Kışlalı; “Kurguda dış güçler var!..”

25.8.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Duayen gazeteci M. Ali Kışlalı, GÖZLEM’in, iç ve dış politikadaki gelişmeleri, TSK’daki, Dış İşlerindeki atamaları da içeren sorularını cevaplandırdı. İşte görüşleri…

GÖZLEM – “Binlerce yıllık örf / âdet / gelenekleri olan Türk Silahlı Kuvvetleri’nin temelini sağlam tutan ilkelerle oynandığına dair” görüş ve iddialar, özellikle “ömrünü üniforma altında geçirmiş ve büyük hizmetler vermiş” emekli komutanlar tarafından da dile getirilir, oldu. Genelkurmay Başkanlığından başlayıp, askeri sağlık kuruluşlarına, kuvvet komutanlıklarından başlayıp, askeri okullara, Jandarma Genel Komutanlığı’ndan başlayıp askeri hukuk kuruluşlarına kadar, 7 ana askeri bölümün bugün getirildiği durum ağır şekilde eleştiriliyor. “Çok başlı yönetimin, bir savaş halinde ordunun başarılı olabilmesinin önüne engel olarak çıkacağı” TV ekranlarında tekrarlanır oldu. Gazetecilik hayatınızın büyük bir bölümünü “askeri konularla geçirmiş ve Türk Silahlı Kuvvetlerle yakın ilişkiler kurmuş” bir duayen gazeteci olarak görüşünüz?.. 

KIŞLALI – Silahlı Kuvvetlerle ilgili değişiklik ve gelişmeleri bir taraftan gazete ve televizyon haberlerinden, bir taraftan da bilhassa CNN Türk'ün gece kuşağındaki uzmanların katıldığı tartışma programlarından izlemeye çalışıyorum. Doğrusu aradan bir yıldan fazla geçmiş olmasına rağmen ve konu izlediğim bu alanlarda oldukça geniş ve ayrıntılı tartışılmasına rağmen, tam olarak olup bitenleri kavrayabildiğimi söyleyemem. Fakat şimdiye kadarki gözlemlerimden edindiğim intiba TSK ile ilgili olup bitenler sadece TSK'nın veya hükümet ya da Erdoğan'ın şekillendirmesiyle gerçekleşmiyor. Bu işteki gelişmeler ve yapılan düzenlemeler FETÖ'nün kapasitesinin de çok üstünde. İşin içinde akıl almaz bir şekilde dış güçlerin ilgisi ve katkısı olduğunu ortaya koyacak işaretler görüyoruz. Kanaatim bu iş başta Amerika olmak üzere, Avrupa, Rusya da dahil bölgemizdeki (büyük güçler olmak üzere) çok geniş çevrelerin kurgusu. Bu ne sadece TSK ile, ne sadece AKP veya Erdoğan ile ilgili. İnanılmaz işaretler, ayrıntılar ortaya çıkıyor. Benim edindiğim intiba bu ortada görülenden çok daha komplike ve çok yönlü ilişkiler yumağı olduğu. Bu ilişkiler yumağı çözülmeden sağlıklı bir değerlendirme yapmaya imkan yok. Darbe kalkışmasının, sadece Erdoğan'ın halkı sokağa davet ederek bitmesi ile açıklanamayacak olduğu, ortaya çıkan bu karmaşadan da anlaşılıyor. Sürmekte olan tahkikatın pek öyle ciddi neticeler ortaya çıkarması için gerekli unsurları da içerdiğinden şüphe var. Dolayısıyla tüm bu unsurlar TSK'da yapılan değişikliklerin Erdoğan'ın ve iç unsurların dışında çok daha geniş güçler tarafından kurgulandığını ortaya koyuyor. 

GÖZLEM – Dahası, “ordu disiplininin en önemli unsurlarından biri olan alt – üst hiyerarşisini bozan” ve de “kıdemli ve değerli birçok komutanın da emekliliklerini istemelerine” sebep olan Yüksek Askeri Şura kararlarının sonrasında, “YAŞ kararı olmadan yapılan terfi ve atamaların” endişe yarattığına dair iddialar var. “Kıdemi az korgeneral ve koramirallerin, kıdemli korgeneral ve koramirallere, hatta orgeneral ve oramirallere komutan tayin edilmesi” sizce normal midir, görüşünüz?..  

KIŞLALI – En makul gerekçelerle yapılan tayinlerin bile, kimi uzmanlar tarafından tartışmalı olduğu örnekleriyle ifade ediliyor. Örneğin bu uzmanlar, görevini yaptığı düşüncesiyle terfi ettirilen bazı komutanların, kalkışmaya, emir komutalarındaki tüm unsurlarla anında karşı çıkmadıkları için suç işlediklerini dahi iddia edebiliyorlar. Hal böyle olunca yapılan terfi ve atamaların TSK yasal kurallarına uymadığı şüphesi doğuyor. Generaller emekli ediliyor, kıdemsiz komutanlar kıdemlilerin başına geçecek şekilde sıra dışı tayinler yapılıyor. Bütün bunlar çok büyük bir kuvvet kargaşasının, görev kargaşasının mevcut olduğunu gösteriyor.

GÖZLEM – Bu terfi ve atamaların “gerekçelerinin açıklanmaması” da, Silahlı Kuvvetler içinde “psikolojik” bir olumsuz durum yaratmaz mı?.. 

KIŞLALI – Yaratabilir tabii ama, şimdi anlıyorum ki, bu öyle karmaşık bir iş ki, bir ayaklanma, bir kalkışma bastırılmış. Şimdi oradaki komutanların hareketleri, uygulamaları doğru mu yanlış mı anlamak çok zor hale gelmiş. Bu durum altında da büyük karışıklık yaşanıyor.

GÖZLEM – “Dışişleri Bakanlığı’nda üst yöneticiler, büyükelçiler tayin ediliyor; bunların arasında, bu konuda eğitim görmemiş, bakanlıkta çalışmamış, hatta “devletteki görev süresi çok az” olmuşlar, dahası, “ABD vatandaşı olan ve ABD’nin menfaatlerini koruyacağına dair vatandaşlık yemini eden” Merve Kavakçı gibiler de var. Siz uzun yıllar Ankara’da “diplomasi muhabirliği ve yazarlığı yaptınız”; bu tablo için ne diyorsunuz; bu gidişin sonu nereye varır?

KIŞLALI – Büyükelçi atamalarında eskiden beri tabii ki daima iktidarların etkisi oluyordu. Şimdi de olacaktır. Eskiden  dışarıdan atamalar yoktu. Yine bu işin uzmanı olan, Dış İşlerinde yıllarca çalışmış kişiler arasından seçim yapmak gerekirdi. Şimdi iktidar kendisine mevcut kadrolardan uygun uzmanlar bulamıyor olacak ki, tamamen siyasi yapılarına göre Dış İşleri dışından atamalar yapıyor. Bunun sonuçlarını ve izlerini dış politikamızda görebiliyoruz.

GÖZLEM – Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kalın çizgilerle çizilmiş “90 yıllık dış politika çizgilerinin delik deşik edilmesinin”, bugün “dostsuz / müttefiksiz / giderek yalnızlaşan / ve de giderek Avrupa Birliği’nden uzaklaşan / komşularından kopmuş bir Türkiye hâline gelmesinin asli sebebi olduğu” yönündeki görüşlere katılıyor musunuz? Ne yapılmalı?..

KIŞLALI – Almanya'yı örnek aldığınızda, Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı olarak yaptıklarının, Almanya ile ilişkileri nasıl tırmandırdığını hatırlıyorsunuz. Batıyla vize karşılığı 3 milyar euroluk mülteci anlaşması yapılması noktasından buraya kadar gelindi. Bu tırmanmanın en yakın neticelerinden bir tanesi de Erdoğan'ın Almanya'daki seçmenlerden oy almak için yaptığı miting başvurusunun reddedilmesi oldu. Ama tüm bu süreçlerde ben daha büyük ağırlıkların rol oynadığını düşünüyorum. Batının bir amacı, hedefi var. Her yerde olduğu gibi Ortadoğu'da da var. Buradaki hedeflerini ve çıkarlarını korumak için ne gerekirse, o türde bir politika oluşturmak için demokratik yollardan, meşru görünen yollardan adımlar atıyor görüntüsü vermek, Batı'nın akıllıca yaptığı şey. Erdoğan'ın yaptığı ise, iktidardan kalabilmek için yurtiçinde olduğu gibi yurtdışında da meşru gözüken yollara başvurmak. Kendi iktidarını korumak için, bir devletle ilişki nasıl olur, bunları nasıl ikna edebileceğine bakmadan yurtiçindeki siyasete ilişkin uygulamalarını yurtdışında da kullanmaya çalışarak, yurtdışındaki ilişkileri geriletti. Hata yaptı.

GÖZLEM – Seçimlere giden Almanya ile tam bir “soğuk savaş içine düşüldü”; Almanya, Başbakan Merkel ile “Gümrük Birliği ve AB yardımları” konusunu satranç tahtasına koyarken, Türkiye, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Almanya’daki Türk asıllı Alman seçmenlerine ‘Türk düşmanı partilere oy vermeyin’ yolunu gösterdi. Bu kavgadan kim zararlı çıkar ve sonu ne olur?..

KIŞLALI – Yalnız Almanya değil ki, bütün Avrupa'daki Türkiye ile ilişkisi olan devletler ile ilişkiler de çok kötü. Avrupa kamuoyu Erdoğan'ın bu yanlış politikalarını görüyor ve Türkiye'den uzaklaşıyor. Bu tabii ki Türkiye'nin aleyhine. Ancak Erdoğan herhalde bu politikaların Türkiye'de kendisine oy olarak geri döneceği hesabını yapıyor.

GÖZLEM –  Cumhurbaşkanı’nın bir sözü ile başlayan ve “iktidar destekçisi basında devamlı işlenen”, dahası AKP’li bakan ve yöneticilerle de seslendirilen “Kılıçdaroğlu tutuklanabilir” iddiası, sonunda Kılıçdaroğlu “Biz her şeye hazırız, benim tutuklanmam CHP’yi güçlendirir” demesine kadar geldi. Gerçi  Cumhurbaşkanı “Benim gündemimde bu konu yok” dedi ama, bu söz iddialara gerçekten nokta koydu mu?. Sizce, “Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı, Enis Berberoğlu davasına ilişkilendirilerek” tutuklanabilir mi?..

KIŞLALI – Erdoğan isterse tutuklanabilir. Çünkü bütün yargı kendi kontrolü altında. Ama bunun pek kendi lehine olmayacağını da herhalde düşünür.

GÖZLEM – Tutuklanırsa, Türkiye’de neler olur?..

KIŞLALI – CHP çok sert tepki vereceğini açıkladı. Bu tutuklama iyi kullanılırsa, ölçülü sert bir tepki CHP'ye hiç şüphesiz oy kazandırır. Pek çok muhalif grup CHP etrafında toplanır. Kılıçdaroğlu mağdur konumuna düşer. Erdoğan'ın böyle bir şey yapacağını sanmıyorum.

GÖZLEM – Dünya nasıl tepki gösterir?

KIŞLALI – Dünya derken, dünyanın demokratik ülkeleri bu zamana kadar tepkilerini daha da şiddetli gösterilir. AB ile ilgili yasal durumu, NATO'yu, belki Birleşmiş Milletleri bile ilgilendirir. En büyük etkisi AB ile olur, AB ile ilişkileri en başta ve hiç şüphesiz çok kötü etkiler.

GÖZLEM – Benzer bir iddia da “iktidarı destekleyen” basında “Ekimde yeni partisini kuracağını” açıklanan Merak Akşener için söylenmeye başladı. Başbakan yardımcısı Recep Akdağ’ın da katıldığı kampanyada “Akşener’in kuracağı yeni partiyi FETÖCÜler destekliyor” iddiası sık sık dile getiriliyor. Ne diyorsunuz?..

KIŞLALI – Kamuoyu yoklamalarında Erdoğan'ın en önemli rakibi Meral Akşener olarak gösteriliyor. Bunun da dışında en kritik noktalarda Erdoğan'a hayati destek veren Devlet Bahçeli'nin Meclis dışında kalması Erdoğan'ın politikalarını çok olumsuz etkiler. Ancak Meral Akşener FETÖ'cü suçlamasıyla tutuklansa bile, kuracağı ya da işaret edeceği partinin oylarının artmasına neden olur. Bu oyların da bir kısmının şüphesiz başta MHP sonra AKP'den geleceği için, bu durum Erdoğan'ın aleyhine olur.

GÖZLEM – Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Racon kesilecekse ben keserim, kimse benim adıma racon kesmeye kalkmasın” diyerek özellikte medyadaki bazı yazar çizerlere tam anlamıyla gözdağı verdi. Türk Dil Kurumu Sözlüğü’nde “racon” kelimesinin anlamı şöyle anlatılıyor; “a. argo 1. Yol, yöntem, usul; 2. Gösteriş, fiyaka.” Bu uyarı konusundaki görüşünüz? Sizce “bu argo sözcük” ile ifade edilen sert mesaj, medyada “siyasetten, devlet yönetiminden, adalet mekanizmasına, spora kadar Erdoğan, partisi ve hatta devlet adına racon kesenleri” bu huylarından vazgeçirebilecek mi?..

KIŞLALI – Erdoğan'ı memnun etmek isteyenler, kendi üstlerine alındıkları ölçüde ve konularda bu huylarını tıraşlamaya çalışabilirler. Ama bu işten rant sağladıkları için bunu ne ölçüde başarabilirler bilemiyorum. Erdoğan'ı memnun etme düşüncesinde olmayanlar ise yaptıklarına devam edeceklerdir.

GÖZLEM – Kuzey Irak’ta Barzani referandumu ile ilgili gelişmeler Türk görüşünün aleyhine olarak adım adım ilerliyor. Barzani ısrar ediyor ve Türkiye mesela Almanya’ya gösterdiği tepkiyi göstermiyor, yoksa gösteremiyor mu, görüşünüz?..

KIŞLALI – Türkiye, İran ile işbirliği halinde Irak'ı tekrar uyardı. Erdoğan'ın bölgeye yönelik son açıklamaları da tepkili. Amerika da, ne kadar samimi olduğu belli olmamakla birlikte "Bunu bu zamanda yapmayın" dedi. Barzani, referandumu, bir pazarlık payı olarak kullanıp yapmazsa, Türkiye kârlı çıkar. Her şeye rağmen yaparsa, Türkiye zor durumda kalır. İran ile beraber daha sert tedbirlere başvurabilir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Hükümetten gelen “pembe” açıklamalarla giderek artan ve büyüyen sorunların çözülemeyeceğini belirten uzmanlar, “Gecikilmemeli” diyorlar. İşte görüşleri.

GÖZLEM, konuyu masaya yatırdı ve uzmanlara sordu. Yanıtlar, AKP ve MHP için “yapılmakta olan kamuoyu araştırmalardaki oy oranlarına uygun” oldu

Duayen gazeteci M. Ali Kışlalı, GÖZLEM’in, Türkiye’nin gündemindeki iç ve dış olaylarla ilgili sorularını cevapladı. Özellikle MHP ve Bahçeli hakkındaki analizleri alt...

Yerli otomobil üretecek fabrikanın İzmir’de kurulması için başlatılan girişim, kent genelinde büyük destek gördü. Siemens’in kuracağı rüzgar tribünleri fabrikasın da İ...

GÖZLEM, 80 milyonu “doğrudan” ilgilendiren bu konu ile ilgili olarak “Neden” ve “Ne yapılmalı” sorusunu uzmanlara sordu. İşte Prof. Dr. Muzaffer Demirci’nin, Prof. Dr....

GÖZLEM, “Anayasaya aykırılık ve suç duyurusu” iddialarını masaya yatırdı, işte uzman görüşleri…