Üreticinin hasat bayramı: Ege'de bağbozumu (1)

14.8.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Sevilen yazarlarımızdan İZFAŞ eski Genel Müdürü Mehmet Şakir Örs Gözlem'e özel yazı dizisinde Ege'de bağbozumunu kaleme aldı... Üç ayrı yazıdan oluşacak 'Ege'de bağbozumu'nun ilki sizlerle...

Ege’de güz mevsimi, üzümün ve daha birçok ürünün hasat dönemidir… Egeli on binlerce üzüm üreticisi aile için, bir yıllık emek, uğraşı, masraf işte bu aylarda gelire dönüşecektir. Aynı mevsimsel dönem, incirin hasadıyla da örtüşür ve bir ölçüde ilk el pamukların toplanmaya başladığı günlerle de buluşur…

Güz dönemi, Egeli üretici için önemlidir… Bu aylar Ege’de hasat bayramıdır, bayram coşkusudur, yaşam sevincidir… Öyle ya, sünnet zamanı gelmiş erkek çocukların sünnet düğünü artık kurulabilecektir. Yine evlenme yaşını geçmekte olan genç kızların, delikanlıların yüzleri artık gülecektir. Kısacası, Ege’de düğün - dernek zamanıdır…

Ama her zaman hesap çarşıya uymaz!.. Elde edilen ürün bedeliyle, önce zirai ilaççının borcu ödenecek, esnafa, çevreye verilen senet - sepet kapatılacaktır. Tariş’e teslim edilen ürünün bedelinden de öncelikle ortakların borcu kesilecektir. Ancak, bütün bu borç - harç kapatıldıktan sonra, üretici ailesinin eline kalan para, hangi derde derman olur? Orası da ayrı bir muammadır Egeli üreticiler için…

İşte bu kısır döngü her yıl yinelenir durur, başta Gediz Ovası olmak üzere, bilcümle Ege ovalarında ve üretim bölgelerinde…

Yeşil deniz!

Alaşehir yakınlarındaki bağ evimizin terasında gecenin düğününü, gökyüzünün bayramını izliyoruz… Bu akşam dolunay var… Ayın ışığı üzüm bağlarına sanki bir başka şavkıyor… Bağımız ve bağ evimiz, Gediz Ovası’nın tam ortasında bulunuyor… Terastan bakınca bir yanda Bozdağlar’ın, öte yanda Kula dağlarının heybetli karaltısı sanki üstümüze düşüyor… Ay ışığının yarattığı yakamozlar da üzüm bağlarının, asmalarının üstünde oynaşıyor… Gediz ovası sanki bir deniz!..

Bu arada gecenin serinliğinin yarattığı güzelliği içimize çekerken, bir yandan da gökyüzüne bakıyoruz… Gökyüzündeki yıldızlarla, çok yükseklerden geçen uçakların ışıklarını ayırt etmeye çalışıyoruz… Bu arada yıldız kayıyor… Yıldız, Bozdağlar’dan üzüm ovasının üstüne mi, yoksa bizim yüreğimize mi düştü acaba?

Dolunayın, ay ışığının, kayan yıldızların ağarttığı gecenin derinliklerinde, anılarımız birer fotoğraf olup belleğimize düşüyor… Çocukluğumuz, ilk gençliğimiz, kırsal kesimde verdiğimiz mücadeleler, ilk üretici mitingleri, ilk aşklarımız, toplumsal savaşımlarımız… Hepsi film kareleri gibi ardı ardına dizilip, belleğimizde ve yüreğimizde sanki resmigeçit yapıyorlar… Bu arada gecenin sessizliğinde, sanki bu resmigeçidin müziğini oluşturmak istercesine, ağustos böceklerinin senfonisi yükseliyor…

Bağbozumu bir şenliktir

Çocukluk yıllarımızda bağlara çok erken göçülürdü… Okullar kapandı mı bağlara göçmenin hazırlıkları başlardı… Daha üzümler ermeden, neredeyse koruk halindeyken bağ evlerine göç başlardı… Sıcak yaz mevsimlerinde, bağ arası görece daha serin olurdu… Üzüm asmalarının arasında, mevsimine göre sebze de yetiştirilir, farklı meyve ağaçları da olurdu… Ayrıca at, eşek, kuzu, tavuk, köpek gibi hayvanlar da ailelerin bağ yaşamına ortak olurlardı…

O yıllarda bağ evlerinde elektrik, su filan yoktu… Uzun yaz gecelerinde gaz lambası ya da lüks ışıklarıyla aydınlanırdık… Suyu da kuyudan çıkrıkla çekerdik… Kuyudan su çekip, havuzları doldurmak, çocukların öncelikli işleri arasında sayılırdı…

Ulaşım olanakları da çok dardı… Haftada bir gün, o da ilçenin pazarının kurulduğu gün şehre inilirdi ve gereksinimler haftalık olarak karşılanırdı…

Bağımızın önünde uzanan demiryolundan geçen trenler, bir bakıma ‘zamançalar’ımızdı…  Onların geçiş vaktine göre gün, zaman şekillenirdi… Demiryolunun kıyısına gider, geçen trenlere ‘gaste, gaste..’ diye seslenirdik… Tren pencerelerinden atılan okunmuş gazeteleri kapışıp, sırayla okurduk…

Tüm olanaksızlıklara ve yetersizliklere karşın, geçmişin hasat dönemleri, bir üretim şenliği ve hasat bayramına dönüşürdü… Asmalarda salınan o güzelim sultaniye üzümlerin, her gün renk değiştirip tat aldığına ve olgunlaştığına tanıklık ederdik… Hasat zamanı gelince de büyük heyecan ve sevinç duyardık…

Üzümler kesilip, serilir ve kurutulurdu. Sonra da çuvallanıp, ya develerle ya da atlı arabalarla Tariş’e gönderilirdi… Tabii bu işlemler günlerce sürerdi… Çoğunlukla okulların açılma zamanı gelir, ama henüz bağ işleri bitmemiş olurdu… Biz de ailenin büyüklerini bağda bırakıp, okulun yolunu tutardık…

Sorun yumağı

Bağlarda, kırsal kesimde yaşadığımız güzelliklerin yanı sıra, elbette sorunlar, sıkıntılar da belimizi bükerdi…

Şimdilerde üretim ve hasat biçimleri kısmen değişse de ve birçok yenilik tarımsal üretimimize girmiş olsa da, sorunların ağırlığı yine de üreticinin belini büküyor…

Kısacası, bağlarda, tarlalarda, Ege’nin üretim yörelerinde hasat her zaman şenlikli olmuyor… Sorunlar, sıkıntılar, geçen zamanın uzamında biçim değiştiriyor… Ve sonra da sanki ağır bir taşa dönüşüp, üreticinin boğazında, belinde düğümleniyor…

Kırsal kesimde iletişim ve yoksulluk konularında araştırmalar yapan, Ege Üniversitesi’nde iletişim bilimleri profesörü olan eşim Ferlâl Örs’ün, Gediz Ovası’nda yaptığı saha çalışmalarından çıkan sonuç; Egeli üreticilerin, köylülerin umutsuzluğu, yoksulluğu ve yalnızlığıydı… Örgütsüzlük, işsizlik, sosyal güvencesizlik ve geleceğe duyulan güvensizlik, üreticilerin, kırsal kesim insanlarının ortak yakınmalarıydı…

Kısacası, Gediz Ovası’nda ve bilcümle Ege ovalarında, hasat sevinci, günümüzde yaşanan sorunların burgacında bir türlü gerçek sevince dönüşemiyordu… 

Bizler de, çocukluğumuzdan beri daha iyi, daha mutlu toplumsal bir yaşam özlemiyle yanıp tutuşanlar olarak; yaşanan tüm olumsuzluklara karşın, gelecekle ilgili arayışlarımızı ve umutlarımızı sürdürmeye çalışıyorduk…

Gelecek yazı: Şimdi hasat zamanı

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

GÖZLEM, “Referandum bugün ertelense” de, ABD’nin ve İsrail’in desteklediği “Kuzey Irak Kürt Devleti” konusunun masada kalma ihtimalini uzmanlara sordu, işte yanıtları…

Gözlem, bu çok önemli konuyu ve geleceğe yansımalarını, sonuçlarını ve “ne yapılması” gerektiğini uzmanlara sordu. İşte o görüşler...

Duayen gazeteci M. Ali Kışlalı, GÖZLEM’in, Kuzey Irak / Barzani Referandumu, “yeni” Diyanet İşleri Başkanı’nın “sekülerizme cihat açışı” başta olmak üzere gündemdeki i...

Gözlem, ekonomimize yön verecek olan bu konuyu masaya yatırdı ve uzmanlara sordu, işte cevaplar…

Gözlem, krizin Türkiye'ye yansımalarını, sonuçlarını ve “ne yapılması” gerektiğini uzmanlara sordu. İşte o görüşler...

AB Komisyonu Sözcüsü Anca Paduraru'nun, fipronil maddesi bulunan zehirli yumurtalara Türkiye'nin de aralarında bulunduğu 40 ülkede daha rastlandığı iddiasına yumurtacı...