Kışlalı; “Erdoğan’ın hedefi önümüzdeki 2 seçimdir!”

13.8.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Duayen gazeteci M. Ali Kışlalı, GÖZLEM’in Türkiye’nin gündeminin ilk sıralarındaki gelişmeler ve olaylarla ilgili sorularını cevaplandırdı. İşte görüşleri…

GÖZLEM – AKP’nin “en üst karar organı olan” Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK)’nun “eski” üyesi ve Sivil Dayanışma Platformu ile Yeni Anayasa Platformu Başkanı, AKP üyesi Ayhan Ogan CNNTürk TV’de katıldığı bir açık oturumda “Şimdi biz yeni bir devlet kuruyoruz, beğenin beğenmeyin bu yeni devletin kurucu lideri de Recep Tayyip Erdoğan’dır” dedi ve oturuma katılanların tepkilerine rağmen, sözünde ısrar etti. Bu konudaki görüşünüz?..

KIŞLALI - Konuştu ama Partisindekiler de dahil kendisini eleştirmeyen, yaklaşımını reddetmeyen kimse kalmadı. Tabii başta CHP olmak üzere muhaliflerde eleştirdiler. AKP garip bir dönemden geçiyor. Parti içinde birçok sorunlar bulunduğu ortada. Onun için bir de Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu olan Atatürk’ü tartışmaya kalkmanın her şeyden önce akılsızlık olduğu kabul ediliyor. Bunun için Ayhan Oğan ve söyledikleri çok geçmeden adeta unutuldu. Başta Erdoğan olmak üzere ona yakın olan bir grup önde gelen politikacılar bütün güçlerini önümüzdeki iki yıl içinde yapılacak seçimleri nasıl kazanacaklarına harcamaya başladılar. Özellikle Erdoğan'ın partisiyle ilgili eleştirileri dikkat çekiyor.

GÖZLEM – Bu anlama gelebilecek sözler bir Cumhurbaşkanı danışmanı tarafından da söylenmiş, ama bu derece tepki görmemişti. Dahası, “Kurtuluş Savaşı, Çanakkale Savaşı gibi Türk Tarihi’nin en önemli dönemeçlerinin önüne, 15 Temmuz’daki darbenin önlenmesini koyan” sözler, yazılar, yorumlar yaygınlaştırıldı. “Kurtuluş Savaşını, bir Türk – Yunan muharebesi gibi göstererek yazanlar, söyleyenler, yorumlayanlar” üst seviyede itibar görmeye devam etti.

Acaba “algı metodu ile” bu sözlere, yorumlara, tartışmalara, Milli Eğitim müfredatına konulması girişimlerine halkın alışması, tepkilerin azalması, yumuşaması senaryosu mu sahneye konuluyor?..

KIŞLALI - Benim görebildiğim sözünü ettiğiniz sorundan ziyade AKP içerisinde elle tutulur gibi görünen kaygının parti liderliğince dikkate alınmakta oluşudur. Erdoğan'ın başta CNN olmak üzere hükümet kontrolünde olduğu açıkça görünen tüm televizyon kanallarında günde birkaç defa yayınlanan konuşmaları, kendisinin, partisinin hangi yönleri hakkında kaygılar taşıdığını açıkça ortaya koymaktadır. Örneğin başta kendi memleketi Rize'de olmak üzere her gittiği yerde hangi noktalarda parti zafiyeti gördüğünü yinelemesi, yakın gelecek için kaygılarının hangi noktalarda yoğunlaştığını açıkça ortaya koymaktadır. Bu genel tedirginliğinin arkasında yatan ana sebebin Kılıçdaroğlu'nun tertiplediği ''Adalet Yürüyüşü'' nün yarattığı havanın ve Anayasa Referandumu’nun bilinen neticesinin olduğu kuşkusuzdur.

GÖZLEM – “Yeni devlet kuruyoruz” sözlerine MHP Lideri Devlet Bahçeli çok sert tepki gösterdi, söyleyen için “ağır sıfatlar” kullandı. MHP’liler ve ülkücüler arasında “Bahçeli “nihayet uyandı” görüşü tartışılmaya başlandı, ne diyorsunuz?..

KIŞLALI - AKP Liderliğini asıl rahatsız eden sorunların başında ''Yeni Devlet Kurma'' tartışmalarının geldiğini kabul etmek kolay değil. Türkiye Cumhuriyeti'nin kim tarafın ne zaman ve nasıl kurulduğunu hatırlatmak ve Erdoğan'ın tarihte Atatürk'ün yerine geçmek gibi bir amacı olmadığını belirtmek, bazı çevreler için çok önemli olsa bile, AKP liderinin hedefinde olduğu görülen asıl konu olan, gelecek iki seçimi kazanmak için yapılması gerekenlerin önüne geçmediği, her gün birkaç defa yinelenen konuşmalarında açıkça yer almaktadır. Artık AKP’nin yanında yer aldığı ve almaya devam edeceği açıkça belli olan MHP'nin de yaklaşımlarını bu açıdan değerlendirmek gerekecektir. Atatürk'ün yeri MHP politikası için değişmez olduğuna göre Bahçeli'nin şimdiki yaklaşımında şaşılacak bir şey olmasa gerekir.

GÖZLEM – MHP Genel Başkanı Bahçeli’den sonra CHP Lideri Kılıçdaroğlu da “Bu sözler için AKP Genel Başkanı Erdoğan’ı ne düşündüğünü açıklamaya çağırdı” ve “bu sözleri söyleyen AKP’linin partiden neden ihraç edilmediğini” sordu” ama Erdoğan aradan günler geçti, bu konuya teğet geçen birkaç cümle söyledi ve ihracı aklına getirmedi. Yorumunuz?..

KIŞLALI - Şimdiye kadar Erdoğan'ın Atatürk tarafından kurulan Cumhuriyet’e sahip çıkma niyetinde olduğunu gösteren bir işarete rastlamadık. Bundan sonra da, görünür bir gelecekte rastlayacağımızı sanmıyoruz. Şimdiye kadar çıkan tüm işaretler, Erdoğan'ın önümüzdeki iki çok önemli seçim için partisini güçlendirmekten başka bir şey planladığını göstermemektedir. Kılıçdaroğlu da eğer Erdoğan'dan Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyet’in yeni sahipliğine sahip çıkma gibi bir yaklaşım bekliyorsa herhalde bu bekleyiş boşuna olacaktır. Kısaca tekrar etmemiz gerekirse, Erdoğan'ın bugünkü sorunu Atatürk'ün yerine sahip çıkabilmek değil kendisinin şekil vermekte olduğu bu devlet ile ilgili önümüzdeki çok önemli seçimleri kazanmaktır.

GÖZLEM – AKP sözcülerinin “Ayhan Ogan’ı reddeden” açıklamalarının yanında Başbakan Binali Yıldırım “Türkiye Cumhuriyeti Devleti, 29 Ekim 1923’te kuruldu. O da Osmanlı Devleti’nin devamı olarak kuruldu. 16 Türk devleti var, bu Türk devletlerinin hepsi birbirinin devamıdır. Türkiye Cumhuriyeti de geçtiğimiz 94 yıl içerisinde gelişti, büyüdü ve bugün Allah’a şükür bölgesinde ve dünyada hatırı sayılan bir ülke haline geldi. Bu sözleri kimin söylediğinin önemi yok, söylenen laf önemlidir. Kim olursa olsun yani sıfatının önemi yok. Yani bizim başka görevde olan bir arkadaş da böyle bir şey söylese asla kabul edilemez. Türkiye Cumhuriyeti devleti dimdik ayaktadır” dedi. Sizce bu açıklama vatandaşı tatmin edecek ölçüde mi?..

KIŞLALI - Bu ifade tarzının vatandaşları ne kadar tatmin edeceğini bilmiyorum ama, sanıyorum gündemde bu ifade tarzından ziyade tartışılması gerekecek başka şeyler var. Bu gerçeği Erdoğan'ın durmadan yinelediği benzer içerikli konuşmalarda bulmak mümkün.

GÖZLEM – Bu sözler üzerine, Cumhuriyet Savcıları da, Yargıtay Başsavcısı da “sessiz kaldı”; sizce neden?..

KIŞLALI - Doğrusu bu sözlerin mevcut Anayasa ile, kurulmuş Devlet ile ne derecede uyum içinde bulunup bulunmadığını düşünmemiştim. Ama bu konudaki söylemler bir süredir devam ettiğine göre Cumhuriyet Savcılarının, Yargıtay Başsavcısının konunun Anayasaya aykırı olabilmesi hakkında bir kuşkuya düşmedikleri anlaşılmıyor mu?

GÖZLEM – 30 Ağustos öncesi, Yüksek Askeri Şura toplandı ve “önemli kararlar” aldı. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na yapılan atama, “Türk Silahlı Kuvvetleri örf / adet ve geleneklerine ters düşen” bir görüntü verdi ve tartışıldı.

Yıllarca TSK konusunda “uzman gazeteci / yazar” olarak nitelendirildiniz, yakın ilişkileriniz oldu. Önünde oramiral varken ve de 4 de daha kıdemli koramiral bulunurken, dahası oramiral ve daha kıdemli 2 koramiral  emekli edilemiyorken, “Donanma Komutanlığı yapmamış” bir koramiralin komutanlığa atanmasını nasıl yorumluyorsunuz?..

KIŞLALI - Yapılan şeyin şimdiye kadar yapılmış olanlardan çok farklı olduğu apaçık. Ama bu kararı alanların mevcut durumu, yasalara göre iyi değerlendirdiklerini düşünüyorum. Doğrusu Silahlı Kuvvetlerdeki değişiklikleri çok yakından izleme görevimden uzaklaşalı çok uzun yıllar oldu. Şimdi bu gelişmeleri izleme görevinde bulunan meslektaşlarımın sözünü ettiğiniz bu konuları irdelemediklerini gördüğümden alınan kararların yasalara uygun olduğunu varsayıyorum.

GÖZLEM – Kulislerde “Tercihte, 15 Temmuz Gecesi darbecilere karşı gösterilen tepkilerin baş rolü oynadığı” iddiası tartışılıyor, ne diyorsunuz?..

 

KIŞLALI - Mümkündür.

GÖZLEM – AKP içinde önemli görevler üstlenmiş İstanbul Milletvekili Metin Külünk “Yaş toplantısında alınan kararları ve yapılan tercihleri örnekler de vererek ağır şekilde eleştiren” bir yazı yazdı.

Diriliş Postası’ndaki “Cenfedâ olamk veya terfi ebklemek” başlıklı yazısında AKP Dış İlişkiler Başkan Yardımcısı Külünk “Hakkaniyet kolonuyla yükseltilmesi gerekenler, 'bürokrasi zihniyetinin çıtaları'yla boğulmamalıdır FETÖ’nün yeterince mağdur ettiklerini niçin biz de mağdur edelim ki!? Bu noktada FETÖ’ye karşı ölümüne mücadele’yi perçinlemek ve ümidi söndürmemek için yeni bir OHAL KHK’sı çıkarmanın veya YAŞ’ın  bir daha toplanması için yeni bir davet sunmanın yeterli olacağı kanaatindeyim" dedi. Görüşünüz?..

KIŞLALI - Söz konusu olan kararı alan hükümetin sözünü ettiğiniz yazıda işaret edilen yetkilere sahip olması buna karşın, eleştirilen kararın alınmış olması , söz konusu kararın, YAŞ'da tüm bu öne sürülen gerekçelerin gözden geçirilerek alınmış olduğunu göstermez mi?

GÖZLEM – Yeni Akit yazarı Abdurrahman Dilipak, Yeni Akit’teki “Rüşvetçilerden nasıl kurtulacağız” başlıklı yazısında “Daha önce de yazdım, bu iktidar belediye üzerinden geldi, belediyelerle gidebilir. Şu alçak, hain, lanet olası rüşvetçilerden yakanızı bir an önce kurtarın nasıl kurtaracaksanız. Bunlar herkesi haraca bağlıyor. İhalelere hile karıştırıyorlar, imar işlerinde bu işler çok fazla. İli, ilçesi yok. Bu işe vakfı, camiyi de karıştırıyorlar. Cami avlusunda rüşvet pazarlığı yapıyor bu ahlaksızlar” diye yazdı. Ne diyorsunuz?..

KIŞLALI - Doğrusu iddialar inanılacak gibi değil. İddiaların hangi Belediyelere karşı yapıldığının delilleriyle birlikte ortaya konmaması, konuların ne kadar ciddiye alınabileceği hakkında kuşku yaratmasına sebep olur. Bundan dolayı da yazıdan anlaşıldığı gibi, kimse suçlamaları ciddiye almaz ve beklenen işlemler de yapılmaz.

 

 

GÖZLEM –  Uzun yıllar sporculuk, basketbol koçluğu ve spor yazarlığı yaptınız. Başakşehir – Club Brugge Şampiyonlar Ligi eleme turu maçında, maça gelen Erdoğan için “BAŞKOMUTAN” pankartı açıldı. Mustafa Kemal Paşa’nın “Kurtuluş Savaşı’nın ilk adımı olarak 19 Mayıs 1919’da çıktığı” Samsun’daki “Beşiktaş – Konyaspor” Süper Kupa maçına ise Beşiktaşlı taraftarların getirdiği “YAŞA MUSTAFA KEMAL PAŞA YAŞA” pankartı, “Pankartlar için 48 saat önce izin alınması gerekiyor” gerekçesiyle stada alınmadı. Bu durum sosyal medyada büyük tepki yarattı. Maçta Beşiktaşlı taraftarlar “Yaşa Mustafa Kemal Paşa yaşa” lı İzmir Marşını söylediler. Konyaspor taraftarları da ıslıkladılar. Dahası Beşiktaşlı ve Konyasporlu taraftarlar koro hâlinde “çok ağır siyasi / ideolojik sloganlar” ile birbirlerini suçladılar. Fenerbahçe – Strum Graz Avrupa Ligi eleme maçı oynanırken de, Erdoğan protokol tribününe gelince, Fenerbahçeli taraftarlar “İzmir Marşını” söylemeye başladılar. Özetle “siyasetteki ayrımcılık, spor tribünlerine, sahalara, salonlara kadar indi” ve o tribünler “bir provokasyon ile” büyük faciaların yaşanabileceği yerler hâline geldi. Nitekim geçen yılın “önemli son iki maçındaki” ve bu sezonun ilk kupa karşılaşmasındaki “şiddet olayları” bu tabloyu daha da endişeli hâle getiriyor. 6222 sayılı “Sporda şiddet özel yasası” bugüne kadar “ciddi olarak uygulanmadı”, savcılar, mülki amirler, güvenlik güçleri “o yasa kendilerini cezai yükümlülük altına soktuğu halde”, gereğini tam olarak yapmadılar; idare ettiler, hatta sessiz kaldılar. Bu defa İçişleri Bakanlığı “ilk defa” soruşturma açtı. Bu tablo hakkında ne düşünüyorsunuz? Spor sahalarına kadar inen ve siyasetçilerin bitmeyen çok sert ve hakaretlerle dolu üslubundan güç alan ayrışma, sadece sporu değil, ülkeyi nereye götürür? Siyasetçiler bunu görmüyorlar mı?..

Spor sahalarından ve yazarlığından gelen tecrübeli bir duayen gazeteci olarak ne önerirsiniz?

KIŞLALI - Sözünü ettiğiniz Sporculuk ve spor yazarlığı hayatımda özetlediğiniz türden olayları ne yaşadım ne de şahit oldum. Şimdi uzaktan bu olayların neden ve nasıl oluştuğunu izlemeye çalışıyorum. Sanıyorum öncelikle konu ile ilgili yetkili olan devlet görevlilerinin, Spor yetkililerinin ve kulüp sorumlularının bir araya gelerek, şimdiye kadar pek görmediğimiz bu türden seyirci ve taraftar tepkilerini çeşitli yönlerden incelemeleri gerektiğini düşünüyorum. Dahası, herkesin kendi alanı ile ilgili sorumluluk üstlenmesini ve görevlerini tam olarak yapmalarını, kanunun gereklerini yerine getirmelerini temenni ediyorum. Bunlar gerektiği gibi yapılır ve benzerleri yinelenmeyecek olayların sağlanabilmesi içinde gerekli kararlar alınıp, ciddiyetle uygulanabilirse, diğer birçok ülkede olduğu gibi arzuladığımız spor atmosferi sağlanamaz mı? sağlanamazsa, “neden sağlanamaz” bilmiyorum.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

GÖZLEM, “Referandum bugün ertelense” de, ABD’nin ve İsrail’in desteklediği “Kuzey Irak Kürt Devleti” konusunun masada kalma ihtimalini uzmanlara sordu, işte yanıtları…

Gözlem, bu çok önemli konuyu ve geleceğe yansımalarını, sonuçlarını ve “ne yapılması” gerektiğini uzmanlara sordu. İşte o görüşler...

Duayen gazeteci M. Ali Kışlalı, GÖZLEM’in, Kuzey Irak / Barzani Referandumu, “yeni” Diyanet İşleri Başkanı’nın “sekülerizme cihat açışı” başta olmak üzere gündemdeki i...

Gözlem, ekonomimize yön verecek olan bu konuyu masaya yatırdı ve uzmanlara sordu, işte cevaplar…

Gözlem, krizin Türkiye'ye yansımalarını, sonuçlarını ve “ne yapılması” gerektiğini uzmanlara sordu. İşte o görüşler...

AB Komisyonu Sözcüsü Anca Paduraru'nun, fipronil maddesi bulunan zehirli yumurtalara Türkiye'nin de aralarında bulunduğu 40 ülkede daha rastlandığı iddiasına yumurtacı...