‘İçe dönük’ dış politika ekonomiyi sarsıyor mu?

4.8.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Turizmden sonra, sanayimizi de etkileyecek bir tablo ortaya çıkmaya başladı. GÖZLEM konuyu masaya yatırdı ve uzmanlara sordu; işte cevapları…

Siyaset ekonomiyi sarsıyor

Türkiye ile Almanya arasında 15 Temmuz darbe girişiminin ardından pamuk ipliğine bağlı hale gelen ilişkiler, gerilmeye devam ediyor. Büyükada’da gözaltına alınıp tutuklanan hak savunucuları arasında bir Alman vatandaşının da bulunması, Türkiye’nin 680 Alman şirketinin yer aldığı ‘teröre destek veren şirketler’ listesi diyerek Alman yetkililerine vermesi sonrası iki ülke arasındaki ilişkiler iyiden iyiye gerilmişti.

Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel, geçtiğimiz günlerde düzenlediği basın toplantısında ülkesinin yatırımcılarına ve turistlere Türkiye'ye hakkında iki uyarıda bulundu. Türkiye'deki Alman yatırımlarına garanti veremeyeceklerini belirten Gabriel, yabancı şirketleri Türkiye'ye yatırım yapmamaya davet etti. Alman Dışişleri Bakanı, Avrupa Birliği'nin Türkiye'ye olan maddi desteğini de gözden geçireceğini söyledi. Almanya, Avrupa Komisyonu'nun Gümrük Birliği revizyonuyla ilgili görüşmeleri de askıya almasını istedi.

Gabriel'in açıklamasının ardından Alman Ticaret Odası (DIHK) da benzer bir açıklama yaparak, Alman şirketlerinin Türkiye'ye yatırım yapmasının çok zor olduğunu belirtti. DIHK Dış Ticaret Şefi Volter Treier, Reuters'a konuşarak son gelişmelerin güvensizliği artırdığını ve yeni yatırımların mümkün gözükmediğini söyledi.

Peki, bu açıklamalar Türk ekonomisini nasıl etkileyebilir? İç siyasete, parti tabanına, oya dönük dış politikanın olumsuz sonuçlarının bedelini ekonomi mi ödüyor? Bunu anlamak için öncelikle Almanya'nın ve Avrupa Birliği'nin (AB) Türkiye'deki yabancı yatırımlar ve Türkiye'ye gelen turistler içindeki paylarına bakmak gerekiyor. Almanya, AB'den "Türkiye'ye ekonomik baskı uygulanmasını" talep ederek iki ülke arasındaki siyasi gerginliği AB - Türkiye ilişkilerine taşıdı.

Almanya ve AB, Türkiye'ye en çok yatırım yapan ülkeler ve topluluklar arasında yer alıyor. Ekonomi Bakanlığı'nın verilerine göre Avrupa Birliği ülkeleri, 3,7 milyar dolarla 2016'da Türkiye'ye gelen uluslararası doğrudan yatırımların yüzde 55'ini sağladı. 2002'den Nisan 2017'ye kadar yapılan doğrudan yatırımların yüzde 68'i (96,8 milyar dolar) yine AB ülkelerinden geldi. Almanya'nın aynı süreçte doğrudan yatırımlar içindeki payı ise yüzde 6,3 oldu. 15 yıllık süreçte Türkiye'ye en fazla yatırım yapan 10 ülkenin 9'u Avrupa Birliği ülkesi. Almanya bu ülkeler içinde 6. sırada yer alıyor.

Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerine göre, Türkiye'ye en fazla turist gönderen ülke Almanya. 2015'te 5,5 milyon Alman Türkiye'yi ziyaret ederken bu sayı 2016'da 3,8 milyona düştü. Aynı dönemde Türkiye'ye gelen yabancı turistlerin sayısı da 36,2 milyondan 25,3 milyona düştü. Türkiye'ye 2016 yılında gelen turistlerin de yüzde 15,3'ü Almandı. Bu oran, Alman turistlerin Türkiye ekonomisine kazandırdığı döviz tutarının yaklaşık 2,7 milyar dolar olduğuna işaret ediyor. Bu yılın ilk 6 ayında 1 milyon 246 bin 744 Alman turist Türkiye’ye geldi.

Sabah Gazetesi’nde yer alan habere göre, Almanya başta olmak üzere AB ülkeleri Türkiye’ye son bir yıldır gizli bir ambargo uyguluyor. Son bir ayda yoğunlaşan bu gizli ambargo sebebiyle Türkiye’nin en kritik sektörlerinin AB’den yaptığı ithalatın durma noktasına geldiği belirtildi. Plastikten kimyaya, tekstilden otomotive kadar birçok sektör hammadde ve yarı mamul temini yapamadığı için üretimini durdurmak zorunda kaldı. AB'nin ambargosuna İran da konsolosluk şartı bahanesiyle eklenince ticarette ipler gerildi.

Hammadde konusundaki kaosu çözmek için Bilim, Teknoloji ve Sanayi Bakanlığı’nın devreye girerek, sektör temsilcilerine "Olası bir ithalat kesintisi durumunda sektörlerinizin hammadde ihtiyaçlarını yerli kaynaklarla nasıl karşılayabileceğinizi bize ivedilikle bildirin" yazısı gönderildiği öğrenildi.

Türkiye AB'den en fazla sanayi için işlenmiş hammadde satın alıyor. İşlenmiş hammadde pazarının lideri ise Almanya ve Türkiye'deki pazar payı ise yüzde 72. Almanya'nın son dönemde hammadde ihtiyacı olan Türk firmalarından yazılı taahhüt istediği de belirtiliyor. Alman firmalar, Türkiye'deki müşterilerine alacakları hammaddeyi savunma sanayisinde kullanmama şartıyla vereceklerine dair yazılar gönderiyor. Türk firmaları tarafından taahhüt verilene kadar da ticari faaliyetlerin durdurulacağı iletiliyor. Türkiye’nin Almanya’dan demir çelik ürünlerinde yaptığı ihracat haziran ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 15 geriledi. Son bir yılda savunma sanayisi ve havacılıkta ithalat yüzde 80 düştü. Düşüş sentetikte yüzde 11, demir-çelikte 15'leri buldu. Son bir ayda ise tablo daha da ağırlaştı. AB'den alınan cam ve iplikte kullanılan yarı mamul girişi bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 43 azaldı. Plastik sektöründe kullanılan hammadde yüzde 38 gerilerken, birçok sektörde kritik öneme sahip kauçukta ise bu oran yüzde 80'lere kadar dayandı.

Almanya’dan 4.3 milyar euroluk fon tehdidi

Almanya Hükümeti, AB’den “Türkiye’ye yönelik ekonomik baskıyı artırmasını” talep etti ve “AB ile Türkiye arasında Gümrük Birliği’nin modernizasyonu için görüşmeler yapılmasının Türkiye’ye yanlış bir mesaj vereceği” görüşünü iletti. Bu gelişme ile birlikte Almanya - Türkiye arasındaki gerginlik AB - Türkiye ilişkilerine taşınmış oldu. AB - Türkiye tam üyelik müzakereleri bir süredir zaten tıkanmış durumdayken, “AB’nin patronu” kabul edilen Almanya’dan, AB makamlarına “fonlarının kullandırılmaması” talebi gitti. Türkiye, “müzakere sürecinde” bir ülke. Bu durumdaki ülkeler için topluluk müktesebatına uyum sağlamak amacıyla “Katılım Öncesi Mali Yardım Aracı (IPA ve IPA II)” kapsamında fon kullandırılıyor. İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV) Başkanı Ayhan Zeytinoğlu, “AB’nin katılım öncesi programları ile bize ayırdığı kaynak 4.5 milyar eurodur. Bunun 190 - 200 milyonluk kısmını kullandık. Almanya kalanın kullanımında baskı istiyor” açıklamasında bulunmuştu.

Bazı şirketler çalışanlarını göndermiyor

Alman firmaların Türkiye ziyaretlerini iptal ettikleri ya da erteledikleri belirtiliyor. TGSD Başkanı Şeref Fayat da “Alman Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasının ardından anlık olarak Türkiye’deki randevularını iptal eden şirketler olmuş" diye açıklamada bulunmuştu.

Bir süre önce de Alman şirketi Covestro, şirketin çalışanlarına yönelik seyahat uyarısında bulundu. Şirketin yetkilisi Benjamin Schütz, “Türk müşterilerimizle tam bir güven ilişkisi içinde işbirliğine devam edeceğiz" dedi. Bayer’in kardeş şirketi Covestro'nun Türkiye'de 12 çalışanlı bir ofisi bulunuyor. İş dünyasında, AB’li firmaların Türkiye ile ticarette mal mukabili ödeme yerine peşin ödeme isteyebilecekleri kaygısı var. İş dünyası temsilcileri, “Bu gibi talepler, ‘Türkiye’de kriz çıkabilir’ algısından kaynaklanıyor” ifadelerini kullandı.

Zeybekci: Her iki ülke kaybeder

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Almanya’nın Avrupa Komisyonu’na Türkiye ile Gümrük Birliği müzakerelerinin askıya alınmasını tavsiye edeceği haberinin hatırlatılması üzerine şunları söyledi: “21 Aralık 2016 itibariyle AB Komisyonu oy birliğiyle Türkiye’nin Gümrük Birliği anlaşmasını yenileme konusunda yetki talep etti. Türkiye ile Almanya ilişkilerinin sorunlu olmasının kaybedeni her iki ülke olur. 35 milyar dolarlık doğrudan ticaretimiz var. İki ülkede yatırımcıların yaptığı toplam ticaret 100 milyar doların üzerinde. AB ile Gümrük Birliği’nin güncellenmesi sürecini yakından takip ediyoruz. Bu sene sonuna kadar olumlu sonuç alma gayretindeyiz. Biz üzerimize düşeni yapıyoruz. AB’nin de üzerine düşeni yapacağına inanıyoruz.”

“MÜZAKERELER ASKIYA ALINIRSA TÜRKİYE KAYBEDER”

Avrupa Birliği ve Küresel Araştırmalar Derneği Başkan Yardımcısı Can Baydarol, bir gazeteye verdiği mülakatta, AB ile müzakereler askıya alınması durumunda Türkiye’nin 15-20 yılının kaybedilmiş olacağı uyarısında bulundu. Baydarol'a göre müzakerelerin askıya alınması Türkiye ekonomisine çok ciddi zararlar verebilir. İncirlik Üssü'ne yönelik tartışmalardan beri Almanya - Türkiye ilişkilerinin çeşitli krizler yaşadığını hatırlatan Baydarol, " Bugüne kadar Avrupa Parlamentosu Türkiye'yle müzakerelerin dondurulmasına yönelik karar alıyordu ama Almanya'nın liderliğini üstlenmiş olduğu AB zirvesinde Türkiye ile yola devam etme kararı çıkıyordu. Bu sefer böyle olmayabilir. Korkarım bu kartı oynamaya başlayabilirler. Şimdi de Türkiye'deki Alman vatandaşlarının tutukluluğu meselesi gündeme geldi. Bunlar olumlu gelişmeler değil. Almanya Türkiye'nin komşu kapısı haline geldiği için turizmin daha az etkileneceğini düşünüyorum. Ama doğrudan yatırımlar daha fazla etkilenir. Alman yatırımcılara verilen mesajlar daha fazla etki yaratabilir. Sonuçta bunlar Almanya'da vergi veren ve hükümet desteğiyle yurtdışına açılım yapan yatırımcılar. Bu yüzden siyasetçilere bakıyorlar.

'İTHALATTA VAZGEÇİLMEZ DEĞİLİZ'

Ali Nail Kubalı (Ekonomist): Almanya, Fransa ile birlikte Avrupa Birliği'nin en güçlü üyelerinden biri ve Avrupa Birliği'ne yön veren iki üye. Pek çok konuda da rakip gibi değil, ortak gibi 'birlikte' hareket ediyorlar. Almanya ile Türkiye'nin arasının açılması Türkiye'nin Avrupa Birliği geleceği üzerinde çok güçlü olumsuz bir etki yaratır. Onun dışında kısa vadeli bakıldığında ise Türkiye ihracatının yüzde 10'u Almanya'ya yapılıyor. 140 küsur milyar ihracatın 14 milyarı Almanya'ya yapılıyor. 14 milyar ihracat hafife alınacak bir ihracat değil.

Almanya'nın bizden yaptığı ithalat ise vazgeçilemez bir ithalat değil... Yüksek teknoloji, Türkiye'ye özgü bir şeyler değil. O bakımdan Almanya, Türkiye'den olan ithalatını çok büyük oranda kısabilir, belki hatta sıfıra dahi indirebilir. Buna mukabil bizim Almanya'dan yaptığımız ithalat, ihracatımızın da önemli bir kısmı. Çünkü otomotiv sektörüne yarı mamul ithal ediyoruz, markalarını kullanıyoruz, parça ithal ediyoruz. Biz onlardan kolay vazgeçemeyiz. Bu bakımdan Almanya'nın Türk ekonomisi üzerinde önemli bir etkisi var. Ama bence bütün bunlardan daha önemli olan etki, Türkiye'nin dünya kültürü ile olan bağlarının kopması ve Türkiye'nin şark ülkesi haline dönüşmesi. Yani dünyada bugün hakim medeniyet olan batı medeniyetinden kopması. İslam ülkelerinin durumunu görüyorsunuz. Dünyada bir tane huzurlu İslam ülkesi yok. Türkiye, İslam ülkelerinin gıpta ile baktığı, hatta kıskandığı, dünyanın hakim medeniyet çevresinde yer alan bir ülkeyken, bunun dışına çok kolaylıkla itilebilir. Türkiye de diğer İslam ülkeleri gibi iç çekişmelerle uğraşan hayatı zor idame ettiren bir ülke haline gelebilir. Bence Almanya ile olan ilişkilerimiz Türkiye için önemlidir. Koparıp kenarı atılacak bir ilişki değildir.

'TÜRK EKONOMİSİNİ EN ÇOK ALMANYA ETKİLER'

Esfender Korkmaz (Ekonomist): Almanya ile ihracatımızın toplam ihracattaki payı yüzde 11. Almanya'nın toplam ihracatı içerisinde Türkiye'nin payı yüzde 1.7. Öte yandan Türkiye'ye en fazla turist Almanya'dan geliyor. Ayrıca Almanya'dan gelen turistler daha çok döviz bırakıyor. Türkiye'de emekli olup yada çeşitli nedenlerle Akdeniz'e yerleşen çok sayıda Alman vatandaş var. Eğer Almanya ile ilişkilerimiz bozulursa Almanya'yı çok az etkiler ama bizi büyük oranda olumsuz etkiler. Almanya tek başına Almanya değil, Avrupa Birliği'nin kaptanı sayılır. Avrupa Birliği'nin Türkiye'ye yaptığı yardımların gelmesini engelleyebilir. Gümrük Birliği konusundaki görüşmelerimizin de kesilmesine neden olabilir. Türkiye, Almanya ile bozuk ilişkiler nedeniyle Avrupa çıtasını kaybederse, bu Türkiye için önemli bir ekonomik istikrarsızlık doğurur. Sonuç olarak Almanya'yı çok az etkiler ama Türk ekonomisini en fazla etkileyecek ülke Almanya'dır. Almanya ile olan ekonomik ilişkilerimizin bozulması Türkiye'yi olumsuz etkiler.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

GÖZLEM, “Dış borç, yüzde 51.8 ile milli gelirin yarısını geçince ve yüksek risk ortaya çıkınca” konuyu masaya yatırdı ve uzmanlara sordu. İşte görüşleri…

ABD’nin Türk vatandaşlarını cezalandıran “vize” kararına tepki gösteren uzmanlar, krizin 'geçici' olduğunda birleşirlerken, “ilişkilerin giderek zayıfladığı” noktasına...

GÖZLEM; “ekonomik göstergelerdeki olumsuz tabloyu” uzmanlara sordu, işte görüşler…

Milli Eğitim Bakanlığı'ndan üst üste atılan yeni adımlar “laik bir hukuk devleti olan” Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşlarını, başta veliler olmak üzere tedirgin ediyo...

Duayen gazeteci M. Ali Kışlalı, GÖZLEM’in, başta “Kıbrıs, Kuzey Irak ve AKP’deki gelişmeler” olmak üzere Gündem’deki konularla ilgili sorularını cevaplandırdı. İşte gö...

Genel Koordinatör Prof. Dr. Attila Sezgin, GÖZLEM’in Yayın Kurulu toplantısına katıldı ve hem görüşlerini anlattı, hem de yayın kurulu üyelerimizin soruları yanıtladı.

GÖZLEM, “Bundan sonra ne olacak, ne yapılmalı” sorusunu “ekonomi ağırlıklı olarak” uzmanlara sordu. İşte, “kaygının hakim olduğu” cevaplar…