AB gerilimi AİHM'e kadar uzandı

11.8.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Mahkemeye aday listelerimiz geri çevriliyor, AB Yardımının kesilmesi gündemde. Konunun uzmanları, “Türkiye’de yönetimin insan hakları ve demokrasi görüşü değişmediği sürece benzer gelişmelerin olacağını” belirtiyorlar. İşte görüşler…

Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM), Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde (AİHM) görev yapması için Türkiye'nin önerdiği adayları mülakata bile çağırmadan ikinci kez geri çevirdi.

Kulislere yansıyan bilgiye göre Türkiye’nin "hükümete yakın bürokrat ve türbanlı bir aday göstermesi" ret kararında etkili oldu.

Türkiye, Başbakanlık Müsteşar Yardımcısı Ergin Ergül, 8 Temmuz’da Yargıtay Üyeliği’ne seçilen ve adaylık sürecinde Adalet Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı olan Basri Bağcı ile Hollanda’da yaşayan avukat Fatma Arslan’ı aday gösterdi.

Konsey’in gerekli kriterleri taşımadıkları gerekçesiyle mülakata bile çağırmadan ikinci listeyi de geri çevirdiği ortaya çıktı. AİHM yargıcı Işıl Karakaş’ın 9 yıllık görev süresi geçen nisan ayı sonu itibarıyla sona erdi. Türkiye’nin AİHM’ye göstereceği aday listesi için çalışmalar geçen yılın aralık ayı sonu itibarıyla başlamıştı.

Mevzuat gereği AİHM yargıçlığı için ülkeler, en az biri kadın olmak üzere 3 aday gösteriyor. Seçimi yapmaya yetkili organ olan AKPM’de ön elemeyi, “özel komisyon” da denilen alt komisyon yapıyor. AKPM Genel Kurulu, çok ekstrem bir durum olmadığı takdirde komisyonun önerdiği ismi seçiyor.

‘Gerekli koşulları taşımıyorlar'

Türkiye, aralarında İnsan Hakları Daire Başkanı Dr. Hacı Ali Açıkgül’ün de bulunduğu 3 adaydan oluşan ilk listeyi, 2016 Aralık ayında AKPM’ye iletti. Ancak adayların seçimini incelemekle görevli olan komisyon, adayların yeterli kriteri taşımadıklarını belirtip 'gözden geçirin' diyerek, listeyi geri çevirdi.

Bunun üzerine Türkiye, ikinci kez isimleri belirleyerek, AKPM’ye iletti. Türkiye’nin ikinci listesinde, Adalet Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Basri Bağcı, Başbakanlık Müsteşar Yardımcısı Ergin Ergül ile Hollanda’da 2002’den bu yana avukatlık yapan Fatma Arslan aday olarak yer aldı.

AKPM, ikinci listeyi de resmi gerekçe olarak 'gerekli koşulları taşımadıkları'nı savunarak geri çevirdi. İkinci listenin de reddedilmesi nedeniyle Işıl Karakaş, 2018 başına kadar görevini sürdürecek.

Aranan kriterler ne?

AİHM yargıç adaylarının ilgili ülkeler tarafından 'şeffaf' kriterlere göre belirlenmesi, İngilizce ve Fransızcayı çok iyi bilmesi, 'yüksek ahlaki kriterlere sahip olması', hukuk fakültesi mezunu veya hukuk bilgisinin yeterince verildiği siyasal bilgiler, iktisadi idari ilimler fakültelerinden birini bitirmiş olması isteniyor.

Aday öğretim üyesi ise en az doçent, yargıçsa birinci sınıf yargıç olmak zorunda. Aday avukatlarda ise en az 15 yıllık mesleki deneyim aranıyor. Adayların Türk hukuk sistemi ve uluslararası kamu hukuku alanında yetkin olmak, seçilmeleri halinde görevleri süresince bağımsızlıkları ve tarafsızlıkları ile bağdaşmayan veya görevlerini tam zamanlı olarak yerine getirmelerine engel olacak başka bir işle meşgul olmamayı taahhüt etmeleri gerekiyor.

AB yardımları da kesebilir

İlişkilerin bir türlü düzelmediği Almanya’nın Avrupa Birliği’ne (AB) Türkiye’ye mali yardımları kısıtlama çağrısının ardından Avrupa Komisyonu’ndan bu yönde ilk sinyal geldi. Alman Bild gazetesine konuşan Avrupa Komisyonu Bütçe ve İnsan Kaynaklarından Sorumlu Komiseri Günther Oettinger, AB’nin 2020 yılına kadar Türkiye’ye ödemeyi planladığı 4.3 milyar avroluk yardımı ödeyeceğini düşünmediğini belirtti. AB, üyelik müzakereleri süren ülkelere geçiş aşamasında kriterleri sağlaması için üyeliğe hazırlık kaynakları aktarıyor. Türkiye de bu fonlardan yararlanıyor.

Yaşananlar, “Avrupa’dan ‘insan hakları, adalet, basın özgürlüğü, demokrasi kıstasları’ gibi kriterler öne sürülerek “Türkiye’ye yönelik bir dışlama süreci mi başlatıldı” sorusunu gündeme getiriyor. GÖZLEM bu soruları uzmanlara sordu.

'KABADAYILIK YAPARAK YOL ALIYORUZ'

Yekta Güngör ÖZDEN (Eski Anayasa Mahkemesi Başkanı): Türkiye Cumhuriyeti'ni yönetenlerin Avrupa ülkelerine uygun düşmeyen tutum ve davranışları bizi her gün Avrupa'dan uzaklaştırma çabalarının nedeni olarak kullanılmaktadır. Avrupa ülkeleri Avrupa Birliği çatısı altında toplandıkları gibi bizim de o çatı altına girme çabamızı bildiklerinden bunu güçleştiren yeni yeni yöntemlere başvurmaktadırlar. Nedeni ise; Türkiye'deki insan hakları ve adalet konusunda olduğu gibi Avrupa ile de ilişkiler konusunda da onlar için çelişkili hatta sakıncalı olan tutum ve davranışlarımızdır.

Şimdi her şeyi doğru konuşmak, gerçekleri iyi yansıtmak gerekir. Türkiye'de yargı bağımsızlığı ortadan kalkmıştır. Yargının bağımsız olduğunu söyleyecek, gerçekten yargının ne olduğunu bilen insanların sayısı giderek azalmaktadır. Bu Türkiye Cumhuriyeti'nde yargıya ve hukuk devletine karşı özenli davranmamaktan kaynaklanan bir olumsuzluktur. Öbür yandan Avrupa Birliği ilkelerinin barışçıl çözümlerle giderek güçlendirilmesi yerine, bizim yöneticilerimiz başta AKP genel başkanı olmak üzere her gün Avrupa'ya çatmaktadırlar. Peki Avrupa'nın kusuru yok mudur? Vardır... Ama bütün bunlara rağmen barış yoluyla, birlikte bulunduğumuz Avrupa Parlamentosu'ndaki ilişkiler yoluyla, daha insancıl davranışlarla, hukuka bağlılıkla Avrupa'ya ders vereceğimiz, örnek olarak kimi işlemleri yöneteceğimiz halde, kabadayılık yaparak, siyasi dile yakışmayan polemiklerle Avrupa'ya çatarak yol almaya çalışılmaktadır. Bu nedenle buradaki sorumluluğun büyük payı yönetime düşmektedir.

'HÜKÜMETE YAKIN ADAYLAR GÖSTERİLDİ'

Hikmet Sami TÜRK (Eski Adalet Bakanı): Avrupa Mahkemesi'nin kararıyla ilgili benzeri olaylarla daha önce de karşılaştık. Türkiye'nin gösterdiği adaylar kabul edilmiyor, yani ilk defa olmuyor bu. Kararın, önerilen adayın orada bu görevi yapacak yeterlilikte görülmesi olabilir.

Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin gerekçesini tanıyan, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesini kabul etmiş, Avrupa Konseyi üyesi olan bir ülke. Bu sebeple Türkiye'nin dışlanması mümkün değil. Ama böyle bir inceleme geçmişte de oldu. Türkiye’de OHAL sürecinden sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne çok fazla talep gidiyor.

Türkiye'deki herhangi bir uygulamanın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne aykırı olduğunun belirtilmesi, “dışlanma değil, ona uygun işlem yapın” demektir. Kararda etkili olan gösterilen adayların konumu. İki aday hükümete yakın, hükümetin bürokratı olarak görülüyor. Bunlardan bir tanesi aslında Başbakanlık Müsteşar Yardımcıları Ergin Ergül, insan hakları konusunda eserleri olan bir insandır. Adalet Bakanlığı müsteşar yardımcılığını yürüten Basri Bağcı da hükümete bağlı bir bürokrat. Hollanda’da yaşayan avukat Fatma Arslan da başörtüsü kullanıyor. Bu süreçte görev yapacak olan hakimin hem hukuk bilgisine hem de dil bilgisine sahip olması gerekiyor. Açıkça görülen kararın altında yatan en önemli neden, hükümetin kendisine bağlı bürokratları seçmesi ve Arslan’ın başörtüsü kullanması. Görevlerini tam 'bağımsızlıkla' yapamayacakları izlenimi oluşmuş olabilir. 

“AB’NİN NİYETİNİ ANLAMAKTA GECİKTİK”

Onur ÖYMEN (Emekli Büyükelçi): Türkiye'nin üye olmasını istemiyorlar. Üyelik sürecini ertelemek, geciktirmek, imkansız kılmak için yıllardan beri uğraşıyorlar.

AB'nin niyetini anlamakta geciktik ama Türkiye'yi üyeliğe istememelerinin altında çeşitli sebepler yatıyor.  AB'ye üye olmak için bütün ülkelerin onayı lazım fakat bu sağlanamıyor. İstememelerinin altında yatan sebeplere bakacak olursak; Türkiye nüfus esasına göre bakıldığında büyük bir devlet...   Bugün Türkiye üye olsa Almanya'dan sonra en çok oy sahibi ülke konumunda olacak. Avrupa Parlementosu'nda Almanya'dan sonra en büyük delegasyon Türk delegasyonu olacak. Avrupa Birliği bütçesinden her yıl çok büyük bir pay alacağız. Özellikle tarım sektörü için. Bunu vermek istemiyorlar. Bütçede böyle bir para da yok. Böyle bir para vermek için ya bütçeyi artıracaksın yada başka ülkelere verilen parayı kesip onlardan Türkiye'ye vereceksin. Bunu da kimse istemiyor. Din farklılıkları da var. Bizim önümüze sürekli bahaneler çıkarıyorlar ama esas konular bunlar. Türkiye'deki insanlar bunun farkına varmadıkları için güncel konularla meşgul oluyorlar. İşin esası gözden kaçıyor.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Sevilen yazarlarımızdan İZFAŞ eski Genel Müdürü Mehmet Şakir Örs Gözlem'e özel yazı dizisinde Ege'de bağbozumunu kaleme aldı... Üç ayrı yazıdan oluşacak 'Ege'de bağboz...

Bitcoin, alternatif ödeme yöntemi haline geldi. Dünya’da olduğu gibi Türkiye’de de değeri son dönemde inanılmaz şekilde artarak yatırımcıların odak noktasına haline ge...

GÖZLEM, Türkiye’nin dört bir yanında “Geliyor, gelecek” denilerek beklenen büyük tehlikeyi masaya yatırdı ve uzmanlara “binaları güçlendirme ve kentsel dönüşüm imkanla...

Sevilen yazarlarımızdan İZFAŞ eski Genel Müdürü Mehmet Şakir Örs Gözlem'e özel yazı dizisinde Ege'de bağbozumunu kaleme aldı... Üç ayrı yazıdan oluşacak 'Ege'de bağboz...

Duayen gazeteci M. Ali Kışlalı, GÖZLEM’in Türkiye’nin gündeminin ilk sıralarındaki gelişmeler ve olaylarla ilgili sorularını cevaplandırdı. İşte görüşleri…

GÖZLEM, her türlü provokasyona açık hale gelen spor tribünleri ve sahalarındaki şiddet olayları ve “ötekileştirme” ayrımcılığı ile ilgili girişimleri, sloganları, pank...

GÖZLEM, bu tablonun anlamını eski Kültür Bakanı Namık Kemal Zeybek’e, eski Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk’e ve Prof. Dr. Hüsnü Erkan’a sordu. İşte “ülkenin geleceği ba...