleri canlandıracak adımların atılması gerekiyor. Bunun için Japonya’da uygulanan çok güzel bir örnek var. Japonya’da her sömestr öğrenciler bir bölgeye seyahat ederler. Örneğin Diyarbakırlı öğrencilerin İzmir’e, İzmirli öğrencilerin Trabzon’a seyahat etmesi gibi... Bu işte belediyeler, valilikler, Milli Eğitim Bakanlığı gibi kurumlar sponsor olur ve bir iç turizm hareketliliği yaratılır. Aynı zamanda iç barışa hizmet eder. Ve bu iş, ölü sezonda yapılır. Bölgenin esnafına ve otellerine canlılık getirir. Biz TÜRSAB ile 3,5 milyon öğrenciyi bir günde Anıtkabir’e ve Çanakkale’ye taşıdık. Yani bunu yapacak kapasitemiz var. Bugüne dek Türk turiste sübap gözüyle bakılıyordu. Ama son krizde iç turistin ne kadar önemli olduğu görüldü. Planlaması iyi yapılırsa ve sömestr ve yaz tatilleri ayrılarak organize edilirse uygun fiyatlar da yakalanabilir.

Bunun yanı sıra siyaset faktörü var. Ben aslında işin bu boyutuna değinmek istemiyorum, ancak şunu söyleyebilirim; yurtdışındaki turistleri rahatsız etmeyecek şekilde demeçler verilmesi ve söylemlere dikkat edilmesi gerekiyor. Örneğin Meclis Başkanımızın Che Guevara’ya “it kopuk, çapulcu” demesi, Güney Amerika’dan gelen turistlerin bıçak gibi kesilmesine neden oldu.

Makro olarak yapılabilecekler arasında her şey dahil sisteminin revize edilmesi var. Antalya’da her şey dahil çalışan üç yıldızlı şehir otelleri var. Bu otel bu fiyatlarla çalışıyorsa, bir gece önceki salatayı ertesi gün sebze çorbası olarak vermek zorunda... Artan etleri makineden geçirip köfte yapmak zorunda... Bu tür bir servis, Türkiye’nin de kalitesini de aşağı çekiyor.

Kumarhaneler (Casinolar) yeteri kadar kapalı kaldı. Fas’tan Mısır’a kadar İslam coğrafyasının tamamında kumarhaneler var. Yani bu işin din ile bir ilgisi yok. Üstelik Türkiye’nin dört bir yanındaki hipodromlarda her gün zaten kumar oynanıyor. Bu konuda artık şapkamızı önümüze koymamız gerekiyor.

Ayrıca Türkiye olarak çevre duyarlılığımızı da artırmamız gerekiyor. Karadeniz yaylalarına TOKİ girmiş durumda. On yıl önceki resimlerle bugünü karşılaştırdığımızda farkı açıkça görebiliyorsunuz. Bir daha geri gelmeyecek doğa yıkımları söz konusu. Bütün bunların gerçekleşebilmesi için de Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın profesyonel kişilerce yönetilmesi gerekiyor.

‘İKİ YIL ÖNCEKİ FİYATLARA İNDİK, TURİST GETİREMİYORUZ’

Ali Onaran (Prontotur Yönetim Kurulu Başkanı):Son iki yılda yaşadıklarımız bizi öyle geriye götürdü ki... Fiyatlar neredeyse 10 yıldan daha fazla geriye gitti. Bu İstanbul için de Antalya için de geçerli. İstanbul’daki fiyatlar yüzde 40’lar civarında düştü. İç turizm için son üç yıldır fiyatlarda artışa gidilmedi. 2 yılda enflasyon karşısında yüzde 20’lik kayıp var. 2014 seviyesindeki fiyatları 2019’da yakalasak iyidir. O da her şey çok iyi giderse... Herkesin hadi artık Türkiye’ye gidelim demesi gerekiyor ki fiyatlar yükselsin. Hâlâ Avrupa pazarı düşüşte. Avrupa bölgesi artık ben Türkiye’ye gelmem diyor. Bunda politik söylemler çok rol oynuyor. Bunları aşmamız lazım. Çünkü bizim yakın çevremizden turist getirmemiz gerekiyor. Biz şu anda Hindistan ve Çin’den turist getirmek için çaba sarf ediyoruz. Doğru ama şunu unutmayalım; Hindistan’dan getirdiklerimizin sayısını 2 katına çıkardığımızda ilaveten 100 bin kişi gelecek. Ama Almanya’da yüzde 10 daha artırdığımızda yarım milyon daha turist getirmiş olacağız. Batı bizim için büyük potansiyeldir. Türkiye’ye gelen turistin yarıdan fazlası Avrupa’dan geliyor. Tek bir yerden gelen turiste bel bağlamak da tehlikeli. Rusya örneğinde bunu gördük. Turizmi çeşitlendirmek çok doğru. Ama Avrupa’yı unutmamamız gerekiyor. (Cumhuriyet gazetesinde 23 Temmuz 2017 günü yayınlanan Şehriban Kıraç imzalı röportajdan alıntıdır.)

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Tartışma sürüyor; uzmanlar, “Ekonomi gerçekten bu oranda büyüdü mü”, yoksa “Ne sihirdir, ne keramet, TÜİK’te midir, marifet” sorularına cevap arıyor. İşte görüşler…

“İran – Türkiye – Irak – Suriye -İsrail – Filistin – Mısır – Suudi Arabistan - Yemen çemberi” kaynıyor, ABD ile Rusya arasında da “Orta doğu satrancı” oynanıyor. Uzman...

GÖZLEM, “Milli Eğitim’deki dini eğitime gidişi” ve “iç barış için” riskler getiren “Özel Halk Harekatı” oluşumunu masaya yatırdı. İşte uzman görüşleri…

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre yıllık enflasyon yüzde 12,98 ile son 14 yılın rekorunu kırarak, zirve yaptı. Yetkililer artışın geçici olduğunu savunu...

GÖZLEM konuyu masaya yatırdı. Uzmanlar, “Trump’ın iç politikadaki sıkıntılarını ve İslam ülkeleri arasındaki bölünmeleri” işaret ederek, “Kararın Ortadoğu’da gerilimi ...

Suriye'nin Deyrizor kentinin IŞİD'den temizlenmesine ilişkin açıklamayı Rus komutan ve YPG sözcüsünün birlikte yapması, Türkiye’de tepki yaratırken, yetkililerden ses ...